Kadınlara özel prezervatif!
Bilim adamları, AIDS'e karşı Moleküler prezervatif' olarak adlandırılan yeni bir 'prezervatif' geliştiriyorlar
Bilim adamları, her yıl yaklaşık iki buçuk milyon insanın ölümüne yol açan AIDS’e karşı yeni bir ‘prezervatif’ geliştiriyorlar. ‘Moleküler prezervatif’ olarak adlandırılan, kadınların kullanacakları jel kıvamındaki tabaka, cinsel ilişki sırasında sıvılaşıyor ve AIDS virüsüne karşı ilaç salgılıyor.
ABD’deki Utah Üniversitesi bilim adamları, kadınları AIDS’ten koruyacak bir prezervatif üzerinde çalışıyorlar. ‘Moleküler prezervatif’ olarak adlandırılan bu sıvı ürün vajinaya sürülüyor, sürüldükten sonra jel kıvamına gelerek vajinal bölgeyi kaplıyor, cinsel ilişki sırasında ise tekrar sıvılaşarak AIDS virüsüne karşı ilaç salgılıyor. ‘Akıllı prezervatif’ olarak da adlandırılan bu ürünle, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl yaklaşık iki buçuk milyon insanın hayatına mal olan AIDS’in önüne geçilmeye çalışılıyor. AIDS’in birinci derece mağdurları arasında tüm dünyada da ülkemizde de kadınlar yer alıyor; çünkü kadınların kendilerini korumaları için geliştirilmiş pratik bir ürün henüz piyasada yok. Kadınların korunmaları için kullanılabilecek tek ürün kadın prezervatifi. Ancak çok ucuz olmaması ve kullanımda birtakım zorlukların olmasından dolayı bir türlü yaygınlaşamıyor. İşte bu nedenle de Utah Üniversitesi bilim adamları, ‘moleküler prezervatif’ üzerinde çalışıyorlar. Çünkü vajinaya sürülen, cinsel ilişki sırasında spermle temas ettiğinde eriyerek AIDS ilacı salgılayan ürün hem pratik hem hastalığın yayılmasını ciddi bir şekilde engelleyebilecek bir yöntem.
Laboratuvar ortamında başarı oranı yüzde 90’ları bulan prezervatifin beş yıl içinde insanlarda da deneneceği söyleniyor.
‹lişki sırasında ilaç salgılıyor Moleküler prezervatif üzerinde çalışan ABD’deki Utah Üniversitesi’ndeki biyomühendisler, bu prezervatifin AIDS’in önlenmesinde büyük rol oynayacağına dikkat çekiyorlar. Utah Üniversitesi Bio-mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Patrick Kiser, “Ekibimle birlikte vajinaya sürülen bir sıvı geliştirdik. Buna ‘moleküler prezervatif’ adını veriyoruz. Çünkü bu ‘prezervatif’, vajinaya sürüldüğünde jel kıvamına gelerek vajinal bölgeyi tamamen kaplayan moleküllerden oluşuyor. Bu, ayrıca bir ‘akıllı prezervatif’. Çünkü ilişki sırasında spermlerle temas ettiğinde AIDS’e karşı ilaç salgılıyor'' diyor.
Utah Üniversitesi bilim adamlarının bu ürünü geliştirmekteki asıl amacı, dünyada her yıl milyonlarca insanın ölümüne yol açan AIDS’e karşı önlem almak. AIDS’in yayılmasında ‘taşıyıcı’ olarak görev alan kadınların ise bu prezervatif sayesinde kendilerini, doğmamış çocuklarını veya emzirmekte oldukları bebeklerini bu hastalıktan koruyabilecekleri belirtiliyor.
Moleküler prezervatif, laboratuvar ortamında çok etkili sonuçlar veriyor.
Ancak ürünün insanlarda uygulanabilmesi için zaman var. Dr. Patrick Kiser, “Beş yıl içinde moleküler prezervatifi insanlar üzerinde deneyebileceğiz.
Ürünün piyasada yerini alması ve yaygın bir şekilde kullanılması ise 10 yılı bulur'' diyor.
Dr. Patrick Kiser ve ekibinin ‘Journal of Pharmaceutical Sciences’ isimli ‘Eczacılık Bilimleri Dergisi’nde de yayımlanan bu araştırması tıp çevrelerinde büyük heyecan yarattı. Başta Afrika kıtası olmak üzere özellikle az gelişmiş ve fakir ülkelerde yaygın olan AIDS, bağışıklık sistemini zamanla çökerterek kişinin çok kolay bir şekilde enfeksiyonlara ve kanser gibi hastalıklara yakalanarak hayatını kaybetmesine yol açıyor.
Sanılanın aksine AIDS, eşcinsellerde değil, heteroseksüellerde daha yaygın. Moleküler prezervatifin, özellikle de erkeklerin klasik prezervatifleri kullanmayı reddettiği durumlarda kadınların imdadına yetişeceği ileri sürülüyor. Dr. Kiser, “Moleküler prezervatif, AIDS virüsünün hücrelere ulaşarak enfeksiyona yol açmasını engelliyor. Bu ürün ilişki sırası ve sonrasında da vajinal bölgede bulunarak virüsü etkisiz hâle getiriyor. Moleküler prezervatifi günde ya da ayda bir kullanmak yeterli olacak'' diyor. Uzmanlar, üzerinde çalıştıkları bu “akıllı prezervatifin'' başarı oranının yüzde 90 civarında olacağına dikkat çekiyorlar.
Peki moleküler prezervatifin herhangi bir yan etkisi var mış Laboratuvarda hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde, bilim adamları nadiren vajinal bölgede kaşıntı, hassasiyet ve iltihabi durumlara rastladıklarını söylüyorlar. Kiser, “Tüm vajinayı kaplayan bu jel, tolere edilebileceÇe benziyor, ayrıca bir rahatsızlık hissi de vermiyor'' diyor.
Peki Türkiye’deki durum neş Bildirimi zorunlu olmasına rağmen AIDS hastalığı hastaneler tarafından bakanlıklara bildirilmiyor, hatta kişiler AIDS olduklarında “damgalanmaktan'' korktukları için doktora başvurmuyor, bu hastalığı herkesten, eşlerinden bile gizliyorlar. Bu nedenle, partnerlerinin hastalığından habersiz olan kadınlar, HIV’i tek eşli olsalar bile alabiliyorlar. Sağlık Bakanlığı’nın 2004 verilerine göre ülkemizde bin 802 AIDS hastası var. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, ‘moleküler prezervatif’ gibi, kadının yönetiminde olan yöntemlerin mutlaka geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kadın prezervatifinin çok olumlu bir yöntem olduğunu, ancak bunun ülkemizde maalesef bir türlü yaygınlaşamadığını da sözlerine ekleyen Ünal şöyle konuşuyor: “Kadın prezervatifi çok iyi bir korunma yöntemi. Ama bu, Türkiye’de maalesef yaygınlaşamıyor. Dolayısıyla kadınlar AIDS konusunda hep pasif durumda kalıyorlar. Erkek isterse prezervatif takıyor, istemezse takmıyor. Kadının kendi kontrolünde olan bir yöntem mutlaka olmalı. AIDS’i önleme konusunda kadın prezervatifi dışında, kadınlar için geliştirilmiş başka bir ürün yok. Kadın prezervatifi biraz pahalı, ayrıca kullanım zorlukları da var.
Keşke kullanımı yaygınlaşsa, keşke devlet bu konuyu desteklese. Moleküler prezervatif gibi ürünler geliştirilmeye çalışılıyor, bunlar ileride kullanıma girecek. Henüz böyle bir yöntem yok...'' AIDS Savaşım Derneği Başkanı Prof. Dr. Selim Badur, AIDS’in sanılanın aksine eşcinsel değil, heteroseksüel kişilerde daha sık görüldüğüne dikkat çekiyor. Prof. Badur’un verdiği bilgilere göre, HIV alan ev kadınlarında ciddi bir artış var. AIDS virüsü ise bu kadınlara, “Atın ölümü arpadan olsun'' diyen çokeşli kocalarından bulaşıyor. AIDS’in sadece belli bir kesimi değil, büyük-küçük herkesi ilgilendirdiğini belirten Prof. Dr.
Selim Badur, yaklaşık 20 yıldır dünya üzerinde milyonlarca insanın bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Burada özellikle cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanımının çok önemli olduğunu söyleyen uzmanlar, ABD’de artık evli çiftlere bile prezervatif kullanımının önerildiğini söylüyorlar. Özellikle de ‘moleküler prezervatifin’ gelecekte dünyayla birlikte ülkemizde de kullanıma girmesi, hastalığın yaygınlaşmasının durdurulması açısından büyük önem taşıyacak.
Ülkemizde pek çok kadının, özellikle de hiçbir riskli davranışı olmayan ev kadınlarının AIDS konusunda mağdur olduğuna değinen Prof. Badur, hem yetkilileri hem de toplumu daha bilinçli olmaya davet ediyor.
KUTU 50 milyon AIDS hastası * ‘Kazanılmış İmmün Yetmezlik Sendromu’ (Acquired Immune Deficiency Syndrome) olarak bilinen AIDS, ilk defa 1981 yılında ABD’de genç, homoseksüel erkeklerde görüldü. Hastalık belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre virüs bulaştıktan 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkıyor. Yani kişi uzun yıllar farkında olmadan bu virüsle yaşıyor, belki de bu dönemde pek çok insana virüsü bulaştırıyor.
* Dünya SaÇlık Örgütü rakamlarına göre her gün dünyada yaklaşık 14 bin yeni AIDS vakası ortaya çıkıyor.
* Dünyada şu an yaklaşık 50 milyon AIDS hastası var.
* Bugüne kadar yaklaşık 30 milyon kişi AIDS’ten dolayı hayatını kaybetmiş durumda.
* Türkiye’de rakamlar belli deÇil. SaÇlık BakanlıÇı’nın 2004 verilerine göre ülkemizde 1802 AIDS hastası var. Ancak uzmanlar, bu sayının gerçekleri yansıtmadıÇını söylüyorlar.
* Lenf bezlerinde büyümeler, aÇız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciÇer hastalıkları gibi belirtiler hastalıÇın en önemli belirtileri. Ancak kişide bu belirtilerin birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir.
Bade Gürleyen / TEMPO