Bize de Bekleriz: Snowpiercer
Kerem Akça, 2013'ün en özgün bilimkurgu filmlerinden birini değerlendirdi
KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com
Bong Joon-Ho’nun Güney Kore Yeni Dalgası’ndaki çarpıcı tür sineması denemelerine bir yenisini İngilizce eklediği platform… “Snowpiercer”, karlı bir tren yolculuğuna bilimkurgu, çizgi roman, ekoloji ve aksiyon enjekte ederken seyir halindeki heyecan yüklü zaman dilimine bakıyor. Küresel ısınma tehdidi; rüyalar, steampunk teknolojisi ve Gilliamesk karakterlerle donatılırken, kapalı mekanı terk etmeyen yaratıcı bir kıyamet sonrası vizyonuna açılıyor. “Snowpiercer”, pek rastlayamayacağınız özgünlükte, sürükleyici bir bilimkurgu filmi…
Jacques Lob’un çizgi romanından uyarlanan “Snowpiercer” (2013), katıksız bir 80’ler seyri gibi başlıyor. Kendi enerjisini kendi üreten, buharla çalışan bir trenin, ‘kar küreyici’nin hakimiyetinde, popülasyonun sıkıştırıldığı bir ‘dar ölçekli gelecek’ tanımı yapıyor. Steampunk’ın (buharla çalışan makinelerle ilgilenen bilimkurgu alt türü) sanki siberpunk’a teğet geçtiği tasarımlar ve taşıt tanımı işliyor.
‘GÖKTEKİ KALE’ İLE ‘KASSANDRA GEÇİDİ’ Mİ BİRLEŞİYOR?
Küresel ısınmanın yol açtıklarına, Buz Devri’nin arifesindeki dünyaya “Koloni”yle (“The Colony”, 2012) akraba bir çerçeveden bakılıyor. Ama oradaki gibi işin cılkı çıkmıyor. “Yarından Sonra” (“The Day After Tomorrow”, 2004) benzeri ekolojik dengeyle ilgilenen bir felaket mizanseni de akmıyor. Aksine Miyazaki’nin 80’lerde ürettiği “Rüzgarlı Vadi” (“Kaze No Tani No Naushika”, 1984), “Gökteki Kale” (“Tenkû no shiro Rapyuta”, 1986) gibi kıyamet sonrası bilimkurgu vizyonlarının ‘steampunk’ tasarımlarla ilişkisi devreye giriyor. Manga kültürü ile Fransız çizgi romanı bağ kuruyor.
Bong Joon-Ho, ülkesinde ürettiği, ilgi çeken polisiye ve canavar filmi örneklerinin ardından ilk İngilizce eserinde iyi sınav veriyor. “Şangay Ekspresi”nden (“Shanghai Express”, 1932) “Kassandra Geçidi”ne (“The Cassandra Crossing”, 1976) uzanan ve trene şüphe, komplo ya da adrenalin yükleyen kapalı mekan tanımına başvuruyor. ‘Oraya her milletten insanı sıkıştır’ yan hikayesini uygularken hiç çekinmiyor. Bunlara Curtis adlı çok güçlü olmayan bir kahraman, lider ekleniyor.
OTORİTE FİGÜRLERİ DENEYİMLİ OYUNCULARA EMANET
Chris Evans, Kaptan Amerika’daki kadar kaslı veya yenilmez değil. Ama zamanla otorite figürleri Tilda Swinton, Ed Harris ile John Hurt’ün dahil olduğu bir karmaşanın içinde buluyor kendisini. Tren yer yer mum ışığıyla kapkaranlık yansıtılıyor, yer yer “Zardoz”un (1974) bellek şemasını akla getiriyor.
Geniş açı objektifler, balık gözü objektifler insan topluluğunu kavrarken, yaşamda kalma filminin (survival movie) sanki teknolojiyle kıyamet sonrası dönemde canlandığını görüyoruz. Küresel ısınmanın tehdidiyle bu noktaya ulaşan insanların “New York’tan Kaçış”ın (“Escape from New York”, 1981), ‘Mad Max’ serisinin sokakta toplaşma, fakirleşme, alt kültür objesine dönüşme gibi sorunları tek mekana sıkışıyor. Karamsarlık ve gizem artıyor.
TRENDE GEÇEN KIYAMET SONRASI BİLİMKURGU AKSİYONU
Joon-Ho, aksiyonu fitilleyerek içerideki düello sekanslarını anlamlandırıyor. Tansiyonu trenin kompartmanları üzerinden kuruyor. Mekanı “Kadın Kayboldu” (“The Lady Vanishes”, 1938) ve “Sibirya Ekspresi”ndeki (“Transsiberian”, 2008) kadar iyi kulanıyor. Net bir süper kahramandan ziyade kaçış senaryosunun bir düzenin ortasına atılması var. Konchalovsky’nin “Firar Treni”ne (“Runaway Train”, 1985) benzer bir karlı süreç, “Postacı”yla (“The Postman”, 1997) yüzleşiyor bir bakıma…
Alt tür içindeki ‘melez’ hareketlenmelere karşın yakın zamanda üretilen “Göl” (“Un Lac”, 2008), “Yol” (“The Road”, 2009) gibi filmlerin özgünlüğü canlanmıyor. Ama “Snowpiercer”ın trende geçen aksiyonla kıyamet sonrası bilimkurguyu kesiştirdiği noktada hissettirdiği daralma ve klostrofobi seyirciyi melankolik bir yolculuğa sokuyor. Uçağın içinin hantallaştığı, trenin 80’lerde bırakıldığı günlerde bu yüksek tempolu yolculuk satıyor. Makyajlarından seslerine kadar iyi tasarlanmış, ezici üstünlüğü olan karakterler (Swinton kariyerinin en iyi performansını veriyor!), otoritenin tehlikesine dikkat çekerken İngilizcenin ortak dil olarak riskli olduğunu da ima ediyor.
GILLIAMESK KARAKTERLER YAŞAM MÜCADELESİNE MECBUR
“Snowpiercer”, teknolojik atılımlarla ilgilenmeden işini yapıyor. Ekolojik dengenin bozulduğu bir ortamda en ilkel metoda kadar uzanıp steampunk ile iş bitiriyor. Küresel ısınmanın tehdidine dikkat çekecek bir şablon buluyor. Bazen Gilliam’ın balık gözü objektifle çarpıtılan evrenini ve delişmen karakterlerini üzerimize atıyor, bazen 70’lerin tempoyu fazla yükseltmemiş aksiyon geleneğinden parçalar sunuyor. El emeği göz nuru bu hal, çekici ve sürreel durumlar eşliğinde ‘yaşam mücadelesi’nin, ‘ayakta kalma’nın zorunlu olduğunu asiliğin izinde devreye sokuyor.
Alanında “Son Umut”un (“Children of Men”, 2006) duygusallığının üzerinde ama çok yukarı çıkmayan iyi, melez bir bilmkurgu sineması örneği canlanıyor. Kıyamet sonrası vizyonu da heyecanı da var. Ne aşırı görkemli, ne aşırı ucuz duran film, medyumsu Güney koreli kadından o millete mensup erkeğe (Song Kang-Ho) uzanan bir süreçte ilerliyor. Fazlasıyla mantıklı gidiyor. İnsanlık için yeni bir adım olarak beliren ve ikinci bölümü öneren final sekansı da manidar.
Böylece Park Chan-Wook’un “Lanetli Kan”ı (“Stoker”, 2013), Kim Jee-Woon’un “Geçit Yok”undan (“The Last Stand”, 2013) sonra bir başka aynı jenerasyondan yönetmen de ilk İngilizce sınavından alnının akıyla çıkıyor. Üstelik bunların üzerinde, tür sinemasında kalıcı olmayı garantileyen bir çalışmayla…
Ne durumda?
Ülkemizde sahibi olmasına karşın bir türlü festivallere ve sinema salonlarına uğramadı. Duyduğumuza göre “Snowpiercer”ın Türkiye şirketi teklif ettiği yüksek ücreti ödeyemeyip filmin sahibi ile mahkemelik olmuş. En büyük ümidimiz bir DVD’sinin çıkması…
Künye:
Snowpiercer
Yönetmen: Bong Joon-Ho
Oyuncular: Chris Evans, Jamie Bell, Tilda Swinton, Song Kang-Ho, John Hurt, Ewen Brenner, Ed Harris
Süre: 126 dk.
Yapım yılı: 2014
Not: Bu bölümdeki filmler, ya uluslararası festivallerde ya da yurt dışında piyasaya çıkmış orijinal DVD’lerinden izlenerek yazılmaktadır. Bu yasal durum, diğer yazdığım filmler için de geçerlidir.