Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Gazeteci Talat Atilla, Turktime'daki köşesinde "Bin Günde Memleket Hareketi"ni 4 Eylül'de Sivas'ta başlatacağını açıklayan Muharrem İnce'ye birtakım sorular ve eleştiriler yöneltti. Atilla'nın yazısından ilgili bölüm:

YANIT BEKLİYORUM!

1) Muharrem İnce’nin dün muhalefetin umuduyken, bugün muhalefetin sonraki seçimi kazanabilmesi için çözmesi gereken bir probleme dönüştüğü değerlendirmeleri de…

İnce’nin iktidardan destek aldığı iddiaları…

Ya da İnce’nin tamamen bağımsız/haklı yola çıktığı varsayımları…

İdeolojik tapınma içinde olmayan siyaset ve gazetecilerin yanıt bulması gereken sorulardan sadece bir kaçıdır!

2) İnce, “CHP’de Atatürk düşmanları var!” dedi ama altını doldur(a)madı! Yeni bir tartışma açmak için yazmıyorum ama Muharrem Bey, bu satırların yazarı, CHP’li bir Milletvekili makam odasından “Artık yeni şeyler söylemek lazım!” diyerek Atatürk’ün fotoğrafını indirdiğini yazdığımda…

Önce CNN TÜRK ekranlarına çıkarak “Talat Atilla doğruyu söylüyor!” dedi.

Daha sonra kendisini aradığım da “Evet, Atatürk’ün fotoğrafı indirildi konuşması yapıldığında ben de oradaydım. Haberin doğru” diye bana açıklama yaptı. Yurt Gazetesi’de manşetten bu haberi yayınladı ama daha sonra bu konuyla ilgili o günden bu yana tek bir açıklama yap(a)madı!

3) CHP’den kendi kadrosu dahil, bir çok “Atatürkçü tasfiye ediliyor” iddialarına karşı bir değerlendirme yap(a)madı!

4) Benim haberimde yeri göğü yıkan medyanın, İnce’nin “Ben gitmedim ama Beştepe’ye giden bir CHP’li var. Genel Başkan Yardımcısıydı. Şimdi bu görevde değil.” şeklindeki ifadesini görmezden gelmesini akıl, vicdan ya da basın etiğine sığdıran var mı?

5) İnce’nin, Rahmi Turan’a atfen “Talat Atilla beni oyuna getirdi!” sözleri bizzat Rahmi Turan tarafından yalanlandığı gibi, Turan “Gerekirse mahkemede İnce’nin doğru söylemediğine şahitlik yaparım” dedi. Bana yönelik linç kampanyasını başlatan da İnce’nin doğru olmayan bu sözleri oldu! Bu sözlerine İnce halen bir düzeltme yapmadı!

6) Muharrem İnce “Beştepe'ye ben gitmedim ama giden bir genel başkan yardımcısı var” cümlesini neden vaktiyle ilk “Beştepe'ye giden CHP’li” gündemi döneminde değil de şimdi -tam da kopuş sürecinde- itiraf ediyor!

7) Bana basın tarihinde görülmemiş bir şekilde “Hadi kaynağını açıkla! Yalancı, kimse çıkmadı!” diyen medya, İnce’ye karşı “Kim bu genel başkan yardımcısı? Açıkla!” diyemiyor!

8) Sadece bir olguyu haberleştiren gazeteciyi, haber doğru mu, değil mi diye en azından zamana bırakarak…

Ya da en azından ihtiyatlı yaklaşarak eleştirmek, yorumlamak varken, sağcı/solcu neredeyse tüm gazeteci ve siyasetçilerin tek koro halinde yalanlaması/linç girişimi ve hedef göstermesi nedendi?

9) Beştepe’ye CHP lideri de çıkmıştır, diğer liderler de. Devlet Başkanlığı makamı çıkılmayacak, hiç çıkılmayan bir makam mı? Aynı gazeteciler, adeta Beştepe’yi çıkılamaz bir yer gibi göstererek bir yandan kriminalize ederken, (bilerek/bilmeyerek) diğer yandan neden bu satırların yazarını Beştepe, CHP, MHP, HDP ve hatta terör örgütlerine ısrarla hedef gösterdi? Bu hedef göstermeyi hangi gazeteciler ve siyasiler yönlendirdi? Türk medyası en azından bu süreçten sonra bu iç sorgulamasını yapmayacak mı? Şu basit sorudan başlanamaz mı?

“Sayın İnce, siz değilse kim? Yoksa, birden fazla mı?”

(Devlet Başkanının açıklamasına saygı göstererek, tüm süreci mahkemeye bırakmış bir gazeteci olarak bu yanıtlarım, Muharrem Beyin itham ve açıklamalarına karşı zorunlu meşru müdafaa hakkımdır.)