"Tamam biz müzik yapıyoruz!"
Karşınızda yeni jenerasyonun en başarılı Türk gruplarından biri; Alpman&The Midnight Walkers!
Özge Mine SARIÇAM / HABERTURK.COM
osaricam@haberturk.com
Şemsiyeli fotoğraflar: Dilan Bozyel
Solo projesi “Alpman”la iki yıldır hayatımıza giren Güneş Alpman, ne yapmak istediğini bilen ve o hedefe doğru giden insanların başarıyı nasıl yakaladıklarına çok güzel bir örnek. Bu genç yetenek henüz 1994’lü olmasına karşın, internete yüklediği şarkıları ile okyanus ötesinin dikkatini çekmeyi başararak ilk plağı 'Tintm'i Kanadalı plak şirketi KEPT Records’tan çıkardı. Yoluna yalnız devam ederken parçaları yavaş yavaş dikkatleri çekmeye başladı ve sıra canlı performans sergilemeye gelince bir gruba ihtiyaç duydu. Bu noktada yolu Umut Çetin, Baran Göksu ve Ali Somay’dan oluşan The Midnight Walkers ile kesişen Güneş Alpman, yoluna artık onlarla devam ediyor. İki taraf da hallerinden oldukça memnun ve birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorlar. Jim Jarmusch filmlerinden fırlamış tarzlarıyla bu grubu yarın (24 Mayıs Cumartesi) Soundgarden Festivali sahnesinde izleyebilirsiniz. Biz ise İTÜ Taşkışla Şenlikleri’nde çıkmalarından hemen önce buluştuk. Yeni nesil Türk müzisyenlerinin en başarılı örneklerinden biri olarak gördüğüm bu grubu, güzel enerjileri ve hayat felsefelerini koruyarak daha büyük sahnelerde görme dileğiyle…
Altı yaşından beri müzikle ilgilendiğini okudum. Ailen mi yönlendirdi?
Güneş Alpman: Tam olarak bir yönlendirme olmadı. Ufak enstrümanlarla oynarken ses çıktığını fark ettim ve müzik yapayım dedim.
Önce tektin peki The Midnight Walkers’la nasıl bir araya geldin? Kafana göre insan bulmak zor oldu mu?
G. A. : Aslında ben Umut’la Baran’ın stüdyosuna başka bir projenin kaydı için gitmiştim. O zaman tanıştık. Sonra bana “Demonation Festivali'nde çalar mısınız” dendi ve bunun için bir gruba ihtiyacım vardı. Ben de Umut’la Baran’a sormadan “Siz grupsunuz hadi bir klavyeci bulalım ve çalalım” diyerek bizi bir grup haline getirdim.
Baran Göksu: Biz Umut ve Ali’yle okuldan arkadaşız. Bilgi Üniversitesi müzik bölümünden. Yaklaşık 10 senedir müzikle uğraşıyoruz.
"TAMAM BİZ MÜZİK YAPIYORUZ!"
Müziğinizin tarzına “Spychedelic” diyorsunuz. Bu tarzı hiç bilmeyenlere nasıl açıklarsın?
G.A. : Casus filmlerinin havası var ve “spy” oradan geliyor. Hafiften sinematik bir yaklaşım ama aynı zamanda 60’ların “psychedelic” havası da var. İkisi birleşince “psychedelic funk” demektense “spychedelic” demek daha uygun geldi. Ama bunu ilk söyleyen Kanada’daki plak şirketiydi.
Kanada’daki plak şirketi seni kendi bulup mail atmış. Şaşırdın mı, ilk tepkin ne oldu?
G.A. : Aslında çok şaşırmadım çünkü o sırada California’da başka bir yerle konuşuyordum. Sanırım onlar yönlendirdi, diye düşünmüştüm. Ama onların yönlendirip yönlendirmediğini öğrenemedim.
İlk müzik yapmaya başladığında, hemen yurt dışına açılayım gibi bir hayalle mi yola çıktın?
G.A. : Alpman projesine başladığımda bir şekilde daha fazla insana ulaşsın gibi bir isteğim vardı tabii. Midnight Walkers’la çalışmaya başladığımda “Tamam biz müzik yapıyoruz” demeye başladım.
2013’te yaptığın bir röportajda “Canlı performans yapmak benim için şimdilik uzak görünüyor” demişsin. Ama bir yıl sonra şimdi Soundgarden’da çıkmaya hazırlanıyorsun. Bu aşama nasıl gelişti ve Soundgarden ile nasıl anlaştınız?
Baran Göksu: Aslında bu işlerle menajerimiz ilgileniyor. Biz çok şükür bu detaylarla ilgilenmiyoruz. Ama ilk konserimizi de Babylon’da vermiştik ve güzel tepkiler almıştık. O sayede de bağlantılarımız kuvvetlendi.
Peki Soundgarden’da sizi çok heyecanlandıran veya onunla aynı sahneyi paylaşmaktan büyük zevk aldığınız biri var mı?
Umut Çetin: Mount Kimbie.
Baran Göksu: Mount Kimbie’ye büyük yükseliyoruz bir senedir.
Casus filmlerinden yola çıktığınıza göre müziğini yapmak istediğiniz filmler hangileri olurdu?
Güneş Alpman: Woody Allen filmlerinin hemen hemen hepsi olabilir.
B. G. : Bence Woody Allen olmazdık biz.
Ali Somay: Bence Jim Jarmusch olurduk.
G.A. : Aslında Godard’ın filmlerine de güzel müzik yapardık.
Şimdiki parçalarınızdan hangisi hangi yönetmene gider?
G.A. : “Not That Good” bir şeye olur ama hangisine bilemedik.
B.G. : “Resist” parçası bir Bertolucci filmine iyi giderdi.
The Midnight Walkers’ın sound’u Alpman’ın sound’u ile tam örtüştü mü?
Baran Göksu: Umut’la benim Moda’da Bee adlı bir prodüksiyon stüdyomuz var 4 senedir. Bu tarz eski soundlara hem ekipman olarak hem kişisel olarak baya takıntılı haldeyiz. O yüzden Güneş’le çok doğal bir birleşme oldu. Bu dönem dünyada iyi müzik yapan gruplar da bu sound’a yönelmiş durumda ve biz de aynı dünyayı paylaşıyoruz.
Ali Somay: Aslında eskiyi yinelemekten ziyade ona günümüz etkilerinde bir şeyler katarak değiştiriyoruz.
Güneş Alpman: Son plağı iki kere kaydetmemizin sebebi de o. Yani ortak bir plak çıkarmaya uğraşıyorduk ama ilk hali içimize sinmedi. Sonra kendimiz bir daha kaydetme kararı aldık.
B.G. : Şimdiye kadar çoktan çıkması gereken bir EP’yi bu nedenle biraz geciktirmiş olduk. Ama bitmesine az kaldı ve bizden çıkacak. Sonra da yurt dışında plağı bastıracağız.
Oldukça genç olmanıza rağmen 60’lar ve 70’ler sound’larına yöneliyorsunuz. Sizin jenerasyonunuz içindeki ve yeni dönem müzisyenlerde böyle bir akım başladı gibi. Eskiye ilgi nereden kaynaklanıyor sizce?
Umut Çetin: Tam olarak eskiye ilgi değil de kayıt teknikleri konusunda teknolojinin bir yerine odaklanıyor olmak pek çok konuya bağlı.
Baran Göksu: En nihayetinde şöyle oluyor, bizim dönemimizin en büyük özelliği erişim kolaylığının bile belli bir noktasını aşmış olmamız. Bu vesileyle sahip olduğumuz bilgi ve donanım, çok içsel bir şey haline geldi.
"MÜZİKTE META ÇOKTAN BİTTİ"
Neden CD değil de plak çıkarmaya uğraşıyorsunuz?
B.G. : Çünkü müzikte meta bitti bile çoktan. Cd de bir meta, plak da bir meta. Ve plak fetiş bir durum, sayılı bir mecra. Plaktan müzik dinleme deneyimi cd’ye göre daha romantik.
A.S. : Bu metalar içinde bitmeyecek tek şey plak çünkü plak masa gibi bir eşya aslında. Cd’yi kırarsın gidip yenisini alırsın ama iki plak birbirinden farklıdır. Çünkü plak zamanla kendi içeriğini değiştirir. Aynı plağın yeni basımıyla eskisinin sesi birbirinden farklıdır.
Çabuk tüketen bir nesilden gelmenize rağmen daha kalıcı işler peşinde koşuyorsunuz.
B.G. : Aslında herkeste biraz bu his var. Bir de müzik bizim hayatımız, sadece uğraşımız değil. Bu birilerine “Bizi çabuk tüketmeyin” gibi bir dayatma yapmak değil sadece bir duruş. Ama çabuk da tüketilebilir çünkü parçalarımız internette de var. Cd de olacaktır mutlaka, öyle bir önyargımız yok.
Müziğinizi günlük hayattan besleyen şeyler ne?
G.A. : Kişisel olarak cevap verecek olursam, ikili ilişkiler. İnsanların büyük bir kısmında ben de dahil, bir iletişim sorunu var. Teknolojinin bu kadar yaygınlaşması insanları karşı karşıya geçip nasıl konuşacaklarını unutmalarına sebep oldu. Bu his de ister istemez yaptığım müziğe yansıyor.
B.G. : Dolaylı iletişime hepimiz çok hakimiz ama müzik dolaysız bir iletişim biçimi. Ama arada ilham veren bir sürü etken var.
B.G. : Müzik ve sanat dünyasında kırılmalar yaşanıyor ve biz de o kırılmaların tam ortasındayız.
A.S. : 3-4 sene içinde çok ümit verici gelişmelerin yaşanacağına inanıyorum. Biz de onun bir ayağından tutuyoruz.
B.G. : Şu an içinde bulunduğumuz müzik dönemi içine Duman, Şebnem Ferah gibi isimleri bile ekleyebiliriz. Duman, “Duman” olmadan veya Mor ve Ötesi “Mor ve Ötesi” olmadan önce tam olarak bizim bulunduğumuz yerdelerdi ve belli bir dar kesime hitap ediyorlardı.
Gelecek birkaç yıl içinde kendinizi grup olarak nerede görüyorsunuz?
A.S. : Yurt dışı turnelerinin ağırlıklı olmasını isteriz. Bu istek de daha çok yaptığımız müzikle ilgili çünkü tarzımıza yakın gruplar genelde yurt dışından çıkıyor. Stil olarak ne yapmak istediğimizi iyi biliyoruz ve o netlik insanı bir yerlerden bir yerlere taşır zaten.
G.A. : Benim için grup olarak istikrarımız önemli, gerisi çok önemli değil.
Yakın dönem planlarınız neler?
Umut Çetin: Yakın zamanda daha yoğun bir çalışma sürecine girmeyi planlıyoruz ve ilk defa gerçekten bir üretim sürecine gireceğiz. Önümüzdeki kışa tam bir “Alpman&The Midnight Walkers” ürünü çıkaracağız.
Üzerinde hala çalıştığınız bu yeni plağınızın konsepti ve tarzı ne olacak? Değişim var mı?
U.Ç. : EP şu ana kadar verdiğimiz konserlerde olan genel sound’u özetleyecek tarzda bir şey olacak.
B.G. : Yeni ve bilinmedik bir şey olmayacak.
Aranıza yeni birini daha almayı düşünüyor musunuz?
G.A. : Konserlerde destek olması için biri alınabilir.
B.G. : Ben biraz daha farklı düşünüyorum bu konuda. Büyük albümü yapma sürecinde bir kişiye daha ihtiyaç duyma ihtimalimiz olabilir.
"TÜRKİYE KOŞULLARINA GÖRE ÇOK ŞANSLIYIZ"
Peki grup dışında ne yapıyorsunuz?
A.S. : Ben Bilgi Üniversitesi müzik bölümde araştırma görevlisi olarak çalışıyorum.
B.G. : Umut’la ben de stüdyoda çalışıyoruz.
Grup içinde birbirinizi hangi açılardan tamamladığınızı düşünüyorsunuz?
G.A. : Ben genelde hep negatife odaklanırım. Ama Ali enerjimi arttırmayı başarıyor.
A.S. : Benim enerjim daha yüksek ama benim için de Baran’ın bir şeyi iki kez düşündürme özelliği var. Yaptığı işte detaylara çok önem vermesinin çok güzel bir etkisi oluyor. Umut da çok sakin ve yaratıcıdır.
B.G. : Hem kişisel deneyim hem de kişisel olanaklar nedeniyle şu dörtlü Türkiye’ye kıyasladığında aslında çok şanslı bir dörtlü. Kendimize ait çalışıp çok iyi kayıt yapabildiğimiz bir stüdyomuz var. Türkiye koşullarına göre şanslı sayılırız.
Son olarak dinleyicilerinizden en çok aldığınız yorum ne?
A.S. : Genelde enerjimizi seviyorlar.
B.G. : Benim en çok duyduğum özgünlük anlamında ümit vaat eden bir şeyler gördükleri. Ama bunu bir iş olarak düşünecek olursak gerçek anlamda ayağının yere basması bir 3-4 seneyi bulacak. Çok sistematik ve disiplinli bir şekilde çalışmamız gerekiyor.
G.A. : Biz ne yapmak istediğimizi biliyoruz ve heykelimizi yeni oymaya başladık.