BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Sümerler M.Ö. 4000’in ortalarında Mezopotamya’da bir medeniyet yaratmış, Asyalı, kuzeyden gelen bir kavim, bir irili ufaklı şehir devletleri topluluğu. Gazete Habertürk'te yer alan Serfiraz Ergun imzalı habere göre; çivi yazısı Sümerler’den diğer devletlere yayılmış. Sümerler’in kültürü, aynı topraklarda daha sonra yaşayan medeniyetlerin de temelini oluşturmuş, birçok ırkın soyu Sümerler’e dayanmış.

“25 yüzyıl sonra Sümerler’le ne işimiz var?” demeyin. Genç sanatçı Berkan Baycan’ın Kuruçeşme Sanat Gezgini galerisindeki son sergisi işte bu Sümerler’in fısıltılarını anlatıyor; kuzeyin buzul çağının karanlık geceleri ile, Mezopotamya’nın parlak güneş ışığını da tuvaline sürükleyip getirerek... Çünkü kendisi Doğubayazıt’da doğmuş, ortaokulu bitirinceye kadar da oralarda yaşamış. Bu kadim medeniyeti fırçasının ucundaki nokta darbeleriyle anlatan bir teknik geliştirmiş, ona da “Noktalama” diyor. Ama bu teknik, Batı sanatçısı Georges Seurat’ın noktacılığından çok farklı. Çünkü boyalar tuvalin üzerinden yükselerek bir boyut daha kazanıyor; mozaik gibi... Baycan anlattı. 

- Önceki sergilerinizde de hep Mezopotamya’dan etkilendiniz, o bölge neden ilginizi çekiyor?

Küçüklüğümden beri antik yerleşim bölgelerini, kalıntıları gördüğüm zaman hep eskiden orada yaşayan insanların hayatlarını merak etmişimdir. Doğubayazıt’ta doğdum, yaşadım. Oralarda Urartular’ın kalıntıları vardı, oraları gezerdim. Ben orta 1’deyken İstanbul’a taşındık. 

- Sanat eğitimi aldınız mı?

Yok. Ben otodidakt bir sanatçıyım, kendi kendimi yetiştirdim. Üniversitede iktisat fakültesi maliye bölümünü bitirdim. Sonra yurtdışında, özellikle Londra’da sanat çok ilgimi çekti. Döndükten sonra kendimi geliştirdim. Zaten sanata çok meraklıydım. Okul öncesinden beri hep resim yaparım. Çalışa çalışa bugünlere geldim. 

- Çocukken fırçayla, kâğıtla, suluboyayla, belki de yağlıboya ile tanıştınız.

Sürekli karakalem ve suluboya. Yağlıboyayı üniversiteden sonra denedim diyebilirim. Son 10 yıldır da yağlıboya tablolar yapıyorum. 

- Değişik bir tekniğiniz var. Avrupa’da 19. yüzyılın sonunda ‘puantilizm’ isimli bir akım vardı. Ona da benzemiyor. Ama yine de noktalardan bir kompozisyon yapıyorsunuz. Bu küçücük noktalar tuval üzerinden yükseliyor gibi sizin resminizde.

Evet, daha boyutlu kullanıyorum. Işığı ararken buldum ben bunu biliyor musunuz? Gece gökyüzüne baktığımızdaki o ışığı arıyordum. Özellikle nokta yaparak başlamadım, kendi kendine gelişti. Ama istediğimi de buldum. 

- Ne zaman buldunuz yolunuzu, bu tekniği?

4 sene önce. Daha önce tuval üzerine yağlıboya yapıyordum, fırça kullanıyordum. Zaten önce fırçalarla noktalara başladım ama istediğimi veremediğimi gördüm. Başka malzemeler denedim, denedim, denedim... Sonra normal yağlıboyaya keten yağı katarak kendi malzememi buldum. Az katıyorum yağı, rulo şekline getiriyorum ve boncuk boncuk tuvalin üzerine bırakıyorum. 

- Mezopotamya’nın nesi etkiliyor sizi? Okuyor musunuz bu konularda?

Tabii tabii çok okuyorum. Okuduğum destanlardan, kitaplardan etkileniyorum. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın kitapları en büyük ilham kaynağım diyebilirim. Muazzez Hanım gibi, bizim bölgemizdeki kültürü Batı’ya anlatma hevesi bende de var. Biz hep Yunan hikâyeleri, efsaneleri, mitolojileriyle büyüdük ama Mezopotamya’dan mitleri çok bilmiyoruz. 

- Bana da anlatın ve ben de kendimi o topraklarda bulayım, heyecanlanayım.

Beni çok etkileyen şehirlerden birisi Nippur’dur. Sümerlerin Kâbe’si gibi dini bir merkezdi. Halk orada toplanır, ibadetini yapardı. Dönemin Lagaş’ı en gelişimiş şehirlerden biriydi. Gılgamış Destanı’nda da geçen Ur ve Uruk ilk şehirlerdendir. Tufan öncesi ve sonrası şehirler diye değişir. Gılgamış, ölümsüzlüğü ararken tufan öncesi şehirlerden Şuruppak’a gider. Bu efsaneler beni o şehirleri hemen tuvale geçirmeye iter. Okurken bazen hemen bırakırım okumayı, başlarım resmetmeye, sonra geri dönerim kitaba. Okudukça da eklemeler başlar. En keyifli zamandır işte o zaman.

'Her şehrin rengi var'

- Sadece Sümerler değil resmettikleriniz. Bir İstanbul Boğazı’nın resmi önünde duruyoruz. Sanki uçaktan yıldızlı bir gecede aşağıyı seyrediyormuşuz gibi.

Evet evet, İstanbul’un ayrı bir yeri var bende çünkü bu noktalarla resmetme tekniğim öyle doğdu. Bir rüya gömüştüm. Anka kuşunun kanatları üzerinde uçuyorum, gece hangi şehir olduğunu bilmediğim bir şehrin üzerindeyim. 2-3 hafta sonra Ankara’dan İstanbul’a uçakla gelirken aşağıya bir baktım, rüyamda gördüğüm ışıklı şehir, İstanbul. İşte bu yıldızlarla kaplı bir gecedeki İstanbul tablosunu yaptım, bende yeri farklıdır. 

- Sümer kentlerini yorumlarken güneşin renklerini sarıları, kırmızıları kullanmışsınız, batıya doğru geldikçe mavilere, lacivertlere bırakıyor yerini renkler.

Renkler benim için çok çok önemli. Her şehrin aslında bir rengi vardır. İstanbul’unki erguvandır. Sümerler güneşe taptıkları için onların rengi de güneş ışıkları renkleriydi. O yüzden ben de kırmızı, sarı ve turuncuyu kullandım. 

- Neden hep siyah fon? Hep karanlık bir duygu veriyor. Ruh haliniz mi öyle?

Hayır değil, önde rengi geride siyahı, en iyi ışığı nasıl bulurum diye ararken buldum. Siyah fon üzerinde ışığı daha iyi yakalayabiliyorum.

‘Darülaceze’ye bağışlanacak’

- Bir de sosyal sorumluluk projeniz var. Darülaceze’de kalanlarla bir tablo boyamışsınız... Darülaceze’de tanıdığınız mı vardı?

Yo, normal bir ziyaretti. Çok sevindiler. Resim yapmaya daha fazla odaklandılar. Sergi açılışına resmi yapan 5 kişiyi de davet ettik. Resim satışa sunuldu. 

- Ne kadar muhammen bedel koydunuz?

Fiyat koymadık, “Açık artırmayla satalım” dedik. Satışın tamamı Darülaceze’ye bağışlanacak.

Küratörlüğünü Şeyhmuz Yakup Tarhan’ın yaptığı Berkan Baycan’ın Sanat Gezgini galerisindeki “Şehrin Fısıltıları” sergisi, 30 Nisan’a kadar açık.

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300