Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Sineması üzerine değerlendirmeler
0:00 / 0:00
HABERTURK.COM / AA

Ahmet Uluçay sineması için Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV) tarafından çevrim içi panel düzenlendi. Türkiye Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Serhat Aslaner'in yönetimini üstlendiği 'Kafamın İçinde Ateş Yanıyor' başlıklı panelde, sinema yazarı Tuba Deniz, yönetmen Murat Pay, araştırmacı Hüseyin Etil konuşmacı olarak yer aldı.
Vakfın YouTube kanalından canlı yayınlanan panelde konuşan Deniz, Uluçay'ın çocukluğundan başlayarak, görüntünün ontolojisi üzerine kafa yoran birisi olduğunu ve bunun yazdığı metinler ile filmlerinden anlaşılabileceğini söyledi.

Tuba Deniz, Ahmet Uluçay'ın aynı zamanda çok güçlü bir sinema bilgisi olduğunu anlatarak, "Karşısına çıkan bütün kaynakları elinden geldiğince okuyor. Zaten çok güçlü bir sinema duygusu olduğu da ortada. Bir taraftan da çocukluğundan itibaren görüntü, gölge, karanlık, ışıkla adeta elinde bir oyuncak hamur gibi oynamayı, onlara şekil vermeyi, tefekkür etmeyi, görüntünün imkanları üzerine düşünmeyi seviyor ve bu sinemasına çok fazla yansıyor" dedi. Ahmet Uluçay'ın sinemaya dair yaptığı işleri çok derin bir yalnızlık ve zor şartlar altında ortaya çıkardığına dikkati çeken Deniz, "Bu imkansızlar belki onun sinemasında bir imkana da dönüştü ve kendine has sinemasını, görüşünü bu filmlerde ortaya koydu. Filmlerinin isimleri de bu manada düşündürücü isimler. Mesela ilk kısa filmi 'Optik Düşler', 1993 yılında çekiyor. Bu film bile aslında birçok imgeyi zihnimizde çağrıştırabilecek güce sahip" diye konuştu.

Yönetmen Murat Pay, Uluçay sinemasının 1990'lı yıllardan sonraki Türk sineması üzerine etkisine dair yaptığı konuşmada, Yeşilçam döneminden sonra Türk sinemasının bir ikilem yaşadığını kaydetti. Sinemada o dönem çok az bir üretimin yapıldığına dikkati çeken Pay, "Ahmet ağabeyin film yapmaya başlaması, o dönemde 1990 sonrası açığa çıkan krize dair çözüm önerileri fikirlerinin doğmasına vesile oldu. Böyle bir krizde Ahmet ağabey, çocuksu yanıyla film yapmaya dönük farklı bir bakış açısı getirdi. Hatta filmin içeriğinin tartışılmasını bile sonraya bıraktı. Yani film yapmaya yönelik çok kuvvetli bir duygu ortaya çıkardı" ifadelerini kullandı.

Murat Pay, Uluçay filmlerinin dilinin farklı ancak Yeşilçam'a da bağlanan bir yapıda olduğunu dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu; "İlk kez Yeşilçam'daki usta yönetmenlerin eğitim tezgahından geçmemiş Anadolu'dan bir isim ortaya çıktı. Bu bence Türk sineması adına bir mihenk taşı yaklaşımı benim nazarımda. Var olan mevcut film tezgahlarının dışında tamamen kendine özel bir süzgecin içinden sinemayı öğrenen birisi Ahmet ağabey. Film yapmak isteyenlere 'Eğer film yapmak istiyorsak, sinemayı en baştan keşfetmemiz gerekiyor.' mesajını verdi. Peki bu keşif ne demekti? Bunun üzerine çok daha fazla sosyolojik tahlilleri yapılabilir. Benim fikrim Ahmet ağabeyin bu önermesi bir gerçekliğe sahip olduğu yönünde."

Araştırmacı Hüseyin Etil ise Uluçay filmlerinin oldukça neşeli bir sinema olduğunun altını çizerek, "Ahmet Uluçay'ı izlediğimde çok neşeli, parıltılı bir sinema görüyorum. Hayat sevgisi güçlü, yaşamdan umudunu kesmemiş birini görüyorum. 1990'lı yılların melankolisi onun filmlerinde yok" değerlendirmesini yaptı.

Ahmet Uluçay sinemasını "iradenin zaferi" olarak tanımlayan Etil, konuşmasını şöyle sürdürdü; "Kendisine karşı ciddi bir özgüveni ve cesareti var. Bu insani potansiyeli, büyüleyici bir uyanışı aslında. Hatta Anadolu'nun büyük bir yaratım coşkusu olarak Ahmet Uluçay'a ve 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' filmine bakabiliriz. Uluçay'ın bence temel bir tezi var. O temel tez de sanatla hayatı özdeşleştirmekten ziyade sanatın hayattan daha fazla bir şey olduğu tezi. Bunu da 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'tan çıkartıyorum. Sanat hayattan fazladır. Hayal gücü gerçekten daha zengindir."

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.