Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekin TÜRKANTOS - HABERTÜRK PAZAR 
eturkantos@htgazete.com.tr

Doğal bir güzelliği var Aslı Tandoğan’ın. Gözlerinin içi gülüyor. Ve sanatçı egosundan eser yok. Fotoğraf çekiminde boyunun benden uzun olduğunu fark edip ayakkabıları çıkaracak kadar nazik. Sektörde emin adımlarla yürüyor. 10 yıl arp çaldı, 14 yıldır da oyunculuk yapıyor. Kendini sanatla ifade etmesi çok doğal çünkü babası balet, teyzesi balerin, annesi ise hem resim hem de heykel yapıyor. Belki yolun başında, 37 yaşına geldiğinde ünlü biri olacağını hiç düşünmedi ama şansı onun yanındaydı... O da bunun farkında: “Şansıma kariyerim tatlı tatlı gitti. Hiç beni üzecek bir şey olmadı. O yüzden bunalıma girmedim. Ama tabii müzik yapmak başka bir şey.” Yer aldığı uzun soluklu projeleri oldu, o oyunculuğu sevdi, ekran da onu... Sonra âşık olup evlendi ve oğlu Atlas’ı dünyaya getirdi. Çocuğunun gelişimini görmek istediği için uzun soluklu projeleri rafa kaldırdı bir süre. Doğayı, hayvanları, insanları seven ve dünyadaki tüm kötülüklerin sevgi ile yok olacağına inanan Tandoğan ile anneliği ve oyunculuk macerasını konuştuk.

Bebekle hayat nasıl geçiyor?

Bu sezonu çalışarak geçirmeyi planlıyordum. Ama Atlas’la o kadar güzel vakit geçirdim ki, o zamanı ondan çalmaya kıyamadım. Küçük küçük şeyler yaptım, konuk oyuncu oldum. En son MS hastalığına dikkat çekmek için ‘Melek ile Serhat’ adlı projeyi yaptık.

Çocukla zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsundur. Setlerde geçen uzun saatlerden sonra evde vakit geçirmek de başka bir motivasyon...

Kesinlikle çok farklı. Yeni taşındığım için hem evin sorumlulukları hem de bebekle başka bir yoğunluğum oldu. İnan kendime ayıracak vakit bulamıyorum. Aile ve ev hayatı açısından güzel bir sezondu.

Baban balet, teyzen balerin, annen resim yapıyor. Sen de arp sanatçısısın. Kariyerin müzikten oyunculuğa evrilirken nasıl bir dönüşüm yaşadın?

Tabii ki bocaladığım ve kendimi sorguladığım zamanlar oldu. 10 sene sadece arp eğitimi alıp günde 8 saat çalışıyor, konserler veriyorsun, yeri geldiğinde de bunalıma giriyorsunuz. Bunu bir anda kesmek “Acaba doğru bir şey mi yaptım?” sorusunu beraberinde getiriyor. Şansıma kariyerim tatlı tatlı gitti. Hiç beni üzecek bir şey olmadı. Ama tabii müzik başka bir şey. Biz Mert Fırat ile hep “Birlikte bir şey yapalım” diye konuşuyorduk. Ben de ona “Tiyatrodan anlamam ama içinde müzikle ilgili bir şey olursa süper olur” diyordum. Moda Sahnesi’nin ilk açıldığı yılda, bir sezon Mert ile birlikte “Bütün Çılgınlar Sever Beni” adlı oyunda yer aldım, müziklerin altyapısını yaptım. Sonra evlilik ve çocuk oldu, hayat başka bir şeye evrildi

Kariyerini yönetmek zor muydu?

Zor tabii. İnsanların beğenisi sürekli değişiyor, tıpkı moda gibi. Bunu takip etmen ya da iyi bir menajere sahip olman gerekiyor.

Mutlu olduğun işi yapıyorsun, mesleğinde seviliyorsun, iyi bir aile hayatın var. Aynada gördüğün Aslı ile dışarıya yansıyan arasında ne gibi farklılıklar var?

Hayatında denge istiyorsan, dengeli olmalısın. Hiçbir şeyin aşırısına kaçmadım. Benim dengem böyleydi ve kendi iç ritmimi yakaladım. Sakin bir insanken çok çılgın bir şeyler yapmaya çalışırsam dengem şaşar çünkü ruhum öyle değil. O yüzden hayatım istediğim dengede ve sakinlikte.

Hayatı akışına bırakabiliyor musun?

Çoğunlukla. Bazı şeylerin seyrini aslında bir telefonla değiştirebilecekken müdahale etmeyip sonucunun ne olacağına bakıyorum. Değişik bir kişilik yapısı bence. Dün de bahçede uğraşırken, “Bunu neden yapıyorum?” diye düşündüm.

Bir cevap bulabildin mi?

Doğa insana çok şey öğretiyor. Kasımda bezelye ekmiştim, büyüdüler. Fakat onlara salyangozlar dadandı. Salyangozları temizledim. Sonra “Buna başka bir açıdan bakmam gerek” diye eğildim. Görünmeyen arka yapraklarında o kadar çok salyangoz vardı ki, o bana her konuya farklı açılardan bakabilmeyi gösterdi. Yani doğanın içinde kendime böyle güzel, farklı şeyler buluyorum. Bu çok hoşuma gidiyor.

Bahçe başlı başına terapi... Bahçende neler var başka?

Bahçeye daha çok Atlas için başladım. Domates, salatalık, biber, lahana, soğan ve yeşilliklerim var. Dün bezelyeleri söktüm. Karpuz ve kavunlar yeni büyüyecek. Orada keyifli vakit geçiriyorum, Atlas da yanımda kürekleriyle oynuyor.

‘Bana Göz Kulak Ol Yaşam Derneği’nin kurucularındansın... Oyuncu olarak başka hangi konulara dikkat çekmek istersin?

O kadar çok şey var ki... Annem “Çocuk yapıyorsun ama bu dünyaya çocuk getilir mi?” dedi. Baktığında eziyet, savaşlar ile sonu gelmez kötülükler var aslında dünyada ama öte yandan sevgi de var. Sevgiyle her şeyin kurtulacağını düşünmek istiyorum. Hepimiz dünyada ne tür problemler olduğunu biliyoruz ama bunu çözmek için insanların birbirini sevmesi ve hoşgörülü olması gerekiyor. Bununla ilgili ne olursa o çalışmanın içinde olmak istiyorum.

Bundan sonra seni nasıl bir projede görsek iyi olur?

Neşeli bir proje de olabilir bir gerilim dizisi de. Çünkü hiç yok.

'ATLAS UYUMLU VE SAKİN BİR ÇOCUK OLDUĞU İÇİN BENİ HİÇ STRESE SOKMADI'

Nasıl bir anne oldun? Rahat, endişeli, huzursuz, mutlu ve sakin...

Çok rahatım. Atlas’ın yemesi, içmesi hiç problem olmadı. Uyumlu ve sakin bir çocuk olduğu için beni hiç strese sokmadı. Dudağı patladı mesela ya da boğazında bir şey kaldı, o tip durumlarda aşırı sakindim.

Beslenmesi, oyuncakları, kitaplarını çok araştırdın mı?

Hep organik yediriyorum. Aldığım oyuncakların plastik, kıyafetlerin ise ekstra boyalı olmamasına özen gösteriyorum. 20 kıyafet almıyorum ama 4 tane ve düzgün alıyorum. Hava temiz olsun, dışarı çıksın diye Riva’da oturuyoruz. Bu yaz oyun gruplarına başlayacak.

İlk kelimeleri neydi?

Daha konuşmuyor ki. 2 hafta önce “Anne” dedi diye göbek attık. Bakıcısı sadece Rusça konuşuyor, böylece 2 dil öğreniyor. Bana önce “Mama” sonra “Anne” dedi. Bir de “Nerde” ve “Ayde” yani “Aydede” diyor.

Masal okur musun?

Yatmadan önce 45 dakika kitap okuyoruz. Şunu fark ettim, kitaplarda “Cadı üvey kızını öldürmesi için onu ormana yolladı” diyor. Bunları okumuyorum tabii. Nasıl değiştireceğimi şaşırıyorum. Onları yazarken bebekleri düşünmüyorlar mı?