Tüm Türkiye’nin heyecanla beklediği LGS sınavını birincilikle geçtiler ama o kadar kendilerinden emin bir duruşları var ki ben mi yetişkinim onlar mı belli değil. 18 Türkiye birincisinden üçü, Bilfen Halkalı Ortaokulu öğrencisi Elif Ceylan, Bilfen Esenşehir Ortaokulu öğrencisi İlhan Can Ateş ve Bilfen Çamlıca Ortaokulu öğrencisi Oktay Tuna Özdemir’le sonuçlar açıklandıktan sonra buluştuk. Annelerin yüzünde gurur, çocuklarda sınavın hakkını vermenin rahatlığı vardı. HT Cumartesi'den Serdar Yazıcı'nın haberi...

ELİF: TELEFONLARI BIRAKSINLAR
Elif Ceylan, tam bir örnek öğrenci... Geçen yıl son sınıfa geçtiğinde yaz tatilinde ders çalışmaya başlamış. “Sabah okuldaki dersleri dikkatlice dinlemek önemli” diyen Ceylan, teneffüsü de bir önceki gün testlerde yanlış cevapladığı soruları tekrar çözerek geçirmiş. Okul dışında günde ortalama 200 soru çözmüş. Televizyonu açtığında ise izlediği tek şey belgesel! Sosyal medyayı hiç kullanmamış. Sınava girecek arkadaşları için “Telefonları bırakabilirler. O kadar da zor olmadığını düşünüyorum. Onu bırakınca zaten diğer işlerine yoğunlaşabilirler” diyor. Annesi ve babası doktor olan Ceylan’ın hedefi tıp fakültesi. Başarısında anne-baba desteğinin önemine işaret ediyor. Annesi Şule Ceylan kızının başarısı için, “Elif her zaman düzenli çalışan bir çocuktu. Sorumluluklarının bilincindeydi” diye konuşuyor.

 OKTAY: 30 DAKİKA ÇALIŞ 10 DAKİKA MÜZİK DİNLE
Bir diğer Türkiye birincisi Oktay Tuna Özdemir ise tam bir kitap kurdu. Başarısını, “Bol tekrar yaptım ve test çözdüm” diyerek özetliyor. Okul dışında derslerine ayırdığı vakit 2-3 saat. Aksiyon oyunlarını sevmesine rağmen günde maksimum yarım saat oyun oynuyormuş. Ama “Bundan sonra daha fazla oyun oynayacağım” diyor. E hak etmedi mi yani! Oktay Tuna bir sonraki yıl sınava girecek arkadaşları için küçük tüyolar da veriyor: “30 dakika çalışın 10 dakika ara verin. Ben o 10 dakikada yatıp müzik dinliyordum. Belki biraz oyun oynayabilirler. Eksik oldukları derse çalıştıkları gibi, iyi oldukları derslere de arada baksınlar. Kitap okumayı da ihmal etmesinler. Çünkü okuduğumuzu anlamamız gerekiyor. Sorular zaten uzun.” Hedefi makine mühendisliği... Neden mühendislik istediğini çok iyi açıklıyor: “Dünyanın ihtiyacı olan şey, tükenen kaynakları koruyan ve tasarruflu kullanan icatlar. Bunun için de makinelere ihtiyaç var. Bu yüzden makine mühendisliğini istiyorum.” Oktay’ın hemşire annesi Menşure Özdemiroğlu, oğlunun başarısı için “Süreci kendi yönetti. Bize ne yapmamız gerektiğini o gösterdi” diyor.

İLHAN: BASKI YAPMAYARAK BASKI YAPIYORLARDI
Bu yıl sınav ayrıca zordu. Çünkü sınav sistemi değişti. “Yeni sınav sistemi çıkana kadar rahattık” diyen Türkiye birincilerinden İlhan Can Ateş süreci şöyle anlatıyor: “Sonra herkes panikledi. Açıklamadan sonra okulun verdiği ve dışarıdan aldığım soruları çözdüm. Günde 300’e yakın soru çözüyordum. İstikrarlı çalıştım ve kazandım.” Onun da anne-babası doktor ama onun hayali de mühendislik. “Nasıl bir ortamda çalıştıklarını biliyorum. Ve bana uymayacağını da...” O da roman okumayı çok seviyor. Ailesi ders çalışması için hiç baskı yapmamış. Ama o, baskı yapmayan ailesi için “Baskı yapmayarak baskı yapıyorlardı” diyor, gülüyor. Anne Zuhal Ateşoğlu oğlunun heyecanı nasıl yendiğini şöyle anlatıyor: “Sınav heyecanı vardı ama elinden geleni yapacağına inandığımız için çok strese girmeden, disiplinli, düzenli bir yıl geçirdik. Tabii bütün aile birlikte girdik sınava.”

Çocukların sınav başarılarında ailelerinin, öğretmenlerinin ve okullarının payı var. Bilfen İlköğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Nurşen Kayatürk, “Mezun olan öğrencilerimizin yüzde 90’ı Türkiye’nin yüzde 1’lik diliminde yer alıyor. Uyguladığımız eşzamanlı eğitim sistemimizin bir göstergesi olarak hem İstanbul’da bulunan okullarımızda hem de ortaokullarımızın bulunduğu Ankara, Kayseri, İskenderun, Antalya, İzmir ve Bursa kampuslarımızda öğrencilerimiz büyük başarı yakaladılar” diyor.

Çocukları dinleyince başarının tesadüf olmadığını bir kez daha anlıyorsunuz. Sistemli bir eğitim, düzenli çalışma ve kendine güven... Ne demişti birinciler, gelecek yıl sınava girecek arkadaşları için: “Telefonları bıraksınlar, bol bol kitap okusunlar.” Alo, alo...