Nurseli İdiz, Nergis Kumbasar ve Kimya Gökçe Aytaç...
Yeni tiyatro sezonunda 'Etekler ve Pantolonlar' adlı oyunlarıyla İstanbul ve Anadolu'da sahneye çıkıyorlar.
Oyunun adından da anlaşılacağı üzere, sahneye 'kadın - erkek' merkezli bir hikâyeyi taşıyorlar.
Aldatılan bir kadının kocasından intikam almak için arkadaşından yardım istemesiyle gelişen olaylar...

Senaryosunu Mine Artu'nun yazdığı Serkan Budak'ın yönettiği 'Etekler ve Pantolonlar'ın yapımcısı Ali Temiz.
Profilo Kültür Merkezi'nde prova sonrasında röportaj yaptığımız Nurseli İdiz, Nergis Kumbasar ve Kimya Gökçe Aytaç, yeni oyunları için oldukça heyecanlı.
Gündemlerinde 'Etekler ve Pantolonlar'ın yanı sıra 'Kadına şiddet' de vardı.

 

Nurseli İdiz, Nergis Kumbasar ve Kimya Gökçe Aytaç, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan ile yaptıkları röportajda kadınlarla erkekler arasındaki çekişmenin nedenleri ve sorunun çözümü için fikirlerini dile getirirken 'Kadına şiddet' konusunda da oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Cezaların az olduğunu dile getirirken idamın dünya görüşlerine uygun olmadığını, suçlulara kimyevi hadımlaştırma yapılması gerektiğini söylediler.

'Etekler ve Pantolonlar'ın hikâyesi nedir?'
Nurseli İdiz: İsminden de anlaşılacağı gibi oyunun hikâyesi, kadın - erkek ilişkileri üzerine. 'Aysel', evli bir kadın. Kocası panjurcu 'Şevket', avukat olan kız kardeşi 'Melisa'... 'Nurcan' ise liseden arkadaşı. Bir gün; 'Aysel', 'Nurcan'ın evine 'Kocam beni aldatıyor' diyerek gelmesiyle olaylar başlıyor. Oyunumuz kompakt bir oyun. 1 saat 20 dakika vurup kaçıyoruz. Seyirciler 'bize bir daha bize vurun, doyamadık' diyecek.

Sizce kadınlar ve erkekler arasındaki en büyük sorun nedir?
Nergis Kumbasar: Aldatma.
Nurseli İdiz: Bence ilişkilere gereken özenin gösterilmemesi, gerçeklerin dürüstçe karşılıklı konuşulmaması gibi konular etkili olabiliyor. Sonrasında aldatma başlıyor.
Kimya Gökçe Aytaç: Tolerasyon diyebiliriz.

Evliliklerin en büyük sorunu nedir?
Nergis Kumbasar: Dengesizlik... Bir taraf, her zaman almaya çalışıyor. Bunun sonucunda bir taraf ise hep vermeye başlıyor. Böylelikle evlilikte dengesizlik oluşup işler çığırından çıkıyor.
Nurseli İdiz: 'Artık nasılsa o benim' düşüncesinde olduğu için kişiler çok fazla rahatlıyor. Halbuki ömür boyu evliliğe emek verilmesi lazım. İnsanlar, bunu yapmıyor. 'Nasılsa artık evlendik' mantığı oluşuyor. Ne yazık ki sahiplenmenin getirdiği rahatlık oluşuyor.

Kadın - erkek arasındaki sorun, insanoğlunun tarihi kadar eski. İnsanoğlunun beyni zaman içinde gelişti. Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Neden çözüm bulamıyoruz?
Nurseli İdiz: Bunun cevabını vallahi bir tek Allah biliyor.
Nergis Kumbasar: Öncelikle çok farklıyız. Birbirimizden farklı olmak tabii ki güzel. Elbette bir dengeye oturtulabilirse. Aslında farklılıklar, dengeyi koruyor. Bir taraf 'Her şeyi yapabilirsin', diğer taraf 'Her şeyi vermelisin' mantığında yetiştirilince işin rengi değişiyor ve sorunlar çıkıyor.

Karakterlerinize hazırlanırken özel bir çalışma yaptınız mı?
Nergis Kumbasar: Gözlem... Oyunun hikâyesi, karaktere gözlem yaparak hazırlanmaya oldukça elverişli.

Sizler hayatınızı istediğiniz şekilde yönlendirebildiniz mi yoksa aile ve çevre baskısının etkisi oldu mu?
Nergis Kumbasar:
Aile ve çevre baskısı muhakkak olmuştur. 'Olmamıştır' demek mümkün değil. Ailen ne kadar anlayışlı, modern, eğitim olarak üst düzeyde olsa bile toplum içinde bunu yaşıyorsun. Okulunda bile bunu yaşıyorsun. Yani bunu muhakkak, bir şekilde yaşıyorsun.

Kariyerinizin hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Nurseli İdiz: İkinci baharıma girmek üzereyim. Bundan sonra bu oyunla birlikte oyunculuk hayatımda çok şey parlayacak. Çünkü bu oyunda ve aramızda müthiş bir enerji ve uyum var. Çok başka bir safhaya geçeceğimi düşünüyorum.
Nergis Kumbasar: Kendimi çok iyi hissediyorum. Çünkü benim geldiğim yer mankenlik. Oyunculuğa mankenlikten geçiş yaptım. Benim istediğim gerçekten tamamıyla kendimi oyunculuğa vermekti. Yıllar içinde buna ulaşıyorum. Üstelik tam istediğim yaşlarda ulaşıyorum. Artık çocuklarım büyüyor, onlar da kendi mesleklerine doğru yöneliyorlar. Ve enerjimi akıtabileceğim daha fazla vaktimin olması da güzel. Ve aynı şekilde çok iyi oyuncularla beraber oynama mutluluğu da var. O yüzden kendimi çok iyi hissediyorum. İyi bir dönemde ve iyi bir yerde olduğumu düşünüyorum. Ben de aynı Nurseli gibi ileriye dönük daha iyiye gideceğim.
Kimya Gökçe Aytaç: Ben daha yolun başındayım. Hatta şöyle söyleyebilirim; ustalarımla henüz yürümeyi öğreniyorum, emeklemekten sonraki aşamadayım.

Nurseli İdiz ve Nergis Kumbasar'dan şu ana kadar edindiğin en önemli öğreti ne oldu?
Nergis Kumbasar: Kimya, cevap vermeden şunu söyleyeyim; buradaki usta isim Nurseli'dir.
Kimya Gökçe Aytaç: Hem sahnedeki enerji olsun, duruş olsun, her ikisinden de öğrendiklerim yolumu aydınlatıyor.
Nurseli İdiz: Aslında ne kadar usta olursanız olun ekibin arasında o sevgi, elektrik ve kimyanın tutması gerekir. O olmadığı taktirde istersen dünyanın en büyük ustası ol, ne fayda? Bazen biliyorsunuz ABD'de bile çok büyük ustalar bir araya geliyorlar ama film olması gerektiği gibi olmuyor. Bu tamamen içsel bir birleşim. Okuma provasına başladığımız anda 'bu oyun olacak' dedim.
Nergis Kumbasar: Tabii burada senaristimiz Mine Artu, yapımcımız Ali Temiz ve yönetmenimiz Serkan Budak... Hepimiz birlikte uyum içerisindeyiz.
Nurseli İdiz: Dekor ve kostümdeki arkadaşlar da... Bu bir kolektif çalışma.

Tiyatro izleyicisi ve oyunları arttı. Ne oldu da arttı ve bu durumun korunması için neler yapılmalı?
Nurseli İdiz: Şimdilerde insanlara televizyondan bıkkınlık geldi. Aradıklarını çok bulamıyorlar. Bir de özledikleri ve görmek istedikleri sanatçıları birebir olarak canlı görmek istiyorlar. Bir nevi insanların gözleri açıldı. Tiyatroya gitmeye başladılar. Ne mutlu. Ne tiyatro ne sinema ne de televizyon biter. Hepsi hayatımızda var olmaya devam edecek.

Sizin için oyunculuk ne ifade ediyor?
Kimya Gökçe Aytaç: Sahnenin üzeri benim için çok başka bir dünya. Dizi setlerini de çok seviyorum ama burada seyirciyle canlı ve baş başa olmak onlara orada bir şeyleri anlatmak benim için ayrı bir konuma sahip. O yüzden bunun bir aracı olmak, onlara dokunmak benim için büyük bir büyü ve tutku diyebilirim.

Kadınlara uygulanan şiddet bir türlü sona ermiyor. Sizce sona ermesi için radikal olarak neler yapılmalı?
Nurseli İdiz: Şiddet çok yaygınlaştı. Kadına, çocuğa ve herkese karşı olan şiddete kesinlikle karşıyız ve nefret duyuyoruz. Şiddet konusunda çocukları eğitmek çocukluk döneminden başlıyor. Şiddet uygulayan insanın kesinlikle tedavi görmesi, cezalandırılması ve kendisinin şiddete maruz kalması halinde neler hissedeceğinin hatırlatılması ve öğretilmesi gerekiyor. Cezalar daha ağır olmalı. İdam cezasına dünya görüşü olarak karşıyız ama gerçekten cezalar ağır olmalı. Biyolojik olarak kısırlaştırma uygulanmalı. Kadınlar, küçücük çocuklar tecavüze uğruyor, öldürülüyor. Cezalar ağırlaştırılmalı ve kimyevi hadımlaştırma mutlaka yapılmalı. Tabii psikolojik tedavi de görmeliler.
Nergis Kumbasar: Şiddetin Kötü bir şey olduğunu çocuklara çok ufak yaştan öğretmek lazım. Şiddeti aile içinde gören çocuk daha sonra kendisi de şiddet uygulamaya başlar. Yasalarda çok açıklar var, onlar düzenlenmeli. Kadını öldüren adam, 'ilişkimiz vardı' denilince cezası düşebiliyor. Bunlarla ilgili yasalarda çok ciddi düzenlemeler yapılması gerektiğini düşünüyorum.
Kimya Gökçe Aytaç: Gerçekten güçlü bir varlık, kendinden güçsüz bir varlığa asla zarar vermez. Gelin, bu korkaklığa bir son verelim ve gerçekten birbirimizi sevmeyi öğrenelim.

Yaşanan olaylarda gününde sıcağı sıcağına tepki gösteriyoruz. Olayın ertesi dönemlerinde toplumsal tepkimiz azalıyor. Belki de sorunun mutlak çözüme ulaşılamamasının nedeni tepkimizin istikrarlı olmamasıdır. Olabilir mi?
Nergis Kumbasar: Artık o kadar çok ki, her gün görüyoruz. Hani filmlerde vardır, bir seri katil vardır. Başka biri de ona öykünür. İşte tam bu noktada cezaların öykünmeye engel olacak ölçüde olması gerekir. Ve elbette toplumsal tepkinin sürekliliği şart.
Kimya Gökçe Aytaç: Ailelere de çok önemli bir şey düşüyor. İnsanı sadece insan olduğu için sevmeyi aşılamak en önemli eğitim. Çünkü bizim toplum olarak en büyük eksiğimiz sevgisizlik.

KİMYEVİ HADIMLAŞTIRMA NEDİR?
Diğer adı 'Kastrasyon' olan kimyevi hadımlaştırma, kadınlarda her iki yumurtalığın erkeklerde ise testislerin çıkarılarak östrojen ve testosteron hormonlarının salgısını durdurma işlemidir.
KİMYEVİ HADIMLAŞTIRMANIN UYGULANDIĞI ÜLKELER
Kaliforniya 1996'da cezaevinden salıverilen bazı cinsel saldırı suçluları için kimyasal kimyevi hadımlaştırmayı kabul eden ilk eyalet oldu.
ABD'nin 7 eyaletinde cinsel suçlar için kimyevi hadımlaştırma uygulaması bulunuyor.
Kimyevi hadımlaştırmayı uygulayan diğer ülkeler şunlar;
Birleşik Krallık, Polonya, Rusya, Güney Kore, Endonezya, Moldova, Estonya.