Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Tarihi Sultanahmet Meydanı, tarihi günlerini yaşıyor.
Keza alanı içinde bulunan müzeler de öyle.

Özellikle Topkapı Sarayı Müzesi ile Ayasofya Müzesi'ne ne zaman gittiysem kalabalıktan dolayı şöyle rahat rahat gezememiştim.
Hafta içi de hafta sonu da hep kalabalık olurdu.

Kapısında uzun kuyrukların olduğu Ayasofya Müzesi'nin önü bugünlerde böyle. 

Hani, müzelerdeki eski eserlere veya eski eşyalara bakarken onları üretenlerin, kullananların yüzlerini, o günlerdeki toplumsal yaşamı ve savaşları hayal etmek, zihinde ortaya çıkan zaman tüneliyle geçmişe yolculuk yapmak istersiniz.

 

Ne var ki kalabalıktan, yanı başınızda birçok kişinin sizin incelediğiniz eserle ilgilenmesiyle de dikkatiniz dağılır ve hayalinizle yolculuğunuz bir anda sona erer.

Bugünlerde hayal kurmak ve geçmişe yolculuk yapmak hiç kesintiye uğramıyor.
Çünkü müzeleri gezerken eserleri incelemek hiçbir zaman bu kadar konforlu olmamıştı.

Malum, bu aralar ülkede turist olmadığı için müzeleri sindire sindire gezmek tam bir tarihi fırsat.
Çünkü en ünlü müzelerin olduğu tarihi yarımadadaki kişi sayısı, gözünüzle bir çırpıda sayabileceğiniz kadar.

Topkapı Sarayı Müzesi'nin ilk girişi...

1 Haziran'da normalleşme süreci başlamış olsa da Sultanahmet Meydanı'ndaki birçok dükkan turist olmadığı için hâlâ kapalı.
Örneğin boş masa bulmakta zorlanılan ünlü bir lokanta bile henüz açılmamış.

Topkapı Sarayı Müzesi'nde görev yapan atlı jandarmalar... 

Hediyelik eşya satan dükkanlardan sadece bir kaçı açılmış.
Birinin sahibi 1 Haziran'dan bu yana tek bir satış bile yapamadığını söyledi.
Dükkanında envanter sayımı, tadilat ve temizlik yaparak turistlerin geleceği günlere hazırlandığını dile getirdi.

Salgın öncesi yoğun kalabalığın yaşandığı Topkapı Sarayı Müzesi'nin sokakları bugünlerde boş. 

Sultanahmet Meydanı'nda mısır satan kişi, gün içinde 12 mısır satmış. İki tane de kendisi yemiş.
Bir büfede çalışanlar, müşterilerden daha çok tost ve ayran - limonata tüketmiş.

Müzelere girişte önce ateşiniz ölçülüyor. Sonra da dezenfekte sıvısı ikram ediliyor.
Görevliler, hem siperlik hem de maske takıyor.
Ziyaretçi sayısı her ne kadar çok az olsa da siperlikleri saat başı dezenfekte edip maskelerini 3 saatte bir değiştiriyorlarmış.

Dezenfekte sıvıları, girişlerinin yanı sıra müzelerin muhtelif yerlerine yerleştirilmiş durumda.
Görevliler, maskelerini olması gerektiği şekilde takmayanları sosyal mesafe ölçüsünde uyarıyor.

Topkapı Sarayı Müzesi'nde ortalık yemyeşil.
Aşırı sessizlikten ötürü olabildiğince duyulabilen kuş sesleri, eşsiz Boğaziçi manzarasıyla ziyaretçilerine pek hoş duygular yaşatıyor.
Sarayın Boğaziçi'ne bakan burnuna oturup gözleri kapalı bir halde İstanbul'u dinleyerek Orhan Veli Kanık'ı yâd edebilirsiniz.

Müzede diğer bir ziyaretçiyle yan yana gelmeniz neredeyse imkansız.
Gördüğüm kişilerin çoğu müze ve sağlık görevlisi. Her müzede mutlaka sağlık görevlileri bulunuyor.
Onların yanı sıra restorasyon çalışmalarındaki inşaatlarda çalışan işçiler de sıkça göze çarpıyor.

Batılı ve Uzak Doğulu bir kaç yabancı uyruklu kişi de konsolosluklarda çalışanların aileleriymiş.
Onlar da tenhalığı fırsat bilip kendilerine bir müze turu programı yapmış.

Bu süreçte restorasyon çalışmaları hız kazanabildiği için Topkapı Sarayı Müzesi, önümüzdeki dönemde tüm bölümleriyle gezilebilecek.

Aya İrini de tarihi sessizliğe bürünmüş durumda.

Ayasofya Müzesi de tenhalıktan nasibini fazlasıyla almış.
Salgın öncesinde yoğun turist ziyeretçisine sahip olan Ayasofya Müzesi'ni ilk kez kimseye çarpmadan gezdim.
Fotoğraf çekerken o anda kimse önünüze geçmediği için öfkelenmemek farklı bir deneyim oldu.

Müzeler arasında en tenha olanı Arkeoloji Müzesi'ydi.
Ateşiniz ölçüldükten sonra başka bir görevli sosyal mesafe konusunda bilgi veriyor. 

İçeride olduğum yaklaşık 2 saatlik süreçte görevliler hariç Arkeoloji Müzesi'nde sadece 3 farklı yüz gördüm.

Müzenin içindeki hediyelik ve hatıra eşya satan dükkan, son 3 günde bir kaç parça satış yapabilmiş. 
Dükkanı işleten kişi, "En azından müzeler açıldı. Turistler gelmeye başladığında buralar yine ziyaretçilerle dolacak'" dedi.

 

Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde de durum tarihi yarımadadaki müzelerden farklı değildi. Beşiktaş, araç ve kişi açısından kalabalık olsa da müze, koronavirüs pandemisi öncesindeki halinden epeyce uzaktı.