Geleceğin beslenme trendleri
Ar-Ge'ye yılda 1.7 milyar doların üzerinde yatırım yapan Nestlé'nin araştırma merkezi başkanı Thomas Beck ile geleceğin gıdalarını konuştuk
Yaşlanmayı engelleyen kahve, bebeklerde kolik sıkıntısına sebep olmayan mama, Alzheimer’a, otizmli çocuklara yönelik gıda çözümleri... Farklı genetik özelliklere uygun gıdalar uzak mı? Çok uzak değil... Bunlar, geçen hafta ziyaret ettiğimiz Lozan‘daki Nestlé Araştırma Merkezi’nin üzerine çalıştığı konulardan sadece birkaçı. Araştırma Merkezi Başkanı Thomas Beck “Hastalıklara çözüm bulmak zaman alacak ama başladık” diyor.
Hastalıklar konusunda anne karnına kadar iz sürüyorlar. Hamileyken D ve B vitamini eksikliği yaşayan anne adayının bebeğinin obez olmaya daha yatkın olduğu ilişkisini bulduklarını söylüyor Beck. İsviçreli bilim insanları kahve, kakao ve tahıl tarlalarında kaliteli hasat ve ilerleyen yıllarda artacak kuraklığa karşı tohumların susuzluğa dirençli hale getirilmesi için araştırmalarını sürdürüyor. Hızla tükenen balık ve ete alternatif protein kaynaklarına da bakıyorlar. 34 merkezde 5 binin üzerinde personelle 1.7 milyar dolardan fazla yatırım yapılan Nestlé’nin global Ar-Ge ağından yılda 200’ün üzerinde bilimsel makale çıkıyor. Araştırma Merkezi Başkanı Thomas Beck geleceğin gıdalarını da anlatıyor...
“Tüketici basit, sağlıklı ve pratik ürün istiyor” diyorsunuz. Üçü birden mümkün mü?
Tüketici tat, sağlık, pratiklik ya da fiyat unsurlarından taviz vermek istemiyor. Gıda üreticilerinin çevresel ayak izlerini azaltmasını ve gıdaların güvenilir olmasını bekliyorlar. Beklentileri ancak hammadde temininden nihai ürüne kadarki süreçte Ar&Ge ve inovasyon kullanarak karşılayabiliriz.
Tüketicinin en duyarlı olduğu konu, gıdalardaki koruyucu maddeler... Bunu nasıl çözeceksiniz?
Sentetik koruyucular, ürünleri bakteri, maya ya da küf gibi mikro organizmaların yıpratma etkilerinden koruyup raf ömrünü artırmak için kullanılır. Bitki özleri gibi mikroplardan koruyucu özelliği olan doğal koruyucular tüketicilerin doğallık taleplerini karşılamak için bir seçenek. Ancak bu, sentetik koruyucuların kullanımının önlenmesi için tek yol değil. Yüksek kaliteli hammadde, hammaddenin hijyenik şekilde işlenmesi, üretim sırasında sıcaklık, su ve asitliğin kontrolü, doğru paketleme malzemesi gibi etkenler de önemli...
‘GENLERLE KİŞİSEL KİLO VERME ÇÖZÜMLERİ YARATABİLİRİZ’
Genetik beslenmeyle kilo verme diyetisyenlerin yeni merakı...
Kilo vermede sihirli bir değnek yok. Düşük kalori diyetleri işe yarıyor fakat kilo verenlerin çok azı bunu koruyabiliyor. Bazı insanlar kolay kilo almazken diğerleri kolay kilo verebilir ve bazıları için de kilo vermek zor olabilir. Bu çeşitliliği anlamakla ilgileniyoruz. Eğer diyete cevap veren ve vermeyenleri belirlersek daha kişisel kilo verme çözümleri yaratmaya başlayabiliriz. Örneğin, Nestlé Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nden bilim insanları geçen günlerde bir bilimsel çalışma yayınladı. Bu klinik deneyde gönüllülerden alınan kan örneklerindeki proteinleri ölçerek, kilo kaybına neden olan düşük kalori diyetinden sonra verilen kiloları koruma becerisiyle ilişkili göstergeleri tanımladılar. Bu tür çalışmalar, kilonun korunmasını öngören ve kişiye özel uzun vadeli beslenme çözümleri sunan yeni bir yaklaşımın önünü açıyor.
Beslenme trendleri nereye gidiyor?
Besinlerin daha az yağ, şeker ve tuz ile yeniden düzenlenmesi.
Hazırlanması kolay, soğuk ve dondurulmuş yemekler.
Doğal ürün içerikleri ve etikette daha az ürün içeriği yer alması.
Premium ürünlere zor ekonomik zamanlarda bile ulaşmak.
Dışarıda yemek ve aile ile birlikte yemek yemenin giderek azalması.
Düşük gelirlilerin satın alabileceği ürünlerle sürdürülebilir beslenme...