Irak: Öldürmek için sebep çok
İhsan Bal yazdı...
Irak’ın işgalinin üzerinden geçen yedi sene içerisinde ölü sayısı -farklı kuruluşlara göre değişmekle birlikte- yüz binleri buluyor; yaralılar ve göçe zorlananlar ise milyonlarla ifade ediliyor. Irak’ta geçen sene şiddet oranlarında göreli bir düşüş yaşansa bile durum hiç de parlak gözükmüyor. Devlet inşası süreci başarısız olduğu için ortada çok ciddi güvenlik boşlukları bulunuyor. Tüm bunların yanında Amerika’nın Irak’tan çekilecek olması, gelecekte yeni istikrarsızlıkların doğması bakımından bir başka sorunu oluşturuyor. 2003’te diktatör Saddam Hüseyin’i deviren Amerikan güçleri, bunca yıla rağmen Irak’ın yeniden inşasında ciddi bir yol kat edemedi. Bırakınız istikrarın sağlanmasını, Iraklılar neredeyse Saddam Hüseyin’i arar hale geldiler. ‘Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak’ tabiri, Irak halkının bugünkü trajik durumu için icat edilmiş olsa gerek.
Bugün Irak’ın kuzeyinde Kürtler, güneyinde Şiiler, orta ve batı bölgesinde Sünniler ve ek olarak Baasçılar olmak üzere herkes sonuca bilek güreşi ile ulaşabileceğini düşünüyor. Kürt bölgesi istisna tutulursa Irak’ın her tarafı büyük sıkıntılar içerisinde. Herkesin öldürmek için bir nedeninin olduğu Irak, Moğol istilasından bu yana belki de en kötü dönemini yaşıyor.
Kanaatimce Iraklılar açısından olumlu bir gelecek kurabilmenin yolu, zihinsel bir değişimden geçmektedir. Gerek Irak içinden gerekse Irak dışından ülkeye pompalanan her sorunu silahla çözme anlayışı yerine yaşama ve yaşatma endeksli bir projenin hayata geçirilmesi çok büyük önem taşımaktadır.
Irak’ın Yeniden İmarı: Kilit Ülke Türkiye
Peki, öldürmek için gerekçe üretmenin bu kadar kolay olduğu bir ülkede yaşatma kültürü nasıl hayata geçirilebilir? Bunun yöntemi halkın birbirini öldürmekten yorgun düşmesi ve mevcut çözüm paradigmasının anlamsız olduğunun ülkede hâkim kanaat haline gelmesidir. Savaşlardan yorulan Irak toplumu, yaşatma merkezli projelere odaklanabilir. Bu tarz projelerin hayata geçirilebilmesi için bir dış etkinin ve yardımın ateşleyici olması son derece önemlidir. Irak halkının beklediği bu yaşatma projesini hayata geçirebilecek ülkeler arasında Türkiye de bulunmaktadır. Onun içindir ki Türkiye, Irak’taki yatırımlarını yumuşak gücüne bağlı olarak bütün alanlara yaymıştır. Alt yapı, sağlık, eğitim, tarım ve sulama gibi birçok alanda Irak ile işbirliğine gidilmiştir. Dikkat edilirse son yıllarda Irak konusu gündeme geldiğinde uluslararası analizciler, Irak Savaşı’nın kazananları arasında en başta Türkiye’yi göstermektedir. Bunun sırrı, Türkiye’nin Irak’taki iç çatışmalarda taraf olmaması ve ülkeye bir mantar tabancası dahi sokmamasıdır. Türkiye, Irak’taki tüm tarafların desteğini alan ve hepsiyle de iletişim kurabilen bir ülke konumundadır.
En Büyük Sorun PKK Terör Örgütü
Türkiye’nin katkılarını sınırlayan ve Irak’ın geleceği açısından en büyük risk oluşturan unsur ise, PKK terör örgütünün bu ülkedeki varlığıdır. Bugüne kadar görece istikrarlı bir bölge olarak tanımlanan kuzeydeki Kürt bölgesi, eğer PKK tasfiye edilemezse bundan sonraki süreçte ayrıcalığını koruyamayacaktır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin PKK ile ilişkilerinde dürüst olmayan tutumunun Türkiye tarafından fark edilmediğini düşünmesidir. Hâlbuki Türkiye, her şeyin farkında olmakla birlikte sabırlı davranmaktadır. Irak alevini söndürebilecek güçteki Ankara, yapıcı rolü oynayamaz ise kuşkusuz Kürt yönetimi de bu alevlerin arasında kalacaktır. Irak Bölgesel Yönetimi’nin Washington’dan ümit ettiklerinin önemli bir kısmının Ankara’da olduğunu fark etmesi gerekmektedir. Son tahlilde, şiddetin Orta Doğu’nun kaderi olmaktan çıkması gerektiğine inanan Türkiye’nin bu yeni vizyonundan en fazla çıkarı olanlar, çatışmadan en fazla zarar görenlerdir. Bunların içerisinde kuşkusuz Kürtler de bulunmaktadır.