Uganda nerede? Uganda hangi kıtada, komşuları kim, başkenti neresi?
Winston Churchill'in 1907'deki ziyareti sonrası "Afrika'nın İncisi" olarak ölümsüzleştirdiği Uganda, adını sıkça duymamıza rağmen pek çoğumuz için harita üzerinde bir muamma olabilir. Ekvator çizgisinin yemyeşil topraklarını kucakladığı bu ülke, sadece belgesellere konu olan vahşi yaşamı ve el değmemiş doğasıyla değil, aynı zamanda 50'den fazla farklı etnik grubun bir arada yaşadığı zengin kültürel dokusuyla da öne çıkıyor. Peki, tam olarak Uganda nerede ve bu ülkeyi Afrika'nın en özel coğrafyalarından biri yapan temel dinamikler nelerdir?
Doğu Afrika'nın kalbinde, denize çıkışı olmayan stratejik bir konumda yer alan bu ülke, kıtanın dev tatlı su göllerine ev sahipliği yaparken aynı zamanda efsanevi Nil Nehri'nin de doğduğu topraklardır. Bu hidrolojik zenginlik ve bereketli coğrafya, onun komşularıyla olan ilişkilerini, ekonomik kaderini ve tarihsel süreçlerini derinden şekillendirmiştir. Dolayısıyla Uganda hangi kıtada sorusunun yanıtı basit bir coğrafi bilgiden çok daha fazlasını, Afrika'nın karmaşık ve dinamik yapısını anlamak için önemli bir başlangıç noktasını ifade eder.
AFRİKA'NIN İNCİSİ UGANDA HANGİ KITADA YER ALIYOR?
Uganda, Afrika kıtasının doğu bölümünde, Büyük Rift Vadisi'nin göllerle bezediği bir plato üzerinde konumlanmıştır. Tamamen bir kara ülkesi olmasına rağmen "göller bölgesi" olarak anılan bir coğrafyanın merkezindedir. Topraklarının yaklaşık %25'i göller ve nehirlerle kaplıdır. Ekvator çizgisinin ülkenin güneyinden geçmesi, ona tropikal bir iklim kazandırsa da bu durum yanıltıcı olmamalıdır. Ülkenin büyük bir bölümünün ortalama 1.100 metre rakıma sahip bir plato üzerinde yer alması, Ekvator sıcağını törpüleyerek yıl boyunca ılıman ve yaşanabilir bir iklim yaratır. Bu durum, ülkede iki yağmurlu ve iki kurak dönem yaşanmasını sağlar ve tarım için elverişli koşulları beraberinde getirir.
Ülkenin coğrafi yapısı çeşitlilik gösterir. Batıda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırı boyunca uzanan ve "Ay Dağları" olarak da bilinen efsanevi Rwenzori Dağları, 5.000 metreyi aşan zirvelerindeki kalıcı buzullarla Ekvator kuşağında nadir görülen bir manzara sunar. Doğuda ise sönmüş bir yanardağ olan Elgon Dağı, Kenya sınırını belirler. Ülkenin güneyi, yüzölçümüyle dünyanın en büyük ikinci tatlı su gölü olan Victoria Gölü'nün kuzey kıyılarına ev sahipliği yapar. Bu devasa göl, sadece bir su kaynağı değil, aynı zamanda ulaşım, balıkçılık ve iklim üzerinde belirleyici bir role sahip olan hayati bir ekosistemdir.
UGANDA'NIN STRATEJİK KOMŞULUK İLİŞKİLERİ
Denize çıkışı olmaması, Uganda komşu ülkeleri ile olan ilişkilerini hem bir zorunluluk hem de bir fırsat haline getirir. Beş farklı ülkeyle çevrili olan Uganda'nın dış politikası ve ekonomisi, bu komşuluk bağlarına doğrudan bağımlıdır.
ÜLKENİN KALBİ: UGANDA BAŞKENTİ KAMPALA
Uganda başkenti ve tartışmasız en büyük şehri olan Kampala, ülkenin atan kalbidir. Victoria Gölü'nün serinletici etkisinin hissedildiği bir bölgede, ülkenin güney merkezinde yer alır. Şehrin en bilinen özelliği, Roma gibi yedi tepe üzerine kurulmuş olmasıdır. Bu tepeler sadece coğrafi birer yükselti değil, aynı zamanda şehrin tarihini ve gücünü simgeleyen merkezlerdir. Örneğin, Mengo Tepesi Buganda Krallığı'nın sarayına, Makerere Tepesi ülkenin en prestijli üniversitesine, Kololo Tepesi ise diplomatik ve zengin yerleşim alanlarına ev sahipliği yapar.
Şehrin ismi, yerel Luganda dilinde "antilopların tepesi" anlamına gelen "Kasozi K'Empala" ifadesinden gelir. Bağımsızlık öncesi İngiliz sömürge yönetiminin merkezi, bugün başkanlık sarayının da bulunduğu Entebbe şehriyken, 1962'de kazanılan bağımsızlıkla birlikte başkent, daha merkezi ve ticari bir potansiyele sahip olan Kampala'ya taşınmıştır. Bugün Kampala, boda-boda adı verilen motosiklet taksilerin oluşturduğu kaosla, Owino gibi devasa ikinci el pazarlarının canlılığıyla ve modern iş kulelerinin geleneksel mahallelerle iç içe geçtiği manzarasıyla tam bir Afrika metropolü kimliği sergiler.
KÜLTÜREL MOZAİK VE EŞSİZ DOĞAL ZENGİNLİKLER
Uganda'nın coğrafi konumu, onu sadece bir harita üzerindeki bir noktadan çok daha fazlası yapar. Ülke, inanılmaz bir kültürel ve doğal çeşitliliğin kesişim noktasıdır. Ülkede İngilizce ve Svahili resmi diller olsa da 40'tan fazla yerel dil konuşulur. Nüfusun en büyük bölümünü oluşturan Baganda halkı başta olmak üzere Banyankole, Basoga, Bakiga gibi onlarca farklı etnik grup, ülkenin kültürel zenginliğini oluşturur. Bu grupların birçoğunun, sömürge öncesi dönemden gelen ve bugün kültürel olarak varlıklarını sürdüren krallıkları (Buganda, Toro, Bunyoro vb.) bulunur. Doğal zenginlikler ise ülkenin en büyük hazinesidir. Efsanevi Nil Nehri'nin kaynağının Jinja şehri yakınlarında Victoria Gölü'nden çıktığı kabul edilir ve bu nokta, macera turizmi için popüler bir merkezdir.