Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dr. Görkem İldaş’ın hazırlayıp sunduğu eğitim ve gençlik programı Yolun Başındayken’de Liseye geçiş sınavına (LGS) 1 hafta kala aile ve öğrencilere seslenildi. 

Dr. Görkem İldaş sordu, Marmara Eğitim Kurumları’ndan Uzm. Klinik Psikolog Özer Öztürk yanıtladı.

Çocuğa sınavlar konusunda doğru yaklaşmak için ne yapmalı? 


1 hafta sonra çocuklar sınava girecek. Sistem değişikliğinden dolayı yaşanan belirsizlik çocukların kaygı düzeyini arttı. Bu duyguya ek olarak anne ve babanın davranışları ve beklentileri o duyguyu daha da fazla arttırmamalı. Sınava yaklaştığımız şu dönemde anne ve babanın özellikle söylemleri çok etkili. Çocuklara beklentiyle yaklaşmaktan ziyade bu süreci nasıl atlatabilecekleri noktasında onları yönlendirmeleri daha iyi olur.


Arkadaşlarıyla karşılaştırıldığını, kıyaslandığını duymak çocukların hiç hoşuna giden bir şey değildir. Öncelikli olarak vurgulaması gereken nokta çocuğun elde etmiş olduğu puan olmalı. Olumluya odaklanmalı, olumsuza; yani kaç puan kaybetmiş noktasına odaklanıldığı zaman, çocuğun stresi daha da artar. Aynı zamanda “arkadaşların kaç almış” dendiğinde, anne ve babayı tatmin etmenin çok zor olduğu örtülü mesajını alabiliyor çocuk. Anne ve baba kendi çocuğunu kendi sınırları içerisinde değerlendirirse daha iyi olacaktır. Örneğin bir önceki sınavda kaç aldığı ile kıyaslamak daha doğru.

Annenin yüz ifadesine baktığımız zaman çok da tatmin olmuş gibi görünmüyor. Daha fazla şey bekliyordum ama neyse ki 95 almışsın artık canın sağ olsun! Beklentilerimizle çocuklarda baskı kurmamalıyız. 

Bu tarz ‘güven belirtme ifadeleri’ de bazen çocuklar üzerinde mükemmeliyetçiliği tetikleyebiliyor. Çocuk “Ben zekiyim, bak etrafımdakiler de, annem babam da beni o şekilde değerlendiriyor; dolayısıyla bu beklentiyi karşılamam gerekir” mesajını alıyor. Çocuğun zeki olmasını aldığı notla kıyaslamamak gerekir.  Sınavda göstermiş olduğu performansla zeka ölçülmez. Ders notu veya sınav puanı çocuğun sadece bilgisini ölçen bir araçtır. Dolayısıyla çocuğun zekasını ölçen bir araç değil; yanlış bir değerlendirme ortaya çıkıyor o noktada. “Harikasın, zekisin, yapabilirsin, her şeyin üstesinden gelebilirsin” tarzındaki söylemler çocuğun “benim boş yere çalışmama gerek yok, zaten zekiyim, akıllıyım, yaparım” demesine yol açar. Özellikle bu tarz yaklaşımlar çocukların sınavlarda çuvallamasına da sebep olabiliyorlar. 

Kişinin sevdiği ve sevmediği işleri bir sıraya koyması, önceliklerini belirlemesi davranışçı ekolün çok önemli yöntemlerinden bir tanesidir; biz bunu çocuklara öneririz. Örneğin; çocuklara sevmediğin ama yapmak zorunda olduğun işleri sevdiğin işlerin arkasında bir ödül olarak kullanabilirsin deriz. Eğer ki ebeveyn ödülü davranıştan önce kullanırsa çocuk sadece yarım saat kitap başında geçirmesi gereken süreye dikkat ediyor ama yapmış olduğu aktivitenin veya davranışın verimliliği ya da kalitesi üzerinde çok fazla durmuyor. Çocuk ‘bu engeli aş ve istediğine ulaş’ diyor. Ödül davranışın sonrasında bu şekilde rüşvet vaat eden söylemlerle verildiği zaman davranış içselleştirilemediği gibi çocuğun yapacağı çalışmanın kalitesini de azaltabiliyor.

Aileler çocukların kaygılarını arttırıyor mu?

Kaygı tarzındaki duygular temas halinde olunan insanlara sirayet edebiliyor, öğrenilebiliyor. Ebeveynin önce kendi duygu ve davranışını kontrol etmesi gerekiyor ki ondan sonra çocuktan bu anlamda bir beklentisi olsun. Kaygı çok temel bir duygudur; hayatımızı devam ettirmemizi sağlayan önemli bir duygudur. Duyguların olumlusu olumsuzu olmaz ama olumlu etkisi olumsuz etkisi olabilir. Zaman zaman toplumda kaygı duygusu olumsuz bir duygu olarak ifade edilir, pek katılmadığım bir ifade şeklidir. Her anne ve baba kendi çocuğunun iyi bir okulda okuması için mücadele ediyor, dolayısıyla bu noktada anne ve babanın kaygısının da olması anormal olan bir şey değil aslında. Sadece kaygıyla baş etmesini, kontrol etmesini öğrenmesi gerekir. Hele ki şu süreçte, sınava çok yakın bir dönemde; anne ve babanın kendi duygusunu kendi içinde yaşaması, çocuğa çok fazla yüklenmemesi daha yararlı olacaktır. 8. sınıflar bu sınava girecekler; bir yandan da çok önemsediğimiz bir gelişimsel süreci yaşıyorlar. Ergenlik dönemi dediğimiz bu dönemde çocukların hem fizyolojik anlamda bir takım değişiklikler geçirdikleri hem de ruhsal anlamda bir takım değişiklikler yaşadığı bir dönem. Çocuğun ilgi ve ihtiyaçları değişiyor dolayısıyla böyle bir sürecin içerisinde bir de onların üzerine farklı bir yük yüklememeli. Onların hala oyun çocuğu olduğunu unutmamak gerekiyor.

LGS öncesi öğrencilere sınav taktikleri:

 - Zaman yetmez diye düşünme, yeter!
 - Önce bildiğinden başla.
 - Paragraf sorularında önce soruyu oku.
 - Cevabını doğru yere işaretlediğinden emin ol!
 - Soruyla inatlaşma! Çözemezsen diğer soruya geç.
 - Soruyla ilgili gerçekten bilgin yoksa, yapamadığını düşünüyorsan; atma, boş bırak!