Oğuzhan Uğur'un ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent'le iletişimimi kestim
Ahbap soruşturması kapsamında tutuklanan Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesi ortaya çıktı. Uğur ifadesinde, "Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu" dedi. Öte yandan Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 9 şüpheli hakkındaki sulh ceza hakimliğinin karar yazısına da ulaşıldı
Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak, tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen Oğuzhan Uğur'un savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
"Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamaları ile tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen Oğuzhan Uğur'un savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
Uğur ifadesinde, "2023 deprem döneminde yurtdışından bağış yapmak isteyenleri özellikle AFAD'a yönlendiriyorduk. Zira gönderilecek paraların yasa dışı vb. olabileceği ihtimalini gözetiyorduk. Kendi şirketlerimiz veya şahsi hesaplarımız üzerinden herhangi bir bağış toplamadık. Bunun yasal olmadığını biliyorduk" ifadelerini kullandı.
"HALUK LEVENT İLE YAKIN BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDE BULUNMADIM"
Kahramanmaraş depremleri sonrası Hatay'a gittiğini anlatan Uğur, "Depremin yaşandığı günden hemen sonra Hatay'a gitmişsem de Haluk Levent ile yakın bir çalışma içerisinde bulunmadım. Kendisinin mali açıdan ne gibi tasarruflarda bulunduğunu bilmiyorum. Dolayısıyla derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadım" ifadelerini kullandı.
"BEN HALUK LEVENT İLE İLETİŞİMİMİ KESTİM"
Yaşadığı bazı durumlar sonrası Haluk Levent ile iletişimini kestiğini söyleyen Uğur, "Gazeteci arkadaşım Cansu Şimşek beni aradı. Kendisi Haluk Levent ile ilgili çeşitli şüpheleri bulunduğunu, süreçten rahatsız olduğunu ve konunun üzerine gidebilmek için belge aradığını söyledi. O dönemde Haluk Levent açıkçası yardımsever ve bir nevi 'kahraman' olarak görülen bir insandı. Herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Ben de kendisine bir süredir Haluk Levent ile görüşmediğimi söyledim ve açıkçası beklemeye başladık. Benim için esas kırılma noktası, gazeteci arkadaşımdan duyduğum hususlarla ilgiliydi. Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu" dedi.
BİLİRKİŞİ RAPORU SORULDU
45 milyon liralık ödemeler hakkında konuşan Uğur, "Babala TV şirketine, Gain Medya Anonim Şirketi tarafından çeşitli parçalar halinde toplam 45 milyon TL tutarındaki ödemeler, 'PİNÇ' ve 'Mevzular Açık Mikrofon' isimli programların hakedişlerine ilişkindir" ifadelerini kullandı.
"ÇEKMEKÖY'DEKİ TAŞINMAZI ÜZERİMİZE ALAMADIĞIMIZ İÇİN BABALA TV ADINA ALDIK"
Emin Altuğ Özkan'a yapılan 25 milyon liralık ödeme hakkında konuşan Uğur, "Biz Gain Medya ile yaptığımız anlaşma kapsamında yaklaşık 13 milyon TL tutarında peşin ödeme aldık. Devamında, kalan kısmı karşılamak amacıyla kredi çektik ve Çekmeköy Ömerli'deki taşınmazı şahıslarımız adına alamadığımız için Babala TV adına satın alabildik. Yeterli hesap bakiyesi olmadığı yönündeki bilirkişi tespiti doğru değildir" dedi.
HAKİMLİK SAVUNMASI ORTAYA ÇIKTI
Ahbap Derneği’ne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Oğuzhan Uğur’un Sulh Ceza Hakimliği ifadesi ortaya çıktı.
Uğur ifadesinde "Dosyada bana isnat edilen suçlamaların hepsinin belgeli karşılığı vardır, bu isnatlarla karşınızda olduğuma şaşıyorum. Adalete güveniyorum, suçsuzum. Serbest bırakılmayı talep ederim" dedi.
Öte yandan şüpheli Oğuzhan Uğur’un adliyede verdiği Sulh Ceza Hakimliği ifadesi ortaya çıktı. Uğur "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben önceki vermiş olduğum ifadelerimi aynen tekrar ederim. Dosyada bana isnat edilen suçlamaların hepsinin belgeli karşılığı vardır, bu isnatlarla karşınızda olduğuma şaşıyorum. Bugün savcılıkta ifade verirken avukatımın uyarması üzerine bilirkişi raporunun internete sızdığını öğrendim, sonrasında sayın savcımıza bu durumu dile getirdik, savcımızda böyle bir şeyin olamayacağını bu tarz görsellerin uydurma haber olduğunu dile getirdi, bu konuşmadan 5-6 dk sonra odasından çıktı, döndüğünde internete sızan bilirkişi raporu elindeydi, böyle bir rapor varmış diyerek bizimle beraber haberdar oldu, sonrasında bu durum bizi şaşırtmadı, zaten öncesinde de polislerin evime geleceğini haberlerden öğrendim, savcılık makamından ayrıldığımda yine avukatıma ‘bir bak bakalım X hesabına acaba tutukluluğa mı sevk ediliyorum’ diye sordum, avukatımda ‘evet’ cevabını verdi. Biz odadan çıkar çıkmaz tutuklama talebini öğrendim, sonrasında yine internet haberlerinden şu an tutuklu olduğumu öğrendim, bu durumun trajikomik olması nedeniyle bunu söylemek istedim. Programlarımda sıkça bu tarz şikayetleri dile getirdiğim için konuya uzaktan vakıf olsam da sıfır noktasında birebir aynı olayları yaşamak beni üzmüştür, adalete güveniyorum, suçsuzum. Serbest bırakılmayı talep ederim" dedi.
Adli kontrol tedbirleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacağı değerlendirilerek tutuklanmalarına karar verildi.
KARAR YAZISINA ULAŞILDI
AA'da yer alan habere göre de "Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 9 şüpheli hakkındaki sulh ceza hakimliğinin karar yazısına ulaşıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamındaki hakimlik kararında, şüpheliler Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Ersin Gökgün, Fatih Eke, Gülgün Öztürk, Hüseyin Küçük, Muharrem Karataş, Oğuzhan Uğur ve Suzan Düşküner Mintaş'ın, üzerlerine atılı "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarını işledikleri iddiasıyla tutuklamaya sevk edildikleri kaydedildi.
Mevcut delil durumu itibarıyla üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin (şüpheli ifadeleri, telefon ön inceleme tutanakları, gözaltı kararları, arama, el koyma ve inceleme tutanakları, İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma evrakına ilişkin fezlekesi, TÜRMOB ve diğer durum tespit raporları, özel denetim raporları, banka hesap hareketleri, tüm kolluk tutanakları ve soruşturma evrakı) bulunduğuna dikkati çekilen kararda, dosyada delillerin tamamen toplanmadığı vurgulandı.
Kararda, isnat olunan eyleme yasada öngörülen cezanın alt ve üst sınırı dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu, atılı suçların vasıf ve mahiyetinin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olması, eylemin işleniş biçimi birlikte gözetildiğinde adli kontrol tedbirleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacağının değerlendirildiğine işaret edilerek, şüphelilerin tutuklanmalarına karar verildiği bildirildi.