Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Bilgi Yaşam Beyniniz size oyun oynuyor: Gerçeği nasıl çarpıtıyoruz?

        Her şeyi kontrol ettiğini sandığınız beyniniz, aslında sık sık sizi yanıltıyor. Hızlı kararlar almak için kullandığı zihinsel kestirmeler, hem avantaj hem tehlike. Ulaşılabilirlik, onaylama ya da atıf önyargısı… Tüm bu bilişsel tuzaklar, gerçeği algılama biçimimizi sessizce şekillendiriyor.

        BEYNİN GÜCÜ VE SINIRLARI

        Beynimiz yalnızca üç kiloluk bir doku yığını olsa da, vücudumuzun kontrol merkezidir. Hafızadan duygulara, karar vermeden algıya kadar her şeyi yönetir. Ancak zihnimiz mükemmel değildir. Bazen bir arkadaşımızın doğum gününü, bir randevuyu ya da önemli bir toplantıyı unuturuz. Bazen de çevremizdeki değişiklikleri fark edemeyip hatalar yaparız.

        REKLAM

        Bu durum, beynimizin gerçeği her zaman olduğu gibi yansıtmadığını gösterir. Zihnimiz, iş yükünü azaltmak için çoğu zaman “kestirme yollar” kullanır. Ancak bu kısayollar, hem yardımcımız hem de en büyük tuzağımız olabilir.

        ZİHİNSEL KISAYOLLAR VE SEZGİLER

        Beynimiz, bir problemi çözerken veya karar verirken geçmişte işe yaramış basit kurallara başvurur. Bu “sezgisel yöntemler” hızlı kararlar almamızı sağlar; her seçeneği tek tek incelememize gerek kalmaz.

        Ancak bu zihinsel kestirmeler, bazen bizi yanıltır. Örneğin, birkaç trajik uçak kazasını hatırladığınız için uçmaktan korkabilirsiniz. Oysa istatistiklere göre uçak yolculuğu, araba yolculuğundan çok daha güvenlidir. Bu durumda zihniniz, uygunluk kestirimi adı verilen bir kısayolu kullanır ve gerçeği çarpıtır.

        ALGILARIMIZI ŞEKİLLENDİREN ÖNYARGILAR

        Zihinsel önyargılar, dünyayı nasıl gördüğümüzü ve kararlarımızı nasıl verdiğimizi büyük ölçüde etkiler.

        REKLAM

        Hale etkisi: Birinin fiziksel olarak çekici olması, onun ahlaki olarak da iyi biri olduğu izlenimini yaratabilir.

        Geriye dönük yanılgı: “Zaten böyle olacağını biliyordum.” düşüncesiyle geçmişi olduğundan farklı hatırlarız.

        Atıf önyargısı: Bir barista siparişimizi yanlış aldığında, onun dikkatsiz olduğunu düşünebiliriz; oysa yoğunluktan bunalmış olabilir.

        Onaylama önyargısı: Sadece kendi inançlarımızı destekleyen bilgilere önem verir, aksi görüşleri görmezden geliriz.

        Bu önyargılar, net düşünmemizi zorlaştırır ve hem kişisel hem de profesyonel kararlarımızı olumsuz etkileyebilir.

        SUÇLAMA EĞİLİMİ VE ÖZ SAYGI

        Bir şeyler ters gittiğinde, beynimiz hemen bir suçlu arar. Bu, öz saygımızı korumaya çalışan bir savunma mekanizmasıdır.

        Örneğin, güneş yanığı olduğunuzda kremin hatalı olduğuna inanabilirsiniz; aslında yeterince sık sürmemişsinizdir. Başarısızlıkları dış etkenlere yüklemek, kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Ancak bu, gerçeği çarpıtır.

        REKLAM

        Benzer şekilde, başarılarımızı genellikle kendi becerilerimize bağlarız. Oysa bazen yalnızca zamanlama ve şans da rol oynar.

        DEĞİŞİM KÖRLÜĞÜ: FARK ETMEDEN GÖZDEN KAÇIRMAK

        Beynimiz, sınırlı dikkat kapasitesi nedeniyle her şeye aynı anda odaklanamaz. Bu durum, değişim körlüğü denen olguya yol açar.

        Bir deneyde, kısa bir kesinti sırasında konuştuğunuz kişi değiştirildiğinde çoğu insan bunu fark etmemiştir. Çünkü zihnimiz, beklemediği değişimleri algılamakta zorlanır.

        Bu durum masum görünse de ciddi sonuçlar doğurabilir. Hava trafik kontrolü ya da sürücülük gibi dikkat gerektiren işlerde, değişim körlüğü ölümcül hatalara neden olabilir.

        HAFIZA: KIRILGAN VE DEĞİŞKEN

        Hafızamız bir kamera gibi olayları tam olarak kaydetmez. Zamanla bazı anılar silikleşir, bazılarıysa tamamen değişir. Hatta hiç yaşanmamış olayları yaşamışız gibi hatırlamamız bile mümkündür. Bu durum sahte anılar olarak bilinir.

        REKLAM

        Ayrıca unutkanlığın nedenleri arasında stres, uykusuzluk, bazı ilaçlar, ruhsal durumlar ve yaşlanma gibi etkenler de bulunur. Bazen ise zihnimiz acı veren anıları bilinçli olarak bastırır.

        PAREİDOLİA: BEYNİN DESEN SEVGİSİ

        Bir bulutta hayvan şekli görmek ya da bir prizde yüz fark etmek… Bunlar pareidolia denilen psikolojik bir olgudur. Beynimiz, özellikle yüz tanımaya çok duyarlıdır. Bu yüzden cansız nesnelerde bile yüz benzeri desenler görürüz.

        Bazı araştırmalar, yaratıcı insanların pareidolia deneyimleme olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

        ULAŞILABİLİRLİK KESTİRİMİ: HAFIZANIN TUZAĞI

        Ulaşılabilirlik kestirimi, zihnimizin karar verirken kolayca hatırladığı örneklere dayanmasıdır. Yakın zamanda bir uçak kazası duymuşsak, uçmanın tehlikeli olduğuna inanabiliriz. Oysa gerçek, istatistiksel olarak bunun tam tersidir.

        Zihnimiz, kolay hatırlanan bilgileri “daha önemli” sanır. Bu da riskleri ve olasılıkları yanlış değerlendirmemize neden olur.

        Bu önyargının farkında olmak, daha bilinçli kararlar almanın ilk adımıdır. Hatırladıklarımızın her zaman gerçeği yansıtmadığını bilmek, zihnimizin bizi nasıl yönlendirdiğini anlamamıza yardımcı olur.

        Görsel Kaynak: shutterstock

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ