Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

IŞIL CİNMEN
HABERTURK.COM
icinmen@haberturk.com


Daha geçenlerde Öcalan “terörist,” İsrail “en kötü arkadaşımız,” KCK’lılar “en suçlu”ydu. Bir anda ne oldu da hepsi değişti? Soli Özel 10 soruda Türkiye ve Ortadoğu’da neler olduğunu anlattı.

1
İsrail neden şimdi özür diledi?

İsrail zaten iki kez özür dileme aşamasına gelmişti. Netanyahu, Mavi Marmara sırasında Dışişleri Bakanı olan Lieberman’dan ürktüğü için son anda imzalamaktan vazgeçmişti. Ne var ki 2011 Haziranından sonra Türkiye, bir bakıma işi yokuşa sürmek anlamına da gelecek Gazze’de ambargonun kalkması şartını da ekledi. Özrün bugün gelmesinde kanımca şu noktaların önemi var:

Suriye’nin iyice karışması,
İsrail’de yeni bir hükümet kurulması,
Türkiye ile ilişkilerin kopuk olmasının getirdiği boşluk ve zarar,
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bu işi bitirmeye kararlı olması.

Zaten İsrail halkı da özre karşı sert bir tepki vermedi. Kamuoyu oluşturanların çoğu, bu kopukluğun bir an önce bitmesi gerektiğine İsrail’in bu durumdan çok zarar gördüğüne inanıyorlardı.

“İsrail ve Türkiye’nin arası düzeldiğinde, Suriye, Hizbullah, Irak ve İran bunu ciddiye alır”

2ABD, neden İsrail ve Türkiye’nin barışmasını istiyor?

ABD, Ortadoğu’da yaslanabileceği iki yakın müttefikinin ilişkilerinin bozuk olmasını kendi çıkarlarına da aykırı görüyor olmalı. Ayrıca Suriye ve Irak’ta “bir şeyler” olacaksa bu ikilinin stratejik işbirliğinin yeniden kurulması önemli bir sabit parametre oluşturur. Kuşku yok ki İsrail ve Türkiye’nin arası düzeldiğinde, Suriye, Hizbullah, Irak ve İran bunu ciddiye almak zorundadır. Bu da Washington’un İran’ı sıkıştırma politikasına uyar.

“Monşer’lerin ona sunduğu anlamlı bir çözüm”

3 Netanyahu’nun özrü, Erdoğan’ın siyasi bir başarısı mı yoksa büyük oranda Suriye’nin durumu ve bölgesel konjonktürün değişimiyle mi ilgili?

Diğer faktörlere rağmen yine de bu, Başbakan’ın siyasi bir başarısıdır, çok küçümsediği ‘Monşer’lerin ona sunduğu anlamlı bir çözümdür, Obama’nın da armağanıdır.

4 Özürden sonra Suriye bombalandı. Bu ne demek oluyor?

Bu sansasyonel bir başlık ve abartılı bir yaklaşım. Golan tepelerinden İsrail’e ateş açılmış İsrail de cevap vermiş. Türkiye de benzer şeyler yapmıyor mu ya da en azından yapacağını söylemiyor mu?

5 Peki İsrail ve Türkiye’nin, Suriye üzerinde nasıl bir ortak çıkarı olacak ya da olacak mı?

Ortak çıkar Suriye’nin darmadağın olmaması, bir devlet otoritesinin kurulabilmesi ve Cihatçıların iktidara gelmemesidir. Suriye’nin İran güdümünde olmamasında, her ikisinin de çıkarı var. İsrail açısından, Türkiye’nin etkili olduğu bir Suriye rejimi tercih edilir bir seçenek.

“Hayat sonunda herkesi yola getiriyor”

6 Açılım konusuna gelelim. Başına "terörist" eklemeden Abdullah Öcalan’dan bahsetmenin mümkün olmadığı günlerden, Kürt siyasi hareketinin lideri olarak mektubunun özgürce okunduğu günlere geldik. Ne değişti?

Hayat sonunda herkesi yola getiriyor. Türkiye PKK’yı ezmek için elinden geleni yaptı. Ne silahlı güçleri tam anlamıyla alt edebildi, ne de buna hayat veren siyasi hareketi binlerce KCK’lıyı hapse atmasına rağmen soluksuz bırakabildi. PKK’nın da artık bu çatışmayla elde edebileceği bir sonuç yok. Gerçi Murat Karayılan’ın Hasan Cemal’e söylediklerine bakarsanız pekâlâ İran, Irak ve Suriye desteğiyle daha bir süre eylemlere devam edebileceklerine ve mevzilerini tutabileceklerine inandıkları ortaya çıkıyor. Bu noktada Öcalan’ın tarihsel ve kişisel ağırlığı, meseleyi böylesine radikal bir şekilde farklı bir çerçeveye oturtabilmesine imkân sağladı.

“Suriye’de özerk Kürt bölgesi kurulması ihtimali güçlendi”

7 Suriye’de özerk bir Kürt bölgesi kurulma ihtimali var mı?

Evet, Suriye’de de Irak’tan sonra, üstelik de PKK’ya yakın grupların güçlü olduğu bir olası özerk Kürt bölgesi ihtimali güçlendi. Fiilen Irak’ta Kürdistan var. Suriye’de de bunun bir benzeri olabilir. PYD (Demokratik Birlik Partisi -Suriye) başa dert olacaksa, PKK ile işleri bitirmek akıl karı olur. Bunun yanı sıra Türkiye’nin bu denli avantajlı şartlar yakaladığı, ABD’nin desteğini arkasına aldığı bir dönemde, İran’a ya da Suriye’ye kendi zaafından yararlanma imkânı vermesi de akıllıca olmazdı. PKK ile savaşın bitmesi ve Kürt meselesinin çözümüne yönelik adımların atılması, bu nedenlerle bir zorunluluk haline gelmişti. Bunlara önümüzdeki dönemde bir referandum, bir yerel seçim ve bir de cumhurbaşkanlığı seçimi yaşayacağımız gerçeğini ekleyebilirsiniz.

“Arap dünyasının hâkim olduğu bu coğrafyada Kürtler doğal müttefik olacak”

8 Kürt sorunundaki politika değişiminin ne kadarı Kürt hareketinin verdiği mücadeleye bağlı, ne kadarı uluslar arası konjonktürün değişmesiyle alakalı?

90 yıl önceki düzende Kürtler çok geniş bir halk topluluğu olarak istediklerini alamadılar ve ulusal talepleri cevapsız kaldı. 2003 Irak Savaşı’ndan sonra artık bunun böyle devam etmesi mümkün değildi. Nasıl Şiiler ezilen olmaktan çıkıp iktidar haline geldilerse, Kürtler de iktidar sahibi olarak ön plana çıktılar ve bundan sonra da bu durumdan geriye gitmeleri kolay olmaz. Türkiye, nihayet bu gerçeği tanıdı. Ekonomik çıkarların kuşkusuz bunda bir payı oldu. Ama bunun da ötesinde Türkiye, Kürtlerle stratejik olarak çok yakın iş birliği içinde olacağını, Arap dünyasının hâkim olduğu bu coğrafyada Kürtlerin bir bakıma doğal müttefik olacağını anladı. Öcalan’ın mektubu da benim görüşüme göre benzer bir değerlendirmeden yola çıkıyor.

“Toprak bütünlüğünü korumanın anahtarı hak ve özgürlüklerdir”
9
Kürtlerin hak ve özgürlükleri Anayasal güvence altına alınacak mı?

Kürtler bir ülkede fiilen bağımsız, bir diğerinde bugüne dek sahip olmadıkları haklara sahip olacaklar. Bu durumda Türkiye’deki Kürtlerin 21’inci yüzyıla uygun hak ve özgürlüklere anayasal kurumsallaşma içinde sahip olmaması herhalde düşünülemez. Bu, toprak bütünlüğünü korumanın da anahtarıdır.

1990-91 körfez savasından beri fiilen altı oyulan Ortadoğu’da, İngiliz ve Fransızların, aralarındaki Sykes-Picot Anlaşması’na uygun olarak inşa ettikleri Ortadoğu düzeni yıkılıyor.

(Işıl’dan bilmeyenlere not: Sykes-Picot Anlaşması, I. Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Türkiye'nin Ortadoğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli bir anlaşmaydı. Rusya'nın onayı ile imzalanmıştı. 1917 devriminden sonra Lenin gizli olan bu anlaşmayı dünyaya açıklamıştı)


Ortaya yeni bir düzen çıkacak. Bu düzende sınırlar aynı mı kalır, devlet düzeni nasıl olur, ulusal kimlikle alt kimlikler arasında ne tur ilişki kurulacaktır gibi sorulara cevap bulmak gerekecek.

“İşler yolunda gitmezse Suriye, etnik ve mezhepsel temizlikten geçmiş felaket bir yer olur”

10 Muhtemel 2023 Türkiye’sini düşünelim.

Anadilde eğitim kabul edilmiş mi?

Herhalde.

Başkanlık sistemi var mı?

İşler yolunda giderse Başkanlık, hele Türk usulü Başkanlık, olmaz. Sadece Güneydoğu değil Türkiye’nin diğer bölgeleri de, âdemi merkeziyetçi bir yapı içinde yerel kararları alabilecekleri, kendilerini yönetmede gerekli araçları kullanabilecekleri bir çerçeveye kavuşur.

İsrail’le durum nedir?

İsrail ile durum İsrail’in kendi geleceğinin ne olacağına bağlı. Filistinlilerin topraklarını gasp etmeye devam eden bir İsrail’in kendi gelecek kimliği sorgulanacaktır. Türkiye ise Filistinlilerin bu şekilde, yani apartheid türü bir rejimde, ezilmelerine sessiz kalmayacaktır.

Suriye’ye ne olmuş?

Merkezi çok zayıf,  kuzeyi Türkiye ekonomisine eklemlenmiş, işler yolunda giderse hala çoğulcu etnik ve dinsel/mezhepsel yapıyı muhafaza eder. Ama eğer gitmezse etnik ve mezhepsel temizlikten geçmiş felaket bir yer olur.