Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Tam da bu haber için araştırmalarımı yaparken elimde bir iddaa ekiyle dolanıyorum. Tanımadığım biri yanıma yanaşıp “İddaa mı o? Güzel maçlar var mı?” diyor. Bir fikrim yok. “Bilmiyorum” diyebiliyorum sadece. Bir de iddaa eki hazırlayanlara gelen soruları düşünün! Eş, dost, tanıdık, tanımadık herkes onlardan tüyo istiyor, onların kaleminden çıkan bir tahmine göre kararını değiştiriyor, kuponuna maç ekliyor... Peki iddaa eki yazarları nasıl hazırlanıyor? İyi bir iddaa yazarı olmanın sırrı nedir? HT Pazar'dan Mete Aker'in haberi...

Hemen hepsi aynı yanıtı veriyor: “Sporu ve futbolu çok sevmeniz gerekiyor. Sevdiğiniz kadar takip de edeceksiniz...” Konu yazarların haftada kaç maç izlediğine geliyor. Habertürk Gazetesi İddaa Ekleri Yayın Yönetmeni Ozan German şöyle yanıtlıyor: “Hafta sonu 5 maç seyrediyoruz. Bazen bu 5 maçı aynı anda açıp izliyoruz. Haftada minimum 10 maçı, 90 dakika seyrediyoruz. Onun dışında da özellikle takip ettiğimiz liglerin geniş özetlerini izliyoruz...” İlker Yılmaz, German’ın sözlerini şöyle devam ettiriyor: “Cumartesi ve pazar akşamları sadece maç takip etmekle geçiyor. İlk yarıda nasıl bir futbol olmuş, kaç şut atılmış gibi istatistiklere bakarak da maçları takip ediyoruz.”

‘ESKİDEN GÜÇSÜZ TAKIM DESTEKLENİRDİ’

“Müsabakalara sadece bahis gözüyle mi bakıyorlar?” sorusu kafamı kurcalıyor. Bu maçtan maça değişiyormuş aslında. German sorumu yanıtlıyor: “Bahis oynadığınız maça, maç gözüyle bakamıyorsunuz; tahmininizin gelmesini bekliyorsunuz...” Ve ekliyor: “Ancak en keyiflisi de o maçın tuttuğu dakikalar!” Yılmaz ise meselenin kalbini yakalıyor: “Eskiden insanlar güçsüz takımı destekliyordu, artık bahis oynadığı takımın kazanmasını istiyor...” 

İnsanların kararlarını etkileyen bir meslek yapıyorlar elbette. Bu stresli bir iş. German, “Spor yorumcuları maçtan sonra gördüğü şeye yorum yapıyor, biz maçtan önce olabilecekler üzerine tahminler yapıyoruz” diyor. Özdal ise insanların buna para yatırdığını, bunun da kendisini strese soktuğunu itiraf ediyor ve ekliyor: “Kendi oynadığım kupondan daha fazla başkalarınınkini yaşıyorum...” “Acaba ne kadar kazandırıyorlar?” sorusu aklınıza gelebilir. Bunun istatistiğini tutmak pek mümkün değil ama tutabilenler de var: Nesine. com’da editörlük yapan Özdal, “5 senede 996 bin TL kazandırmış durumdayım” diyerek mutluluğunu açıklıyor.

9 bin milyar TL Geçen sezonun iddaa cirosu. Yarısı ikramiye; kalan yarısı bayilere, devlete ve kulüplere dağılmış.

‘Her maçı bilsek evde otururduk’

İstatistiklerle tek tek ilgilenen, bültenleri hazırlayan yazarlar haliyle bahis de oynuyor. German, “Bu işin içinde olup da oynamamak zor. Yüzde 90’ı oynuyordur” diyor. İlker Yılmaz ise heyecanla, “Hafta sonları 4-5 kupon yaparım. Haftada en fazla 15’e yakın kupon... En büyük referansım kendi iddaa bültenim” diyor. Peki eş dost ne diyor bu işe? Dört yazar da yeni tanıştıkları insanların “Kupon yok mu?” diye söze girdiğini anlatıyor. Kerim Can Özdal’ın durumu ise daha fena! “Yeri geldi 80 yaşındaki dedem bile 20 lira verdi, ‘Bununla oyna, kazanırsan bana verirsin’ dedi. Hatta teyzelerim, arkadaşlarım, ‘Kerim ne zaman bizi kurtaracaksın?’ diyorlar...” Ancak terzi kendi söküğünü dikemiyor işte... Mesleğin klişesi o cümle Berkan Demirşen’den geliyor: “Öyle her maçı bilsek zaten bu işi bırakıp evde otururduk...” Hepsinin beğendiği lig farklı... German, beğenilerinin sezon sezon değiştiğini söylerken Yılmaz, meseleyi detaylandırıyor; İngiltere ikinci ligi Championship’te topun sürekli havadan oynanmasından dolayı izlemesinin zor olduğundan yakınıyor.

Ozan German:

“Avusturya 2’nci ligini yakından takip ediyordum. Bir deplasman takımının sürpriz galibiyetini tahmin etmiştim. Oranı 3.30’du. Ben de maçı seyredememiştim. Sabah ilk işim mail’ime bakmak oldu. Bir küfür mail’i geldi. Dakika 75 ekran görüntüsü almış ev sahibi gol atmış 1-0 önde. ‘Senin vereceğin bahise...’ yazmış. Bir maça bakayım dedim, 75’ten sonra benim dediğim takım 3 gol atmış ve 3-1 kazanmış...”

Kerim Can Özdal:

“Evleneceğim, beyaz eşyam yok. Yardımcı olur musun?’ diyorlar. ‘Abi manken olmak istiyorum’ diyen bile oldu. ‘30 bin lira borcum var’; ‘15 liram var, nasıl 30 bin lira yapabiliriz?’ diye garip istekler geliyor. Bu mucizeyle eşdeğer. ‘Gidin sayısal oynayın daha çok şansınız olur’ diye yönlendiriyorum...”

Berkan Demirşen:

“10 hafta gol yememiş bir takım, ertesi hafta 6 gol birden yiyebiliyor. Bu işin bir garantisi yok. Bazen verdiğimiz tahminlerin çok aksi durumlara düşebiliyoruz.”