Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar Michelangelo’nun sanatı nazara mı geliyor?

        GÜLENAY BÖREKÇİ/HT PAZAR

        Bugünlerde sanat dünyası, Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin ziyaretçi sayısını kısıtlamayı tartışıyor. Söylenen o ki Katolik Kilisesi’nin başlıca simgelerinden şapeli yılda 5 milyon turist ziyaret ediyor. 10 milyon gözün varlığı da fresklerin solmasına, bozulmasına yol açıyor...

        Rönesans’ın simge isimlerinden ressam, heykeltıraş, mimar ve şair Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni’nin ya da kısaca Michelangelo’nun Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin tavanlarına yaptığı freskler, sanat dünyasının en önemli hazinelerinden. 500’üncü yaşı kutlanan bu fresklerde Michelangelo, İncil’deki en önemli bölümleri, mesela “Yaradılış”ı ve “Adem’le Havva’nın Cennet’ten Kovuluşu”nu neredeyse yüksek bütçeli bir Hollywood filmi tadında zengin ayrıntılarla görselleştirmiş.

        En muhteşem olanıysa Tanrı’nın Adem’e hayat verişini gösteren o ünlü fresk. Fakat anlaşılan bu kadar şöhret fresklere iyi gelmemiş. Söylenen o ki Sistine Şapeli’ni günde 20 bin, yılda 5 milyon turist ziyaret ediyor. 10 milyon gözün varlığı da fresklerin solmasına, bozulmasına yol açıyor. Bu durumda da insanın “Hay Allah, meğer nazar diye bir şey varmış hakikaten” diyesi geliyor. 10 milyon gözün etkisi biraz eksik bir ifade oldu tabii. Milyonlarca kişinin nefesi, vücut ısısı, teri, gürültüsü, devinimi demek daha doğru olur. En iyisi İtalyan eleştirmen Pietro Citati’ye kulak vermek...

        ‘SERVET UĞRUNA FELAKET!’

        Pietro Citati geçenlerde Vatikan yetkililerine seslenen sert bir yazı yazarak Şapel’e bu kadar çok ziyaretçi almanın, sanat dünyasını “hayal bile edilemeyecek bir felaketle” karşı karşıya bıraktığını dile getirdi. Vatikan yetkililerini de servet uğruna dünyanın en mükemmel yapıtlarından birini yok etmeyi göze almakla suçladı. Citati’ye göre, hareket halinde bir duvar oluşturan sayısız insanın aynı anda soluk alıp vermesi, dahası sıkışıklığın ve havasızlığın da etkisiyle sürekli terlemeleri içerideki havanın ısınmasına yol açıyor. Abarttığını düşünebilirsiniz. Fakat Vatikan Müzeleri Genel Müdürü Antonio Paolucci de ciddi bir problemle karşı karşıya olduklarına ve Citati’nin söylediklerinde haklı olduğuna inanıyor.

        ‘İNCİL’İN GÖRSEL SUNUMU’

        Antonio Paolucci’ye göre, Sistine Şapeli her zaman gürültülü, içerideki insanlarsa bu muazzam güzellik karşısında şaşkın. Bu hareketlilik de sonuçta fresklerin korunmasını imkânsız hale getiriyor. Bu yüzden yakında ısı ve nem oranını düşürecek özel bir havalandırma sistemi kurulacak. Alınacak tedbirlerden biri de günlük ziyaretçi sayısına belirli bir kısıtlama getirmek. “Tabii esas istediğimiz bu değil” diyor Paolucci. “Şapel İncil’in adeta görsel bir sunumunu yapıyor.” Eleştirmen Pietro Citati’ye göreyse bunlar aslında timsah gözyaşları, Vatikan’ın derdi Hıristiyanları mutlu etmek değil, para kaynağını yitirmemek.

        15 EURO

        Şapeli gezmek için kişi başı ödenen tutar. 10 kişilik rehberli VIP gruplar içinse 220 Euro alınıyor.

        KİM BU RUHU TÜKENMİŞ GÜÇSÜZ İHTİYAR?

        Michelangelo çalışmalarına, Papa II. Julius’un isteğiyle Temmuz 1508’de gönülsüzce başladı. Zira kendini ressam değil heykeltraş olarak kabul ediyor ve yeterince iyi olmadığı bir konuda ürün vermeyi reddediyordu. Sonuçta elbette Papa’nın emirlerine karşı koyamadı ve geceli gündüzlü bir çalışmayla freskleri 1 Kasım 1512’de tamamladı.

        Sistine Şapeli’nin tavanında bugün Tanrı’nın altı tasvirinin yanı sıra toplam dokuz fresk bulunuyor. Üçü yaradılışı, üçü Adem ile Havva’nın düşüşünü yani Cennetten kovuluşunu, üçü de Nuh’un hikâyesini anlatıyor. Arada pagan tanrılar ve yarı tanrılar da var. Bir sahnede kendisini de görüyoruz. Ama insandan ziyade bitmiş, tükenmiş, içi boşalmış bir mahluka benziyor.

        Zaten sonradan bu çalışmasıyla ilgili olarak şunları yazmış: “İşkence gibi geçen dört uzun yıldan ve 400 devasa figürü sabırla ve inatla resmettikten sonra kendimi tıpkı reformcu peygamber Yeremya gibi yaşlı ve yorgun hissettim. Halbuki sadece 37 yaşındaydım, ama en yakın dostlarım bile karşılarında duran ruhu tükenmiş güçsüz ihtiyarı tanıyamıyorlardı.”

        HIZLI BİR ÖLÜME TANIK OLMAK

        Birkaç ay önce ölen eleştirmen Robert Hughes şöyle yazmıştı: “Kitle turizmi, Goethe’nin çağdaşları için eşsiz haz olan bir şeyi aşağılık bir rugby maçının verdiği sıradan keyfe indirgiyor.

        Resim, izleyicilerinden sessizlik talep eder. Oysa bugün Sistine Şapeli’nin duvarlarında hayret nidaları ve gürültülü tartışmalar yankılanıyor. İçeride bu hızlı ölüme tanık olurken, sükûnetle ruhunuzla baş başa kalmaya çalışıyorsunuz. Mümkün değil!” Hughes’a göre Şapel’deki çağdaş atmosfer, yüksek kültürün kitlelerin elinde ölüşünü simgeliyordu.

        MİCHELANGO ŞİFRESİ

        Dan Brown’un Da Vinci’nin yapıtlarından birtakım şifreler çıkarmasından sonra, sanat tarihçileri eski yapıtları başka şifreler bulmak için yeniden gözden geçirmeye başladı. En çarpıcı sonuç da Michelangelo’nun fresklerinde bulundu!

        İddialara göre Michelangelo, Katolik Kilisesi için yaratılmış anıtların en büyüğüne gizlice Yahudi mistisizminin, yani Kabala öğretisinin önemli simgelerini dahil etmişti. Mesela Tanrı ile Adem’in ilk karşılaşmasında Tanrı’nın bedenini aynı zamanda dev bir insan beyni olarak gösteriyordu. Kabala öğretisinde Tanrı’nın dev bir beyin olarak yorumlandığı düşünülürse, bu gayet manidar.

        Ayrıca Sistine Şapeli’nin tavanındaki dev fresklerdeki tasvir edilen insanlar, aslında tek tek Kabala alfabesinin harflerini oluşturuyordu. Bu harflerin de şifreli birtakım anlamları olduğu söyleniyor. Bunda büyük ihtimalle Michelangelo’nun uzun yıllar himayesinde yaşadığı Romalı banker Lorenzo de Medici’nin gizli bir Kabalist olmasının da payı vardı.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ