'Dudak dolgunlaştırma kadında bin espriye bedel'
Gülse Birsel, HT PAZAR'dan Gülenay Börekçi'ye konuştu...
HT PAZAR / GÜLENAY BÖREKÇİ
Siyasetin iyice hararetlendiği, seçimlerin her şeyden önemli hale geldiği şu günlerde Gülse Birsel’in yeni kitabı Yazlık çıktı. Kitabında yazdan, şehrin cilvelerinden, aylaklık özleminden, tatil planlarından söz eden Birsel ile kadın mizah yazarı olma meselesini masaya yatırdık.
Gülse Birsel'e niçin Yazlık adını seçtiğini soruyorum. "Çünkü çok bıktım" diyor. "Gergin bir seneydi hepimiz için. Bazı dönemler, hayatımda ilk kez 'Haber seyretmeyeyim, moralim bozuluyor' dedim. Dünyada da zor geçti; felaketler, kavgalar, isyanlar... İyi bir tatili hak ettik. Hava da sıcak, gevşeyelim istedim. Gerginlik beynin bir kısmını uyuşturuyor, iptal ediyor. Gevşeyince, serinleyince daha sağlıklı işliyor kafa."
■ "Siyasete bulaşmayın" diyorsunuz kitabınızda. Halbuki siz yazılarınızda tatlı tatlı bulaşıyorsunuz; hükümeti ve sorunlarla doğrudan alakalı kurumları sert bir dille eleştirmeyi ihmal etmeden...
Elimde değil. Odanın ortasında oturan fili görmezden gelip, odayı tasvir etmek gibi olur. Bizim kuşağın mizahçılarının çoğu aynı durumda. Mizah dergilerine bakın, onlar da 10, hatta 5 yıl öncesinden daha çok alakalı politikayla. Mizahın ufaktan siyasileşmeye başladığı bir dönemdeyiz . Ben siyasi mizahçı değilim, hayattan bahsediyorum. Ama bilinçli olarak siyasete dokunmaktan kaçmıyorum. Sokakta muhabbeti dönüyorsa yazılarda da dönmeli.
■ Yazılarınızdan birinde "Ülkemizin öznel kural, kurul ve sansür durumlarından sonra mizah yapmanın artık zor değil imkânsız hale geleceği korkusu içindeyim" yazmışsınız. Niçin öyle?
Bir hafta önce 2 mizah dergisi, 18 yaşın altına yasaklandı. Bir ara "ebeveyn izleme kurulu" fikri vardı. İlla otoriteler müdahale edecek de demek istemiyorum. Ama halk olarak hassaslaştık. "Ay o üzerine alınır, öteki incinir, beriki grup bu konuda hassas zaten, eh bir de ailevi değerler ve gelenek görenekler" diye diye bir süre sonra mizah yapamazsın. Kendini en az ciddiye alan kişi ve kurum, kendine en çok güvenendir.
ÖLÇÜM KENDİ ÇEVREM
■ Yeni bir sitcom'a başlamak üzeresiniz. Son zamanlardaki koşullar bunu etkileyecek mi, kendinizi 10 yıl önce ilk dizinizi yazarken olduğundan daha mı az özgür hissediyorsunuz?
Ben yine gördüğümü, komik bulduğumu yazacağım. Otosansürüm, kimseyi özellikle incitmemektir sadece. Avrupa Yakası'nda da sert, provokatif bir anlayış yoktu. Anlattığınız çevrenin, insanların hayatı nasılsa onu yazmak lazım. Benim ölçüm hep ailem ve arkadaşlarımdır. Amacım annemle, babamla, yeğenimle rahat seyredeceğim, normal şartlarda Türk dizisi izlemeyen belgeselci ukala arkadaşlarımın da güleceği diziler, filmler, tiyatro oyunları yazmak.
■ Bir yazınızda "Sanki Pandora'nın kutusu açıldı" demişsiniz, bizim de artık dizi dizi seri katilimiz olduğundan söz ederken... Ateşli silahlara sahip olmak artık kolay. İçimizde sürekli yeni şeytanlar büyüyor ve bizi şiddete eğilimli mi kılıyor?
Zaten anlaşmazlıkları konuşarak çözen bir toplum değiliz. Hemen bir güç gösterisi olur. Alttan almak gurursuzluk gibi algılandığı için de iş bağırış çağırışa, fiziksel şiddete yükseliverir. Trafiğe bakmanız yeterli. Ama bir-iki tekme tokatla sönecek olay, silah almayı kolaylaştırırsanız katliama dönüşür. Ortada bir silah varsa, o er geç patlar. Korktuğum ve eleştirdiğim bu. Bence mizah dergisi alma yaşını küçültelim, silah alma yaşını 60 filan yapalım.
KADIN KOMİK OLDUĞUNDA KARŞI CİNSİN İLGİSİ ARTMIYOR
■ Türkiye'nin en sevilen mizah yazarlarından birisiniz, üstelik kadınsınız. Niçin bu ülkede sizin gibi komikliği ciddi ciddi iş edinen kadınların sayısı çok az?
Dünyada da böyle. Kadınların işi gücü başından aşkın; evdi, çocuktu, bir sürü başka sorumlulukları var. Kadın doktor da daha az, kadın restoran şefi de... Bir de
galiba kadınlar için komik olmanın cazibeye eklediği bir şey yok. Yani daha komik
olduğunuzda, erkeklerde olduğu gibi karşı cinsin ilgisi artmıyor. Bir dudak dolgunlaştırma operasyonu, bin espriye bedel olabilir!
■ Peki niçin bizim güzel, çekici ve komik kadın oyuncularımız pek yok? Güzel
kadınlar komik olmayı mı göze alamıyor, yoksa onların söylediklerine bakarken gözler kamaştığı için kimse gülemiyor mu?
Komik olmayan çok güzel, çekici kadın oyuncumuz da az. Televizyonda ve sinemada gencecik, güzel aktrislerin hepsi karaborsa. Ama siz de fıstık gibi güzel kadın oyuncuları bulmuşsunuz, bir de komiğini istiyorsunuz! Harika kadın komedyenler var; bir de hokka burunlusunu, kiraz dudaklısını istiyorsunuz!
OKUMAYACAĞIM ROMANI YAZMAM
■ Ben hâlâ sizden komik ve güzel bir aşk hikâyesi bekliyorum. Modern ve ilişkilere dair doğru noktalara temas eden bir roman belki...
Her tür için gayet açgözlüyüm. Sinema filmi, tiyatro oyunu, roman, hikâye... Ama "Başımdan geçen çok acayip bir şeyi yazdım, oldu" olmaz. Ben egzersize, çalışmaya inanan biriyim. Bir roman okuyucusuyum ve kendim okumayacağım romanı yazmam. O roman için de kırk fırın ekmek yemek lazım.
AVRUPA YAKASI KADROSU FULL DÖNMÜYOR
■ Yeni sitcom'unuz İstanbul'un hangi yakasında geçecek, içinde tanıdığımız hangi oyuncular ve hangi durumlar olacak?
Bu defa Nişantaşı'nda geçmiyor, bambaşka bir mahalledeyiz. Avrupa Yakası kadrosundan birkaç oyuncu olacak. "Full kadro dönüyorlar" yanlış haber. Bambaşka bir hikâyeyi aynı yüzlerle anlatmak çok doğru değil. Henüz yazmakta olduğum karakterlerle ilgili çok ipucu veremem, ben de bilmiyorum. "Üç bölümün senaryosu hazırmış" diye yazıldı. Bana da gönderirlerse o senaryoları çok makbule geçer, rolümü merak ediyorum çünkü!