Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

İncebağırsakların bir bölümünün herhangi bir nedenle alınması ve kalan kısmın, kişinin beslenme ve yaşamını sürdürmesi için yeterli olamaması anlamına gelen ‘kısa bağırsak sendromu’, incebağırsağın yüzde 60-70’lik kısmının kaybıyla ortaya çıkıyor.

Gazete Habertürk'ten Ceyda Erenoğlu'nun haberien göre; genellikle geç belirti veren ve şikâyete yol açmayan sorun, sinsi bir ilerleyişle hastayı beslenemez hale getirebiliyor. Bu sorunda bağırsak duvarında ‘fibrois’ adı verilen ve işlevsel olmayan bir doku gelişiyor. Bu doku, bağırsağın normal fonksiyonun ortadan kalkıp ‘emilim’ denilen hayati fonksiyonların yerine getirilememesine yol açabiliyor.

BAĞIRSAK TIKANIKLIĞI TABLOSU

Bu yavaş gelişen süreçte, hasta bir süre sonra yiyip içemez hatta yediklerini kusar hale geldiği için doktora baş- vuruyor. Hastaların içinde bulunduğu bu durum, ‘bağırsak tıkanıklığı tablosu’ olarak adlandırılıyor. Çözümün, bağırsağın boyunun cerrahiyle uzatılması ve akordeon görünümü verilerek sağlıklı yaşamayı sağlayacak boyuta getirilebilmesi olduğu belirtiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Okan Erdoğan, kısa bağırsak sendromunun nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler veriyor.

EN ÖNEMLİ NEDENİ DAMAR SERTLİĞİ

Damar sertliği sorununun, yalnızca kalp damarlarını etkileyen ve kişiyi, stent ya da by-pass cerrahisine götüren bir süreç olmadığının bilinmesi gerekiyor. Erişkin dönemde ortaya çıkan damar sertliğinin, kısa bağırsak sendromunun da en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekiliyor. Bu durum vücutta her organı yaşamsal boyutta etkileyebilen bir sorun olarak görülüyor. Daha çok kalp hastalıklarına zemin hazırladığı düşünülse de organları besleyen damarlarda herhangi bir nedenle ortaya çıkan tıkanmalar, yaşamı tehdit edebiliyor. İleri yaşa bağlı olarak bağırsağı besleyen atardamarların bir nedenle tıkanması da bağırsağın canlılığının ortadan kalkmasına ve bir bölümünde ciddi fonksiyon kayıpları oluşmasına yol açabiliyor.

CROHN HASTALARI DA RİSK ALTINDA

Kısa bağırsak sendromunun ikinci önemli nedeniyse Crohn hastalığı olarak görülüyor. Hastalık, bağırsaklarda oluşturduğu hasar nedeniyle tekrarlayan cerrahiler gerektirebiliyor ve bu tür durumlarda zamanla kısa bağırsak sendromu gelişebiliyor. Son yıllarda kısa bağırsak sendromuna zemin hazırladığı düşünülen radyoterapinin (tümör hastalarının karın bölgesine ışın tedavisi uygulaması sonrası) uzun dönemde bağırsakları olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Bu durumda, işlevsiz kalan incebağırsakların bir bölümünün çıkarılması gerekebiliyor. Bu sorunun oluşmamasına yönelik tedavi stratejileri, günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte odaksal olarak planlanıyor. 

Ender görülen nedenler arasında tekrarlayan ameliyatlar da yer alıyor. Bağırsak bölgesindeki yaralanmalar ve travmalar gibi bağırsağın bir bölümünün alınmasını gerektiren durumlarda da kısa bağırsak oluşabiliyor.

BİLİNEN BAŞLICA NEDENLERİ

Bu ameliyatların kapsamına, karın içini kaplayan tümörler de giriyor. Bağırsak ya da farklı organlardan yayılan tümörler çıkarılırken, bağırsak kayıpları yaşanabiliyor. Travmalar, bağırsak dönmesi, çocuklukta doğumsal anomaliler ve çölyak hastalığı da kısa bağırsak sendromunun bilinen nedenleri arasında yer alıyor.

APANDİSİT CERRAHİSİ SONRASINDA GELİŞEBİLİYOR

Kısa bağırsak sendromunun yaşlılık döneminde ortaya çıkmasındaki en önemli neden damar problemleri olarak görülüyor. Bu da kendini ya kalpte ya da başka bir damardaki pıhtının kopup incebağırsağı besleyen damarı tıkaması veya o bağırsağı besleyen damarın kendi içindeki tıkanıklığı (ana atardamarın yavaş yavaş tıkanması) olarak gösteriyor.

İleri yaş hastalarında çok sık görülen bu duruma özellikle 50 yaş sonrası kanser tedavileri ile radyasyona bağlı problemler de eşlik ediyor. Crohn, travma ya da karın bölgesindeki bir organın cerrahisinden kaynaklı nedenlereyse daha çok gençlerde rastlanıyor. Örneğin bir apandisit cerrahisi sonrası o bölgede gelişebilecek bir komplikasyon, ameliyatların tekrarına ve bağırsak kısalmasına zemin hazırlayabiliyor.

EN BELİRGİN ŞİKAYET KARIN AĞRISI

Hastalığın genellikle karın ağrısı şikâyetiyle ortaya çıktığı ve hastaların doktora en çok bu nedenle başvurdukları belirtiliyor. Karın ağrısı, normalde apandisit, ülser veya safrakesesi iltihabı gibi durumlarda görülen ağrılardan çok daha şiddetli oluyor. Hastanın incebağırsak sorunu bakımından da değerlendirilmesi gerekiyor.

SU VE ELEKTROLİT KAYBI OLUŞUYOR

Sindirim sisteminin en önemli organlarından biri olan incebağırsaklar, besinlerin sindirim ve emilimi, su ve tuzun vücut tarafından emilmesi, yağların kimyasal açıdan öncelikli olarak sindirimi gibi yaşamsal görevler gerçekleştiriyor. Bu, hayati organların çalışma mekanizmalarının bozulması yani incebağırsağın bir bölümünün, herhangi bir nedenle devre dışı kalması, bağırsak hareketlerinde düzensizlik (ishal ve kabızlık), vücuda gerekli olan vitamin ve minerallerin emiliminde bozukluklar, su ve elektrolit kaybı gibi yaşamı tehdit eden belirtilere yol açıyor.

HASTALAR AĞIZDAN BESLENEMİYOR

Kısa bağırsak sendromu olan hastalar, hastane ve tedaviye bağımlı hasta grubu olarak tanımlanıyor. Ağızdan beslenmeleri, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için yeterli olmuyor ve tedavi imkânları olmayan bu kişilere ömür boyu cerrahi müdahale gerekiyor. Bu hasta grubu bir süre sonra karaciğer yetmezliği sorunuyla karşı karşıya kalıp aynı zamanda ağızdan beslenmeye takviye olarak damardan da besin almaları gerektiği için enfeksiyon riski yaşıyor. Bu hastalar için 2 tedavi seçeneğinden ilkinin bağırsak nakli, diğerinin de bağırsak uzatma ameliyatları olduğu belirtiliyor. Kişi, kendi bağırsağı kullanılarak uygulanan bu cerrahiler sayesinde, yaşamını konforlu bir şekilde devam ettirebiliyor. 

YARIN: 8-10 saatte müdahale edilmezse bağırsakta kangren riski oluyor.