Yavuz Semerci yazdı
Doğan ne zaman demokrasinin güvencesi oldu?
da Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz’ın köşesinde çıkan (25 Haziran 2007) yorum ve Akşam Gazetesi’nin (26 Haziran 2007) manşeti dikkatimi çekti. Bugün, “Özgür basın için Doğan Grubu’na kesilen cezaya karşı çıkalım. Kişisel hesaplaşmaları
başka güne bırakalım” diyenlere hatırlatma yapacağım... Birkaç gün sürecek...
Önce durduğum yeri net çizmeliyim. Doğan Grubu’na ilk vergi cezasını (gazeteport. com’dan) haksızlık olarak değerlendiren ilk gazeteciyim. Son cezaya gelince, vergi konularında Prof. Şükrü Kızılot’un görüşlerine değer veririm. Kızılot, Doğan Grubu’na kesilen vergi cezasının üçte ikisini oluşturan (ilmühaber istisnasının göz ardı edilmesi) bölümündeki uygulamanın yasalara, mevzuata aykırı olduğunu söylüyor. Bu tespit benim için yeterli. Yani ortada haksız ve orantısız bir ceza var.
Benim itirazım, bu haksızlığı “özgür medyaya yönelik” bir kuşatma olarak değerlendirenlere. Ve kendilerine bir haksızlık yapıldığında bağırmaktan sesi kısılanların, rakiplerine haksızlık yapılırken nasıl canavara dönüştüğünü unutanlara...
Bu ülkede Doğan Grubu dışında kalan tüm medya organlarını hükümete bağımlı
olarak görmek, hastalıklı bir yaklaşım.
Eğer Doğan dışında bir gazetede yazarlık yapıyorsanız, muhalif olamıyorsunuz, öyle mi? Doğan Grubu dışında çalışanlar gazetecilik yapamıyor, öyle mi? Hükümet herkesi susturmuş, sıra Doğan’a gelmiş, o da giderse ülke AK Parti’ye teslim, olur öyle mi? Diğerlerine ne oldu? Çalık (atv, Sabah), Çukurova (Akşam, Show TV), Ciner (Habertürk ), Doğuş (NTV) ve diğerleri neden satılık da Doğan değil? Doğan’a yönelik ceza tüm medyayı yandaş yapma, demokrasiyi güçsüzleştirmek ise, Sabah’ın, Akşam’ın başına gelenler neydi? TMSF Başkanı, televizyonlarda canlı yayına çıkıp “Akşam’a el koyarım” derken, Sabah’a haksız yere el konulduğunda neredeydiniz?
Deniz Baykal bile vergi cezasını eleştirirken Doğan Grubu’nu, “Bu sürecin geldiğini göre göre hükümetin gözüne girmek için şirinlikler yapmak ve takla atmakla” suçladı. (Bu detayı Hürriyet kullanmadı.) Muhalefetin bile muhalif olduğunu anlayamadığı Hürriyet Gazetesi, ne zaman demokrasinin tek ve vazgeçilmez savunucusu oldu? Üstelik korkulan nedir? Hürriyet hep orada. Türkiye örnekleri gösterdi ki kalıcı olan gazetelerdir, patronlar değil. Hürriyet’in Doğan’ın elinden çıkacağını sanmıyorum ama velev ki çıktı... Kimsenin korkmasına gerek yok. Bir gazeteyi gazete yapan okurudur.
Bunları daha çok tartışacağız. Eleştirim, kendilerine yönelik haksızlıkları memleket meselesi sayan, rakiplerine yapılacak haksızlıkları ise adeta körükleyenlere. Yarın, yukarıda tarihlerini verdiğim kupürleri köşeye koyacağım. Bugün basında kendileri için destek arayanların o gün rakiplerini batırmak için ne