Tom Cruise Barry Seal: Kaçakçı filmiyle hayranlarının karşısında
2006 yılında Forbes Dergisi tarafından dünyanın en güçlü ünlüsü seçilen Tom Cruise tam 31 yıl sonra tekrar pilot olarak karşımıza çıkıyor
ABONE OLEn son geçen yıl ‘Mumya’ filminde rol alan Tom Cruise, beyazperdeye fazla ara vermeden bu hafta ‘Barry Seal: Kaçakçı’ filmiyle yeniden hayranlarının karşısında. Film, 80’lerde uyuşturucu kaçakçılığı yapan, CIA ile çalışan pilot Barry Seal’in hayatından beyazperdeye uyarlandı. Senaryo, ailesiyle huzurlu bir hayatı olan Seal’in CIA’dan gelen teklifi kabul edip devlet adına silah taşımasıyla hareketleniyor. Ve Seal, bir anda kendini Pablo Escobar gibi uyuşturucu satıcıları için çalışırken buluyor. Gerçeklere dayanan senaryo, hızla yükselen temposuyla izleyiciyi de etkisi altına alıyor.HT Pazar'dan Deniz Egeli'nin haberi...
Gerisini filmin yönetmenliğini üstlenen Doug Liman ve Tom Cruise’dan dinliyoruz.
Tom Cruise: Hikâye destansı bir macera olmasına rağmen, filmdeki sorunlar çok insani. Biz yaptıklarını tasvip etmesek de tam bir antikahraman ve bu da bir dileğin yerine getirilmesi.
Doug Liman: Barry, sisteme çomak sokuyor. Herkesin böyle bir yanı vardır, değil mi?
Tom: Herkes biraz böyledir ve herkes bunu yapmak ister. Barry sadece sınırları olmadan yaşamış. Havacılık tarihinde bir ilk ve bir daha asla tekrarı olamaz. O tarihte böyle işlerden paçayı sıyırabilirdiniz. Barry’nin o sınırları nasıl zorladığını hissediyorsunuz. Aslında hiç zorlamamış bile. Sadece gitmiş.
Doug: Sınırlardan geçip gitmiş
Tom: Barry Seal, tarihi ve epik zamanlarda güneşe doğru şimşek hızıyla gidiyor. Bazen oldukça saf, neşeli ve üzüntülü. Çok insancıl. Ve trende yakalanıyor.
Doug: Filmde hoşuma giden, konusunun uyuşturucu işi olmaması. Barry kargo taşımacısı gibi... Ne taşıdığını hiç umursamıyor. Sadece ne kadar ağır oldukları umurunda. CIA uçağının arkasına silah koymak istiyorsa sorun yok. Kartel kokain koymak istiyorsa da sorun yok.
Tom: Film aynı zamanda bir macera anlayışına da sahip. Biz Kolombiya’ya gittik. Doug ve ben çekimler sırasında gerçekten ormana gidip kamp yaptık. Filmin çok sayıda katmanı ve dokusu var. Detaylar çok önemli. İnsanların izlerken keyif alacağı cinsten. Mesela film boyunca Paskalya yumurtaları var.
Peki Barry Seal hakkında öğrendiğiniz en ilginç şeyler neydi?
Doug: Kolombiya’da çekim yaparken çalıştığımız kişilerden bazıları Barry Seal’ı tanıyordu. Hatta kendisinden uçak çaldığını söyleyen bir adam vardı. Ona bir uçak gösterirken Barry test uçuşuna çıkmış ve kaçmış.
Tom: Evet, Amerika’ya uçurdu.
Doug: Tam bir klasik. Bunun için Barry’yi nasıl sevmezsiniz? Bu adam hiçbir fırsatı kaçırmamış. Bundan hep söz ederiz. Yolda yürürken yerde duran 100 dolarlık banknot görmeye benziyor. Neden almayasın?
Tom: Barry öyleymiş. İnsanlar onu severmiş.
Doug: Barry, o adamdan uçak çalmış. Ama adam yine de onu seviyordu. Çünkü Barry güvenilirmiş. CIA silah teslimatı istiyorsa ya da başka bir şeyin yapılmasını istiyorsa başvurduğu kişi Barry oluyormuş. O her zaman teslim ediyormuş. Bir düzeyde buna saygı duymanız gerekir. Aslında bazı yönlerden zor. Hayatı sonuna kadar yaşadığından benim için bir rol model oldu. Risk alıyor. Film kariyerimin de öyle olmasını istiyorum.
Doug: Hep çekmek istediğimiz ama nasıl çekeceğimizi çözemediğimiz bir sahne vardı. Gerçekçi bir şekilde yapılamıyordu ve sahte olmasını istemedik. Barry’nin karısının bizimle paylaştığı bir anı vardı. Menalı çocukları helikoptere doldurup onları dondurma almak için uçurmuş.
Tom: Tarlaya inmiş. Bütün çocukları almış ve onları dondurma almaya götürmüş. Parayı alıp bir kenara atıyormuş ve sonra herkese dağıtıyormuş. Fırsatları görmüş, fırsatlar da onu bulmuş.
‘TOM ROLLERİNİ SAHİPLENİR’
Doug: Tom, yönetmenler için güvenli bir ortam yaratıyor. Filmin tanıtımını yapmaya başladığımda Tom’un korkusuz olmasıyla, binalardan ya da uçaklardan asılmasıyla ne kadar ünlü olduğundan bahsettim. Yönetmenleri performansına eklemeleri için zorladığı şeyler inanılmaz. Tom Cruise, Barry Seal’ı dokudu. Tom, rollerinde bunu yapar. Onları sahiplenir.
Tom: Doug’ın filmleri birbirine benzemez. Çünkü kolay yolu seçmiyor. Bu yüzden filmlerinin orijinal ve otantik bir yanı var. Bu tutkusu yüzünden Doug’la çalışmayı seviyorum. Bir hikâyeyi incelerken onu anlatacak farklı yollar arıyor. Formatı yaratıcı şekilde kullanıyor. Doug’ın çalışmalarında sevdiğim bir başka şey de karakterlerin önemi. Ama sadece karakterin iyiliği için. Mesela Domhnall’ın karakteri, CIA’da küçük odasından çıkmaya çalışan genç adam...
Doug: Filmde Barry’nin baş düşmanı ve amacı o odacıktan çıkmak ve bir ofise terfi etmek. O kişiyi gerçekten korkunç bir düşman yapmadaki motivasyonu görebiliyorum. Çok bağ kurulabilir, çok insani.
Doug: Tom’un Barry’yi dokuması gibi, Sarah da Lucy karakteri açısından bizim ortağımız oldu. Kentucky’li. Bu yüzden filmin geçtiği dünyadan geliyor.
Tom: Sarah Wright gibi olağanüstü yetenekli bir oyuncunuzun olması filme çok önemli bir unsur katıyor. Ayrıca hikâye için önemli olan bir sevgi türü de getiriyor. İkisinin birbirlerine karşı derin sevgilerini de sadık olduklarını da o kargaşa içerisinde hissetmeniz gerekiyor. Lucy’nin çizdiği tablo, kim olduğunu ve ne istediğini bilen güçlü bir kadındı. O sahne üstünde çalıştığımızı hatırlıyor musun Doug? Ben “Bana güveniyorsun, değil mi?” diyorum. O da “Tabii ki hayır” diyordu. O adama güvenmediğini hissediyorsunuz ve bu da onu zeki biri yapıyor. Ama onu seviyor. Onca şeyin ortasında çok derin bir aşk buluyorsunuz. Doug: Barry’nin zavallı, hamile kadınla çocukları çılgın bir maceraya sürüklemesine bayılıyorum. Tom: Ayrıca özür de dilemiyor
Tom: Yapım sırasında bir ev arıyorduk, kalacak yer bulmak için Atlanta’ya gittik. Büyük bir ev bulduk. “Neden hepimiz aynı evde kalmıyoruz?” dedik. Doug, ben ve yazar Gary Spinelli. Birlikte yaşarken bir ev işi çizelgesi hazırladık. Çünkü bir yardımcımız yoktu.
Doug: Ben biraz dağınığım, sen de biraz takıntılısın.
Tom: Bu doğru değil. (Gülüyor.) Sen çok dağınıksın. Ben senden daha düzenliyim. Gary bulaşıkları yıkamak istemedi. Çünkü bizim kadar çok yemek yemediğini düşünüyordu.
Doug: Tipik Gary. Ev işi tablosunun neden adaletli olmadığına dair mazeretler üretti. Ona Prenses Gary demeye başladık.
Tom: (Gülüyor.) Sürekli filmi yazması gerektiğini söyledi ya da başka bir mazeret buldu. Biz de “Onun filmi yönetmesi gerekiyor, benim de filmde rol almam gerekiyor. Bu bir takım çalışması. Bu işin bir parçası” dedik.