Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEREM AKÇA / keremakca@haberturk.com

        Avustralya’da deniz kenarındaki müstakil evlerinde yaşayan iki orta yaşlı kadın... Liz ve Poz, bir gün birbirlerinin ergenlik dönemindeki oğullarıyla cinsel ilişkiye girince olanlar olur. Böylece Avustralya toplumundan işlevsizin de ötesinde bir aile tablosuyla karşılaşırız. Bu üç cümle bile filmin iddiası için yeterli. “Yasak Aşk”, tabularla derdi olan ve bunu cinsellik üzerinden yapan filmlere yeni bir kavram ve inceleme süreci ekliyor. Naomi Watts ile Robin Wright’ın 50 yaşına dayanmışken gösterdikleri akılalmaz cesaretle takdir toplarken, Avustralya burjuvazisinin ve aile kurumunun köküne dinamit koyuyor. Böylece karşımıza Louis Malle etkili bir yasak ilişki ve cinsel fantezi düşüncesi çıkarıyor. Sinemasal açıdan belli acemilikler taşısa da ‘yetişkin kadın fantezisi’nden yola çıkan meselesinin ahlaki, sosyolojik, feminist ve sansürsel boyutuyla tartışmalar yaratacak bir eser karşımızdaki. “Two Mothers” adıyla bilinen “Yasak Aşk”, ne mutlu ki Ocak ayında Sundance Film Festivali’ndeki dünya prömiyerinin hemen ardından Avrupa prömiyerini 32. İstanbul Film Festivali kapsamında gerçekleştirdi.

        Sinemada tabularla birçok akım ve yönetmen uğraşmıştır. Bunları tutucu bir düzleme oturtanlar da olmuştur. Ancak bu durum Fransız Yeni Dalgası’nın cesaretine o dönemde eklemlenen Japon Yeni Dalgası’nın aşırılığıyla da desteklenmiştir. Günümüzde ise halen aynı ülke sinemaları birinin ‘dingin sanat sineması’, diğerinin ‘biçimci-plastik-anime etkili’ tercihi fark etmeden benzer yollar izliyor.

        Fontaine, film gramerini umursamayan eserleriyle bilinir

        Üçüncü Fransız Yeni Dalgası’nda “Annem” (“Ma Mère”, 2004), “Mutlu Azınlık” (“Happy Few”, 2010), “Kadınlar” (“Elles”, 2011) gibi cinsel özgürlüğü ele alan filmler görmek de gayet mümkün. Anne Fontaine ise hiçbir akıma dahil olmadan kendi demode, sinemasız evreninde yaşayan, sanat sinemasını temposuzluktan ibaret gören bir isim. Kamerayı nereye koyacağını bile belirlemeden ortaya süs niyetine atan bir yönetmen kendisi.

        Ancak “Dry Cleaning” (“Nettoyage à sec”, 1997) ve “Nathalie...” (2003) gibi filmleriyle cinsellik merkezli tematik dünyalar oluşturmasıyla zaman zaman öne çıkabiliyor. Bu konuda Fontaine ismi ile Jean-Claude Brisseau ve Cédric Kahn’ı bir araya getirmek gayet mümkün. En azından bir akrabalıktan söz edebiliriz.

        “Murmur of the Heart”, “Genç Çiftler” ve “Aşk Mevsimi”ni birleştiriyor gibi

        Yönetmenin burada tamamı İngilizce çekilmiş bir Avustralya filmine imza atarken, İran asıllı bir edebiyatçının romanını kullanması da ilginç. Bu durum ya da prodüksiyon kalitesi gerçek sinemanın ne olduğunu görmesini sağlamış. Daha önce ‘2.35:1 formatı’ndan çok az çalışan Fountain, “Yasak Aşk”ta (“Two Mothers”, 2013) onu geniş ölçekli objektifler ve genel planlardan öte çok sevdiği ‘yakın planlar’ın yanında dar ölçekli dolly geçişleri-kaydırmaları için de canlandırıyor. Bu sayede yönetmen adına aslında yeni bir başlangıçla karşılaşıyoruz.

        Film, nihayetinde Fransız Yeni Dalgası’nın cinsel tabularla uğraşan ismi Louis Malle’dan feyz alıyor çokça. Onun bir anne ile oğlunun ilişkisini enseste götüren başyapıtı “Murmur of the Heart”ını (“Le Souffle au Coeur”, 1971) bir anlamda “Aşk Mevsimi” (“The Graduate”, 1967), “Skandal” (“Notes on a Scandal”, 2003) ve “Pingpong” (2006) gibi eserlerin yetişkin kadın-genç erkek ilişkisi formülüyle birleştirdiği görülebiliyor.

        Bunların ikincisinde ‘ergenleşme arifesindeki bir bireyle orta yaşlı bir kadının cinsel etkileşimi’ne odaklanıldığını da ekleyelim. Tüm bunların arkasına Paul Mazursky’nin dörtlü ilişki filmi “Genç Çiftler”in (“Bob & Carol & Ted & Alice”, 1969) ahlaki meselesini de eklemlemek ise romanın cüretkar yaklaşımı için zor olmuyor gibi.

        Sinemada yeni bir cinsel özgürlük yolu mu?

        Fontaine bu tematik duruşun teşhirci boyutunu erkeklerin bakışına odaklanıp öne çıkarmaktansa, kadınların gözünden yol alıyor. Böylesi bir ayakları üzerinde durmayı kadın duyarlılığını da zaman zaman hissettirerek yarı-feminist duygularla canlandırıyor. Bu sayede “Ananı da!”daki (“Y Tu mamá también”, 2001) olgun ve seksi kadınla beraber olmak isteyen iki genç erkek durumu tersine bir ‘orta yaşlı kadın’ ivmesi kazanıyor.

        Bunu yaparken daha tabulaşmış bir çember kurması önemli filmin. Avustralya’nın yabancılaşmış coğrafyasında, müstakil evlerle kurulu bölgesinde yıllardır tanışan iki kadına odaklanıyor. Annenin kutsallığını ve ailenin muhafazakar yaklaşımını yerle bir ederek, bunların birbirlerinin oğullarıyla girdiği ‘yasak ilişki’ye odaklanıyor. Böylece ‘ilişki filmleri’ neredeyse hiç görmediği bir beden giyerken, dörtlü ilişki/eş değiştirme, üçlü ilişki gibi fantezilere yeni bir kavram ekleniyor.

        Kent burjuvazisinin hazin sırları

        Doğrusunu söylemek gerekirse bunun “Jules ve Jim”in (“Jules et Jim”, 1962) üçlü ilişki filmi şablonu kadar etki yaratıp yaratmayacağı konusunda şimdiden herhangi bir tahminde bulunmak zor. Ancak kesin bir şey var o da Fontaine’in burada bilinmeyen bir zaman dilimi yarattığı gerçeği. “Yasak Aşk”, Avustralya’nın konformist bir bölgesinde kent burjuvazisine mensup orta yaşlı iki kadının kendileriyle geçinemeyip sıkıntıdan ‘iki çekici beden’e ya da ‘iki çıtır’a kapılmalarını ele alıyor. Edward ve Jacob kadar yapay ve üstü açık gösterilen bu iki genç, büyük oranda onların fantezilerini, cinsel heyecanlarını karşılıyor.

        Film de bu arzuları gerçek bir tutku, şehvet ve seks arkadaşlığı üzerinden yorumluyor. Anne ile ilişkideki ‘Oedipus kompleksi’ne ters gelecek bir mesele Malle’ın yaklaşımıyla devreye sokuluyor. Belirgin bir Fransız Yeni Dalgası kıyafeti giyerken onu da üslup adına geleneksele yakın durarak tanımlaması dikkatlerden kaçmıyor.

        Watts ve Wright’ın cesareti ve performans gücü görülmeye değer

        Watts ve Wright’ın bütün cesaretleriyle bedenlerini sergilemeleri, özellikle Fontaine’in kadın ruhunu bilen haliyle canlanıyor. Bir sahnede yüzüstü yatan Wright’ın kalçasının seksiliğine dikkat çekilirken, Watts’ın ilk cinsel deneyimin heyecanını gösterirken giydiği kıyafetten adeta tutkuyu açığa çıkarması mizansenlere onun elinin değdiğini ispatlıyor. Yönetmen, büyük oranda cinselliği sömürmeden bütün soğukkanlılığı ve mesafesiyle kullanıyor. Böylece ikilinin hafif makyaj yemiş yüz ifadelerinin devamında performanslarının inandırıcılıkları dikkat çekiyor.

        Avustralya toplumunun burjuva sınıfında işlevsiz ailenin artık ‘işlevsiz’liği bile bırakarak rahatlık rekoru kırıp her istediğine odaklanması ana faktöre dönüşüyor. Böylece sınıfsal bir eleştiri devreye girerken, sanki cinsellik merkezli temalar Amerikan bağımsız sinemasının ‘aile içi iletişimsizlik’ ile ilgili meseleleriyle besleniyor gibi. Müstakil evlerinde son derece rahat bir yaşam süren ve işe gitme konusunda bile az zahmet gösteren bu bireyler, büyük oranda Amerika’daki banliyöyü dolduruyor.

        Bazı mizansenleri kuramamış

        Ama yönetmenin özellikle iki çocuğu daha yapay çizerken hareketsiz hale getirmesinin sondaki motivasyonlarla gittiği noktalar ise ne kadar anlamlı tartışılır. Zira Fontaine’in bir anda İngilizceye ve bir üst formata zıplaması, ister istemez bazı mizansenleri kuramamasına ve geçişlerde devamlılık sorunu hissettirmesine yol açmış.

        “Yasak Aşk”, ensest, lezbiyenlik, annelik, biseksüellik, sübyancılık, yasak ilişki ve daha nicesini aynı potada eriten yozlaşmış bir aile portresi sunuyor. Bunu yaparken de idare eden yönetmeniyle dikkat çekiyor. Bazı mizansenlerde karakterler girmeden orada varmış gibi gözükse de Fontaine dengeli kaydırmaları iyi ayarlama, denizin ortasındaki iskeleyi kuşbakışı planlarla doğru kavrama ve güneşin ışık katkısını doğal haliyle verme gibi konularda başarılı. Zira bundan öncesi tamamen ‘en alt nokta’ olduğu için en azından üzerine bir şeyler koyabiliyor.

        Karikatürize karakterler normal

        Teleobjektifin dışına fazla çıkmaması da Fransız sinemasında alıştığı gelenekten geliyor. Watts ile Wright’ın anne tiplemelerinin huzursuzluktan ziyade yüksek huzurla donatıldığına dikkat çekiyor. Böylece Avustralya ailesinin içindeki çarpıklıklar, hunharca ve bütün çıplaklığıyla önümüze dökülüyor. Geleneksel bir dramatik akış izlenmeden ilişkisel tercihlerin öne çıkarılması da bu konuda bir tercih gibi gözüküyor.

        Karikatürize karakterlerin daha doğru bir süzgeçten geçirilmemesine ise aslında Fontaine’in öğrenme süreci için normal diyebiliriz. Zira burada çarpıcı ve tartışmalı fikri ‘gözler önüne serme’ ‘sinemasal profesyonellik’ten daha önemli hale geliyor. Meselenin çarpıklığı da çok derinlikli ahlaki, sosyolojik ve sansürsel tartışmalara açılıyor. Bazen de sinemada gereken şey budur. Özellikle de elinizde iyi oyuncular var ise “Yasak Aşk”ta olduğu gibi saygıyı hak edersiniz.

        FİLMİN NOTU: 5.8

        Künye:

        Yasak Aşk (Two Mothers)

        Yönetmen: Anne Fontaine

        Oyuncular: Naomi Watts, Robin Wright, Ben Mendelsohn, Xavier Samuel, James Frecheville, Sophie Lowe

        Süre: 111 dk.

        Yapım Yılı: 2013

        KEREM AKÇA’NIN 32. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU:

        Aklımı Oynatacağım (Los Amantes Pasajeros / I’m So Excited): 4

        Arada Kalan (What Maisie Knew): 3.6

        Aşk Kokusu (Après Mai / Something in the Air): 5.5

        Aydaki Adam (Moon Man): 6

        Beşinci Mevsim (La Cinquième Saison / The Fifth Season): 9.2

        Belalı Mahalle (Ill Manors): 6.4

        Beyaz Nöbet (White Epilepsy): 4

        Babadan Oğula (The Place Beyond the Pines): 7.9

        Boşluğu Doldurmak (Lemale Et Ha’Halal / Fill the Void): 3

        Bir Vampir Hikayesi (Byzantium): 5.9

        Bir Yudum Bahar (Quelques Heures de Printemps / A Few Hours of Spring): 2.9

        Bukalemunun Rengi (Zincograph / Color of the Chameleon): 6

        Bwakaw: 3.8

        Disconnect: 6.5

        Eyvah (Oh Boy): 3.5

        Garip Turistler (Sightseers): 6

        Gün Doğarken (Kat Svane Dan / When Day Breaks): 5.2

        Güreş ve Aşk (Mes Séances de Lutte / Love Battles): 5.4

        Herkes Ölecek (No One Lives): 1.2

        İftira Ağı (Caught in the Web): 4

        Karakuş (Blackbird): 2.9

        Karşımdaki Gece (La Noche de Enfrente): 4.8

        Kuş Yemi Yiyen Oğlan (To Agori Troei To Fagito Tou Pouliou / Boy Eating the Bird’s Food): 6.5

        Kutsal Dörtlü (Svata Ctverice / The Holy Quaternity): 6.2

        Kuzeye Giden Yol (Tie pohjoiseen / Road North): 3.5

        Lanetli Kan (Stoker): 6.8

        Lizbon’a Gece Treni (Night Train to Lisbon): 4.5

        Makao’yu Son Gördüğümde (A Ultima Vez Que Vi Macau / The Last Time I Saw Macao): 1.6

        Mekong Oteli (Mekong Hotel): 1.6

        Ölü Avrupa (Dead Europe): 5.5

        Saksı Olmanın Faydaları (The Perks of Being a Wallflower): 6.8

        Saygın Bir Aile (Yek Khanevadeh-E Mohtaram / A Respectable Family): 3

        Son (Hayuta and Berl / Epilogue): 6.6

        Tanrı Amerika’yı Korusun (God Bless America): 6.5

        Uyuyan Güzel (Bella Addormentata / Dormant Beauty): 6.7

        Yarım Kalan Şarkı (Song for Marion): 5.2

        Villegas: 2.7

        Ye Uyu Öl (Ata Sova Dö / Eat Sleep Die): 4.2

        Zeytin (Zaytoun): 4.2

        Not: Yıldızlar, festival süresince güncellenecektir.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ