Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ANFAŞ, 29. Uluslararası Konaklama ve Ağırlama Ekipmanları İhtisas Fuarı ile 25. Uluslararası Gıda ve İçecek İhtisas Fuarı kapsamında yapılan toplantıda konuşan TİM Başkan Vekili Tahsin Öztiryaki, güvenilir ürün veya standart ürünün Türkiye’nin en önemli meselelerinin başında geldiğini söyledi. Dünyanın her köşesine her ürünü satabilmek için belli standartlara ve belgelere sahip olmak gerektiğine işaret eden Tahsin Öztiryaki, uygun şartlarda üretim yapmanın yolunun da uygun ekipmanlara sahip olmaktan geçtiğini vurguladı.

VİCDAN KANUNU İŞLETİLMELİ

Konuşmasında Öztiryakiler olarak özellikle mutfak eşyalarında yaptıkları çalışmalardan örnekler de veren Tahsin Öztiryaki, “Yılda beş milyon adet mal teslim ediyoruz. 125 bin metrekare alanda çalışıyoruz. Kapının genişliğinden ortamın sıcaklığına kadar çok şeyi kontrol ederek üretim yapıyoruz. Bunlar da ek maliyetler getiriyor. Ama güvenerek ürün yapıp tüm dünyaya güvenle satıyoruz. Güvenerek ürün yapıyor, güvenle satıyoruz” dedi.

Türkiye’nin kayısılarını Almanlar’ın alıp 3-5 kat pahalıya, yine zeytinyağımızı alıp şişeleyip başka ülkelere daha pahalıya satabildiklerini kaydeden Öztiryaki, şunları söyledi:

“Türkiye buğday ithal ediyor deniyor. Ediyoruz ama çarçur edilmiyor. Dünyanın en büyük un ihracatçısıyız. Yaşadığımız her alanda standartlar devreye girerse sorun çıkmaz. Kinoa Peru’da iki bin metreden yüksekte yetiştirilen bir ürün. Ama Türkiye’de çok rağbet var diye Antalya’da sıfır rakımda bile kinoa yetiştirilmeye başlanıyor. Standartlara uygun değil. Hepimiz bireyiz, birbirimizi kandırmakla yola çıkarsak kanun da işe yaramaz. Önce vicdan kanunu işletilmeli. Ben her alanda yerli malı kullanılmasını savunuyorum. Milli Savunma Bakanlığı’nın aldığı kararı (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı bir protokolle akredite firmalardan ürün tedarik edilmesi konusunda anlaştı ve bunu kamuoyuna duyurdu) iyi biliyorum sürecin içinde bulundum.”

ÜRETMEK YETMİYOR İZLEMEK DE LAZIM

Celal Toprak ise bu tür toplantılarda ortak akılla ortaya çıkan görüşlerin geleceği aydınlattığını ifade ederken Ali Bıdı da kendi yaşamından örneklerle sağlıklı beslenmenin önemine değindi.

Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen açık oturumda konuşan Anavarza Bal Genel Müdürü ve Güvenilir Ürün Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Can Sezen, dünyaya çam balı tedariğinin yüzde 85’inin Türkiye tarafından karşılandığını söyledi. “Ancak isimsiz, markasız varille satıyoruz” diyen Can Sezen, şu görüşleri dile getirdi:

“Eskiden merdiven altı ürün tedarik eden de satan da biliyordu. Ama tüketici bilmiyordu. Milli Savunma Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı bir protokol imzalayarak, tavsiye niteliğinde bile olsa, kamuya ürün tedarik edebilecek firmaları açıkladı. Ürünlerin izlenebilirliği de çok önemli bir konu. Üreticiden tüketiciye gidene kadar doğru bir şekilde ulaşması lazım. Sadece üretmek yetmiyor. Gezen tavuk deniyor, köy yumurtası deniyor, çam balı deniyor ama standardı yok. Coğrafi işaretler alındı ama böyle bir işaretleme yöntemi dünyada yok. Tıpkı sonu organik ürünler gibi olacak. Ulusal bir market zinciri bize ‘Hakkari balı üretebilir misiniz?’ diye sordu. Hayır, dedik. Bunun altını doldurabilmek lazım. Yeni Zelanda Manuka ağacından ürettiği Manuka balının kilosunu 200 dolardan dünyaya satıyor. Bizde 500 çeşit ballı endemik bitki var bu ürünlere kimliklendirme yapılması ve standartların belirlenmesi lazım. Hakkari balı, Ardahan balı diye değil bitkinin adıyla yapılmalı, dünya standardı böyle.”