Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekin TÜRKANTOS / GAZETE HABERTÜRK

Büyükler de çocuklar da ona bayılıyor. Tiyatroya 1976’da çocuk oyunları yazarak başlayan ve 1982’de de Beş Kafadarlar Çocuk Tiyatrosu’nu kuran Saban, yoluna büyüklere oyunlar sunduğu Tiyatrokare ile devam etti.. Yıllar içerisinde birçok başarılı proje üstlendi, tiyatro yaptı, dizilerde oynadı, ödüller aldı. Ancak çocuk tiyatrosunun onun hayatında apayrı bir yeri var. “Beni bıraksalar sadece çocuk tiyatrosu yaparım” diyor. 2014’te Anavarza Çocuk Tiyatrosu projesini hayata geçiren Saban, yazıp yönettiği ‘Bal Arıları ve Hınzır Ayı’ adlı oyunuyla bugüne kadar 20 bin çocukla buluştu. Türkiye’nin pek çok yerini gezen, çocuklara doğayı sevdiren oyuncuyla arıları ve oyununu konuştuk.

■ Türkiye’de oyun parklarında çocuklara ilk kez tiyatro götürmüş biri olarak siz de çalışkan arı gibisiniz.

Beni bıraksalar sadece çocuk tiyatrosu yaparım. Türkiye’de çocuk tiyatrosu, yetişkin tiyatrosu yapamayanların yaptığı bir alan gibi algılanıyor. Hâlâ fon perdesinin önünde oynanan, gelişmeyen bir tiyatro var. Çocuklar için özel salonlar yok. Çocuk tiyatrosunda birden bire arı oluyorsunuz, köpek oluyorsunuz, çok keyifli. Son yıllarda çocuk tiyatrosuna yoğunlaştım.

■ ‘Bal Arıları ve Hınzır Ayı’ adlı oyunun vurgulamak istediği mesaj nedir?

Aslında arılardan korkarım. Bir arı kovanını ziyaret ettim, arıcılara bayıldım. Acayip emekçiler. Einstein’da demiş, “Eğer arılar yok olursa dünya 4 yıl içinde biter” diye, bunu da araştırdım, ilginç bir oyun çıktı. Oyun, arıların doğaya nasıl bir katkıları olduğuyla ilgili. Çocuklara bizden farklı olanın da sevileceğini göstermek istedim. Tüm arkadaşlarımız 3 yıldır sevgiyle oynuyor.

■ Arıları araştırırken sizi en şaşırtan şey ne oldu?

Kraliçe arı ve işçi arılar çok ilginçti. Acayip anaerkil bir yapı. Onların derdi, nesli devam ettirmek. Biz de oyunu böyle kurduk. Anadolu’yu geziyoruz. Muş’ta çocuklar ilk kez tiyatro izledi.

■ Arıların ömrü 6 hafta. Hayatları boyunca çay kaşığından az bal üretiyorlar. Onlardan alınacak ders nedir?

Doğada büyük bir emek var. Bir çiçek kopardığınızda ya da bir hayvanı öldürdüğünüzde dengeyi bozuyorsunuz. Doğada hepsi bir amaca hizmet etmek üzere yaratılmış. Biz sanatçılar da öyleyiz. Öldüğünde her şey bitiyor. Sinema da ya da resim sanatında geriye bir şey bırakabilirsiniz ama tiyatroda oyun bitince her şey bitiyor. Yapabildiğiniz şey azıcık ama yan yana geldiğinde büyük bir şey oluyor.