‘Papa’nın mönüsü’
Üç yıldız sahibiyken Michelin yıldızlarına başkaldıran Senderens'i hatırlıyorum. "Tavuksuz Fransız mutfağı olamaz" demişti bana. İşte o tavuğun peşinde Bresse'deyiz...
ABONE OLHatırlayacaksınız... Geçen hafta başlamıştık, Fransa’nın orta yerindeydik. Öyle lafın gelişi değil. Burası “gerçek Fransa’nın merkezi”. Avrupa Birliği’nin önemli tarım ve hayvancılık ülkesi Fransa, “haute couture” ve “Paris romantizmi” değil ki! Öylesi koket bir buket sanmak çok yanıltıcı olur. Zaten başka türlü o efsanevi Fransız mutfağı oluşamazdı. Efsane için ilk ihtiyaç “malzeme”. “Yaratıcılık” ardından gelen ikinci cümle. Bu ülke iki denizden nemalanıyor. Akdeniz ve Atlantik - Manş...
Karaları ise muhtelif iklimlerde... Ilıman Akdeniz var. Kıta Avrupası soğuğu da mevcut. Bu ne demek? Şahane bir ürün gamı! Bir de yüzyıllardır aynı işle uğraşan ve bilgi biriktiren kültürü ekleyin.
Kubilay Özerkan rehberliğinde “derin Fransa’nın derini Bresse” yolundayız. Üç yıldız sahibi iken Michelin yıldızlarına başkaldıran Senderens’i hatırlıyorum. “Tavuksuz Fransız mutfağı olamaz” demişti bana. İşte o tavuğun peşindeyiz. Bresse en şöhretli tavuğun memleketi... Zaten kırsal karakterli kasabayı geçiyoruz. Sağımız solumuz uzayıp giden çiftlikler...