Bilimkurguda orijinal fikirlerin devri kapanıyor mu?
Kerem Akça, Hollywood'un 2015'teki bilimkurgu karnesini değerlendirdi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Hollywood’da 2010’dan itibaren ikinci altın çağına giren ve fantastiğin yerini alan bilimkurgu, belki de “Yenilmezler”in hasılat başarısı ile seri üretimlere mahkum bırakıldı. 2015’te izlediğimiz tür denemelerinin genelde yeni sürüm, devam filmi ya da hayal kırıklığı olması korkutucu. Bu sayede Hollywood’un tavrı ‘orijinal fikre gerek yok, seri üretim metotlarıyla voliyi vururuz’a kayacak gibi. “Star Wars: Güç Uyanıyor”un rekorları altüst etmesi, “Terminatör: Genisys”, “Mad Max: Fury Road” ile “Self/less”ın DVD’lerinin raflara girmesiyle türdeki son durumu ele aldım.
2009’da “Avatar”ın, 2010’da “Başlangıç”ın (“Inception”) vizyona girip beğenilmesi ve iyi hasılat getirmesi, bir atılım anlamına geldi. Envaiçeşit tür filmi projesi, Hollywood’un hareketli sezonunda şansını denemeye başladı. Bu sayede çizgi roman uyarlamaları ağırlığını kaybederken, ‘Yüzüklerin Efendisi’nin (‘The Lord of the Rings’) etkisi geride kaldı, fantastik birinci sıradaki yerini kaybetti. Elbette Disney’in hesaplı ticari ürünü ‘Yenilmezler’i (‘The Avengers’) hariç tutarsak…
BİLİMKURGUNUN DEMODE ALT TÜRÜ HORTLADI
Öncelikle milliyetçi ve emperyalist uzaylı istilası filmleri ile ‘Transformers’ sonrası tekno-çöplüğe dönüşen robot teknolojisiyle ilgilenen eserlerin sayısı yavaş yavaş azaldı. Ardından hiç beklenmedik türlerle kurulan melez bağlar dikkat çekti. Ama Oscar’daki başarıyı takiben de Akademi Ödülleri’ne aday olan “Apollo 13”ün (1995) demode uzay boşluğu filmi alt türü hortladı. Nolan’ın “Yıldızlararası” (“Interstellar”, 2014), Ridley Scott’ın “Marslı”sı (“The Martian”, 2015) görünürde farklı felsefeleriyle uzayda mahsur kalan astronotların hallerine bakıyordu. ‘Survival movie’ (hayatta kalma filmi) arka planı Akademi’yi memnun etmek içindi, anlatılanlar ise bu devirde hiç çekici değildi.
GENÇ YETİŞKİN EDEBİYATI ESAS BAŞVURU KAYNAĞI OLDU
Ama 70’lerdeki ilk altın çağında 20-35 yaşlarındaki kitleyi hedefleyen bilimkurgu filmleri, ikinci altın çağında 14-21 yaş grubuna kaydı. ‘Alacakaranlık’ın (‘Twilight’) başarısının bunda katkısı var. “Açlık Oyunları”nın (“The Hunger Games”, 2011) önlenemez yükselişi, genç yetişkin edebiyatı (young-adult fiction) uyarlamalarını devreye soktu. ‘Labirent’, ‘Uyumsuz’ gibi seriye dönüşen filmlerin yanı sıra “Göçebe” (“The Host”, 2013), “Seçilmiş” (“The Giver”, 2014) gibi başarılı denemeler de vardı.
Açıkçası bunlar popüler kanatta iyi iş yapıyordu. Her birinin ‘seri üretim’ kaygısına uygun hareket ederken son bölümlerinin ikiye ayrılmasıyla ve üç boyutlu vizyona girerek hasılatı arttırdığı netti. Bu durum da ister istemez 2015’teki tabloyu doğurdu. Bilimkurgu-korku melezi “Jurassic World” bir yana, “Star Wars: Güç Uyanıyor” (“Star Wars: The Force Awakens”), “Terminator: Genisys” ve “Mad Max: Fury Road”, ismini bildiğimiz serilerin ‘geçmişe özlem’ arzusuyla harekete geçen yeni başlangıçları gibiydi.
YENİ ‘STAR WARS’UN TUTMASI HİÇ İYİ OLMADI
Böylece ‘reboot’ (‘yeni sürüm’) kavramı aslında ‘Örümcek Adam’ ve ‘Batman’in beğenilmesinden de cesaret alarak başka bir boyuta taşınıyordu. Bu yaz ‘Hitman’in de aynı yolun yolcusu olması, bunu da çok ucuz, B-tipi bir aksiyon filmiyle yapması bir göstergeydi. Elbette ‘Mad Max’ ve ‘Terminator’ü yaratıcı taraflarıyla bu bütünden ayırmak gerek.
Ama esas seriden yama gibi duran öğelerle ayakta durmaya çabalayan “Star Wars: Güç Uyanıyor”un tüm zamanların en çok izlenen beş filmi arasına girmeyi garantilemesi, ABD’de ikinci sıraya yerleşip “Titanic”i (1997) devirmesi, orijinal fikirlerin devre dışı kalacağını duyuyor. 2016’da bir ön bölüm, sonrasında yan bölümler ve devam filmleri ise seriden ‘günümüz gençliğine uygun bol seçenekli bir ticari ürün’ yaratmanın kurnaz bir yöntemi. ‘Yenilmezler’ misali bir dünya bekliyor bizi Disney kafasıyla…
ORİJİNAL PROJELER HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI
2015’te “Yarının Dünyası” (“Tomorrowland”), “Jüpiter Yükseliyor” (“Jupiter Ascending”), “Marslı”, “Self/less” gibi hayal kırıklığı yaratan projeleri düşününce, sadece “Pixels” ve “Chappie”nin umut vermesi, “Ex Machina”, “Ruh Eşim” (“Brand New-U”), “The Lobster” gibi İngiliz sinemasından çıkan tür örneklerinin ise genel anlamda çok beğenilmesi bir gösterge.
Halbuki 2014’te “Galaksinin Koruyucuları” (“Guardians of the Galaxy”) gibi Star Wars’a alternatif oluşturan bir çizgi roman uyarlamasının, ‘ferahlatıcı ses’ olduğunu görmüştük. Onun devamı da gelir. Ama 2016 için “Midnight Special”, “The Sinister Six”, “Passengers”, “The 5th Wave”, “Spectral” gibilerinin muhtemel batışıyla, ‘Kurtuluş Günü’ (‘Independence Day’), ‘Star Trek’, ‘Arınma Gecesi’ (‘The Purge’) ile ‘Star Wars’un seri üretim hamlelerinin ana seçenekleri oluşturduğu çok açık. Tablo karamsar…
YENİ MİLENYUMUN BİLİMKURGU BAŞYAPITLARI HANGİ YILLARDAN ÇIKIYOR?
2015’in genelde hayal kırıklıklarıyla geçmesi “Başlangıç” sonrası “Oyunbozan Ralph” (“Wreck-It Ralph”, 2012), “Hayat Ağacı” (“The Tree of Life”, 2011), “Tetikçiler” (“Looper”, 2012), “Bulut Atlası” (“Cloud Atlas”, 2012), “Arınma Gecesi” (“The Purge”, 2013), “Elysium” (2013), “Labirent: Ölümcül Kaçış” (“The Maze Runner”, 2014) gibi ufuk açıcı bilimkurguları unutturuyor. Aslında yeni milenyumun en iyilerine bu hareketlenmenin öncesinde üretilen, “Kaynak” (“The Fountain”, 2006), “Bay Hiçkimse” (“Mr. Nobody”, 2009), “Kutu” (“The Box”, 2009), “Bunraku” (2010) gibi başyapıt seviyesindeki işler yerleşiyor.
Umudumuz şu sıralar artan üretimlerin sakin bir kafayla yorumlanması, ‘biz bunu daha önce görmüştük’ hissi yaratan filmlerin kimseye faydası yok. 2010-2016 arasındaki yükselişin, 70’lerde (“2001: Uzay Yolu Macerası”-“Maymunlar Cehennemi” sonrası dönemde) bilimkurgunun ilk altın çağına alternatif oluşturması sevindirici. “Mad Max: Fury Road”daki gibi yönetmenliklerin, “Elysium”daki gibi fikirlerin destek bulması lazım. Demode ve derme çatma Star Wars nostaljisiyle, robot teknolojisinin en ilkel haliyle bugündeki atılımları sollamak mümkün değil. Böyle giderse yerinde saymak, kopyala-yapıştır yapmak, Obama dönemine uygun siyasi bir yelek giymek ‘göstermelik’ gözükecek, ‘arkası yarın’ mantığı ana felsefeye dönüşecek. Hollywood’u bekleyen tehlike bu…
Avatar-Başlangıç sonrası dönemin en iyi bilimkurgu filmleri
1-Hayat Ağacı (The Tree of Life)
2-Oyunbozan Ralph (Wreck-It Ralph)
3-Tetikçiler (Looper)
4-Galaksinin Koruyucuları (Guardians of the Galaxy)
5-Bulut Atlası (Cloud Atlas)
6-Labirent: Ölümcül Kaçış (The Maze Runner)
7-Elysium
8-Gizli Kimya (Upstream Color)
9-Göçebe (The Host)
10-Başka Bir Dünya (Another Earth)
Avatar-Başlangıç sonrası dönemin dünya çapında en çok izlenen bilimkurgu filmleri
1-Star Wars: Güç Uyanıyor
2-Transformers: Ayın Karanlık Yüzü
3-Transformers: Kayıp Çağ
4-Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak
5-Galaksinin Koruyucuları