Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        18. Aspendos Opera ve Bale Festivali kapsamında, Şef Zubin Mehta ve Solist Daniel Barenboim eşliğinde gerçekleşen ve HABERTÜRK'te canlı olarak yayınlanan Viyana Filarmoni Orkestrası konserinin kültür sanat dünyasındaki yankıları sürüyor.

        Hürriyet yazarı Doğan Hızlan ve Cumhuriyet yazarı Zeynep Oral, dev konseri dünkü köşelerine taşımıştı.

        Zeynep Oral, bugün de efsane orkestra ve konsere dair izlenimlerini aktarmaya devam etti. Hürriyet'ten Gila Benmayor da bugünkü köşesini dev konsere ayırdı.

        ZEYNEP ORAL / CUMHURİYET

        Müziğin yapıcı gücü...

        Aspendos’ta büyülü geceler devam ediyor... Hiç unutmuyorum: Bundan birkaç yıl önce İngiltere’nin “The Independent” gazetesi, dünyanın en iyi, en görkemli, en “büyülü” opera festivalleri üzerine bir araştırma yapmıştı. Ve Aspendos Festivali, ilk on içinde yerini almıştı... Kurulduğu günden beri nitelikten ödün vermeyen, programını çeşitlendiren, uluslararası platforma sıçrayan bu festivale hepimizin sahip çıkması gerek. 18 yılda eşi benzeri olmayan bir değere dönüştü!

        Dünkü yazımda Zubin Mehta, Daniel Barenboim, Viyana Filarmoni Orkestrası konserine ilişkin izlenimleri aktarmıştım. Şimdi, devam ediyorum.

        Müzik ve misyon

        Bu iki sözcüğün, müzik ve misyon sözcüklerinin bir arada kullanılmasına ben en çok, en çok Leyla Gencer’de tanıklık etmiştim... Sonra, zaman içinde, değerli, yetkin, mükemmeli arayan tüm müzisyenlerde, bu ikisinin birbirinden ayrılmadığını gördüm. Elbet birinin misyonu, ötekinin misyonundan farklı olabiliyordu. Ama değişmeyen, o amaca, o hedefe ulaşmak için, hep “en iyisi” olma zorunluluğuydu...

        Daniel Barenboim, misyonunu en ileri noktaya taşıyanlardan biri. Sadece düşünceyle yetinmeyip uygulamaya koymuş biri...

        O, dünya çapında bir maestro, yıllardır yeryüzünün en mükemmel orkestralarının daimi şefi... Çok usta bir piyanist... (Bence filozof – piyanist, şair piyanist.) Doldurduğu plaklar kapışılıyor... Yazdıklarıyla da, eğitmenliğiyle de gelecek kuşakları aydınlatıyor... Ancak bunların yanı sıra çok önemli bir misyonu var: Filistinli düşünür, yazar, eleştirmen, akademisyen Edward Said’le bir araya gelip, daha güzel bir dünya, barış içinde bir dünya için kolları sıvadılar. Her yaz İsrail ve Arap ülkelerinin genç müzisyenlerini bir araya getiren DoğuBatı Divan Orkestrası’nı kurdular. Bu orkestrayla dünyanın birçok ülkesinde konserler verdi ve veriyor Baremboim..

        Bu sayfanın okurları anımsar, İKSV’nin Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nde (2006) yaşları 14-24 arası bu gençler hem sonsuz disiplinli ve yetkin, hem de gençliklerini, dinamizmlerini, enerjilerini, duyarlıklarını, birlikte çalışmanın, birlikte çalmanın, birlikte yaşamanın sevincini aktarmışlardı bizlere. Barenboim’un orkestrasıyla dayanışma sevgi ve saygıya dayalı ilişkisi ise görülecek bir şeydi.

        Zaman içinde iki örnek aydının projesi “müzik projesi” olmaktan çıkmış, İsrailFilistin sorunu üzerine düşünmek ve diyalog kurmak için bir foruma dönüştü.

        Önceki gün Barenboim Antalya’dan ayrılırken Rengim Gökmen’e, Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla da Aspendos’ta konser vermek istediğini söyleyince, Rengim Gökmen ileriye yönelik çalışmaları başlattı bile!

        Teşekkürler Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü; Genel Sanat Yönetmeni hem çıtayı sürekli yükselttiğiniz için hem de mükemmel organizasyon için!

        Zubin Mehta – Daniel Barenboim dostluğu

        İki ustanın dostluğu ellili yıllara dayanıyor. Mehta, Bombay doğumlu (1936); Barenboim Rus bir aileden Buenos Aires doğumlu (1952)... İkisi de Avrupa’da doğmadıkları halde Batı müziğinin ustaları oldular. Sık sık birlikte konser vermekten hoşlanıyorlar. Geçen nisan sonu, Floransa’daki “Magio Musicale” Festivali’nde maestro Zubin Mehta, 75. yaş gününü arkadaşı ve meslektaşı Daniel Barenboim’ı ve Floransa Maggio Musicale Orkestrası’nı yöneterek kutladı. Barenboim, Mehta için eser besteledi... İkisine sorulduğunda ortak yanlarını şöyle belirliyorlar:

        “İkimiz de müziğe tutkuluyuz, yaşama tutkuluyuz.” Ve bunu her fırsatta dillendiriyorlar!

        Bir de her ikisi müziğin yapıcı gücüne inanıyorlar Baremboim’un İsrail sağı tarafından sık sık tehdit edildiğini belirtmeliyim. İsrail Müzik Festivali’nde Berlin Filarmoni’yi yönetirken, ilk kez Wagner eserine yer vermesi... Ramallah’ta konser vermesi ve müzik dersleri vermesi... 2008 yılında Filistin pasaportu alması... İsrail’in kuruluş şenliklerine katılmayı reddetmesi...

        Barenboim bütün bunlar nedeniyle “suçlanırken”; İsrail Filarmoni’yle yakın bağlantısı olan arkadaşı Zubin Mehta, hep yanında olmuş, onu hep desteklemiştir.

        Önceki akşam Aspendos’taki konserde işte aklımdan hep bunlar da geçiyordu.

        Ah, bilmez değilim: Müzik, savaşları durduramaz. Ama, müzik, tıpkı şiir gibi savaşlara karşı mücadeleyi ve duyarlığımızı biler. Daha iyi insan olmamızı sağlar! Mükemmele uzanmamız yol açar...

        Bu arada: Viyana Filarmoni Orkestrası’nda gözümü (ve de yüreğimi, vicdanımı, ruhunu, aklımı) rahatsız eden bir de “ayrıntı” ... Koca orkestrada beş kadın müzisyen vardı. Tam “Ayıptır! Oha!” diye feryada başladım ki, bir arkadaşım, “Buna da şükür, 2004’e kadar hiç kadın müzisyen almazlardı” demez mi!

        Ah be Viyana Filarmoni! Bunu bana yapmayacaktın!

        Şimdi yazıyı kesip doğru yine Aspendos’a koşmalıyım: Ankara Devlet Operası’nda Yekta Kara rejisiyle “Saraydan Kız Kaçırma”yı izlemeye...

        Aspendos Festivali’nde son iki olay, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nden görkemli bir “Kuğu Gölü” bale prodüksiyonu ve Kazakistan Devlet Opera ve Balesi’nden “Tosca”... Ben İstanbul’a dönüyorum ama oradakiler, çevredekiler n’olur benim için de izleyin. İkisi de kaçmaz!

        GILA BENMAYOR / HÜRRİYET

        Viyana Filarmoni 'deniz-kum-güneş' imajını değiştirdi

        Aspendos’ta üç dev isim Viyana Filarmoni Orkestrası, ünlü şef Zubin Mehta ve piyanist Daniel Barenboim.

        Sevgili Doğan Hızlan, dün Aspendos’taki “görkemli geceyi” ayrın tılarıyla yazdı.

        Başka bir söze gerek yok, o geceyi yaşamış biri olarak sadece şunu söyleyebilirim:

        Antalya’nın Serik ilçesi yakınlarındaki 2 bin yıllık antik tiyatrodaki müzik şöleni insanın hayatında başına gelebilecek en güzel olaylardan biri.

        Viyana Filarmoni Orkestrası’yla müzik âleminin en saygın iki isminin Antalya’ya nasıl ve kimlerin katkılarıyla geldiklerini Barut Otelleri’nin ikinci nesil sahiplerinden ve TÜROFED (Türkiye Otelciler Federasyonu) Başkanı Ahmet Barut ile konuştuk.

        Zira bu muhteşem olayın “isimsiz kahramanları” da var.

        Antalyalı iş adamları ve turizmciler.

        Barut, 2011 yılında 11 milyon turistle rekora koşan Antalya’nın artık “deniz-kum-güneş” turizminden farklı bir şekilde anılmasını istediklerini söylüyor.

        “Antalya turizmi bugün iyi bir noktaya geldi. Artık deniz ve güneşin yanı sıra kültürüyle, sanatıyla, tarihiyleanılmasını, bir dünya markası olmasını istiyoruz” diyor.

        ATSO’DAN 250 BİN EURO

        Barut Otelleri, bu yıl 18’incisi yapılan Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali’nin ilk sponsorlarından.

        Festival, Devlet Opera ve Bale Genel Müdürü Rengim Gökmen ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkı ve çabalarıyla bugün dünya çapında bir etkinlik.

        Ama dediğim gibi arka planda Antalyalı işadamlarının, turizmcilerin büyük desteği var.

        Viyana Filarmoni Orkestrasını ağırlamak için Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) yaklaşık 250 bin Euro’luk bir destekte bulunmuş.

        Azımsanmayacak bir rakam.

        Akdeniz Otelciler Birliği AKTOB, Viyana Filarmoni Orkestrası’nın 120 kişilik ekibinin konaklama işini halletmiş.

        Ahmet Barut “Her kurum, her işletmeci Viyana Filarmoni’yi ağırlamak için üzerine düşeni yaptı” diyor.

        10 BİN EURO’YA 20 LİRALIK MÜZE KARTI

        Viyana Filarmoni Orkestrası’nın Antalya’nın tanıtımına nasıl bir katkı yaptığını anlamak için konser gecesi etrafıma bakınmam yetti.

        İzleyicilerin neredeyse dörtte üçü yabancı turisti idi.

        Deniz-kum-güneş üçlüsüyle şimdiye kadar Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 35 ila yüzde 40’ını ağırlayan Antalya’nın artık tarih, kültür ve sanatla anılmak istemesini anlıyorum.

        Çevresi antik şehirlerle, antik tiyatrolarla dolu Antalya bu kozunu kullanmak için geç bile kaldı.

        Söz antik şehirlerden açılmışken, Ahmet Barut’un Perge’yle ilgili anlattığı ilginç bir anekdot var.

        Perge kazılarını sürdüren Prof. Haluk Abbasoğlu’nun kazılara destek diye başlattığı “Bir Sütun da Sen Dik” kampanyası epey ses getirmişti bir zamanlar.

        Bu kampanyayla ile ilgili bir yazı yazdığımda bazı okulların da “antik bir sütun” dikmek için bana yazdıklarını hatırlıyorum.

        Meğer Antalyalı turizmciler de kampanyaya dahil olmuşlar.

        Barut Otelleri, Concorde ve Delfin otelleri Perge kazılarına 10 bin Euro bağışta bulunarak, antik şehrinsütunlarına sahip çıkmış.

        “Karşılığında 20 liralık bir müze kartı aldık” diyor Ahmet Barut gülerek.

        Aspendos’ta büyülü geceler devam ediyor... Hiç unutmuyorum: Bundan birkaç yıl önce İngiltere’nin “The Independent” gazetesi, dünyanın en iyi, en görkemli, en “büyülü” opera festivalleri üzerine bir araştırma yapmıştı. Ve Aspendos Festivali, ilk on içinde yerini almıştı... Kurulduğu günden beri nitelikten ödün vermeyen, programını çeşitlendiren, uluslararası platforma sıçrayan bu festivale hepimizin sahip çıkması gerek. 18 yılda eşi benzeri olmayan bir değere dönüştü! Dünkü yazımda Zubin Mehta, Daniel Barenboim, Viyana Filarmoni Orkestrası konserine ilişkin izlenimleri aktarmıştım. Şimdi, devam ediyorum. M üzik ve misyon Bu iki sözcüğün, müzik ve misyon sözcüklerinin bir arada kullanılmasına ben en çok, en çok Leyla Gencer’de tanıklık etmiştim... Sonra, zaman içinde, değerli, yetkin, mükemmeli arayan tüm müzisyenlerde, bu ikisinin birbirinden ayrılmadığını gördüm. Elbet birinin misyonu, ötekinin misyonundan farklı olabiliyordu. Ama değişmeyen, o amaca, o hedefe ulaşmak için, hep “en iyisi” olma zorunluluğuydu... Daniel Barenboim, misyonunu en ileri noktaya taşıyanlardan biri. Sadece düşünceyle yetinmeyip uygulamaya koymuş biri... O, dünya çapında bir maestro, yıllardır yeryüzünün en mükemmel orkestralarının daimi şefi... Çok usta bir piyanist... (Bence filozof – piyanist, şair piyanist.) Doldurduğu plaklar kapışılıyor... Yazdıklarıyla da, eğitmenliğiyle de gelecek kuşakları aydınlatıyor... Ancak bunların yanı sıra çok önemli bir misyonu var: Filistinli düşünür, yazar, eleştirmen, akademisyen Edward Said’le bir araya gelip, daha güzel bir dünya, barış içinde bir dünya için kolları sıvadılar. Her yaz İsrail ve Arap ülkelerinin genç müzisyenlerini bir araya getiren DoğuBatı Divan Orkestrası’nı kurdular. Bu orkestrayla dünyanın birçok ülkesinde konserler verdi ve veriyor Baremboim.. Bu sayfanın okurları anımsar, İKSV’nin Uluslararası İstanbul Müzik Festivali’nde (2006) yaşları 14-24 arası bu gençler hem sonsuz disiplinli ve yetkin, hem de gençliklerini, dinamizmlerini, enerjilerini, duyarlıklarını, birlikte çalışmanın, birlikte çalmanın, birlikte yaşamanın sevincini aktarmışlardı bizlere. Barenboim’un orkestrasıyla dayanışma sevgi ve saygıya dayalı ilişkisi ise görülecek bir şeydi. Zaman içinde iki örnek aydının projesi “müzik projesi” olmaktan çıkmış, İsrailFilistin sorunu üzerine düşünmek ve diyalog kurmak için bir foruma dönüştü. Önceki gün Barenboim Antalya’dan ayrılırken Rengim Gökmen’e, Doğu Batı Divanı Orkestrası’yla da Aspendos’ta konser vermek istediğini söyleyince, Rengim Gökmen ileriye yönelik çalışmaları başlattı bile! Teşekkürler Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü; Genel Sanat Yönetmeni hem çıtayı sürekli yükselttiğiniz için hem de mükemmel organizasyon için! Z ubin Mehta – Daniel Barenboim dostluğu İki ustanın dostluğu ellili yıllara dayanıyor. Mehta, Bombay doğumlu (1936); Barenboim Rus bir aileden Buenos Aires doğumlu (1952)... İkisi de Avrupa’da doğmadıkları halde Batı müziğinin ustaları oldular. Sık sık birlikte konser vermekten hoşlanıyorlar. Geçen nisan sonu, Floransa’daki “Magio Musicale” Festivali’nde maestro Zubin Mehta, 75. yaş gününü arkadaşı ve meslektaşı Daniel Barenboim’ı ve Floransa Maggio Musicale Orkestrası’nı yöneterek kutladı. Barenboim, Mehta için eser besteledi... İkisine sorulduğunda ortak yanlarını şöyle belirliyorlar: “İkimiz de müziğe tutkuluyuz, yaşama tutkuluyuz.” Ve bunu her fırsatta dillendiriyorlar! Bir de her ikisi müziğin yapıcı gücüne inanıyorlar Baremboim’un İsrail sağı tarafından sık sık tehdit edildiğini belirtmeliyim. İsrail Müzik Festivali’nde Berlin Filarmoni’yi yönetirken, ilk kez Wagner eserine yer vermesi... Ramallah’ta konser vermesi ve müzik dersleri vermesi... 2008 yılında Filistin pasaportu alması... İsrail’in kuruluş şenliklerine katılmayı reddetmesi... Barenboim bütün bunlar nedeniyle “suçlanırken”; İsrail Filarmoni’yle yakın bağlantısı olan arkadaşı Zubin Mehta, hep yanında olmuş, onu hep desteklemiştir. Önceki akşam Aspendos’taki konserde işte aklımdan hep bunlar da geçiyordu. Ah, bilmez değilim: Müzik, savaşları durduramaz. Ama, müzik, tıpkı şiir gibi savaşlara karşı mücadeleyi ve duyarlığımızı biler. Daha iyi insan olmamızı sağlar! Mükemmele uzanmamız yol açar... Bu arada: Viyana Filarmoni Orkestrası’nda gözümü (ve de yüreğimi, vicdanımı, ruhunu, aklımı) rahatsız eden bir de “ayrıntı” ... Koca orkestrada beş kadın müzisyen vardı. Tam “Ayıptır! Oha!” diye feryada başladım ki, bir arkadaşım, “Buna da şükür, 2004’e kadar hiç kadın müzisyen almazlardı” demez mi! Ah be Viyana Filarmoni! Bunu bana yapmayacaktın! Şimdi yazıyı kesip doğru yine Aspendos’a koşmalıyım: Ankara Devlet Operası’nda Yekta Kara rejisiyle “Saraydan Kız Kaçırma”yı izlemeye... Aspendos Festivali’nde son iki olay, Ankara Devlet Opera ve Balesi’nden görkemli bir “Kuğu Gölü” bale prodüksiyonu ve Kazakistan Devlet Opera ve Balesi’nden “Tosca”... Ben İstanbul’a dönüyorum ama oradakiler, çevredekiler n’olur benim için de izleyin. İkisi de kaçmaz!

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ