Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar Bilgi

Hem tıbbi hem de insani bakımdan kan vermek, hayat kurtarmaya vesile olan önemli bir davranıştır. Bu eylem esnasında oruçlunun vücudundan kan alınması, kasıtlı bir besin alımını ifade etmez. Niyet, kan yoluyla enerji kazanmak olmadığı gibi, vücuttan bir madde ayrılması söz konusudur. Oruçta temel prensip, kasıtlı bir yeme içme eylemi veya mideye gıda değeri olan herhangi bir maddenin ulaşmasıdır. Kan vermenin böyle bir amaca hizmet etmediği ortadadır. Ancak aşırı miktarda kan alımı, kişiyi yorgun düşürebilir ve iftara kadar vücudu zorlayabilir. Bu noktada, dinen sakınca değil, sağlıklı bir biçimde oruç tutabilme kapasitesi meselesi ön plana çıkar.

ORUÇLUYKEN KAN VERMEK

Oruç, kasıtlı olarak yeme içmeden uzak durma esasına dayanan bir ibadettir. Buna göre oruç, ancak beslenme veya cinsel ilişki gibi iradeye bağlı fiillerle bozulur. “Hacamat yapanın ve yaptıranın orucu bozulur.” hadis-i şerifi, ilk bakışta kan aldırma veya kan vermenin orucu bozacağı izlenimi verebilir. Fakat bu hadisi açıklayan diğer rivayetler ve Hazreti Peygamber’in (s.a.s.) bizzat oruçluyken hacamat yaptırdığına dair bilgiler, konunun farklı bir perspektifte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar. Öne çıkan yorum, bu hadisin “böyle bir fiil oruç bütünlüğü için risk teşkil eder, çünkü kişi zayıf düşüp yeme içme ihtiyacı duyabilir veya kanla temasta bir şey yutma tehlikesi vardır.” manasına geldiği yönündedir. Bu nedenle, kan vermek yahut hacamat yaptırmak fiili bizzat orucu bozmaz; ancak oruçluyu zayıf düşürerek ibadeti zorlaştırabilir. Diyanet de bu çerçevede görüş bildirerek, kan vermenin doğrudan orucu geçersiz kılan bir eylem olmadığını duyurur.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ