İlginç bir maç izledik. Trabzonspor sahasında kazanmak istiyordu. Avrupa Kupası’nda neredeyse takımın tamamını oynatmadı Ünal Karaman. Galatasaray karşısına daha diri ve dirençli çıkmak amacındaydı…

Karşılaşma süresince yağan yağmur, sahanın ağırlaşmasına neden oldu. Dolayısıyla oyuncuların ritmini de bozdu. Top kontrolü zorlaştı doğal olarak. Özellikle ev sahibi Trabzonspor bu durumdan daha çok etkilendi. Çok fazla top kayıpları yaptılar. Son vuruşların kötü olmasında da havanın ve zeminin etkisi vardı…

Tüm bunlar bir yana, karşılaşmanın sonucunu belirleyen en önemli hareketler orta hakem Ali Palabıyık’tan geldi…

HAKEMİN HATALI KARARLARI VARDI

Galatasaraylı oyuncu Ömer’in Pereira’ya attığı tokatın cezası kırmızı kart olmalıydı. Palabıyık kırmızıyı gösterse, sarı-kırmızılılar 10 kişi kalırdı ilk yarıda…

Maçın sonlarına doğru Emre Mor’un ceza sahası içerisinde düşürülmesi penaltıydı. Palabıyık, ayağa yapılan darbeyi görmedi…

Bir başka pozisyon ise, Yusuf’u engelleyen, geçmesine izin vermeyen Marcao’nun hareketi sarı kartlıktı. Orta hakem bu pozisyona devam dedi…

Buna benzer birkaç pozisyonda Trabzonspor lehine verilmesi gereken faullerde kararsız kaldı. Yardımcıları da Palabıyık’ı uyarma gereği duymadı…

Karşılaşmanın skorunu belirleyen bir başka isim ise kaleci Muslera oldu. Yediği golde hatalıydı. Daha önce çıkıp, yumruklayabileceği bir pozisyonda geç kalınca, topu ağlarda gördü. Yeteneği, kaleciliği tartışılmaz bir kaleci en büyük hatalarından birisini yaptı. Buna karşın, karşı karşıya kaldığı Sörloth’un şutunu kurtarması adına yakışır bir hareketti. Bu anlamda sonucu belirleyen bir başka isim oldu…

Maça gelince, ilk yarı her iki takımda savunma güvenliğine önem verdi. Hata yapmak istemediler. Daha dikkatli ve disiplinliydiler. Oyun bir anlamda sıkıştı. Pozisyon üretme her iki takım adına gerçekleşmedi. Karşılıklı net birer gol pozisyonu vardı. Mücadele ve tempo vasatın altındaydı. Olabildiğince kontrollü bir oyun vardı sahada. Üstelik oyuncuların fizik gücü çok düşüktü…

GALATASARAY İKİNCİ YARI DAHA ETKİNDİ

Gelelim ikinci yarıya... 51. dakikada gelen gol, oyunun seyrini değiştirdi. Trabzonspor, duran bir topla golü kazanınca psikolojik olarak koruma içgüdüsü ile geriye yaslandı. Oyuna ağırlığını koyan Galatasaray, baskı kurdu. Top daha çok ev sahibi takımın ceza sahası önünde oynandı…

Fatih Terim, kazanma adına yapacağı tüm hamleleri denedi. İlk yarı kötü oynayan Feghouli ie sakatlık yaşayan Lemina’yı oyundan aldı. Seri ve Jimmy’nin daha sonra da Emre Mor’un oyuna girmesiyle birlikte, kazanmayı daha çok isteyen bir takım izledik. Terim’in en önemli hamlelerinden biri ise Donk’u son 25 dakika forvete almasıydı. Terim hoca, tüm riskleri göze alırken, ikinci üçüncü golü yese de galibiyeti isteyen bir enerjiyi ve kazanma bilincini oyuncularına aşıladı…

İlk yarıya göre, daha tempolu, bol pozisyonlu ve mücadelesi yüksek bir ikinci yarı oyunun heyecanlı geçmesine de neden oldu…

SOSA SAHANIN EN İYİ OYUNCUSUYDU

Trabzonspor, berabere bitirdiği maçı rahat kazanabilirdi. Yakaladığı pozisyonları öyle kötü harcadı ki, ancak alt liglerde yapılacak hatalar izledik. Savunma arkasına çok iyi atılan topları inanılmaz derecede kötü kullandılar. Son vuruşlar berbattı. Atağa çıkarken yapılan basit pas hataları acemiceydi…

Bunun yanı sıra, karşılaşmanın bir yıldızı vardı. Yaşının ilerlemesine, saha koşullarının zorluğuna karşın ayakta kalan, yaptığı mücadeleyi iyi oyunu ile süsleyen Sosa sahanın en iyisiydi. Gol ortası dışında, harika paslar verdi. Tek başına orta sahayı kontrol etti. Galatasaray’a kafa tuttu. Trabzon’un saha içi liderliğini hakkıyla yerine getiriyor.