Genişleyen cephe: Yemen
Nihat Ali Özcan yazdı...
Bizim türkülerimizde acı ve hüzünle hatırlanan, gidenin bir türlü gelemediği Yemen, bu günlerde sıkça gündemde. Ülke, çatışma haberleri ile anılmaya başladı. Son olarak ABD’ye gitmekte olan Yemen’li bir yolcunun bindiği uçağı düşürme girişimi dikkatleri birden bire bu ülkeye çevirdi.
Yemen’in kuzeyinden çatışma haberleri gelmeye devam ediyor. Suudi Arabistan ve ABD, ülkede artan El Kaide etkisinden ve yükselen Şii hareketlerinden kaygılı. Yemen ile uzun bir sınıra sahip olan Suudi Arabistan, “terörist” sızmalara karşı operasyonlar düzenliyor. Askerler, ‘teröristlere’ karşı sınır boyunda, bazen de Yemen içlerinde çatışıyor. Operasyonlara, ABD Hava Kuvvetleri de destek veriyor. ABD, bu ülkeye askeri güç göndermeyeceğini açıklamakla birlikte, az da olsa Yemen hükümetini ekonomik ve askeri yönden desteklemeye devam ediyor.ABD’nin bu ülkeye asker göndermenin düşüncesi bile, Yemen’lilere çok cazip gelmediği gibi daha şimdiden tepkilerini ortaya koyuyorlar.
Öte yandan zayıf Yemen ordusu da, “Şii” isyancılara karşı operasyonlar düzenliyor. Sorunun bir tarafı Şii’ler olunca, İran, ‘sponsor’ devlet olarak adından sıkça söz ettiriyor. Mesele bu şekilde bölgesel soruna dönüşerek yeni bir boyut kazanıyor. Suudi Arabistan ve ABD bu hali ile gelişmelerden bir hayli kaygılı. Çünkü petrol boru hatları ve rafinerileri saldırılara karşı oldukça hassas. Üstelik İran nükleer krizinin tartışıldığı bu günlerde.
Medyaya yansıyan haberler, ufukta daha büyük sorunların varlığına işaret ediyor. Çatışmaların niteliğine, ülkenin iç dinamiklerine, jeopolitiğine ve bölgesel dengelere daha yakından bakınca, iyimser olmak pek mümkün değil. Yakın gelecekte, Suudi Arabistan, Umman ve Afrika boynuzunda ciddi güvenlik sorunları yaşanacağını görülüyor. Önemli deniz yolu; Kızıldeniz çıkışı da risk altında bulunuyor.
Yemen’de kaosu derinleştiren ve radikalizmi besleyen asıl insanlık trajedisi; sosyal, ekonomik ve demografik verilerde gizli. Ülke ekonomisini ayakta tutan doğal gaz ve petrol kaynakları tükenmek üzere. Düzenli elektrik yok, çok ciddi su sorunu yaşanıyor. İnsanların üçte biri içme suyuna muhtaç. Su ve petrol binlerce metre derinlikteki kuyularda aranıyor. Bu nedenle de tarım faaliyetleri bitmiş durumda. Hayvancılık ise can çekişiyor. İletişim ve ulaşım alt yapısı yok; ya da çok zayıf.
Yemen merkezi hükümeti, her geçen gün ülkede etkinliğini ve meşruiyetini yitiriyor. Çünkü yolsuzluk, adam kayırma rüşvet oldukça yaygın. Zaten sınırlı olan kamu kaynakları çarçur ediliyor ya da yandaşlar arasında peşkeş çekiliyor. Böyle bir ortamda El Kaide’nin bu ülkeye yerleştiği ve gittikçe daha fazla taban bulduğu batılı ülkelerin istihbarat örgütlerince ifade ediliyor. Bir yandan da, mezhepler arası rekabet ve çatışmalar sürüyor. Aşiretler güçlü ve aralarındaki çatışmaların önün alınamıyor. Ülkenin bütün kara ve deniz sınırları açık ve kontrolsüz.
Ülke nüfusu 25 milyon ve mevcut artış hızıyla gelecek yirmi yılda 50 milyona çıkması bekleniyor. Üstelik nüfusun %50’si 15 yaşın altında. Genç nüfus arasında işsizlik oranı ise %80 civarında. Bu ortamda, umutlu olmak pek mümkün değil. Umutsuz insanlar, radikal fikirler ve radikal liderlerin peşi sıra gider ve çözümü ‘kurtuluşçu ideolojilerde’ ararlar. Bu günlerde kurtuluşçu ideolojilerin ne olduğunu anlamak için etrafa bakmak yeterli.
Zengin komşu Suudi Arabistan ve Batılı ülkelerin önünde iki yol bulunuyor. Ya uzun vadeli, işlevsel bir ekonomik ve sosyal programlar geliştirerek bu ülkeye yardım edecekler. Umutsuzluğu umuda dönüştürecekler. Ya da Suudi Arabistan’a petro- dolar karşılığı, “uygun fiyatla”, “ileri teknoloji ürünü, havadan ve karadan sınır koruma ekipmanı”, “askeri danışmalık” ve “silah” satacaklar. Böylece gelecek otuz yılda petrole ödeyecekleri paraları geri alacaklar. Bir yandan da korku ile yaşayacaklar. Biz mi ne yapacağız? Biz de, moda olduğu üzere “kolaylaştırıcı ve arabulucu” rolü oynayabiliriz!