Yönetmenlerin başrolde de oynadığı en iyi 25 film
Bradley Cooper'ın "Bir Yıldız Doğuyor"la kazandığı başarı, aklımıza oyunculukla yönetmenliği birlikte götüren sinemacıları getirdi. İki farklı işi aynı anda yürütmek kuşkusuz kolay değil ama sinema tarihine baktığımızda yönetmenin ve başroldeki ismin aynı kişi olduğu birçok film görmek mümkün... Peki, yönetmenlerin başrolde oynadığı filmlerin en iyilerini seçmeye çalışsak ortaya nasıl bir liste çıkardı? Habertürk sinema yazarı Mehmet Açar, bu soruya yanıt ararken sadece yabancı filmleri temel aldı ve listeye her yönetmenden tek bir film seçti... İşte yönetmenlerin başrolde oynadığı en iyi 25 film...
11. Doğruyu Seç 1989
(Do the Right Thing) Yönetmen: Spike Lee
Spike Lee'nin yönetmen olarak adını tüm dünyaya duyurduğu film.. İki dalda Oscar'a aday olan “Doğruyu Seç”, yılın en sıcak günlerinden birinde Brooklyn'de bir mahallede geçer. Sal Fragione (Danny Aiello), bölgede 25 yıldır pizza dükkânı işleten İtalyan kökenli bir Amerikalıdır.
Afrika kökenli Amerikalıların ve Latinlerin ağırlıkta olduğu mahallede ırklar arasındaki gerilim her geçen gün yükselmektedir. Fragione mahalledeki çok kültürlülükten rahatsız değildir ama oğlu Pino (John Turturro) ona benzemez... Spike Lee'nin pizza dağıtıcısını oynadığı film, komediyle dramı gerçekçi bir hikâye ve sahici karakterlerle birleştiriyor.
10. Amerikan Gecesi 1973
(La nuit americaine) Yönetmen: François Truffaut
Truffaut'nun başrolde oynadığı nadir filmlerinden biri... Starların oynadığı klişe bir melodram çekmeye hazırlanan bir yönetmenin hikâyesini seyrediyoruz. Truffaut filmde elbette yönetmeni canlandırıyor... Özellikle ABD'de çok sevilen ve gişede de başarılı olan “Amerikan Gecesi”, “kamera arkasında olup bitenlere” bakan en iyi filmlerden biri.
Truffaut, filmde kameranın stop etmesiyle yaşanan aşklar, kıskançlıklar, kaprisler ve anlaşmazlıklara odaklanıyor... Sinemaya duyduğu büyük aşkla tanınan bir yönetmenden, film çekmenin doğası ve cilveleri üzerine samimi bir başyapıt. Film adını eski bir sinema hilesinden, gündüz çekilen gece sahnelerinden alıyor.
9. Easy Rider 1969
Yönetmen: Dennis Hopper
1968 ruhunu ve onu “derin Amerika'daki” yansımalarını en iyi anlatan filmlerden biri... İki genç hippi, Güney California'da sattıkları esrardan kazandıkları parayla motorsikletleriyle yola çıkarlar... Kıyıdaki şehirlerden uzaklaşıp kıtanın içlerine doğru yol aldıkça bağnazlık ve tutuculuğun giderek daha da arttığını görürler.
Gittikleri yerlerde özgür ruhlu insanlarla da tanışırlar ama çoğunluk, hippilere ve 1968 ruhuna karşı öfke doludur... 1960'ların ünlü oyuncularından Dennis Hopper, yazıp yönettiği bu ilk filmde başrolü Peter Fonda ile paylaşıyor...
8. This Is Spinal Tap 1984
Yönetmen: Rob Reiner
Yeni nesiller onu yönetmen olarak tanısa da Reiner, 1971-1979 yılları arasında yayınlanan “All in the Family” dizisinde Michael Stivic rolünü canlandırmış, hatta iki kez Emmy Ödülü'nü kazanmıştı. Yönettiği ilk sinema filmi “This Is Spinal Tap”de başroldeydi ve film yönetmeni Marty DiBergi'yi oynuyordu...
Hayali heavy metal grubu Spinal Tap'in ABD turnesi üzerine çekilmiş sahte bir belgesel olan “This Is Spinal Tap” bugün bir başyapıt olarak kabul ediliyor. Daha sonraki yıllarda önemli yapımlara imza atmayı sürdüren Reiner, oyunculuk yapmayı sürdürse de genel olarak yönetmenliğe ağırlık verdi.
7. Cesur Yürek 1995
(Braveheart) Yönetmen: Mel Gibson
1990'lar Mel Gibson'ın star olarak zirvede olduğu bir dönemdi. Yönetmenlik becerileri ise herkes için bir soru işaretiydi... Belki de bu nedenle, stüdyolardan daha rahat para bulabilmek için yönettiği ilk iki filmde başrolü kendisi oynamıştı. Gibson, “Cesur Yürek”te İskoç halk kahramanı William Wallace rolündeydi.
Wallace, 13. yüzyılda zalim İngiliz kralı Edward'a karşı İskoç'ları ayaklandırıyor ve tarihe geçecek bir özgürlük mücadelesine önderlik ediyordu... “Cesur Yürek” film ve yönetmen kategorileri dahil 5 dalda Oscar kazandı.
6. Affedilmeyen 1992
(Unforgiven) Yönetmen: Clint Eastwood
David Webb Peoples'ın mükemmel senaryosundan çekilen bu western başyapıtında Eastwood, gençliğinde efsane bir silahşör olan Bill Munny'yi canlandırır. Munny, artık her şeyden uzaklaşmış, kendi halinde biri olmuştur. Kadınlara kötü davranan zalim şerif Little Bill'i cezalandırmak için, eski dostu Ned Logan'la (Morgan Freeman) yeniden sahalara döndüğünde işler ikisi için de pek iyi gitmez...
Efsaneyle gerçek arasındaki o büyük fark, yanlarındaki genç silahşörü hayal kırıklığına uğratır. Öldürmek hiç kimse için kolay değildir... Western türünü yeniden gündeme getiren modern bir klasik.
5. Mösyö Hulot Tatilde 1953
(Les Vacances de Monsieur Hulot) Yönetmen: Jacques Tati
Fransız yönetmen ve oyuncu Jacques Tati, komedide ekol olarak kabul edilen bir sinema ustasıdır. Başrolünde oynadığı filmlerinde genelde çok az diyalog kullanır. Mizahı “hareket eden resimler”in içinde yakalayan Tati, sinemada diyalog sevmeyen pek çok yönetmene esin kaynağı olmuştur.
Tati'nin senaryo dalında Oscar'a aday gösterildiği filmde Mösyö Hulot tatile çıkar ve deniz kenarındaki bir otele yerleşir. Hulot, bütün iyi niyetine rağmen bir dizi kaza ve yanlış anlaşılmaya yol açmaktan kurtulamaz... Tati, tatil kavramı ve tatilci üzerinden modern dünyaya muzip bir bakış atar.
4. Asri Zamanlar 1936
(Modern Times) Yönetmen: Charlie Chaplin
Herkesin sesli filmler çektiği bir dönemde Chaplin, sessiz sinema estetiğinin en mükemmel örneklerinden biriyle çıkmıştı seyircilerin karşısına. Filmde müzik ve ses efektleri olsa da diyalog kullanmamıştı.
Yıllarca canlandırdığı Şarlo karakteri bu kez bir fabrika işçisiydi... Şarlo'nun üretim bandında makineler arasında yaşadığı çeşitli sorunlar ve uyumsuzlukları gösteren sahneyle hafızalara çakılı kalan bu klasik, ekonomik bunalım dönemindeki işçilerin yaşadığı zorlu çalışma koşullarını da yanstıyordu. “Modern Times”, Chaplin'in politik ve muhalif tavrını yansıtması itibarıyla da önemli bir filmdir.
3. Singin' in the Rain 1952
Yönetmen: Stanley Donen, Gene Kelly
Hollywood müzikal filmlerinin altın çağında, müzikal türünün en büyük yıldızlarından biriydi Gene Kelly. Müzikallerde yönetmenlik yapmaya 1949'da “On the Town” ile başladı. Filmi Stanley Donen'la birlikte yönettiler. Bugün Hollywood usulü müzikal türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilen “Singin' in the Rain”de de birlikte çalıştılar.
Gene Kelly “On the Town”da olduğu gibi elbette yine başroldeydi. Aynı zamanda dans sahnelerinin koreografıydı... Sessiz filmlerden sesli filmlere geçiş dönemini anlatan filmde Kelly, ünlü bir Hollywood yıldızını canlandırıyordu.
2. Annie Hall 1977
Yönetmen: Woody Allen
Woody Allen, New York’lu komedyen Alvy Singer ile Annie Hall’un nevrotik aşklarının öyküsünü zaman içinde serbestçe ileri geri giden yaratıcı bir kurguyla anlatıyor. Arada kameraya dönüp seyirciyle dertleşmekten, hatta bazen animasyona başvurmaktan kaçınmıyor.
Akıp giden zamana direnemeyen modern aşklar üzerine çekilmiş en güzel, en eğlenceli ve hüzünlü filmlerden biri. Allen, filmde Alvy Singer'i canlandırıyor. Singer, birçok açıdan Woody Allen'ın gerçek kişiliğine yakın bir karakter. Erkek oyuncu dalında da aday gösterilen Allen, yönetmen ve yazar olarak Oscar kazanmıştı.
1. Yurttaş Kane 1941
(Citizen Kane) Yönetmen: Orson Welles
Çok zengin ve güçlü olmasına karşılık hayatı boyunca mutluluğu gerçek anlamda yakalayamayan yalnız bir adamın gizemli hikâyesi... Orson Welles, senaryosunu Herman J. Mankiewicz ile yazdığı ilk filminde dönemin ünlü basın patronu William Randolph Hearst'ten esinlenen Charles Foster Kane karakterini oynadı...
Birçok soruşturmada sinema tarihinin en iyisi olarak seçilen film, Welles'e yönetmen, erkek oyuncu ve senaryo dallarında Oscar adaylığı getirmiş ama ödülü sadece yazar olarak kazanmıştı. Alan derinliğini kullanan uzun tek çekimleriyle, siyah beyaz görüntüleriyle akılda kalan gerçek bir başyapıt...