Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Tiyatro ‘Ekran, sahneyi ikinci plana atan oyuncunun sonudur’

        RÖPORTAJ: Ece SARUHAN / HT MAGAZİN

        Sizi bilmem ama dünyanın, özellikle de memleketin hali, vicdan ve empati yoksunu insanlık nedeniyle ruhu çok üşüyenlerdenim ben. Ruhumun direnmesini, ısınmasını sağlayan ise her seferinde tiyatro oluyor. Erdal Beşikçioğlu ve Nadir Koçoğlu tarafından Ankara’da kurulan Tatbikat Sahnesi’nin İstanbul’da da açılacağını duyduğum günden beri, ruhumu bu haberin verdiği mutluluk ısıtıyor. Haftalardır iple çekiyordum soluğu yeni yuvamda alacağım günü. Ve geçtiğimiz salı sabahı oradaydım. Nispetiye Caddesi’ndeki Melodi Pasajı’ndan içeri girip ‘Tatbikat Sahnesi’ tabelasıyla karşılaştığımda ağzım kulaklarımdaydı, içimde daha güzel bir dünyaya dair kocaman bir umut vardı. Önce 250 kişilik büyük salon ile 120 kişilik küçük salonu gezdim. Sonra da Erdal Beşikçioğlu ile tadı damağımda bir sohbete koyuldum. Bu arada “Gel seni vincimle gezdireyim” diyerek beni harikalar yarattığı ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ adlı oyunda kendisine eşlik eden vince de bindirdi. Vincin tepesindeyken bana ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’yle 75 dakika sahnede olmanın kendisini çok ciddi bir tedaviye sürüklediğini söyledi. “Bu tedavi seyirci koltuğundan sahneye kalbiyle bakanlar için de geçerli. Keşke herkes tiyatronunun iyileştirici gücünün farkına varsa” dedim. “Benim hedeflediğim her oyunda 4 kişi. Sadece 4 kişide söylediğim sözlerle bir farkındalık yaratabilirsem benim için yeterli. Ankara’da hep o 4 kişi için uğraştım. 17 milyonluk İstanbul’da da yine her oyunda o 4 kişiyi arayacağım” diye yanıtladı beni. İyi ki yolun İstanbul’a da düştü; hoşgeldin, iyi ki geldin Tatbikat Sahnesi...

        ‘Ülke bir senfoni, yönetmek her babayiğidin harcı değil’

        Tatbikat Sahnesi’nin yeni oyunu ‘Antabus’ şiddet konusunu işliyor. Özellikle kadına yönelik şiddet her geçen gün biraz daha yüreğimizi dağlıyor. Erki de erkekliği de tepe tepe kullanma halinden nasıl kurtulacağız?

        Cinselliği bir tabu haline getirip cinsel bilgileri öğrencilerden uzak tuttuğumuz sürece erkekler tarafından bu ataklar her zaman olacak. Kadını erkeğe anlatmazsak şiddetin sonu gelmeyecek. Ama şu anda kadını kim biliyor ki erkeğe anlatsın! “Kadın kahkahası candır” diye mesaj atmak zorunda bırakıldığım bir ülkede yaşıyorum. Kadının değerini bilmezseniz yaşamdan zevk alamazsınız. Büyüklerimiz kendi ailelerini istedikleri gibi yönetsinler. Kendi evlerinde sazı, darbukayı istedikleri gibi çalsınlar ama ülkeyi yönetmek başka bir şey. Ülke bir senfonidir. Farklı kültürlerde insanların beraber olduğu bir senfoniyi yönetiyorlar. Bu senfoniyi yönetmek her babayiğidin harcı değildir. Yanlış bir hareketle tüm armoni mahvolur.

        Ben Ankara’ya gidip Tatbikat Sahnesi’nin oyunlarını izleyemediğim için dertlenirken, Tatbikat Sahnesi’ni İstanbul’a getirdiniz. Nasıl alındı bu karar?

        Hedefimiz öncelikle bu işin mutfağını oluşturmak, sonra da bunu servis edeceğimiz bir yere taşımaktı. Ankara’daki Tatbikat Sahnesi bu işin mutfağı, kreatif kadromuz orada. Artık orada ürettiğimiz işleri İstanbul’da da seyirciyle buluşturacağız. Tabii İstanbul’da yapacağımız oyunlar da Ankara’da sahnelenecek. Tiyatroların kapandığı, binaların atıl duruma dönüştürüldüğü bir dönemdeyiz. Birilerinin salon açmaya soyunması hakikaten Don Kişot’luk ama öyle de olması gerekiyor.

        ‘CİNSEL VARLIK DEĞİLİM, OYUNCUYUM’

        Devlet Tiyatrosu’ndan emekli oldunuz. Uzun zamandır büyük baskı var kurumun üzerinde. Size de sahneye koymayı düşündüğünüz oyunun kostümleri sorulmuş bildiğim kadarıyla...

        Emekli oldum çünkü o sistemin içerisinde gargara yapılacak bir oyuncu olmak istemedim. Televizyonda sesiniz, mimikleriniz ve kamera hareketleriyle bir duyguyu anlatabilirsiniz ama tiyatroda duygu bedendedir. Bedeninizi duyguyu en iyi şekilde anlatabilecek pozisyonlara sokmanız gerekir. Yalınlık taraftarıyım. Kostümün değil, aktörün bedeninin ön planda olması gerekiyor ve işin içine biraz çıplaklık giriyor. Biçimimi bildikleri için bana oyundaki kostümlerin nasıl olacağını sordular. “Madem bu soruyu soruyorsunuz, sahnedeki insanı oyuncu olarak değil de cinsel varlık olarak görüyorsunuz, yapmayalım” dedim.

        Ben Pamuk Prenses’teki ayna hikâyesine benzetiyorum tiyatronun üzerindeki baskıyı. Tiyatro insan ayrımı yapmayan, kimseye “Senden güzeli yok” demeyen, ne olduğunu ya da olmadığını dürüstçe insanın yüzüne vuran bir ayna. Bununla yüzleşmeyi seçen de var, çareyi aynayı kırmaya çalışmakta arayan da...

        Belki de. Tiyatro bizim var olma biçimimiz, bizim için hayat tiyatro. Ben gençliğimin en güzel dönemlerinde Diyarbakır’da hizmetteydim. Şimdi Barış Süreci denen hikâyeyi biz o zaman oyunlarla anlatmaya çalışıyorduk. Orada barışın neferiydik. Bugünlerde tiyatrocularla uğraşmak çok popüler. Devlet Tiyatrosu oyuncuları dünyanın parasını alıyormuş! Devlet Tiyatrosu’ndan alınan para 1 çocuklu bir aile için açlık sınırıdır. Sanatçının durumunu iyileştirmeleri gerekirken Devlet Tiyatrosu’nu kapatmayı düşünmelerini anlayamıyorum. Sermayeden pay kapmak için lak lak eden özel tiyatroları da! Devlet tiyatrosu, nitelikli sanat beğenisini geliştirmek için kurulmuştur. Bunu ortadan kaldırırsanız kimse 10 liraya oyun seyredemez. Bu büyük bir kötülüktür. Bunu yapmaya hiçbir hükümetin, partinin hakkı yoktur.

        ‘ARSIZ ÇOCUK EGOSU BASTIRILMALI’

        Önce Ankara’da sahne açtınız, arkadan İstanbul’da. “Behzat Komiser’e teşekkürler” desek yeridir öyle değil mi?

        Allah bereket versin, bu anlamda çok şey borçluyum hem ‘Behzat Ç.’ye hem de ‘Reaksiyon’a. Dizilerden kazandığımı teknelere, yazlıklara yatırmak yerine 2 sahne açtık. Bu sahnedeki sadece bir spot için 40 bin lira harcadık. Televizyondan geleni tiyatroya yatırdık. Ekran, eğer sahneyi ikinci plana itiyorsa oyunculuk eğitimi almış aktörün sonudur. Bir boksör ringe çıkmadan önce antrenman yapıyor, oyuncu da antrenmanını sahnede yapacak.

        Tiyatrodan bilen biliyordu ama Türkiye çapındaki şöhret 40’larınızda buldu sizi. Bu popülerlik ve para daha genç yaşta gelseydi siz de yazlıkların, teknelerin büyüsüne kapılır mıydınız acaba?

        Oyunculukla uğraşan insanların egoları arsız çocuk gibidir. O çocuğu disipline etmek yerine peşinden koşarsanız şımarık olursunuz. Sahneyle uğraşan insanların hepsinin ruhlarında disiplin vardır. Disiplinden kopmamak için o arsız çocuk egosuyla kavga halindedirler, onu bastırmak isterler. Bunun için tedavi biçimleri vardır. Ben önce kendi tercihimle Diyarbakır’a gittim, ardından Ankara Devlet Tiyatrosu’nun ekol dediğim disiplininde kavruldum. Bu yüzden genç de olsam tercihim farklı olmazdı. Medya insanı başka bir âleme götürebilme gücüne sahip. Bedeninizi ve ruhunuzu disipline sokmadıysanız savrulabilirsiniz. Benim dizilerden kazandığım hep tiyatroya gidecek.

        ‘4 mevsimin yaşanmadığı ilişkinin tadı olmaz’

        Eşiniz Elvin Beşikçioğlu ile Ankara’da tanıştım. İnsanı hemen saran bir aurası var. Siz de kendisinden gördüğünüz an etkilenmişsiniz.

        Evet. İlk gördüğümde konservatuvarın merdivenlerinden iniyordu. Yanımda ev arkadaşım vardı. Ona “Bu kız çok acayip. Ben bu kızla birlikte olmalıyım” dedim.

        Neydi sizi bir anda çarpan?

        Bunu tarif edemem, edebiyatçı değilim. Bakakaldım Elvin’e, uzun uzun seyrettim.

        Bu tempoda birbirinize vakit ayırmanız zor olmuyor mu?

        Elvin, son zamanlarda birlikte çok vakit geçiremememizden biraz şikâyetçi. Bir yandan anne olmak istiyor, bir yandan sahnede olmak, bir yandan da bir âşık olmak. Bunların yüzdeleri dönemlere göre değişiyor. Nasıl yılın 4 mevsimi varsa, bizim ilişkimizin de 4 mevsimi var. Zaten 4 mevsimin yaşanmadığı ilişkinin tadı olmaz.

        2 çocuğunuz var. Ömer çok küçük ama kızınız Derin’e hayatla ilgili verdiğiniz başlıca öğüt nedir?

        Bana ya da başkalarına göre yanlış da olsa kendi doğrularının peşinden koşmasını, kendi doğrularının arkasında durmasını öğütlüyorum. “Kendin ol” diyorum.

        ‘Ustalarımız özeleştiri yapmalı’

        Kendi adınızı taşıyan bir sahne de açabilirdiniz. Neden Tatbikat Sahnesi?

        Tatbikat Sahnesi 1940’ta açılmış ama sonra ne kadar faydalı olduğu sorgulanmadan kapatılıp Devlet Tiyatrosu kurulmuş. Devlet Tiyatrosu profesyonel bir kurum. Bu profesyonel kuruma geçmeden önce profesyonel işlerin amatör ruhla yapıldığı, bu işin mutfağının her köşesinin öğrenileceği bir ara kurum gerekmez mi? Oyun çıkarırken tiyatro disiplinini öğretebilmek için çocuklarla kavga dövüş halindeyim. Ne mutlu ki nerede ne yapacaklarını bilen insanlar haline gelmeye başladılar. Aynı sevdanın peşinde birlikte koşuyoruz. Bir süre sonra onlara “Burası sizin” diyeceğim. Yaptıkları işleri izlerken gülümsemek en büyük mutluluğum olacak. Açıkçası ben bu konuda ustalarımıza kızgınım.

        Biraz açsanız bunu...

        Allah gecinden versin Genco Erkal öldüğünde geride Dostlar Tiyatrosu’ndan kim kalacak? Ya da Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu kime kalacak? Ben bu ekole sahip çıkabilecek öğrencileri olan bir durum yaratmak istiyorum. O yüzden adı Tatbikat Sahnesi. Önemli olan ömrünü vererek yarattığın hikâyeyi emanet edebileceğin gençler yetiştirmek. Işıl Kasapoğlu Semaver Kumpanya’yı kurarak bunu yaptı mesela. Bir seyirci bir tiyatroya gittiği zaman ustalar orada olmasa da yetiştirdikleri gençler o tiyatronun tarihini anlatacak düzeyde olmalı. Bir tiyatro varlığını ancak tarihiyle sürdürebilir. Ustalarımız bunun özeleştirisini yapmak zorundalar.

        Nihal Yalçın ‘Antabus’ ile Tatbikat Sahnesi’nde

        Seray Şahiner’in yazdığı ‘Antabus’ da Tatbikat Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak. Çok etkilendiğim bir kitaptır. Oyunlaştırmaya nasıl karar verdiniz?

        Nihal Yalçın çok iyi bir oyuncu. İç dünyası çok zengin ve bunu çok rahat biçimde insanlarla paylaşabiliyor. Kendisiyle Cihangir’de karşılaşıp tanıştık. Bana aklında ‘Antabus’u sahneye taşımak olduğunu söyledi. Hemen kitabı okudum. Seray’ın dili çok akıcı. Kelimeleri o kadar tatlı kullanmış ki hiç beklemediğiniz anda yüreğinizi dağlıyor. Nihal’e “Bunu beraber yapalım” dedim. O dönem İstanbul’daki sahnemiz inşaat halindeydi. Birlikte inşaatı gezdik, ardından kendisini ‘Mojo’nun yönetmeni İlham Yazar’la tanıştırdım. Birbirlerinden çok hoşlandılar. Yaklaşık 1.5 aydır provadalar. 17 Nisan’dan itibaren oyun seyirciyle buluşacak.

        ‘Tiyatro bitmedi ama nitelikli sanat bitmek üzere’

        İstanbul’da tiyatronun içinden sanatın çıkarıldığına dair açıklamalarınız oldu. Neden böyle düşünüyorsunuz?

        Kimseye saldırmak istemiyorum ama skeçlerden oluşan durumları sunduğunuzda seyirci tiyatronun öyle bir şey olduğunu zannediyor. Ben o tarafta değilim, o tarafın karşısındayım. Yaptıklarının tiyatro sanatıyla uzaktan yakından alakası yok. Ayrıca İstanbul’da tiyatro, ekranda görünmüş 2 insanın diyaloglarını ezberleyip bir kapı pencereyle hikâye anlatmalarına dönüşmeye başladı. Bu iş böyle olmaz! Günü kurtarmak, seyirciyle buluşma egosunu tatmin etmek için tiyatro yapanlar var. Bunu yaparak tiyatro sanatını ortadan kaldırıyorlar, tiyatroyu kirletiyorlar. Şimdi “Adamın biri Ankara’dan geldi, vıdı vıdı konuşuyor” diyenler olacak ama olsun. Sevimsiz görünme kaygım yok. Birileri “Tiyatro bitti” deyip duruyor ya, tiyatro bitmedi ama nitelikli sanat bitmek üzere. Tiyatro nitelikli bir sanat dalıdır. İyi ve nitelikli yapılmalıdır. “Neye göre, sen kompetan mısın?” diyecekler. Değilim ama ruhum, yüreğim var. Seyirci olarak izlediğimde yüreğime değen oyun benim için iyidir. İstanbul’da çok fazla oyun izledim, çoğu yüreğime değmedi. Teknik donanım da içler acısı. Bu teknik donanımla işin büyüsü seyirciye gösterilemez.

        İyi de genç ekipler ne yapabilir ki? Ceplerine para bile girmiyor çoğunun...

        Haklısın. Benzin vardı da onlar mı kullanmadı? Tiyatro, sponsoru zor bulunan bir sanat. Sponsorların desteğiyle teknik donanımı güçlendirilen salonlarla çok daha iyi işler çıkacak. İstanbul’da tiyatro sanatı açısından programsız bir devinim var. Bunun şekle girmesi gerekiyor. Önce salonlar yakışıklı yerler haline gelmeli.

        TATBİKAT Sahnesi’nin ‘Woyzeck Masalı’ adlı rock müzikali nisan ayı boyunca Zorlu Center PSM’de seyirciyle buluşacak. Ahlakı sorgulayan oyunun biletleri mybilet.com’da satışta.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ