Polis de şarkı söyler, resim yapar, âşık olur
Özgün müzik türünde bir albüm çıkaran polis memuru Yusuf Özcan'ın şaşırtıcı hikayesi
HT PAZAR / NAZENİN TOKUŞOĞLU
İstanbul’da Maçka Parkı’nda buluşuyoruz. Beni kırmayıp polis kıyafetini de getirmiş. Yaşasııın... Silahı da yanında. “Biraz tutabilir miyim” diyorum. “Olmaz” diye cevap veriyor. “Ben göstereyim”. Her şeyi merak ediyorum, nasıl polis oldu, Beyoğlu gibi dakikada bir suç işlenen bir bölgede nasıl çalıştı ve tabii sesi... Ahmet Kaya’ya benzetiyorlarmış, pek bayılmam ama ne kadar benzediğini merak ediyorum. Kim şarkıcı ol dedi mesela çok merak ediyorum. En çok da şeyi merak ediyorum. Polis – şarkıcı olma durumunu... Hemen bir şarkı uyduruyorum duruma uygun “Dur kaçma dedim sana, silahıma davrandırtma...” İşte İstanbul Emniyet Teşkilatı’ndan çiçeği burnunda türkücü Yusuf Özcan’ın hikâyesi...
*** Nasıl şarkıcı oldunuz demeden önce nasıl polis oldunuz diye soracağım...
Polis, asker gibi mesleklerde hep ailede bir örnek olur. Bizde yok. Babam da ablam da eğitimci. Aklımın ucundan geçmedi polis olmak ama sevdiğim bir kız vardı. Ailesi “Devlet memuru olmayan adama kız vermeyiz” diye diretti. Ben de düşündüm, taşındım. Yaşam tarzıma polislik uygun gibi geldi. “Gerçi bu saatten sonra beni almazlar” diye düşündüm ama spor testlerinden hemen geçtim, bir de üniversite mezunuyum. Aldılar vallahi.
*** Kız ne oldu bu arada?
Polis teşkilatına Yusuf Özcan’ı kazandırdı. Evlenmedik...
*** Aaa!..
Yaaa... Baktım naz bitmiyor. Şu olacak, bu olacak; hem maddi hem manevi. Ya sabır diyorum. Ama “Afyon’da yaşayacağız” diye tutturunca “Yeter” dedim. Ben kendimi bildim bileli ideallerimin peşinde koştum ve onlar olmazsa yaşayamam. Afyon’da ölürdüm...
*** Demek hâlâ devlet memuru damat aranıyor, topçu popçu değil...
Öyleymiş. Futbolla da uğraştım ama para kazanan futbolcular en göz önünde olanlar. O işler o kadar kolay değil. Polislik de kızın ailesinden bana hediye kaldı, iyi ki polis olmuşum.
*** Görüşmediniz mi bir daha?
Arada bir konuşuyoruz. Ama küçükken bisiklete binemedim ve şimdi binmek bir şey ifade etmiyor. İlişki de bunun gibi, her şey zamanında yapılırsa güzel.
TÜM GELİR ŞEHİTLERE
*** Gelelim müzik işine...
Ben kendimi bildim bileli babam saz çalardı, bize şarkı söylerdi. Bir süre sonra ben de ufak ufak besteler yapmaya başladım, derken 200’e yakın bestem oldu. İstanbul’a polis olarak gelince ünlü bağlama sanatçısı Mustafa Karaçeber’le tanıştım. Bestelerimi ona gösterdim. Çok beğendi. Stüdyosunda bir albüm doldurduk. Tabii öncesinde izim almak için emniyete dilekçeyle başvuru yaptım. Elde edilecek gelirin tamamını şehit olan polis ailelerine bağışlayacağımı bildirdim.
*** Tamamını mı?
Evet hepsini...
*** Ama polisliği bırakmıyorsunuz...
Tabii ki. Üç aydır Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürlüğü’nde çalışıyorum. Daha önce beş yıl Beyoğlu araştırmadaydım. Şarkıcılığı ve polisliği birlikte yürütmek istiyorum.
*** Bir “ilk” misiniz?
Kendi eserlerini albüm haline getiren ve polisliği de birlikte götüren tek benim sanırım.
*** Amacınız ne?
Polisle halkın daha yakın olmasını istiyorum. Ben de polis olmadan önce çok korkardım onlardan. Meğer onlar da su içermiş, gülermiş, ağlarmış, herkes gibi anneleri babaları, problemleri varmış. Farkımız yok kimseden. Polisin aslında ne olduğunu insanlara anlatmak istiyorum.
Ahmet Kaya’nın sesine bakıyorum, görüşlerine değil!
*** Sesinizi Ahmet Kaya’ya benzetiyorlar. Albümü dinledim hakikaten andırıyor.
Evet hem sesimi hem tarzımı benzetiyorlar. Benzer müzikler yapıyoruz. Ama bu durumdan gayet memnunum.
*** Siyasi görüşünden dolayı Ahmet Kaya’yı sevmeyenler var. Bir de siz polissiniz ya, çekinmiyor musunuz?
Kim ne derse desin Ahmet Kaya yeri dolmayacak bir sanatçıydı. Babam der ki "Bir insanı herkes severse o aptaldır”. Ahmet Kaya’nın sesine, yorumuna bakıyorum; siyasi görüşüne değil. Benim için ister sağdan ister soldan olsun sanatçı sanatçıdır.
*** Şöyle Ahmet Kaya’nın şarkılarına benzetilenlerden bir parça okur musunuz albümden?
Savrulup gidenler dönecek bir gün. Doğacak güneşler bitecek sürgün. O güzel yüreğin neden hep üzgün. Bakışların benden kaçıyor gibi. Ağlıyor musun, sen sevdiğim yâr beni anlıyor musun?
Hüseyin Çapkın’la çok şey değişti
*** Albümden dolayı Beyoğlu’ndan daha sakin bir departmana mı kaydırıldınız?
Biraz öyle oldu. Hüseyin Çapkın’la bir görüşme yaptık. “Müzik çalışmalarını Sabiha Gökçen’de daha rahat yaparsın” dedi. Hüseyin Çapkın’la birlikte çok şey değişti. Herhangi bir polis dilediği zaman kapısını çalıp içeri girip derdini ona anlatabilir. Müzikle uğraştığım zaten kulağına gitmiş. “Memuruma sonuna kadar destek veririm” demiş.
*** Esprili bir konuşma geçti mi aranızda?
Hayır, ben polisim, o da emniyet müdürü. Ama ben halka tam da bunu anlatmak istiyorum. Mesleğimiz ciddiyet gerektiriyor olabilir ama biz de insanız, şarkı söyleriz resim yaparız. Âşık olabiliriz. Duygularımız var.
*** Demek her derdi olan Çapkın’ın kapısını çalabilir...
Gerçekten iletişime açık biri, korkmadan çalabilirler.
*** Hüseyin Çapkın’ın sesi nasıl acaba?
Kendisine sorun ben bilmiyorum. Sanata destek verdiğine göre mutlaka sanatsal bir yönü vardır.
*** Polis gecelerinde siz çıkarsınız sahneye artık.
Teşkilatın uygun gördüğü her yerde sahneye çıkarız.
Beyoğlu’nda beş yıl
*** Beyoğlu’nda beş yıl! Ne çok anınız vardır...
Beyoğlu’nda bir haftada olan olay, Türkiye’nin birçok şehrinde bir yılda olmuyordur. Günde ortalama iki gösteri, yasadışı bir sürü olay, çeteler, gruplar... En az 500 büyük olay geçmiştir başımdan.
*** Aklınıza gelen ilk anıyı paylaşır mısınız?
Bir gün Tarlabaşı’nda iki kişiyi kimliğimizi göstererek durdurduk. Problemli bir sokaktan çıkmışlardı. Daha aramızda 10 metre varken, biri ateş etmeye başladı. Hemen attık kendimizi yere. Kovalamaca başladı. Biz de silah kullanarak mermilerini bitirdik. Teslim oldular. Gasptan aranıyorlardı, yüzlerce suçları çıktı.
*** Uyuşturucu?
Çok mücadele ediyoruz. İstanbul’da 25 bin polis var aşağı yukarı. Sekiz bin kişi günlük çalışıyor. Sabit noktalarda çalışanları çıkarırsanız geriye beş bin kalır. 15 milyonluk İstanbul’u beş bin kişiyle buyurun koruyun.
*** Son yıllarda uyuşturucuyla ilgili ilerleme kaydedildiği biliniyor.
Doğru. Ama gençlere kızmıyorum. Ne eğitim sistemi yeterli, ne aile. Elimizden geleni yapıyoruz ama onlara nasihat vermek bize düşmez.
*** Hiç tanıdığınız birini yakaladınız mı?
Maalesef... Dostum dediğim adamı olmadık yerlerde yakaladık, genelde de uyuşturucudan. O zaman arkadaşlık falan kalmıyor tabii, hem onun iyiliği için yakalıyorsunuz. Ve emin olun başka çaresi yoksa yine aynı yollara giriyor. Benim bir davam var. 300 dosyası olan bir şahıs. O sokakta 301. suçunu işliyor, ben mahkemeye gidiyorum. Benden şikâyetçi olmuş. Bazen karşılaşıyoruz, “Abi nasılsın” diyor.
*** Kurtardığınız insanlar duygusal tepkiler veriyor mu, boynunuza atlayıp öpücüklere boğuyorlar mı?
Oluyor arada... Çetelerin eline düşmüş, dilendirilen, fuhuşa zorlanan, hırsızlık yaptırılan çok kişiyi kurtardık ama arkalarında onlara sahip çıkacak biri olmadığı için düşüyorlar. Bir çocuğun nasıl büyük bir sorumluluk olduğunu görmeden doğurup sokaklara atıyorlar. Bir tinerci vardı donmamak için sabahlara kadar sokaklarda dolaşırdı. Onu bir arkadaşımın yanına işe soktum. 10 gün sonra kaçmış, alışık değil ki...
Aşka küsmedim ama...
*** Önemli bestecilerin söz yazarlarının eserlerinin hep yaşanmışlıklardan çıktığı söylenir. Sizde durum ne?
Ben yatılı okullarda büyüdüm, hep ailemden ayrı yaşadım. Yaşamayan güzel eser çıkartamaz. Tüm eserlerim yaşanmıştır.
*** Bir daha evlenme girişimi olmadı mı?
Hayır evlenmedim.
*** Aşka mı küstünüz?
Küsmedim âşık olsam keşke ama bu zamana kadar fedakârlık yapacak biriyle tanışmadım. O yüzden de düzeyli bir ilişki yaşamadım.
*** Şarkılara yansıdı mı bu arayış?
Anlatmak zor. Ama mutlaka yansımıştır. Bizim meslekte biriyle bir şeyler yaşamak da zor. Ya gece uykusuz kalacaksın ya da eve gidip dinleneceksin.
Oğlun artiz oldu
*** İki lafınızdan biri “baba”. Çok mu bağlısınız?
Babam Tunceli’nin bir köyünde doğmuş. Yedi kardeşlermiş. Günde 15 km yürürmüş okula gidebilmek için. Kimseye eğilmemiş. Bu şevki o verdi bana. Ben asla bir dağın tepesine bırakılmak istemiyorum, tırmanmak istiyorum.
*** Albümünüzdeki hangi şarkılar babanıza ait?
Ela gözlüm ve Ünveren babamın şarkıları.
*** Anneniz mi ela gözlü?
Onu babama bir sormak lazım, yanlışlık olmasın.
*** Takılıyorlar mıymış “Oğlun artiz oldu” diye?
Evet, o da gülüyormuş. Bizi tanımazsa karışmayız bak diyorlarmış. Bana da takılıyorlar.
*** Diyarbakır’da bedensel engellilerle çalışıyormuşsunuz...
Beden Eğitimi’nde okurken bir arkadaşım Bedensel Engelliler Derneği’nden bahsetti. Boş boş oturduklarını gördüm. Bir araya geldik ve takım kurduk. Kapı kapı dolaşıp malzeme bulduk. İkinci ligden başladık ve çok başarılı olduk. Hâlâ iki günde bir ararlar. “Ne zaman geleceksin” diye sorarlar. Yerleri çok ayrıdır benim için. Onlar için her şeyi yapmaya hazırım.
*** Polis arkadaşlarınız ne diyor?
Besteleri olanlar vermek istiyor. Bu zamana kadar kapalı kutuydu polis teşkilatı. Öncü oldum sanırım. İçlerindeki cevheri kime göstereceklerini bilmiyorlar. Değerlendirmeleri lazım. Yüzlerce kişi mail attı. Özgün müzikle polisi bağdaştıramıyorlar. Ama polisin yüzde 99’u halk, zengin çocuğu değil.
*** Polisleri sert bulanlar var.
Teşkilatı 250 bin kişi. Aralarında hata yapan olmuştur, bunu bize mal etmeyin.
*** Mesleğinizle ilgili şarkı var mı albümde ya da diğer besteleriniz arasında. “Dur kaçma yakalarım” gibi...
Ben duygusal şarkı yazmayı seviyorum. Sadece mesleğimle ilgili söz yazsam o albümdeki bütün şarkıların “Dur kaçma yakalarım” diye başlaması lazım.