Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Antalya Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm merkezidir.Özellikle yaz aylarında dünyanın birçok ülkesinden gelen turistleri ağırlayan Antalya'da ve ilçelerinde görülmesi gereken birçok tarihi eser vardır. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, doğusunda; Karaman, Mersin, batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir.

ANTALYA'NIN İLÇELERİ

İki milyondan fazla bir nüfusa sahip Antalya'nın toplamda 19 ilçesi bulunmaktadır. O ilçeler sırasıyla;
Akseki
Aksu
Alanya
Demre
Döşemealtı
Elmalı
Finike
Gazipaşa
Gündoğmuş
İbradı
Kaş
Kemer
Kepez
Konyaaltı
Korkuteli
Kumluca
Manavgat
Muratpaşa
Serik

ANTALYA'DA GEZİLECEK YERLER

Şimdi gelin Antalya'da görülmesi gereken onlarca yerden sizler için derlediğimiz tarihi ve turistik yerleri tanıyalım...

KALEİÇİ

Büyük bir bölümü yıkılmış ve yok olmuş at nalı şeklinde içten ve dıştan surlarla çevrilidir. Surlar, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri ortak eseridir. Surların 80 burcu vardır. Surların içinde kiremit çatılı 3.000 kadar ev bulunmaktadır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve Kaleiçi semti, özgün dokusu nedeniyle "Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu" tarafından "SİT bölgesi" olarak koruma altına alınmıştır. Turizm Bakanlığı'na "Antalya- Kaleiçi Kompleksi" restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984’de FİJET (Uluslararası Turizm Yazarları Birliği) tarafından Altın Elma Turizm Oskarı ödülü verilmiştir.

 

KALEİÇİ'NDE YER ALAN ÖNEMLİ TARİHİ ESERLER;

Surların Atatürk Caddesi üstünde yer alan ve restorasyonu yapılmış olan Hadrian Kapısı Antalya’nın en güzel antik eserlerinden birisidir. ayrıca Yivli Minare, Keyhüsrev Medresesi, Karatay Medresesi, İskele Camii, Tekeli Mahmut Paşa Camii, Hıdırlık Kulesi, Kesik Minare Camii, Zincirlıran Türbesi, Nigar Hatun Türbesi, İskele Camii diğer önemli tarihi eserlerdir.

ESKİ ANTALYA EVLERİ

Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya’da evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiş. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılan evlerin hepsinde bir sokak cephesi ve arka bahçe bulunuyor. Üst katlarda ev ve sokak mimarisine uygun olarak yapılan ve “cumba” denilen çıkmalar yer alıyor.
Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli “taşlık”lar oluşturuyor. Zemin kat evin daha çok hizmet bölümü. Depo, mutfak gibi odalar burada yer alıyor. Üst katlar yaşamaya ayrılmış. Buradaki odalarının pencereleri daha büyük olduğundan oldukça aydınlık. Odalarda çoğunlukla üst üste iki sıra pencere var. Üst pencereler camsız ve ağaç kafeslerden oluşuyor. Alt pencereler ise açılıp kapanabilir türden. Cumbaların üst pencerelerinde küçük boyutta ve genellikle renkli camlar bulunuyor.

YİVLİ MİNARE

Antalya’nın ilk Türk yapısıdır. Antalya'nı Kalekapısı semtinde bulunan eserin üzerindeki yazıta göre Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın yönetimi zamanında (1219-1236) inşa edilmiştir. Tuğla ile örülen gövdesi, sekiz yarım silindirden oluşur. Külliye'de bulunan yapılar şunlardır: Yivli Minare, Yivli Camii, Gıyaseddin Keyhüsrev Medresesi, Selçuklu Medresesi, Mevlevihane, Zincirkıran Türbesi ve Nigar Hatun Türbesi. Yivli Minare'nin yüksekliği 38 m. olup 90 basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır.

ULU CAMİ

Kesik Minare adıyla da bilinir. Aslında bir Bazilika olarak V. yüzyılda inşa edilmiştir. İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramıştır. Eser, Osmanlılar zamanında tamir görmüş, bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmıştır.

EVDİR HAN

Bugünkü Antalya-Korkuteli kara yolunun 1 km. doğusunda ve il merkezine 18 km. uzaklıktadır. 67X55 m2 ebadında, kareye yakın dikdörtgen planlı Selçuklu eseri olan hanın beden duvarlarının tümü kesme taş, üst örtü moloz taştır. Dört eyvanlı hanlar grubunda bulunan yapının özellikle sivri portalı dikkat çekicidir. XIII. yüzyılın başlarında I. İzzeddin Keykavus Bin Keyhusrev tarafından H. 607-616 / M. 1210-1219 yıllarında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

KIRKGÖZ HAN

Kırkgöz Han, Antalya–Afyon eski yolunda Antalya'nın merkez ilçelerinden Döşemealtı ilçesinin, Pınarbaşı mevkiindedir. Han, ismini Döşemealtı ilçesinin eski adı olan Kırkgöz'den alır. "Kırkgöz" adı, bu bölgede çok sayıda su kaynağının yer almasından ortaya çıkmıştır. Kırkgöz Han, II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında 1236-1247 yılları arasında yapılmış, Anadolu'da sultanların emriyle inşa edilen altı kervansaraydan biridir. Çoğu kervansarayın taşıdığı genel karakteristiklerin yanı sıra çatı örtüsü, burçlar ve avludaki kuyusuyla kendine özgü mimari özelliklere sahiptir.

DÜDEN ŞELALELERİ

Antalya’nın simgeleşmiş tabiat güzelliklerinden ve kaynağını Kepez Hidroelektrik Santralinden alan Düden Çayı, iki kola ayrılır ve bu iki koldaki şelaleler de Akdeniz’e dökülür. Aşağı Düden ve Yukarı Düden Şelalesi olarak bilinen şelalelerden Yukarı Düden Şelalesi ayrıca piknik yeri ve mesire alanı olarak da kullanılmaktadır. Aşağı Düden Şelâlesi ise Lâra Plajı yolundadır. Kent merkezinin güneydoğusunda, 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür.

KURŞUNLU ŞELALESİ

İl merkezinin doğusundaki Alanya yolunun 24. km’sindeki sapaktan Isparta yoluna girildikten 7 km. sonra ulaşılabilir. Aksu ilçe sınırları içerisinde yer alan Şelâle bir masal diyarı hissini verir.  18 metre yükseklikten dökülen ve küçük şelaleciklerle birbirine bağlı 7 küçük göletten oluşan Kurşunlu Şelalesi 2 km’lik yemyeşil derin bir vadinin içindedir. Bütün çevresi yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle gezilebilir. Yer yer gölcüklerin oluştuğu sularda çok sayıda balık yaşamaktadır.

LARA-KONYAALTI PLAJLARI

Antalya merkezden 10 km. kadar doğudaki doğa harikası Lâra Plajı ile Antalya merkezinin batı kıyısındaki Konyaaltı Plajı şehrin en güzel kıyılarıdır.

PERGE

Antalya 18 km doğusunda, Aksu Bucağı yakınındadır. Kilikya - Pisidia ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Mimarisi yanında mermer heykeltıraşlığıyla da ünlüdür. Kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (Milattan Önce VII yüzyıl). Perge, Hıristiyanlar için önemli bir kent idi.  Aziz Paulos ve Barnabas, Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler buraya önemli anıtlar kazandırmışlardır. 1947 yılından beri İstanbul Üniversitesince yürütülen kazılar sonucu şehir merkezinin önemli anıtsal yapıları gün ışığına çıkarılmış, ele geçen heykel buluntuları sayesinde Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma heykel müzelerinden birisi olma özelliğini kazanmıştır.

TAPINAĞIN GİZEMİ

Perge gerek mimari gerekse heykeltıraşlık konusunda kendine özgü çizgilere sahip ekol kenttir. Tiyatronun kuzeyinde Anadolu'nun en iyi koruna gelmiş stadyumlarından biri yer alır. Diğer Roma dönemi yapıları ise, ortasında yuvarlak bir tapınağın yer aldığı dikdörtgen planlı (alışveriş merkezi) agora, birçok değişik planlı mekânlarıyla şehrin diğer sosyal merkezi hamam ile anıtsal çeşmelerdir.

Şehrin baş tanrıçası, kökleri Anadolu ana tanrıçasından gelen Artemis'tir. Adına inşa edilen ve birçok tarihçinin sözünü ettiği tapınak, hala bulunamadığından tüm gizlerini de korumaktadır. Şehir, İ.S. 7. yy.dan sonra depremler ve savaşlar nedeni ile tarih sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır.

KARAİN MAĞARASI

Antalya’nın 27 km. kuzeybatısında, Eski Antalya-Burdur karayoluna 5-6 km uzaklıkta bulunan Yağca Köyü sınırları içindeki Şam(Çam) Dağı’nın Akdeniz’e bakan yamaçlarında yer alan çadır tepesi içine oyulmuş doğal bir mağaradır. Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir. Mağara geç devirlerde tapınak olarak da kullanılmıştır.

 

ARİASSOS

Antalya kıyısını kuzeydeki Anadolu platosuna bağlayan boğaz olan 924 m. yükseklikteki Çubuk Belinin batısında, Akkoç Köyüne l km. mesafede Ariassos Antik Kentinin kalıntıları bulunmaktadır. Kent, diğer Pisidya kentleri gibi M.Ö. 3000'li yıllarda kuzeyden göçen İskitler içerisindeki Etrüsk Boyları tarafından kurulmuştur. Ariassos, konumu itibariyle Antalya Ovasını Anadolu Platosuna bağlayan yol üzerinde bulunması nedeniyle geçiş ücreti ve haraç ile yaşamıştır. Kentte antik dönemde; bağcılık, şarapçılık ve zeytinyağı üretiminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Kentin Geç Roma Döneminde yaşadığı deprem neticesi yıkıldığı ve bu nedenle terk edildiği sanılmaktadır. Kentte bugün, Roma Döneminde yapılmış üç kemerli bir giriş kapısından başka hiçbir yapı ayakta olmayıp tamamen yıkılmış durumdadır. 3 girişli olduğu için bu kapı, yöre halkınca “Üç kapı” diye anılır. Kentin bir başka önemli ve şaşırtıcı özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır.

ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ

1922 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından 1. Dünya savaşından sonra bölgeye gelen işgal güçlerinin yağmasından kurtarılan eserlerin korunması amacıyla kurulmuştur. İlk olarak Kaleiçi’nde bulunan Alaaddin Camii’nde daha sonra Yivli Minare Camii’nde yer alan Müze, 1972’de bugünkü binasına taşınmıştır. Antalya Müzesi bugün 30.000 metre kareyi kaplayan bir alanda 14 sergi salonu ile heykel ve değişik eserlerin sergilendiği açık hava galerileri ve bahçeden oluşmaktadır.

OLYMPOS ANTİK KENT

Tarihi dokusuyla doğa harikalarından biri olan Olympos Tanrılar kenti olarak da anılmaktadır. Olympos kelimesinin anlamı eski Yunanca’da “ulu dağ” demektir. Olympos antik Likya medeniyetinin  en önemli kenti özelliğini taşımıştır. M.Ö. şehir korsanların eline geçmişse de Roma Komutanı Servillius M.Ö 78’de kenti korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmayı başarmıştır. Korsanlardan biri olan Zeniketes burada adeta korsan krallığı kurmuş. Kral Zeniketes Roma ile olan savaşını  kaybedince kalesini, kendisini ve ailesini ateşe vererek  öldürmüştür. Büyük İskender’in  fetihe çıktığı ilk zamanlarını, Olympos’a yakın liman şehri olan Phaselis’te geçirdiği bilinmektedir. Zamanında Olympos şehrinin kurucu tanrısı olarak bilinen Hephaistos için burada festivaller düzenlenmekteydi. Olimpos (Olympos) şehri, Osmanlı donanmasının 15. yüzyılda doğu Akdenizi hakimiyeti altına aldığı sıralarda terk edilmiş ve Osmanlı’nın eline geçmiştir.

ASPENDOS

Türkiye’de antik tiyatro denilince akla gelen ilk yerlerden birisi şüphesiz Aspendos’tur. Aspendos veya diğer adıyla Belkıs, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan antik tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir. Tiyatro M.S. 2. yüzyılda  Romalı’lar tarafından yapılmıştır.  M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur. Yunan efsanesine göre de Truva Savaşı’ndan sonra Pamphylia’ya gelen Mopsos lideriğindeki koloniciler tarafından kurulmuştur.

Aspendos’un en önemli yapısı elbette tiyatrosudur. Burası antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Tanrı ve dönemin imparatorlarına uzanan Roma mimarisinin son örneklerinin sergilendiği yapı 15-20 bin kişilik kapasitedir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış Marcus Aurelius zamanında tamamlanmıştır ve kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.