"Kadınlara özgürlük yakışır" mottosuyla motosikletiyle dünyanın çatısı olarak adlandırılan Khardung La tepesine giden Asil Özbay, 15 bin 200 kilometrelik, 60 günlük zorlu yolculuğun ardından Türkiye'ye döndü.

AA'nın haberine göre kadınlar için daha özgür bir dünya hayaliyle 17 yıldır motosikletiyle Türkiye'yi ve dünyayı dolaşan Özbay bu yılki rotasında dünyanın kara yoluyla ulaşılabilen en yüksek zirvesi olarak bilinen 5 bin 359 metre rakımlı Khardung La tepesine gitmeye karar verdi.

Gedik Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi olan Özbay, üniversitenin tatil olmasının ardından çıktığı yolda iki ay süren zorlu rotaların ardından hedefine ulaştı.

Güzergahı üzerinde İran, Pakistan, Hindistan ve Nepal'de onlarca yerleşim biriminde yerel halkın evinde konaklayan Özbay, gittiği yerlere hem hem mesajını götürdü hem de ülkeler ve toplumlar arası dostluk bağının bir temsilcisi oldu.

Özbay, binlerce kilometrelik yolculukta yaşadıklarını ve hedeflerini AA muhabirine anlattı.

"BİR KADIN İSTERSE HER ŞEYİ BAŞARABİLECEĞİNE İNANIYORUM"

Özbay, 17 yıldır motosikletiyle yaptığı yolculukların hem bireysel hem de toplumsal hedeflerinin olduğunu söyledi.

Yeni yerleri keşfetmenin yeni dünyalar açtığını belirten Özbay, " Keşfetmeyi, farklı kültürleri, inançları, iklimleri deneyimlemeyi seviyorum. Fakat bunun yanında seyahatlerimin toplumsal bir yanı da var. Bir kadının isterse neleri başarabileceğini göstermek istiyorum. Aslında özgür, bağımsız kendi başına istediği gibi seyahat edebilen bir kadın profilini ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Bir kadın isterse her şeyi başarabileceğine inanıyorum"dedi.

Daha önce bir kadın ceza infaz kurumunda kadın mahkumlara çeşitli eğitimler verdiğini ve burada "inandığın şey için cesaretle adım atmanın" hayattaki en önemli ilkelerden olduğunu anladığını ifade eden Özbay, dünyayı dolaşma fikrinin altında bu düşüncenin yattığını kaydetti.

"İRAN'DA KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSEDİYORUM"

Özbay, kadının özgürleşmesinde sembolik bir öneme sahip olarak gördüğü Kız Kulesi'nden yola çıktıktan sonra ülke dışındaki ilk durağının İran olduğunu söyledi.

İran'la ilgili çok sayıda ön yargı olduğunun ve İran'da bunların tam tersini yaşadığının altını çizen Özbay şunları kaydetti:

"Ben 18 yaşımdan beri dünyayı geziyorum. Kendimi en güvende ve evimde gibi hissettiğim ülkelerden birisi İran'dı. İnanılmaz kibar ve yardımseverler. Erkekleri çok kibar. Maalesef bazı ülkeleri medyadan ya da insanların dedikleri üzerinden tanıyoruz. İran'da kendimi kesinlikle çok iyi hissettim. İranlılar Türkiye'yi çok merak ediyor. İran'da hiç tanımadığım insanlar evine davet etti. Otelden daha çok orada yerel halkın evlerinde kaldım. Sürekli ikramda bulunuyorlar. Türklere çok benziyorlar. İran aç kalmadığım yerlerden birisi. Yemek kültürü de bize çok benziyor. "

Özbay, İran'ın ardından gittiği Pakistan'da ve Hindistan'da birtakım zorluklar yaşamasına rağmen çok iyi karşılandığını belirtti.

Pakistan'ın Belucistan Eyaleti'nde su ve benzin bulmakta zorlandığını anlatan Özbay, Pakistan, Hindistan ve Nepal'de yaşadıklarını şu sözlerle ifade etti:

"Pakistanlılar bizi seviyor. Medya çok güzel karşıladı. Bir kardeşlik hissi var. Türkiye'yi kardeş ülke olarak benimsemişler ve beni kendi kardeşleri gelmiş gibi ağırladılar. Pakistan da İran gibiydi ve herkes kapısını açıyor. Türklere karşı ayrıcı bir sempatileri var.Hindistan kültür olarak biraz farklı geldi. Acısız bir yemek istediğimde bile imkansız. 60 günlük yolculuğumda en çok zorlandığım yer Hindistan oldu açıkçası. Yemekler baharatlı ve acılı. En zorlu rotam ise Himalayalardı. Yol yok, bir tarafta şelaleler akarken bir tarafta uçurumlar var. Düştüm, ayağımı çatlattım, burktum, Muson yağmurlarında ıslandım. Ama kazandığım deneyimler bütün o zorlukları geride bıraktı. Yaşadığım tüm zorluklar bir anı olarak kaldı."

Özbay, yolculukta birçok farklı zorluk yaşadığının altını çizerek, "Mesajımı tüm kadınlara iletmek için çıktığım yolda dünyanın çatısına ulaştıktan sonra başlangıçtaki performansımı yavaş yavaş yitirmeye başlıyorum. Çünkü 60 gün her gün sürüyorsun. Artık boynun, omzun her tarafın ağrıyor. Lastiğin patlıyor, lastiği tamir etmek zorunda kalıyorsun. Zincir sıkıntıları oluyor. Birçok sorun yaşadım ama bir şekilde çözüm bulabiliyorsun. Kendim çözemesem bile birilerini bekliyorum. Örneğin Khardung La tepesine çıkarken bir yandan şelaleler akıyor, su var ve bir tarafta da uçurum var. Geçebilirim ama düşme riskim de var. Yarım saat bekleyip başka bir sürücünün geçmesini bekledim. En azından düşersem kaldırır diye düşündüm"diye konuştu.

Yolculuğunun her zaman planlandığı gibi gitmediğini, yolda rastladığı bir Fransız motosikletlinin rotasına dahil olduğunu anlatan Özbay, "Paris’ten Himalayalara uçakla gelmiş ve hayalindeki göle gitmek için motosiklet kiralamış. Bir anda ben de planımı değiştirdim ve ona eşlik edip birlikte onun hayalini gerçekleştirdik. Benim için de çok farklı bir deneyimdi. "ifadelerini kullandı.

"KIZ ÇOCUKLARINA İLHAM OLMAK YAPTIĞIM BÜTÜN YOLCULUKLARDAN DAHA DEĞERLİ"

Özbay, yıllardır devam eden motosiklet yolculuklarının en çok kız çocuklarına ilham olmasını istediğini vurguladı.

Yolculukların ardından tecrübelerini birçok platformda aktardığını kaydeden Özbay, "Bir kadın olarak deneyimlerimi paylaşmanın değerli olduğunu düşünüyorum. Küçük yaşlarda beni sosyal medyadan takip edenler öğrenciler var. Her yolculuk sonrasında ilköğretim okullarına gidip söyleşiler ve sunumlar yapıyorum. Oradaki kız çocuklarına ilham olmak yaptığım bütün yolculuklardan daha değerli. Benim için yolculuklarımın bu boyutu çok önemli. Tek başına dünyayı dolaşan bir kadın profilini ön plana çıkarmaya çalışıyorum. Asil Özbay olarak değil özgür bir kadının olarak var olmak benim için önemli" şeklinde konuştu.

Özbay, kadın olmanın tüm ülkelerde kendine has zorlukları olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece bizim ülkemizde kadın olmak zor gibi düşünülüyor ama ben şunu gözlemledim. Gittiğim her coğrafyada kadın olmanın farklı farklı zorlukları var. Özellikle bu tarz coğrafyalarda kız çocukları yetiştirilirken neleri yapabileceklerinden çok neleri yapamamaları gerektiğini öğrenerek büyüyor. Biz sınırlarımızı çizerek büyüyoruz. Mesela bir erkek çocuk daha çok bir şeyleri yapmak için cesaretlendirilir. 'Yaparsın, sen başarırsın' gibi sözleri duyarak büyürler. Kızlar, bizler maalesef bu şekilde büyümüyoruz. Bu yüzden bir kadın olarak sınırları aşmanın değerli olduğunu göstermeye çalışıyorum.

Her yolculuğumda farklı bir kıtaya sürerken Kız Kulesi‘nin önünden başlıyorum. Bu benim için şunu simgeliyor, bir kadının özgürleşmesini anlatıyor. Çünkü biz küçükken dinlediğimiz masallarda bir kadın figürü varsa eğer hep özel bir alanla sınırlandırılıyor. Rapunzel, Pamuk Prenses, Kül Kedisi hep özel bir alana aitmiş gibi. Kız Kulesi efsanesi de aynı şekilde. Üç farklı efsane var, üçünde de kadın bu kulede beklemek zorunda, korunmak zorunda. Ben de kendi efsanemi yazmak istedim."

"Kadınlara özgürlük yakışır" mesajını binlerce kilometrelik yolculuğun ardından dünyanın çatısına taşıdıktan sonra dönüş rotasına başladığını ve bir "mucizeyle" karşılaştığını ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Dönüş çok yorucu oluyor ve aynı coğrafyadan geçmek çok sıkıntılı olabiliyor. Bazen tek giriş veriyorlar. Türk Hava Yolları ve Turkish Kargo bana çok büyük destek oldular ve motorumun transferini Nepal’den İstanbul’a gerçekleştirdiler. Bu benim için inanılmaz rahatlatıcı oldu. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum. Bundan sonraki rotam ise Güney Amerika."