“Suçu peşinden sürükleyen çocuk denilmeli"
Son dönemde çocuk çeteleriyle işlenen cinayetler, Türk Ceza Kanunu'ndaki yaş küçüklüğü indirimlerini yeniden gündeme taşıdı. Hukukçular, ağır suçlarda bu indirimlerin kaldırılması gerektiğini belirtirken, aynı zamanda bu olayların çok yönlü ele alınması gerektiğini vurguladı. Bu tür olayların yaşanmaması için çocuk gelişim uzmanları, çocukların büyürken sağlıklı bir aile ortamının olması ve ilgisiz kalmamaları gerektiğinin altını çiziyor. Habertürk'ten Burak Avşar'ın haberi..
ABONE OLSon dönemde artan çocuk çeteleri ve işlenen cinayetler, Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan yaş küçüklüğü indirimlerini yeniden tartışmaya açtı.
Hukuken çocuklara “sanık” ya da “fail” denmemesi pedagojik gerekçelerle savunulsa da, uygulamadaki indirimlerin caydırıcılığı sorgulanıyor. Hukukçulara göre özellikle kasten öldürme, yaralama, işkence ve cinsel suçlarda yaş küçüklüğünden kaynaklı ceza indirimleri kaldırılmalı, infaz rejimleri ağırlaştırılmalı. Zira 18 yaş altının “suça sürüklenen çocuk” olarak tanımlanması, çetelerin bu boşluğu kullanmasına yol açıyor. Son olarak Ankara’da Hakan Çakır cinayeti ve Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi, toplumda “artık suça sürüklenen değil, suçu peşinden sürükleyen çocuklardan söz ediyoruz” tepkisini büyüttü.
Avukat Taha Yasin Caner, konuyla ilgili Habertürk’e konuştu. Caner, “Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, artık sadece pedagojik gerekçelerle açıklanamaz. Suçu organize eden, vahşice işleyen ve ardından tehditlerle pervasızca davranan çocuk failler için ‘suça sürüklenen’ tabiri gerçeği yansıtmıyor. Bu kavram daraltılmalı. Burada artık “Suça Sürüklenen Çocuk” değil, “Suçu Peşinden Sürükleyen Çocuk” kavramını kullanmamız gerekir.” açıklamasında bulundu.