Özel: Haksız süreçlerin içerisindeyiz
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Tokat'ın Çevrecik Beldesi'nde düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Özel "Bugün buraya bir seçim için geldik. Çok tatsız, çok haksız süreçlerin içindeyiz." dedi
ANKA'da yer alan habere göre; CHP Grup Başkanı Özel, "Bugün buraya Ankara’dan Trabzon’a sabah uçarak, sonra Gümüşhane Tekke’ye uğrayarak; oradan beri yollarda sevgi selleriyle kucaklaşarak, adım adım umudu büyüterek, adım adım yürüyüşümüzü kesmeden, hedefimizi bilerek iktidar yürüyüşüne devam etmeye geldik" dedi.
"ÇOK HAKSIZ SÜREÇLERİN İÇERİSİNDEYİZ"
"Burada sizin evlatlarınız, benim yol arkadaşlarım, kardeşlerim var" diyen Özel, şöyle konuştu:
"Niksar’dan komşu beldeniz Yazıcık’tan Özgür Karabat evladınızla geldim. Zile’nin iki çalışkan evladı, Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ve Genel Başkan Yardımcımız Murat Bakan ile geldik. Arkamda, hiç 'acaba bir adım geri gitti mi, sağa sola saptı mı' diye hiç endişe etmediğim, temsilciniz, Tokat’ta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin il başkanı Çağdaş Kurtgöz var arkamda dağ gibi. Reşadiye’nin çalışkan kadın ilçe başkanı Ayşegül Karabey’e teşekkür ediyorum. Bugün buraya bir seçim için geldik. Çok tatsız, çok haksız süreçlerin içindeyiz. Partiye, Adalet ve Kalkınma Partisi eliyle, artık bizi ana kademesiyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla yenemeyeceğini bilen Erdoğan, AK Parti’nin yargı kollarıyla üzerimize geliyor. Partinin son dört kurultayında, son üçünde geçerli oyların tamamını alan, en son kurultayda bin 303 oyla genel başkan olan, dört kez üst üste aldığımız mazbatayı yok sayıp bizi altı sene önceye götürerek, bizi karıştırmaya, bizi yenmeye çalışan bir saray düzenine karşı dimdik durmaya geldik.
"BENİ SEVEN PAZAR GÜNÜ SANDIĞA GİDECEK"
Şöyle bir şey duydum, özellikle koştum geldim: Efendim birileri diyormuş ki 'Partinin başını değiştirdiler, artık Özgür Özel yok. Eğer bu seçimi CHP kazanırsa Özgür'e yaramaz, butlana yarar oy vermeyin, oy vermeye gitmeyin, başka adaya oy verin.' Son söyleyeceğimi ilk söylüyorum: Beni seviyor musunuz, partinizi seviyor musunuz? Beni seven pazar günü sandığa gidecek, adayımız Nazım Demirkol’a oy verecek. Burası 1998’de belde oldu, üç kez seçimlerde CHP'yi tercih ettiniz. Ne yaptılar? Tüm beldeleri geri bıraktılar, göç oldu, güç kaybetti ve fırsat buldular belediyemizi kapattılar. Belde belediyesini kapatınca o günden bugüne 2 binin altına düşen nüfusuyla 2013'ten beri zorluklar çekiliyor. Zaten burayı yok sayan, görmeyen, hizmet etmek istemeyen bir anlayış var. Ama ne oldu? Özellikle Bektaş muhtarın gayretleri ile, sizlerin gayretleriyle burası yeniden belediye oldu ve bu pazar ananızın ak sütü gibi, alnınızın teriyle sandığı getirdiniz belediye başkanınızı seçeceksiniz. Sandık öyle bir şeydir ki, yıllardır yapılmayan yol sandık geldi, sandıktan önce yol geldi.
"PARTİSİNİ SEVEN ADAYIMIZA SAHİP ÇIKACAK"
Yıllarca yapmadılar, örneğin Reşadiye Kozanlı bölgesi; seçim yok, yol yok. Herkes şunu bilsin ki sandık, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emaneti Cumhuriyet’in en büyük kazanımıdır. Sandığa sahip çıkacağız, sandığa, partimize, adayımıza sarılacağız. Burada sizden özel bir şey istiyorum. O da şu: Çok zordayız, çok sıkıntıdayız, üzülüyoruz ve haksız saldırılara hep beraber aslan gibi direniyoruz değil mi? Çok özel şartlardayız. Onun için pazar günü seçimde sandıkta, efendim öbür aday da akrabamız, öbür aday yabancımız değil denir de oylar bölünecek olursa buradan çok yanlış sonuçlar, çok başka anlamlar çıkar. Onun için gün o gündür ki ülkesini, partisini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini seven, genel başkanını seven adayımıza sahip çıkacak.
"DAMARLARINDA ÇEVRECİK AKAN EVLADINIZI SİZE EMANET ETMEYE GELDİM"
Beni seviyor musunuz, beni destekliyor musunuz? Pazar günü gösterin bunu, sahip çıkın adaya. Nazım Demirkol 56 yaşında, burada doğdu, 18 yaşına kadar burada büyüdü. Daha sonra İstanbul'a gitti, önemli bir şirkette çok önemli görevlerde bulundu, ekmeğini kazandı ama burayı unutmadı, bağını koparmadı. İstanbul’da Çevrecik Beldesi Kültür ve Dayanışma Derneği’nin başkanlığını yaptı, İkitelli Cemevi'nde yöneticilik yaptı. İki yıl sonra gelmiş buraya ve burada Çevrecik Beldesi Cem ve Kültür Evi Derneği’nin yöneticiliğini yapıyor. Damarlarında Çevrecik akan evladınızı size emanet etmeye geldim.
"KÖYE YOLU DÜŞMEMİŞİ GETİRİP, DARBE YAPAMAZSINIZ"
Çevrecik'in toplam seçmen sayısı 2 bin 166. Ama seçim listeleri kesinleşmeden 10 gün önce iktidar partisi buraya 550 tane olmadık, burayla ilgisi olmayan... Kaymakamın önce görev yaptığı Trabzon’dan bir otobüse sığacak kadar 45 tane seçmen… Bir başka yerde, bir fabrikadan 100 tane taşıma seçmen… Öyle seçmenler yazmışlar ki yolu bilmeyen, gelecekler otobüslerden inecekler, sizin beldenizin belediye başkanının kim olacağına karar verecekler. Sonra da çekip gidecekler. Bu beldeyi kimin yöneteceğine karar verilecekse, bu kararı Çevrecik’in insanları, evlatları verecek. Dışarıdan taşınanlar değil. Bu köyde doğmuştur, akrabası vardır. Bayramda, düğünde, hayırda, yasta, tasada bu köydedir. Çevrecik beldesi olsun diye gelir, buraya taşır, oyunu kullanır. Bildiğin insandır. Ama Trabzon’un bilmem neresinden bu köyle bırak kan bağını, yolunun önünden geçmemiş adamı buraya getirip buraya darbe yapamazsınız. Haksızlık bu. O yüzden herkes bu seçimin ne kadar önemli olduğunu idrak etmesi lazım. Gördüğünüz yıllardır yapmadıkları yolu sadece seçim için yalandan yapıp geçiyorlar. Nazım Başkan seçildikten sonra kimseyi ayırmadan hizmet edecek aday olarak; beldenin yol, altyapı, su sorunlarını çözecek, internet altyapısıyla ilgili eksiklikleri giderecek, beldede devam eden projeleri hızla tamamlayacak. Üniversite öğrencilerine burs verecek. Gençlerin istediği dijital kütüphaneyi hayata geçirecek. Çevrecikspor'a sahip çıkacak, destek olacak. Yaşlıların ulaşım sıkıntılarını çözecek. Bunu yaparken, İstanbul, Ankara, Mersin ve Adana Büyükşehir Belediye başkanlarımız kaya gibi arkasında duracaklar.
"İRADESİNE SAHİP ÇIKANLARA HELAL OLSUN"
Biz el birliği içinde bu beldeye omuz vermeye, Çevrecik’in sıkıntılarını el birliğiyle çözmeye kararlıyız. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Çevrecik’in yolunu bilmeyenler, yolunu yapmayanlar, hizmet etmeyenler, belediyesini kapatanlar, 'Bundan sonra Çevrecik’le işimiz olmaz' diyenler şimdi sandığı görünce yollara düştüler. Burada görüyorum, videoları gördüm. Gelen giden bakanların, dışarıdan taşımayla buralara gelip buralarda hiçbir şey yapamadığını gördüm. Bu meydanı böyle dolduranlara, beldesine, partisine, iradesine, genel başkanına sahip çıkanlara helal olsun.
"BANA NELER ETTİLER, KÖTÜ BİR SÖZ ETMEDİM"
Bana soruyorlar, diyorlar ki: 'Özgür Özel partiyi elinden almaya uğraşıyorlar, yerine butlan atıyorlar. Sen yine gelmişsin, CHP CHP diyorsun.' Kardeşim, ben bu partinin öz evladıyım, seçilmiş genel başkanıyım. Bir diplomasızın, bir mazbatasıza Cumhuriyet Halk Partisi’ni yönettirmesine itirazım var. Buna izin vermeyeceğim. Bunun için her görev kıymetli. Partinin geçmişine şu kadar saygısızlık etmedim. Daha şu düğmeyi bile önlerinde bir kere çözmedim, bir kere kötü bir söz demedim. Bana neler ettiler sustum, sustum katlandım. Ne zaman Atatürk'ün partisinin kapısına polisle geldiler. Ne zaman bizi sürükleye sürükleye partiden attılar, işte o zaman ben sizinle birlikte eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir zihniyeti, sarayın oyunlarını geride bırakarak yeni bir yürüyüşe çıktım ve adım adım yürüyorum. Bu yürüyüşün parolası kararlılıktır. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi birdir, beraber olacaktır; seçilmiş genel başkanıyla bu parti tekrar yürüyüşüne devam edecektir. Köy köy, belde belde, şehir şehir yürüyoruz. Yağmur yağıyor, yürüyoruz. Dolu yağıyor, yürüyoruz. Engel çıkıyor, yürüyoruz. Şunu bilin ki, soruyorsanız 'Yorgun musun, hasta mısın?' diye; yok, biz vallahi yine bildiğiniz gibiyiz. 'Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.' Benim dostlarım, canlarım burada. Canımı alsalar da dönmeyeceğim yolumdan. Yol boyunca yolumuza çiçeklerle çıkanlar, gözyaşlarıyla çıkanlar ve bizi yolumuz boyunca sımsıkı saranlara söylüyorum. Bana diyorlar 'Sabaha kadar ağladım' diyor annelerim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’ne kadın kolları, analarımız, kız kardeşlerimiz seçim akşamları ağlamasın diye genel başkan oldum, ağlamasın diye.
"SARAYIN ATADIĞI DEĞİL, MİLLETİN SEÇTİĞİ YÖNETECEKSE ONUN ADI DEMOKRASİDİR"
Nasıl 1970'lerde rahmetli Ecevit, girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimde partiyi birinci parti yaptıysa and içtim, yemin ettim kurultayda gözünüzün içine baka baka dedim ki ya partiyi birinci parti yapacağım ya da bu işi bırakacağım. Kurultaydan beş ay sonra Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu günkü gibi Türkiye'nin birinci partisi oldu. Onun için siz ne dersiniz, siz ne karar verirseniz o olur, çünkü demokraside milletin dediği olur. Sarayın dediği, sarayın atadığı değil, milletin seçtiği yönetecekse onun adı demokrasidir. Türkiye sandığı benimsemiş bir ülkedir. Bakın, bu millet devletini sever. Çağırır, askere gider. İster, oğlunu askere yollar. Gün olur, ay yıldızlı al bayrakla evladı şehit olur gelir, ‘Vatan sağ olsun’ der. Ama ne zaman biri sandığa elini uzatırsa, sandığa müdahale ederse bu millet o eli kırar atar. O yüzden sizden beklentimiz şudur: Partideki sandığa el uzattılar. O ele izin vermeyeceğiz.
"KİMSE ENSEYİ KARARTMASIN"
Pazar günü Çevrecik'teki sandığa el uzatıyorlar. Asla ve asla onlara izin vermeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayına oy vermek, bu ülkenin geleceğine oy vermektir. Çok kritik bir dönemeçteyiz. ‘Öyle üzüldüm, ağladım’ diyen annem hiç üzülmesin. Gençler, kimse umutsuzluğa kapılmasın. Kimse enseyi karartmasın. Hüseyin demiş: ‘Beyhude yere ah etme naçar. Bir kapı örterse birini açar. Buna dünya derler, hepsi de geçer. Hangi günü gördün akşam olmamış? Hangi geceyi gördün güneş doğmamış?’ Göreceksiniz, hem buraya güneşi doğduracağız hem partimizdeki kasvetli havayı dağıtacağız. Hep birlikte güzel günler göreceğiz, güneşli günler. Onun için şimdi size soruyorum. Bundan sonra bu evladınızla, bu kardeşinizle, gençler Özgür ağabeyinizle birlikte yürümeye var mısınız? Birlikte bu yolu yürüyecek miyiz? İktidara varmadan durmamaya söz veriyor musunuz? O zaman hepinizin yolu açık olsun.”
AMASYA'DA DA HALKA HİTAP ETTİ
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Amasya'nın Künç Köprü'de kendisini karşılayan kalabalığa hitabında, "Ne diyeceğimi, sizlere nasıl teşekkür edeceğimi, bugün bize yaşattığınız bu duygunun tarihte ne kadar önemli bir kilometre taşı olduğunu nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Hepinizi çok seviyorum, hepinize sımsıkı sarılıyorum" dedi. Özel, şunları kaydetti:
"Bambaşka bir gecede, bambaşka duygularla buradayız. Elbette kızgınlığınızı, öfkenizi anlıyorum. Ancak bu öfke sözleri yerine bizim bu öfkeyi, dirence, mücadeleye, kararlılığa çevirip, öfke sözlerini umut ve kararlılık sözlerine dönüştürüp, bu bize kurulan kumpası alt üst edip hesapları bozup hep birlikte iktidara yürümemiz lazım. Öfke sözleri yerine umut ve kararlılık sözlerini istiyorum. Bana gün boyunca teyzemler, annemler, 'Çok ağladım senin için' dediler. Kimse ağlamasın, ben bu partinin kadın kolları, anaları, bacıları, seçim akşamları ağlamasın diye genel başkan oldum. En son Taşova'da sesim titredi görünce o görüntüyü. Amasya'da bir otelin önünde hem de bir buçuk saat geçmiş üzerinden, 15 bin kişiyle karşılama ne demek. Şunu söylemeliyim. Birileri bir plan yaptı, bir oyun kurdu. 24 yıldır seçim kaybetmeyen, seçimlerden birinci çıkan birileri, 47 yıldır ikinci, üçüncü parti olmuş, bazen baraj altında kalmış partimizdeki değişimi görünce, kadrolarımıza inancınızı görünce, Değişim Kurultayı'ndan beş ay sonra partimizi Türkiye'de birinci parti yaptığımızı, başarılı belediye başkanlarıyla iktidara yürüdüğümüzü görünce partimize bir oyun kurdular, kumpas kurdular. Neydi o kumpas? Son dört seçimdeki mazbatayı alan genel başkanı, son üçünde geçerli oyların tamamını alıp seçilen genel başkanı altı sene önce pandemide yapılan kurultaya gidip, o yönetimi getirerek, bu yürüyüşü kesmek, bizi durdurmak için partiye bir kumpas kurdular. Sarayın planını, Amasya'nın planı bozacak.
"EKREM BAŞKAN DA MANSUR BAŞKAN DA BİZİMDİR"
Kendiliğinden inandığı için, güvendiği için, sahip çıktığı için, umudu onda olduğu için, yaparsa onlar yapacak, Tayyip Erdoğan'ı yenecek adayı ‘Ben olayım’ demeyecek doğrusunu bulacak, partiyi iktidar yapmaktan başka bir düşüncesi olmayan bir Genel Başkana, bir kadroya kendiliğinden sahip çıkan bu millet 107 yıl önce burada yaptığınız gibi önce bu toprakların işgalden kurtulmasını, sonra Cumhuriyet’in kurulmasının ateşini yaktığınız gibi ellerinde meşaleleriyle karşılayan gençler bize 107 yıl sonra yeniden kurtuluşu, yeniden kuruluşu müjdeliyorlar. Şunu bilin; gerekirse baş vereceğim ama boyun eğmeyeceğim. Şunu bilin; sizin bir seçim akşamında bir kez daha kahrolmanıza, üzülmenize, ağlamanıza izin vermeyeceğim. Bunun için ne gerekiyorsa onu yapacağım. Ne bedel ödenecekse, ne mücadele verilecekse bunların hepsini göze aldım. Ayrılık gayrılık içinde değiliz. Asla ne bölünmenin ne kavganın peşindeyiz. Ama bencilliğin, koltuk hevesinin peşinde değil; hepimizin özlediği iktidarın peşindeyiz. Ekrem Başkan da bizimdir, Mansur Başkan da bizimdir.
"İKTİDARA YÜRÜYORUZ"
And olsun ki kendi adıma, bizim kendi adımıza hiçbir beklentimiz olmadı, olmayacak. Ama kişisel beklentilerin bu millete bir hezimet daha yaşatmasına izin vermeyeceğim, izin vermeyeceğim. Bunun için birlikte mücadeleye, bu gece olduğu gibi nerede olmanız gerekiyorsa orada olmaya var mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte başaracak mıyız? Bütün Türkiye’ye görsün şu Amasya’nın güzelliğini. Bir telefon ışıklarını göreyim. Hepinizi çok seviyorum. Bütün ışıklar yansın. Karşımızda bizi görenlere, bizi duyanlara sesleniyoruz. Biz bundan sonra ‘Kırmızı yelekliler arkanda’ diyen gençlik kollarımızla birlikte iktidara yürüyoruz. 10’uncu Yıl Marşı’ndaki her yaştan gençlerimizle birlikte iktidara yürüyoruz. Hep birlikte emekliyi, emekçiyi, hep birlikte işçiyi, çiftçiyi ve bilhassa gençlerin geleceğini kurtarmaya var mısınız? Birlikte yürümeye var mısınız? Sizi seviyorum. Sizi Allah’a emanet ediyorum. Yolunuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar."
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.