'Yoğurt Uygarlığı' İngilizceye çevrildi
Yoğurdun tarihi yolculuğunu konu edinen 'Yoğurt Uygarlığı' İngilizceye çevrildi. Kitabın yazarı Süleyman Dilsiz, İngiltere'nin ünlü üniversitesi Oxford Üniversitesi'nde yoğurdu anlatacak
20'nci yüzyılın başlarında Nobel ödüllü biyolog Ilya Metchnikoff, yaptığı araştırmada Bulgar köylülerinin uzun ömürlerini içindeki laktik asit bakterilerine bağlamasıyla yoğurt, dünya literatürüne 'Uzun yaşamın sırrı' olarak girdi. Yoğurt, o günden bu yana Türkiye'de de dünyada da üzerine en çok araştırma yapılan gıdalardan biri olmaya devam ediyor.
Son dönemde yapılan araştırmalar bu kadim gıdanın faydalarını yeniden tescilledi.
♦ Danimarka'da yapılan bir araştırmada; yoğurdun kalp hastalığı riskini %11-13 oranında azalttığı tespit edildi.
♦ ABD'de yürütülen bir çalışmada ise haftada en az beş kez yoğurt tüketmenin yüksek tansiyon riskini %16 oranında azalttığı; yüksek tansiyonu olan kişilerde ise haftada en az iki kez yoğurt tüketiminin kadınlarda kardiyovasküler hastalık riskini %17, erkeklerde ise %21 oranında düşürdüğü belirlendi.
BBC VE THE HARVARD GAZETTE'DE YOĞURT ÜZERİNE YENİ MAKALELER YAYIMLANDI
Uluslararası medyanın da gündeminden düşmeyen yoğurt, haziran ayında İngiltere'nin resmi yayın kuruluşu BBC'de Jessica Bradley'nin kaleme aldığı 'Yoğurdun Sağlığa Faydaları' yazısıyla ele alındı. Geçtiğimiz hafta ise ABD menşeli The Harvard Gazette'de beslenme epidemiyoloğu, klinik diyetisyen ve biyoinformatik uzmanı Kerry L. Ivey, 'Yoğurt Bizim İçin Neden Faydalı' başlıklı bir makale yayımladı. Ivey, makalesine tarihe atıfta bulunarak şu çarpıcı girişi yaptı; "İnsanlar yüzlerce yıldır yoğurt hakkında sağlık iddialarında bulunuyor. 12'nci yüzyılın sonları ve 13'üncü yüzyılın başlarında Moğol İmparatoru Cengiz Han'ın, yoğurdun ordusuna güç ve cesaret verdiğine inandığı söyleniyor. Bilim ancak son zamanlarda bu iddiayı destekliyor. Cesaret: Muhtemelen hayır. Ancak araştırmalarımın çoğu, yaşlandıkça nasıl zinde ve sağlıklı kalabileceğimizi ve kronik hastalık riskini azaltırken protein alımımızı artırıp artıramayacağımızı inceliyor. Yoğurt da bu konuda bize yardımcı olabilir. O zaman belki de Cengiz Han haklıydı."
TARİHSEL KÖKLERİ
'Yoğurmak' fiilinden türeyen yoğurttan, tarihsel kayıtlarda ilk kez 11'inci yüzyılda Kâşgarlı Mahmud'un 'Divânü Lûgâti't-Türk' ve Yusuf Has Hacip'in 'Kutadgu Bilig' adlı eserlerinde bahsedildi. Orta Asya Türk göçebelerinin sütün ekşimesiyle tesadüfen keşfettiği yoğurt, zamanla Türk mutfağının ve yaşam kültürünün temel taşlarından biri haline geldi. Hem tek başına tüketilen şifalı bir gıda hem de başta çorbalar olmak üzere yemeklerde ve etlerin marine edilmesine kadar pek çok tarifin temel bağlayıcı unsuru olan yoğurt, Türk mutfağının başköşesinde yer alıyor.
Temsili fotoğrafYeni araştırmaların sonuçlarının açıklandığı ve makalelerin ardı ardına yayımlandığı bugünlerde, gastronomi araştırmacısı ve yazar Süleyman Dilsiz'in 'Yoğurt Uygarlığı' adlı eseri İngilizceye çevrildi. Yaklaşık 100 ülkenin diline geçen —ki bu dünyanın yarısı demek— yoğurdun kültürel mirası, yurt dışındaki okurlarla buluşacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan ve Nevşehir'deki tanıtımına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın da katıldığı 400 sayfalık 'Yoğurt Uygarlığı', Feyza Howell tarafından İngilizceye kazandırıldı. 3 farklı dile daha çevrilecek olan kitapla küresel bir gastronomi belleğinin oluşturulması hedefleniyor.
Kitabın temel yaklaşımını oluşturan 'Yoğurt Yolu', yoğurt kültürünün Orta Asya’dan Anadolu’ya ve oradan Balkanlar başta olmak üzere farklı coğrafyalara uzanan izlerini sürüyor. Süleyman Dilsiz, bu yaklaşımda yoğurdun üretim tekniklerinin ötesinde insanların, hayvanların, göçlerin, iklimin, saklama yöntemlerinin ve mutfak bilgisinin nasıl birlikte hareket ettiğine odaklandı.
Süleyman Dilsiz, kitabın uluslararası vizyonunu ve 'Yoğurt Yolu' felsefesini şu sözlerle özetledi; "Yoğurdu yalnızca bir yiyecek olarak anlatmak bana hep eksik geldi. Çünkü yoğurdun arkasında insan, hayvan, göç, iklim, coğrafya ve binlerce yıllık mutfak ve mutlak sağlık bilgisi var. Ben bu çalışmada yoğurdun izinden giderek bir kültür yolculuğunu nasıl taşıdığımızı anlatmaya çalıştım. 'Yoğurt Yolu' dediğim şey de aslında bir yiyeceğin değil, bizlerin ve bilginin yolculuğudur. İngilizce baskı, bu hikayeyi farklı coğrafyalardaki okurlarla buluşturmak, kültürel varlığımızı anlatmak ve ulusal bir gastrodiplomasi dili oluşturmak için önemli bir eşik. Şimdi bu yolculuğu üç farklı dille daha geniş bir coğrafyaya taşımaya hazırlanıyoruz. Yoğurt Uygarlığı'nın İngilizceye çevrilmesi, benim için bir kitabın başka bir dile aktarılmasından çok daha fazlası. Yoğurt ile kültürümüzün kendi coğrafyasından dünyaya anlatılması önemli bir eşik. 'Yoğurt Yolu' ile ortaya koyduğum kültürel yolculuğun artık farklı coğrafyalarda okunabilir ve tartışılabilir olması, bu çalışmanın en büyük kazanımlarından biri. Şimdi bu öykünün dünyadaki yolculuğu yeni başlıyor. Önümüzdeki günlerde Oxford Üniversitesi'nde 'Yoğurt Yolu' tezimi anlatacağım. Ülkemiz turizminin gastronomi ve kültürle markalaşması gerektiği vizyonuyla bu projeyi sahiplenen Sayın Bakan Mehmet Nuri Ersoy'a destekleri için teşekkür ediyorum."
'Yoğurdun Uygarlığı'nın tanıtımına Emine Erdoğan ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı.