Son dakika haberi Adalet Bakanı'ndan bireysel başvuru açıklaması
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkında, "Bireysel başvuru sınırları ile ilgili çalışma yapılması gerekir. Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında tartışmaya neden oluyor. Aksayan yönler düzenlenebilir" diye konuştu.
ABONE OLAdalet Bakanı Yılmaz Tunç, basın kuruluşlarının Ankara temsilcilerine konuştu. Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru konusunda yeni bir düzenleme sinyali veren Bakan Tunç, "Bireysel başvuru sınırları ile ilgili çalışma yapılması gerekir. Yargıtay ile anayasa mahkemesi arasında tartışmaya neden oluyor. Aksayan yönler düzenlenebilir" dedi.
Bakan Tunç, tartışılan yargılamalar, Türkiye’nin iade talepleri, yeni Anayasa süreci gibi konulara dair de önemli mesajlar verdi. Bakan Yılmaz Tunç’un aralarında Habertürk TV Ankara Temsilcisi Fevzi Çakır’ın da bulunduğu gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
"Şiddet, şiddeti teşvik, hiçbir demokratik düzende kabul edilemez. Yargıtay da en son geçen hafta kararını verdi. Yargı, Gezi'nin bir suç olduğunu, şiddet hareketleri olduğunu ve bütün ülkeye yaygınlaştırılmak istendiğini ve seçilmiş hükümete yönelik bir kalkışma hareketi olduğunu kabul etti. Şimdi tabii bu delilleri bir tarafa bırakıp, siz yorumlar yaparsanız o doğru olmaz.
Uygulanması gereken bir Anayasa var. Anayasa’nın ilgili maddesi yasama dokunulmazlığının dışındadır diyor. Şimdi Anayasa’nın 14’ncü maddesine gidiyoruz. Ne var orada? Milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, buna ilişkin hususlar var. Buna ilişkin suçlar bakımından dokunulmazlık yoktur diyor seçimden önce başlanmışsa. Tabii neticede bunun kararını verecek olan Adalet Bakanlığı olarak biz değiliz. Biz sadece Anayasa’nın mevcut hükmünü ortaya koyduk ve Gezi’nin zaten tartışmasız biz terör eylemi olduğunu, halkımız da bunu bu şekilde biliyor çünkü orada ölüm var, mala zarar verme var. Bir kalkışma olduğu tartışmasız. Ama bunun sorumluları yargılanamayacaksa orada hukuk devletinden bahsedilemez.
AİHM kararlarının özellikle sadece belli bazı davalar bakımından Türkiye, AİHM kararlarını uygulamayan bir ülke gibi gösteriliyor. Halbuki gerçek o değil. Gerçek rakamları ben size söyleyeyim. Şimdi bakın tüm ülkeler bakımından Bakanlar Komitesi'ne gönderilen dosya sayısı 31 bin 303, tüm ülkeler, üye ülkeler. İcrası tamamlanan yani hak ihlali verilip icrası tamamlanan dosya sayısı 24 bin 854. İcrası devam eden dosya sayısı, henüz yerine getirilmemiş 6 bin 449. Yerine getirme oranı yüzde 79,39 tüm ülkeler bakımından. Türkiye olarak Bakanlar Komitesi'ne gönderilen dosya sayımız 4 bin 336. Yani hak ihlali verilmiş. Yerine getiremediğimiz dosya sayısı 4 bin 336. İcrası tamamlanan dosya sayısı 3 bin 857. Yani Bakanlar Komitesi'ne gitmiş, icrayı tamamlamışız. İcrası devam eden 479 var. Oranımız yüzde 88,95. Yani yerine getirme oranı yüzde 88,95. Tüm üyelerin ortalaması yüzde 79. Türkiye'nin ortalaması yüzde 89. Yani AİHM kararlarını, AİHM'in ihlal kararlarını ortalamanın üstünde uygulayan ülke Türkiye. Ülkeler ortalamasının üstünde, 10 puan üstündeyiz. Özellikle bazı davalar bakımından da onlar öne alınarak sanki Türkiye, AİHM kararlarını yerine getirmeyen bir ülkeymiş algısı da oluşturulmaya çalışılıyor. Bunun doğru bir algı olmadığını ifade etmek istiyoruz.