Yeni Teknolojiler Sanayiyi Nasıl Güçlendiriyor: Rus BT Çözümleri Türkiye Pazarına Giriyor
Endüstriyel dijitalleşme her zaman montaj hattındaki yeni bir robot ya da kontrol odasındaki dev bir ekran görünümünde olmuyor. Teknoloji bazen bir sanayi tesisine neredeyse fark edilmeden giriyor. Örneğin çalışan ekipmanın sesini analiz ediyor, durumundaki değişimleri izliyor ya da çıplak gözle görülemeyen bir süreci tespit etmeye yardımcı oluyor.
Bu tür çözümler Türkiye’nin büyüyen teknoloji pazarında giderek daha fazla yer buluyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi verilerine göre bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü 2024’te 36,7 milyar dolara ulaştı. Sektörde 11.700’den fazla şirket faaliyet gösteriyor ve 246.000’i aşkın kişi istihdam ediliyor. Özellikle hızlı gelişen alanlar arasında yapay zekâ, bulut teknolojileri, siber güvenlik, nesnelerin interneti ve iş süreçlerinin dijitalleşmesi yer alıyor.
Büyük bir pazar, uluslararası geliştiriciler için aynı zamanda ciddi bir sınav anlamına geliyor. Karmaşık bir endüstriyel sistemi Türkçeye çevirip bir sunumda göstermek yeterli olmuyor. Sistemin yerel ekipman üzerinde test edilmesi, belirli bir sanayi tesisinin koşullarına uyarlanması ve ilk uygulamanın ardından desteklenmesi gerekiyor.
Aynı amaç için tasarlanmış makineler farklı modlarda çalışabiliyor; şirketlerin teşhis ve güvenlik konusunda kendi gereksinimleri oluyor; uzmanların ise yeni sistemin hangi bilgiyi sağladığını ve bunu günlük işlerinde nasıl kullanacaklarını anlaması gerekiyor. Bu nedenle bir teknoloji şirketinin yeni bir pazara girişi çoğu zaman büyük bir sözleşmeyle değil, potansiyel müşteriyle yürütülen testler ve ortak çalışmayla başlıyor.
Geliştiriciler Yurt Dışında Ortaklarını Nasıl Buluyor?
Rus teknoloji şirketleri uluslararası pazarlara giriş noktaları arıyor. Bu şirketlerin yararlanabildiği araçlardan biri, ulusal marka “Made in Russia” kapsamındaki Rus ürünlerini tanıtma programı.
Program; gıda üretimi ve kozmetikten özel amaçlı makinelere ve dijital teknolojilere kadar çok farklı sektörlerden şirketleri bir araya getiriyor. Programa 2.500’den fazla Rus şirketi katılıyor, sertifikalı ürün sayısı ise 35.000’i aşıyor. Üreticiler, ürünlerinin kalite, güvenilirlik, benzersizlik, çevresel duyarlılık veya organik köken kriterlerinden bir ya da birkaçına göre gönüllü sertifikasyonu başarıyla tamamlamasının ardından ulusal marka işaretini kullanma hakkı kazanıyor.
Program kapsamında Rus şirketleri uluslararası fuarlara ve iş heyetlerine katılıyor, potansiyel alıcılar ve ortaklarla görüşmeler yapıyor. Karmaşık bir teknolojinin geliştiricisi için bu temas, çok daha uzun bir sürecin ilk aşaması olabiliyor. Görüşmeleri çözümün tanıtımı, müşterinin sanayi tesisinde test edilmesi ve gerçek değer yaratabileceği senaryonun bulunması izliyor.
Teknoloji ihracatında ürünün kendisini, etrafındaki çalışmadan ayırmak hayli güç. Bir sistem üretime ne kadar derinden entegre olursa, geliştirici ile sistemi sahada kullanacak kişiler arasındaki etkileşim de o kadar önem kazanıyor.
Ses Görüntüye Dönüştüğünde
Türkiye pazarındaki varlığını geliştiren Rus teknoloji şirketlerinden biri Sinaps. Ürünleri için ulusal marka “Made in Russia” sertifikasına sahip olan şirket, Nuton Acoustics markası altında akustik görüntüleme teknolojisi geliştiriyor.
Çalışma prensibini anlamanın en kolay yolu, faal durumdaki bir sanayi tesisine bakmak. Elektrik motorları, kompresörler, fanlar ve onlarca başka mekanizma aynı anda çalışıyor. İnsan kulağı için bütün bu sesler genel bir endüstriyel gürültüye karışabiliyor. Akustik kamera ise ses sinyallerini analiz ediyor ve belirli özelliklere sahip sesin hangi bölgeden geldiğini ekranda gösteriyor.
Bu sayede uzman, dikkat gerektiren süreci konumlandırabiliyor. Sistem gaz ve vakum kaçaklarını, kısmi elektriksel deşarjları ve mekanik kusurları tespit etmenin yanı sıra uzaktan ekipman teşhisi için de kullanılıyor.
Türkiye’de teknolojinin artık yalnızca sunumlar üzerinden tanıtılmasına gerek kalmadı. Nuton Acoustics ülkede bir temsilcilik açtı; yerel uzmanlar ses görüntülemenin nasıl çalıştığını doğrudan sanayi tesislerinde inceliyor. Şirketlerden gelen geri bildirimler geliştirici için büyük önem taşıyor, çünkü farklı ekipman türleri ve çalışma koşulları farklı uygulama senaryoları gerektiriyor.
Geliştiriciler teknolojinin potansiyelini örneğin beyaz eşya üretiminde; kompresör sistemleri, türbinler, presler ve elektrikli tahrik sistemlerinin teşhisinde görüyor. Ancak bütün bu durumlar için geçerli tek bir evrensel yaklaşım yok. Elektrik ekipmanındaki anlamlı bir akustik sinyal ile mekanik bir sistemdeki anormal çalışma belirtisi birbirinden farklı görevler. Bu nedenle doğrudan sanayi tesisinde edinilen deneyim, çözümün daha da geliştirilmesinin bir parçası hâline geliyor.
Bu, Türkiye için önemli bir avantaj. Yerel uzmanlar sistemi alışık oldukları endüstriyel koşullarda test etme fırsatı bulurken, geliştiriciler de ürünün ilk tasarlandığı ve test edildiği koşulların dışında nasıl performans gösterdiğini görebiliyor.
Böylece uzaktan edinilmesi mümkün olmayan yerel pratik deneyim adım adım oluşuyor.
Bir Sonraki Aşama: İstanbul’daki Görüşmeler
Eylül ayında bir grup Rus geliştirici daha bu türden bir diyaloğu başlatma fırsatı bulacak. 8-10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul, Moskova’dan 16 teknoloji şirketinin katıldığı bir iş heyetine ev sahipliği yapacak.
Çözümler bankalar, sanayi, inşaat, ulaşım ve lojistik, perakende, otelcilik ve restoran sektörü, kamu kurumları ve eğitim kurumları başta olmak üzere Türkiye pazarının farklı segmentlerine yönelik.
Üç günlük iş heyeti boyunca şirketler sunumlar yapacak ve potansiyel müşteriler ile ortaklarla B2B görüşmeleri gerçekleştirecek. Bazı katılımcılar için bu görüşmeler Türkiye pazarıyla ilk tanışma olabilir; diğerleri içinse hâlihazırda başlamış müzakerelerin devamı niteliğinde olacak.
Heyetin geniş bileşimi, BT ihracatı anlayışının ne kadar değiştiğini tek başına gösteriyor. Söz konusu olan artık yalnızca bir bilgisayara ya da sunucuya kurulabilen yazılımlar değil. Heyette yapay zekâ, endüstriyel otomasyon ve robotik, fintech, bilgi güvenliği, kurumsal yönetim, görüntülü iletişim ve uydu teknolojileri alanlarında çözümler geliştiren şirketler bulunuyor. Bu da yeni bir pazara girişin çoğu durumda her iki tarafın da katılımını gerektirdiği anlamına geliyor.
Nuton Acoustics’in deneyimi, ilk görüşmelerin ardından izlenebilecek olası yollardan birini gösteriyor. Şirket önce teknolojiyi pazara tanıtıyor; ardından çözüm gerçek tesislerde test ediliyor, yerel uzmanlar sürece dâhil oluyor ve yeni çalışma koşullarında deneyim kazanılıyor. Çözümün Türkiye pazarındaki uygulanabilirliği ve kullanım alanları ancak bundan sonra netleşiyor.
8-10 Eylül’de İstanbul’a gelecek şirketlerin her biri kendi yolunu izleyecek. Bazı durumlarda görüşmeler kartvizit alışverişiyle sonuçlanabilir; bazılarında ise bir pilot projeye ya da teknik testlere kapı aralayabilir. Karmaşık teknolojiler için bu olağan bir sıralama: Bir çözümün üretim sürecinin parçası olabilmesi için önce fiilen kullanılacağı koşullarda faydasını kanıtlaması gerekiyor.
“Made in Russia” markasının Türkiye temsilcisi Timur Safin de Rus BT şirketlerinin Türkiye pazarındaki potansiyeline dikkat çekiyor:
“Türkiye pazarı aktif biçimde gelişiyor ve iş verimliliğini artırmaya, verileri korumaya ve endüstriyel süreçleri otomatikleştirmeye yardımcı olan çözümlere istikrarlı bir talep gösteriyor. Rus şirketleri Türk ortaklarına tekil deneysel geliştirmeler değil, farklı sektörlerde ve ülkelerde etkinliğini hâlihazırda kanıtlamış olgun ürünler sunmaya hazır. İstanbul’daki iş heyeti, karşılıklı ilginin somut pilot projelere ve uzun vadeli ortaklıklara dönüşmesine katkı sağlamalı.”
Öte yandan teknoloji ihracatının ilk sonucu her zaman tedarik edilen ekipman miktarıyla ya da sözleşme bedeliyle ölçülmüyor. Bazen çok daha mütevazı görünüyor: bir test, bir tesis ve bir çözümün belirli bir göreve uyup uymadığını birlikte kontrol eden iki şirketin uzmanları. Ancak bir teknoloji yeni bir pazardaki çalışmasına tam da böyle başlıyor.