Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

O, güzelliğin mutfağında bir kadın... Çin ile uyanıyor, bir eli Avrupa’da oluyor ve ABD ile günü noktalıyor ve ekiplerini yönetiyor. Dünyanın her yerini geziyor ve yeni kültürler keşfediyor. Türk kadınlarının güzellik anlayışıysa onu epey şaşırtmış. L’Oréal Global Operasyon Başkan Yardımcısı Barbara Lavernos ile konuştuk. HT Cumartesi'den Sema Ereren'in haberi...

Türkiye’ye yaptığınız ilk ziyaretiniz mi?
Ailemle ve arkadaşlarımla Türkiye’yi ziyaret etme fırsatım olmuştu daha önce. 20 yıldır İstanbul’da yaşayan arkadaşlarım bile var. İstanbul’u seviyorum.

Nereleri gezdiniz?
Türkiye’deki ekibimle yalnızca toplantılar yapmadık, aynı zamanda İstanbul’da kuaförlerden tutun da eczanelere, mağazalara her yeri gezdik. Buraların bilhassa tüketici gözüyle nasıl çalıştığını gözlemlemek istedim. Boğaz’ı tekneyle geçme şansım da oldu. Sonra da Ortaköy’de akşam yemeği...

Çok kültürlü bir ailede doğup büyüdünüz. Eşiniz de yarı Fransız yarı Lübnanlı. Bu kültür çeşitliliği hayatınıza nasıl bir dokunuş yaptı?
Böyle bir aileye sahip olmak zihnimi açtı diyebilirim. Yalnızca farklılıkları kabul etmek değil aynı zamanda bu hayatta her şeyi sevmeyi de öğretti. Nereye gidersem gideyim, kısıtlı vaktim oluyor ama benim için her kültürü tatmak önemli. Çinli, Türk, ABD’li, Fransız veya Alman hiç fark etmez, dünyanın her yerindeki ekiplerimin görüşleri, anlayışları ve bakış açılarıyla bakmayı becerebildiğimiz vakit evrenselleşmiş oluyoruz.

Farklı kültürleri keşfetmeyi seven birisi olarak keşfetmeyi istediğiniz bir ülke var mı? Bugüne dek sizi en çok etkileyen ülke hangisiydi?
Yarı Fransız yarı Alman bir aileden gelmem beni daha rasyonel düşünen biri haline getirdi. O nedenle yalnızca bir kültürden ve bir ulustan bahsetmem çok zor. 25 yıl önce iş için Çin’e ilk gittiğimde şoke olmuştum. Hayal edebileceğiniz gibi şu anki halinden çok daha farklıydı. Aynı şey ABD’ye ilk gidişimde de oldu. 18-20 yıl önce Brezilyalıların her türlü soruna pozitif bakış açısıyla yaklaşmaları da beni çok etkilemiş, farklı hissettirmişti. Bu yüzden beni en çok etkileyen tek bir yerden ya da kültürden söz etmem imkânsız.

Güne Çin’le uyanıyor, devamında Avrupa ülkeleriyle iletişimde oluyor ve son olarak da ABD ile günü noktalıyorsunuz. Böyle bir hayatın içinde olmak nasıl bir his?
Çok güzel ve eğlenceli bir hayat bu! Daha önce konuştuğumuz gibi, sebebi de kültür... Hiç bitmeyen bir hikâye bu. 

‘TÜRK KADINININ GÜZELLİK ANLAYIŞINDAKİ ÇEŞİTLİLİK HAYRETE DÜŞÜRDÜ’
Sizce dijital devrimden sonra güzellik anlayışı nasıl değişti?
Muazzam bir etkisi oldu! Hem bizim işimizde hem de her alanda. Üreticilerimizle aramızdaki etkileşimde de devrim yarattı. Mesela Çin’deki büyük marketlerdeki işlerimizin yarısı internet üzerinden. Satışlarımızda olduğu kadar çalışma yöntemlerimiz üzerinde de büyük bir etkisi var. Bugün çok sayıda veriye bu devrim sayesinde ulaşıyoruz.

İşin mutfağında olan biri olarak mükemmel bir cilt için sizin sırlarınız ne?
Güzellik sırrım: Hayattan zevk almak. Tabii şanslıyım ki laboratuvarlarımızda birçok ürün deneyebiliyorum. Ve daha önce de söylediğim gibi hayata optimist bakmayı bilmek her şeyden önemli.

Alımlı bir Fransız kadını olarak, anneniz veya anneannenizden öğrendiğiniz özel güzellik sırları var mı?
70’lerde bronz bir tene sahip olmak çok popülerdi ve insanlar saatlerce güneşlenebilirdi. Fakat annemin bana verdiği ve aklımdan hiç çıkarmadığım en önemli güzellik öğüdüm de şu oldu: Cildini mutlaka güneşten koru.

Türk kadınının güzellik algısıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Dün sokaklarda, mağazalarda, kuaförlerde ve eczanelerde gezerken Türk kadınının çeşitli güzellik anlayışı olduğuna tanık oldum ve bu beni hayrete düşürdü. Diğer ülkelere göre, stilleri çok farklı, kendilerini ve güzelliklerini gösterme biçimleri de öyle. Sokakta yürürken geleneksel ya da çok modern bir kadını yan yana görmeniz mümkün.

Bu arada hâlâ kuzey Fransa’nın kırsal kesiminde mi yaşıyorsunuz?
Balık tutup, çok sessiz ve huzurlu bahçenizde vakit geçirebiliyor musunuz? İşim dolayısıyla çok sık seyahat ediyorum. Ama evet, en büyük zevklerimden biri de evime dönmek. Uzun süredir balık tutmaya gidemedim ne yazık ki, özlüyorum. Bütün bir haftam çok yoğun geçiyor. Hafta sonlarımı ailemle ve arkadaşlarımla geçirerek o tempoyu dengeliyorum.

"OPERASYONDAN ARTA KALAN DERİLERİ LABORATUVARIMIZDA YENİLİYORUZ"
Yanılmıyorsam denek hayvanları yerine laboratuvarda üretilmiş deriler üzerinde testler yapıyorsunuz...
Evet, hayvanlar üzerinde deney yapılmıyor. 30 yıldan uzun bir süredir alternatif çözümlerle deneyler yapıyoruz. Bu çözümlerden biri de EpiSkin. Steril koşullarda hastanelerden aldığımız, operasyonlardan arta kalan derileri laboratuvarımızda yeniliyoruz. Lyon’da ve Şanghay’da merkezlerimiz var.

Cinsiyet eşitliğinin L’Oréal için önem taşıdığını biliyorum. Bir kadın olarak, dünyanın kadınlar için daha iyi bir yer olmaya başladığına inanıyor musunuz?
Kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü bir kadın olarak, okulumu bitirdiğimden beri 26 yıldır cinsiyet eşitliğini önemseyen bir şirkette çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl ödül de aldık. Dünya genelindeki tüm endüstriler içerisinde cinsiyet eşitliği sıralamasında birinci olmak bizim için büyük onur.