HABERTURK.COM

Almanya'nın başkenti Berlin'de bugün başlayan Libya Konferansı'nda, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti lideri Serrac ile ordu komutanı Hafter arasında kalıcı barışı sağlamak için adım atılacak. Libya'nın barış ve huzurunu sağlamak adına gerçekleşecek Berlin Konferansı'na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılıyor.

 

Almanya’nın başkenti Berlin’de gerçekleştirilen Libya konulu konferansa katılan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı Charles Michel, aile fotoğrafı için bir araya geldi.

 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN AÇIKLAMALAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berlin ziyareti öncesi konuştu. Erdoğan şunları söyledi: 

"Libya'nın içinde bulunduğu sıkıntılı durumu sizler de iyi biliyorsunuz. Meşru hükümet Nisan 2019'dan bu yana çok yoğun saldırılara maruz kalıyor. Şimdiye kadar yüzlerce sivil hayatını kaybetti. Yerlerinden edilen insanların Tunus ve Cezayir üzerinde ciddi bir tepki ve göç baskısı oluşturduğunu görüyoruz. DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütlerinin zemin kazandığına şahit oluyoruz. 

"İLKELİ BİR TUTUM SERGİLEDİK"

Tüm Akdeniz'in istikrarını tehdit eder hale gelmiştir. Uluslararası toplum tarafından darbeci Hafter'e gerekli tepki gösterilmemiştir. Berlin sürecinin ancak bugün düzenleniyor olması düşündürücüdür. Türkiye olarak tutarlı ve ilkeli bir tutum sergiledik. BM himayesindeki çalışmalara destek verdik. Elimizden gelen çabayı gösterdik. Meşru Libya hükümeti ile imzaladığımız mutabakatlarla işbirliğini perçinledik. 

"FİLİZLENEN UMUTLAR FEDA EDİLMEMELİ"

Türkiye, Libya'da barışın anahtarı olmuştur. Sayın Putin ile yaptığımız ateşkes çağrısıyla ateşkes sağlanmıştır. Darbeci Hafter'in dizginlenmesinde Türkiye'nin tutumunun payı vardır. Ateşkes ve Berlin zirvesiyle filizlenen umutlar kan tüccarlarına feda edilmemelidir. Berlin'den somut gelişmeler bekliyoruz.

Libya'yla beraber aciliyet içeren bir diğer husus İdlib'dir. Rejimin sivillere yönelik katliamlarını sürdürdüğünü görüyoruz. Ülkemize yönelik göç hareketleri başladı. Rejime bir 'dur' denilmesinin vakti gelmiştir. İdlib meselesini de gündeme getireceğiz."

Soru-Cevap

"YUNANİSTAN RAHATSIZLIK İÇİNDE"

*Yunanistan'ın görüşmesi: Yunanistan Almanya'ya davet edilmediği için rahatsızlık içinde. Libya ve Türkiye arasındaki bu atılan imzalar, anlaşma zaten Yunanistan'ı çıldırtmıştı. Bunun ardından da kiminle nasıl bir anlaşma yapalım ki rövanşist anlayışla bunu geri alalım anlayışına girdi. Hafter'in kıymet-i harbiyesi yok. Burada bazı formüller araştırmak suretiyle Hafter'i Yunanistan'a davet etti. Oradaki pozlarla acaba Almanya'ya gitmeyişin ardından bu anlayış nereye varır gibi bir adımla bu görüşmeleri yaptılar.

"MİÇOTAKİS OYUNU YANLIŞ OYNUYOR"

Hiçbir kıymeti yok. Hafter Almanya'ya geldiğinde neler söyleyecek görme imkanımız olacak. Miçotakis oyunu yanlış oynuyor. Bu sürece iyi başlamadı. Türkiye ile ilişkilerinde de iyi adımlar atmıyor. NATO Zirvesi'nde 1.5 saat konuştuk ama buna rağmen atılan adımlar doğru değil.

*Olumlu sonuç çıkmazsa: Doğmamış çocuğa don biçilmez. Şimdiden bunu şöyle olur böyle olur dersek yanlış olur. Toplantıdaki gelişmeleri görmemiz lazım. Sonuç bildirgesini görmemiz lazım. Nasıl adımlar atarız, değerlendirmeleri yapar, açıklamalarımızı ifade ederiz. 

*İyidil kararı: Yargı camiamız için çok üzücü bir adım olmuştur. İlginç olan bunların hepsinin talimatlarını verdik, kararı veren kişi ve kişilerin de FETÖ'cü olması bu işin nerelere vardığını gösteriyor. Arkasında ne gibi olaylar olabileceğini gösteriyor. Hak sonunda yerini buluyor. Müebbet hapse mahkum olmuş bir kişiyi kalkıp hemen beraat ettirme veya tahliye verme gibi bir yola bir mahkeme nasıl gidebiliyor, nasıl adım atabiliyor? Bu anlaşılabilir bir şey değil. Adalet Bakanlığımız ve savcılarımız adımlarını attılar, İçişleri Bakanlığı ile yakaladılar. Cezai müeyyide uygulanmaya başladı."

SAAT: 10.45'TE BERLİN'E GİTTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'ndeki basın toplantısının ardından, saat 10.45'da "TC-TRK" uçağıyla Berlin'e hareket etti. Erdoğan ile Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı ile Türkiye'nin Libya Özel Temsilcisi ve AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler de Berlin'e gitti.

TOPLANTI BAŞLADI

Almanya'nın Berlin şehrinde düzenlenen Libya Zirvesi için liderler TSİ 16.00'da toplantının yapılacağı Başbakanlık binasına gelmeye başladı. 

Erdoğan, zirvenin yapılacağı merkezde Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından karşılandı. 

4 BİN POLİS GÜVENLİĞİ SAĞLIYOR

Konferansı'nın düzenleneceği Başbakanlık binasına çıkan yollar ile Tegel Havalimanı'nın askeri bölümünün bulunduğu bölgedeki caddeler trafiğe kapatıldı. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin'in katılımı nedeniyle güvenlik önlemleri en üst seviyede tutuluyor. Diğer eyaletlerden de yapılan takviyelerle konferansın güvenliğini 4 bin polis sağlıyor. Başbakanlık binasının yanından geçen Spree Nehri'nde gemilerin geçişine konferans süresince izin verilmezken, hava sahasına da kısmı uçuş yasağı getirildi.

12 ÜLKE VE 4 ÇOK ULUSLU ÖRGÜT KATILIYOR

AA'daki habere göre Berlin'de 12 ülke ve 4 çok uluslu örgüt, krizin derinleştiği Libya'da kalıcı ateşkes ve siyasi sürecin başlatılması için masaya oturacak. Konferansla taraflar arasında karşılıklı güven ortamının oluşması, Libya'nın toprak bütünlüğünü esas alan kalıcı bir barış anlaşması için görüşmelerin başlatılması hedefleniyor.

TÜRKİYE VE RUSYA DEVREYE GİRDİ

Uzmanlara göre Almanya, Afganistan Konferansı ve G20 Zirvesi'nin ardından Libya Konferansı'na da ev sahipliği yaparak siyaset sahnesinde "kendini göstermeyi" amaçlıyor. Kamuoyunda "gerçekleşmesi zor bir ihtimal" olarak değerlendirilen konferans, Türkiye ve Rusya'nın devreye girmesi ve akabinde Libya'da sağlanan ateşkesle kesinlik kazandı.

REUTERS'TEN TASLAK METİN İDDİASI

İngiliz haber ajansı Reuters'in iddiasına göre, konferansın ardından kaleme alınacak nihai bildirinin taslağında bütün taraflara, petrol tesislerine yönelik düşmanlıklardan kaçınmaları yönünde çağrıda bulunulacak. Taslakta Trablus merkezli devlete ait petrol kuruluşu NOC'yi Libya petrolünün satışına izin verilen tek meşru varlık olarak da tanınıyor. Çağrı, doğu komutanı Halife Haftar ile ittifak halindeki aşiretlerin Libya'nın doğusundaki bütün petrol limanlarını kapatması sonrasında geldi.

ALMAN BASININDAKİ YANSIMASI

Alman basınında, Libya Konferansı'nın düzenlenebilecek aşamaya gelmesinde Almanya Başbakanı Merkel'in yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin'in de çabaları olduğu yorumları yapıldı.

JOHNSON VE MACRON DA ZİRVEYE KATILIYOR

Konferansa Merkel, Erdoğan ve Putin'in yanı sıra İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, BM'nin Libya Temsilcisi Ghassan Salame ile Afrika Birliği ve Arap Ligi temsilcileri katılıyor.

İTALYA VE CEZAYİR TÜRKİYE İLE BİRLİKTE

Çin'den Çin Komünist Partisi (ÇKP) Dışişleri Çalışma Komitesi Ofisi Başkanı Yang Cieçı'nın katılım sağlayacağı konferansta Birleşik Arap Emirliklerini (BAE) de Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan temsil edecek. BM tarafından tanınan UMH'yi başta Türkiye olmak üzere İtalya ve Cezayir, Hafter'i ise Rusya, Fransa, BAE, Mısır destekliyor.

TARAFLARIN TALEPLERİ NELER?

UMH cephesi, silah desteğinin durdurulması, Libya'nın meşru hükümetinin tanınması, Libya'nın enerji kaynaklarının yabancı ülkelere verilmemesi ve Hafter milislerinin meşru hükümete karşı illegal bir savaşın neticesinde ele geçirilen topraklardan çekilmesini istiyor.

Hafter tarafının talepleri ise UMH kontrolündeki Libya Merkez Bankası'nın yönetimine Hafter güçlerinin dahil edilmesi, ateşkes anlaşması durumunda UMH'ye bağlı milislerin silahsızlandırılması, Hafter'e bağlı silahlı milislerin Trablus'da konuşlandırılması ve muhtemel bir siyasi çözüm sonucunda Hafter'in silah gücüyle sağladığı toprak kazanımları ile direkt orantılı olarak siyasi güç elde etmesi olarak sıralanıyor.