"Eş bulmak için şarkı söylüyorum"
Şarkı sözleri ne kadar matraksa Mirkelam'ın hayata dair düşünceleri de aynı ince zekânın ürünü...
ABONE OLFergan Mirkelam, yani herkesin bildiği adıyla Mirkelam, Bostancı’da tek kelimeyle “Huzurlu” diye özetlenebilecek bir evde oturuyor. Balkonunda susmayan bir bülbül, yemek masasının üstünde ahşap kabzalı eski bir revolver, duvarlardaysa kendi yaptığı tablolar var. Sabahları erken kalktığında Bostancı sahilinde yüzüyor, bisiklete biniyor. Harika bir kitaplığı var ve Orhan Pamuk’tan Edgar Allen Poe’ya uzanan kitaplarını, raflara sığmayan ödüllerinin arasından fışkıran kelime oyunları...
HT PAZAR / Heja BOZYEL
*** Lipton’un reklam filminde oynuyorsunuz şu aralar. Reklamda şarkı yazarken tıkanan, ilham arayan birini görüyoruz. Gerçek hayatta ne yaparsınız tıkandığınızda?
Tıkandığım zamanlar çok oluyor. Aslında on dakikada bir şarkı yazabilirsin istersen ama doğruyu her defasına bulamazsınız. İşte ilham denen şey o bir defaya denk geliyor. Doğruyu bulmak zor olduğu için de albümler iki senede üç senede bir çıkıyor. Hatta belki dört sende bir olmalı ama bizim sistemimiz farklı, daha doğulu. Parasal nedenler, ruhsal nedenler bir sürü şey giriyor işin içine.
*** Müziğinizde hep bir espri var. Hayata bakışınız da böyle mi, yaşadıklarınızla dalga geçmeyi başarabiliyor musunuz?
Bir şarkı illa ki çok üzüntülü ya da çok eğlenceli olmak zorunda değil. Ama bizde böyle bir anlayış var. Bütün iyi şarkılar çocuk şarkısıdır aslında. Alaturkalar haricinde. Ben hep melodide, ritimde, sözde bir espriyi kullanmaya çalışıyorum. Bu hayata bakışımla da ilgili. Niye çok üzüleyim ki şarkı yaparken? Bir de karşı tarafı düşünen biriyim. Dinleyen kişi de üzülecek, niye üzülsün ki? Tabii ki aslında şarkılar kişinin kendisi için yapılır. Ben de kendim için yaparım ama onu bir albüme koyacağım, ondan para kazanacağım, ruhsal bir artı kazanacağımı düşündüğüm zaman dinleyicinin şarkısı olur.
*** Boğa burcusunuz diye biliyorum. Boğalar yemeğe düşkün olur. Sever misiniz yemek yemeyi?
Bu işi yapmasaydım kesin çok kilolu biri olurdum! Ara sıra kendimi kaybediyorum zaten ama hep fit gözükmek zorundasınız. Sonuçta popüler bir iş yapıyorsun ve sabah saçını taramak bile popülerliğin bir parçasıdır. Çok ciddi görünmeye çalışmak, ağır romanlar yazmak zorlamadır bence. Sonuçta en ağır romanları Dostoyevski yazmıştır ama o da kendi döneminin popüler romanlarını yazmış. Sonra klasikleşmiş onlar. O da para kazanmak ve kazandığı parayı kumarda harcamak için yazmış. Belki biraz basite indirgiyorum ama hayatın gerçeği bu. Bu yüzden popüler işler yaparken de popülerliğin listesinde olan kendine dikkat etmek gibi unsurlar var.