Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM / AA

4. İstanbul Ekonomi Zirvesi, 10 Aralık’ta İstanbul Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi. “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Ekonominin Yeniden Dizayn Edilmesi” ana temasıyla düzenlenen zirveye Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Devlet Eski Bakanı ve İstanbul Ekonomi Zirvesi Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Tüzmen, İstanbul Ekonomi Zirvesi İcra Kurulu Başkanı Abdullah Değer, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı Nail Olpak, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Firuz B. Bağlıkaya, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve DEİK Enerji İş Konseyi Başkanı Haluk Kalyoncu katıldı. Zirvede, Yeni Dünya Düzenine Geçiş, İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji, Turizmin Geleceği, Ekonomik Boyutu ve Havacılık, Toplum 5.0, Siber Savaşlar ve Yapay Zeka, Tarımda Sürdürülebilirlik ve Uluslararası Gıda Arz Güveliği ile COVID-19 Sonrası Sağlık Ekonomisinin Değişenleri konuları ele alındı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 4. İstanbul Ekonomi Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bu yıl 58 milyon turist, 41 milyar dolarlık gelir hedefinin olduğunu anımsatarak, ilk 2 ayda çok ciddi rezervasyon aldıklarını ve hedeflerin üzerinde bir yıl geçirmeyi beklediklerini hatırlattı.

Türkiye'nin tüm dünya gibi salgın sürecinden olumsuz etkilendiğini dile getiren Ersoy, ulaşım ve turizm açısından ciddi kayıp yaşandığını, Avrupa'daki belli başlı destinasyonlarda ziyaretçi sayısında yüzde 80'lik, gelirde yüzde 88'lik düşüş yaşandığını anlattı.

Ersoy, Türkiye'nin krizler konusunda çok deneyimli olması nedeniyle sektörle birlikte turizmde çok hızlı önlemler aldıklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunların başında Güvenli Turizm Sertifikasyon Programı geliyordu. Çok detaylı kriterler çalıştık. Dünyada ilk ve çok detaylı uygulayan ülke olduk. Birçok ülke tarafından kopyalanmaya çalışılsa da disiplinli bir şekilde uygulanmadı. Bu yüzden Türkiye olarak pozitif bir ayrışma sağladık. İkinci noktada çok değerli bir tanıtım programı uyguladık. Bu ikisinin etkileriyle birlikte rakiplerimizden görece daha az kayıpla, turist sayısında yüzde 70 daralmayla, gelirde ise yüzde 67-68 daralmayla yılı kapatacağız görünüyor."

"ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ SAĞLAMALI, TURİZMİ 81 İLE YAYMALIYIZ"

Bakan Mehmet Nuri Ersoy, pandemiden sonra hikayenin baştan yazılacağını, münferit seyahatlerin ön plana çıkacağını, tur operatörlerinin paket tur yerine dinamik paket denilen kişiye özel paketlerin yapıldığı yeni ürünleri satacağını anlattı.

Türkiye'nin tanıtımla ilgili yaptığı çalışmalara değinen Ersoy, 20 yıldır konuşulan ancak bu alanda adım atılamayan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nı geçen yıl kurduklarını bildirdi.

Ersoy, sürdürülebilirlik adına turizm çeşitlendirmeleri, 81 ile yaymaları gerektiğini belirterek, "Hem ürün çeşitliliğini sağlamamız hem daha fazla destinasyonumuzu devreye sokmamız gerekiyor hem de bize yolcu, talep sağlayan pazarların adedini artırmamız gerekiyor. Ajansımız da burada devreye giriyor." diye konuştu.

"TURİZMDE SALGINDAN SONRA V ÇIKIŞI BEKLİYORUZ"

Bakan Ersoy, salgından sonra V çıkış beklediklerini, insanların bunaldığını, Asya bölgesinin krizi yavaş yavaş atlatmaya başladığını kaydederek, Asya'da turizm amaçlı seyahatlerde ciddi V çıkış görülmeye başlandığını söyledi.

Ersoy, "Turistik amaçlı seyahatlerde V çıkış, sayılarda yüzde 100'lük büyüme bekliyoruz. Bu Türkiye için yeterli değil. İlerleyen yıllarda hızlı büyümenin görüleceğini düşünüyoruz. En hızlı daralan pazarın turizm olmasıyla birlikte en hızlı yükselen pazarın da turizm olacağını düşünüyoruz." dedi.

Aşı çalışmalarına değinen Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

"Hızlı bir aşılama programıyla Türkiye vaka sayılarını çok hızlı şekilde aşağıya düşüreceğine inanıyorum. Bu yeterli değil. Size yolcu tedariki sağlayan ülkelerde de aynı çalışmaların sürdürülmesi gerekiyor. Ben dünyanın, ekonomik açıdan da çok bunaltıcı olduğu için bu salgın sürecini hızlıca atlatmak için elinden geleni yapacağını, hızlı bir aşılama kampanyasıyla süreci iyi yöneteceğini, birkaç ay sonra hızlı bir düzelmenin, ekonomik canlanmanın, hava trafiği başta olmak üzere uluslararası trafiğin tekrar başlayacağını düşünüyorum."

"TANITIM AÇISINDAN ÖNEMLİ ADIMLAR ATIYORUZ"

Bakan Ersoy, ürün çeşitliliğiyle ilgili Türkiye'nin çok önemli potansiyelinin bulunduğunu belirterek, ülkenin elindeki potansiyeli daha önce kullanmadığını, bu konuda adımların yeni yeni atılmaya başlandığını söyledi.

Türkiye'nin elindeki ürünleri aşamalı ve yoğun bir şekilde tanıtmaya başlayacaklarını dile getiren Ersoy, "Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile birlikte tanıtım stratejimizi komple değiştiriyoruz. wowturkey.com sitesini yeni baştan yeni bir stratejiyle tekrar dizayn ettik. Son teknolojileri, akıllı zekayı kullanıyoruz. 81 il orada aşamalı bir şekilde tanıtılmaya başlandı." açıklamalarında bulundu.

Ersoy, "Şu anda Türkiye, turizm tanıtımında hem en üst teknolojiyi kullanır hale geldi hem de dünyada en yoğun tanıtım yapan ülke oldu. Bu yıl itibarıyla Türkiye dünyada en yoğun tanıtım yapan ülke. Bunu artırarak devam edeceğiz. Sektörle birlikte devlet kaynaklarını da kullanarak Türkiye'nin pastada hak ettiği ancak geç kaldığı payını alması için hazırlıklarımızı yaptık." dedi.

Türkiye'nin 2020'yi kötü geçirdiğini anımsatan Ersoy, "2021'de hep beraber turizm sektöründe hızlı bir düzelmeyi yaşayacağız." diye konuştu.

Ersoy, Türkiye'nin tur operatörlerinin, havaalanlarının, hava yolu şirketlerinin başarısından bahsederek, Türkiye'nin bu salgından çok hızlı çıkabileceğini anlattı.

Turizmde başarı için gerekli altyapının oluştuğunu vurgulayan Ersoy, sürdürülebilir olması için turizmden elde edilen gelirin tabana yayılmasını sağlayacaklarını söyledi.

"SİYASETLE AŞILMAYAN SORUNLAR TİCARETLE AŞILIR"

Eski Devlet Bakanlarından olan İEZ Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Tüzmen, tarihi bir yıl önceden belirlenen İstanbul Ekonomi Zirvesi ile AB Liderler Zirvesi’nin aynı dönemde gerçekleşmesinin anlamlı bir tesadüf olduğunu belirterek, “Çoğu NATO ülkesinin aynı zamanda AB üyesi olması bu toplantının önemini daha da artırıyor. Avrupa’da gerçekleşecek zirvede Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Oysa biliyoruz ki son dönemde, özellikle Akdeniz’de yaşananlar çerçevesinde ülkemiz büyük haksızlıklara maruz bırakıldı. Diğer tarafta biz, bütün bu gelişmelerin ötesine bakarak, başta Yunanistan olmak üzere bu ülkelerle ticari ilişkilerimizi nasıl güçlendiririz, ticareti nasıl geliştiririz noktasında fikirler üretiyoruz. Çünkü siyasetin aşamadığı sorunları ticaretin aşabileceğine inanıyoruz. Uluslararası ilişkilerin doğru ve verimli bir rotada seyretmesinin en önemli koşulu ülkeler arasında ticaretin ekonomi ve toplum yönünden yararlı bir rotada seyretmesidir. Bizler burada, dördüncüsünü gerçekleştirdiğimiz İstanbul Ekonomi Zirvesi’nde; ülkemizin yaşadığı bunca haksızlığa ve Kovid-19 Salgınının olumsuz etkilerine rağmen Avrupa’ya ve tüm dünyaya “işimizdeyiz, gücümüzdeyiz” mesajını veriyoruz. Ülkelerle ticari faaliyetlerinizi geliştirmeye ve siyasi faaliyetleri kolaylaştıracak çözümler üretmeye gayret ediyoruz. Bizler, huzurlu bir Akdeniz, huzurlu bir Karadeniz, huzurlu bir Hazar istiyoruz. Ticaretin, taşımacılığın ve kültürlerin kucaklaştığı bu coğrafyada hep birlikte ticari faaliyetleri artırıp düşük gelir gruplarının ortadan kalkması için çalışalım istiyoruz. Geleceğin dünyasını ve ticaretini doğru okumak bu potansiyelin doğru kullanılması için çok önemli. Bu nedenle, ‘Sürdürülebilir Kalkınma ve Ekonominin Yeniden Dizayn Edilmesi’ gibi önemli bir temaya odaklandık. Toplamda 1 milyar dolar tutarında yatırım hacmi oluşturmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

"KALKINMA ÇOK BOYUTLU BİR KAVRAM"

DEİK Başkanı Nail Opak ise açılış töreninde yaptığı konuşmasında “pandemi dolayısıyla içinde bulunduğumuz zor şartlar altında da olsa bir araya gelmenin anlamlı olduğunu söyleyerek, “2017 yılından beri bu zirvede konuşulan konular hala gündemde yerini alıyor. Ancak 2020 yılından beri hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tüm sektörleri yatay bir şekilde keserek iş yapma şekillerini değişime zorlayan Covid-19 salgını bu yılki gündemin önemini daha da artırdı. Hepimiz tecrübe ediyoruz ki, dünya 2020 yılında daha önce karşılaşmadığımız ölçekte gelişmelere sahne oluyor. Bir yandan dijital teknolojiler ve yapay zeka hayatımızda, düşündüğümüzden daha çok ve daha hızlı şekilde yer alırken; diğer yandan, uzaklık ve yakınlık ile birlikte konuştuğumuz lojistik kavramının yanında bir de “ulaşılabilirlik” diye yeni bir kavram ortaya çıktı. Bu dönemin kazananlarının kimler olacağının çok konuşulduğu bu süreçte, ülke, firma ya da sektör bazında bir ayrım yapmadan, tedarik zincirini kopartmadan ayakta kalanlar ve muhataplarına güven duygusunu çok daha iyi verebilenler olacaktır” dedi.

Tedarik zinciri, güven, ulaşılabilirlik, glokalizasyon gibi kavramları kadar önemli diğer bir kavramın da “sürdürülebilir kalkınma” olduğunu söyleyen Olpak, “Küresel sorunlara yaklaşımlar da küresel olmalı. Sürdürülebilir kalkınmanın önündeki engeller nasıl küresel sorunlar ise çözümü de aynı şekilde küresel bir düzlemde ele almalıyız. Yine bizim kültürümüzde “hayırda yarışmak” diye bir tabir vardır. Elbette ki iş dünyasında rekabet yani yarışmak önemli ve hatta gerekli. Ancak sürdürülebilir kalkınma konuları söz konusu olduğu zaman rekabetin yanı sıra ortak akıl ve çözüm çabalarıyla bir araya gelmek de en az rekabet kadar önemli. Sürdürülebilirlik kavramının değerini çok iyi idrak etmiş DEİK ailesi olarak bizler de pandemi sürecinin başlamasının ardından yeni düzene hızla adapte olduk ve ticari diplomasi faaliyetlerimizi önemli ölçüde çevrimiçi olarak yürütüyoruz. 146 İş Konseyimizle, dijital platformlarda yürüttüğümüz çalışmalarımızı artık yeni bir iş modeli olarak benimsedik” dedi.

"TARİHİ BİR SORUMLULUK ÜSTLENİYORUZ"

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, “Sürdürülebilirlik ihracat ailesi olarak, bizim de gündemimizden eksik etmediğimiz bir konu. Kalkınma sürekli gelişim ekseninde ele aldığımız bir diğer önemli satır başlığı. Ekonominin yeniden dizayn edilmesi bağlamında küresel tedarik zincirlerindeki dönüşümden tutun, ticaret savaşları ve siyasi ilişkilerin doğrudan belirleyici olduğu bir dönemdeyiz. Dünyada globalleşme eğilimi giderek azalırken, bölgeselleşme ve yakından tedarik eğilimleri hız kazanıyor. Tek seferde toplu ve büyük siparişler yerine daha yakın bölgelerden, daha küçük hacimde ve parçalı siparişler giderek daha da tercih edilir hale geliyor. Bölgesel iş birliği ve yakın coğrafyadaki ülkelerle ilişkilerin oldukça önemli olduğu günler yaşıyoruz. Küresel gayr-i safi yurtiçi hasılanın yüzde 30’u, 15 ülke ve 2,1 milyarlık nüfus; tüm dünyaya “Biz Bize Yeteriz” mesajını verdi. Bizler de kazan-kazan iş modelimiz çerçevesinde hem mevcut iş birliği anlaşmalarımızı geliştirmeli, hem de ivedilikle yeni anlaşmalara hazırlanmalıyız. Pandemi sonrasında, kalkınmanın yönü, küresel ticaretin yönüyle aynı olacak. Bu nedenle tarih bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Bu yükü taşıyacak azme ve kararlılığa sahibiz. Topyekün kalkınma ancak ihracatla mümkündür” dedi.