31 Mart seçimlerinin ardından bugün 10. gündeyiz fakat İstanbul’un akıbeti tartışılmaya devam ediyor. AK Parti dün YSK’ya seçimin yenilenmesi için başvuruda bulundu. Büyükçekmece tartışması da sürüyor. Peki bu itirazlara CHP yetkilileri ne diyor? İstanbul’un ötesinde seçim sonuçlarını CHP açısından nasıl görüyorlar? 24 Haziran sonrası parti içi tartışmalardan dolayı küsen seçmen sandıkta nasıl davrandı? İYİ Parti ile ittifak tabanda karşılık buldu mu? Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile konuştuk...

 

Sıcak gündemle başlayalım. İstanbul için seçim sonucu netleşmiş değil. İtirazlar sonucu yapılan yeniden sayımlarda fark 14 bin 500 bin civarına indi. AK Parti bugün İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi için YSK’ya başvurdu. MHP Lideri Devlet Bahçeli de “Vicdani huzur için yeni seçim düşünülebilir” dedi. Gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

AK Parti seçim yenilgisini bir türlü hazmedemiyor. Sonuçta  Anayasa’ya göre 1 oy fazla kim alsa seçimi o kazanıyor. 10 oyla ya da 100 oyla seçilen ilçeler var. Asıl durum AK Parti’nin seçim sonucunu içine sindirememesi. İstanbul onlar için çok önemli bir rant alanı. İstanbul’u kaybetmenin verdiği panikle, geçmişte sürekli savundukları millet iradesini şimdi yok sayıyorlar. Bir usulsüzlük varsa elbette değerlendirilsin. Saya saya sıfıra indiremediler.  Ulaşamadıkça da farklı şeyler arıyorlar.  

Peki YSK AK Parti’nin İstanbul için yeniden seçim talebini kabul edecek olursa tavrınız ne olur?

Bunu o anda yetkili kurullarımızda değerlendiririz. Ama kişisel düşüncem şu; meşru bir seçimi hukuksuz bir şekilde iptal eden bir yapıya karşı benim demokrasi ve hukuk anlayışım zedelenir. Zaten bütün kurumlar siyasallaştı. Yeniden seçim kararı alırsa YSK’nın siyasallaşması tescillenmiş olur.

Büyükçekmece'de seçim öncesi 11 bin 186 kişinin ikamet kaydının taşındığı iddialarına ne diyorsunuz?

Kübra Hanım, 24 Haziran ile 31 Mart arasındaki fark 2310 seçmen. Bunun da 763 kişisi 18 yaşını doldurmuş, ilk defa oy kullanan kişiler. Kaldı ki 3000 seçmene de hem AK Parti hem CHP askıda itiraz etmiş. 745 kişinin de kaydı dondurulmuş. Burada en ufak bir usulsüzlük yok. Kaldı ki bu seçimde pek çok yerde seçmen taşıması yaptırıldı. Ben Orduluyum. Ordu Ulubey’innüfusu 19 binken 31 mart’ta 22 bin seçmen katıldı. Orayla ilgili bir işlem neden yapmıyorlar? Orantısal olarak çok daha fazla seçmen kaydı yapılan yerler var. Oralarla ilgilenmiyorlar çünkü Büyükçekmece üzerinden seçimi iptal ettirmeye çalışıyorlar ama bu boşuna bir gayrettir. Hukuksuz bir işlemdir. Büyükçekmece’de polis evleri ziyaret ederek insanları huzursuz ediyor. Bu anlaşılır gibi değil. Bu seçimde bu ülkeyi yönetenlerin ne kadar demokratik ve hukuka saygılı olduğunu gördük. Seçim öncesinde bütün devlet imkânlarını kullandıkları yetmiyormuş gibi, kendileri kaybedince maalesef bir mızıkçı çocuk gibi oyunu bozmaya çalışıyorlar.

Yeniden sayım yapılan yerler genişletilir ve o durumda Binali Yıldırım öne geçerse CHP ne yapar?

Hukuki zeminde hakkımızı arayacağız. Hakkımızı asla teslim etmeyiz. Hem sandıktan hem vicdanlardan çıktığımızı biliyoruz. Bu sadece süreci uzatmak, seçimi soğutmak, AK Parti tabanına bir savunma süreci vermektir. Bunun en kısa zamanda biteceğini düşünüyorum ama bütün bunlara rağmen, Binali Bey’in kazandığı yönünde bir açıklama olursa meşru zeminlerde sonuna kadar hakkımızı ararız.

 

 

"BU SEÇİMDE YAPTIĞIMIZ ANKETLERDE İKİ YERDE YANILDIK"

 

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da bu oy oranını yakalamasını bekliyor muydunuz, yoksa CHP için de biraz sürpriz mi oldu?

Bu seçimde yaptığımız anketlerde iki yerde yanıldık. Hatta birinde yanıldık sayılmayız. Biri Ankara’ydı, son ankette Mansur Yavaş bir puan geride gibi duruyordu. Bir de Zonguldak’ta yanıldık. Onun dışında, İstanbul dahil olmak üzere birçok kentte sonuçları üç aşağı beş yukarı bildik. İstanbul anketlerimizde ya bir puan aşağıda ya bir puan yukarıda görünüyordu. Son yaptığımız ankette 0.80 öndeydi. Ekrem Bey’de gördüğümüz olay şuydu: Seçime yukarıda, bir üstte başlarsınız ve onu aşağıya düşürmemek için verdiğiniz çaba daha zordur. Ama aşağıdan başlarsanız yukarıya doğru çıkarmak daha kolaydır. Ekrem Bey, Binali Bey’le kıyaslandığında tanınırlık olarak düşüktü. Hatta bazı arkadaşlarımız, “O kadar zaman yok, tanıtana kadar vakit kaybederiz, seçim riskli olur. Bilinen bir adayla girelim” dedi. Ancak biz Ekrem Bey’de, tanınırlığı yükseldikçe oy oranının iki üç kat daha artacağına ve daha başarılı olacağımıza inanıyorduk. Tanınırlığı bir birim arttıkça oy oranı iki üç birim arttı. Kendisine zaten inanıyorduk, güveniyorduk. Kampanya dili de son derece olumluydu. Kendisi son derece başarılı ve zeki bir arkadaşımız. Son derece sakin, kendinden emin, sonuca odaklanmış ve İstanbul’u yönetmeyi kafasına koymuş bir anlayışla hareket etti. İnşallah en kısa sürede mazbatasını alıp göreve başlayacak. Göreve başladıktan sonra İstanbullu, “Biz bazı şeyleri olmaz diye biliyorduk. Bu iktidar olmasa bu işler yürümez” dedikleri şeylerin küçük dokunuşlarla ve alınan yerinde kararlarla nasıl çözüleceğini görecek.

 

"82 MİLYON YURTTAŞIMIZIN YARISINA
BİZİM BELEDİYELERİMİZ HİZMET VERECEK"

 

CHP’nin oyu 24 Haziran’daki seçime kıyasla yüzde 22’den yüzde 30’a çıktı. Kritik büyük şehirleri kazandınız. Partinizin bu seçimden başarıyla çıktığını düşünüyor musunuz?

Tabii ki CHP’yi başarılı buluyorum. Bu süreçte çok iyi bir kampanya ve adaylaşma süreci yürüttük. Zaten Sayın Genel Başkan’ın mitinglerde, televizyon programlarında ve yapılan basın toplantılarında söylediği kentlerin hemen hemen hepsini aldık.  “İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya gibi bizde olmayan belediyeleri de kazanacağız” dediğinde bazı kesimler çok inandırıcı bulmuyordu.. Fakat biz buna inanmıştık; yaptığımız bütün analizlerde, saha değerlendirmelerinde ve adaylaşma sürecinde bunu görmüştük. Sonuçta haklı çıktık. Bursa konusunda iddialıydık, orada da aslında oy oranı olarak çok yaklaştık, fakat istediğimiz neticeyi alamadık. CHP, gerek İYİ Parti’yle yaptığı işbirliği çerçevesinde gerekse adaylaşma sürecinde, ardından kampanya yönetiminde oldukça başarılı olmuştur. Bursa konusunda iddialıydık, orada da aslında oy oranı olarak çok yaklaştık, fakat istediğimiz neticeyi alamadık. Her ne kadar bu başarıyı engellemeye çalışsalar da, aldığımız oy oranını ve kazandığımız belediyeleri bir şekilde başarı değilmiş gibi göstermeye çalışsalar da baktığınızda 82 milyon yurttaşımızın yarısına bizim belediyelerimiz hizmet verecek. Bu da önemli bir sonuç.

CHP oy oranını yüzde 22’den yüzde 30’a çıkardı. Yüzde 30, CHP’nin siyasi hikâyesi içinde iyi bir rakam, fakat AK Parti’nin oyu yüzde 44,5 ve Cumhur İttifakı’nın oyu da yüzde 52. Bu anlamıyla, CHP’yi yine de başarılı görmek mümkün mü? AK Parti’nin oy oranının hiç düşmemesini, Cumhur İttifakı’nın yüzde 52 almış olmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Her ne kadar yerel seçim de olsa bu süreçte kriz çok etkili oldu. Bakıldığında, ekonominin direkt etkilediği bölgelerde AKP’nin oy oranında çok ciddi bir düşüş sağlandı ama tabii ki belli kesimlerde de oyunu muhafaza etti. Vatandaş üzerine kullanabileceği her şeyi kullandı ve o bölgelerde daha iyi sonuç aldı.

CHP’nin Cumhur İttifakı’na oy veren insanları ikna edememesinin sebebi ne olabilir? Siyasi sosyoloji açısından baktığınızda bunu nasıl yorumlarsınız?

Yerel seçim öncesi 10 bölge toplantısı ve saha araştırmaları yaptık. Bunun dışında bilimsel araştırmalarımız da oldu.  Seçim sonuçlarını yorumlarken de bunları karşılaştıracağız. Ortada şöyle bir gerçek var: AKP hep kutuplaşmadan kazandı ve kutuplaşmayı, ayrışmayı tetikledi. Siyasi kurgusunu ayrışma üzerine yaptı. Biz de tamamen birleştirici, yapıcı olduk ve olumlu hareket ettik. Bu süreçte kavga etmeden, dilimizi daha dikkatli kullanarak, asla ve asla kişisel bir çatışmaya girmeyerek adımlar attık. Ülkenin genel sorunları ve yerel sorunlarıyla ilgili, belediye başkanlarımızı da öne çıkararak, projelerini ve o kentleri yönetme adına güveni ortaya koyduk. 17 yıllık AKP iktidarı öyle bir gücü elinde tutuyor ki kimi bu güçten korkuyor kimi ayrılmak istemiyor kimi de bu sistem dağıldığında daha güvensiz bir ortam olacağına inandırılmış. Haliyle bu kesimi ikna etmek çok kolay değil. Ancak biz bu seçimde, gerçekten ülkesinde huzur isteyen, ayrışmaya karşı olan, kavgacı bir yapıya karşı duran, hep birlikte bir arada yaşama iradesini ortaya koyan bütün kesimlerle buluştuk. Geçersiz oyların yeniden sayılması esnasında, insanların AK Parti’ye oy verdiğini ama not düşüp tepkilerini de dile getirdiklerini fark ettik. “Ben AK Parti’liyim ama şunları kabul etmiyorum” diye yazmışlar.

Oy pusulalarında CHP’ye not yazan var mıydı?

Şu ana kadar hiç rastlamadım, varsa da ben bilmiyorum.

 

"CHP SEÇMENİNİN BİR BÖLÜMÜ PARTİYE KÜSTÜĞÜ VEYA
ADAY TERCİHİNDEN MUTLU OLMADIĞI İÇİN SANDIĞA GİTMEDİ"

  

24 Haziran sonrasında CHP tabanında bir küskün seçmen olduğu konuşulmuştu. Bu seçimde onların tamamını sandığa götürebildiniz mi? Yani CHP’ye küsen seçmen, bu seçimde CHP’yle barıştı mı?

Tamamı diyemem ama önemli bir kısmı barıştı. Çok az da olsa belli bir oranda küskünlükten, aday tercihinden veya başka sebepten dolayı sandığa gitmeyen seçmenimiz oldu.

Sizce ne kadardır?

Tahmini olarak yüzde 1 civarında olmuştur. Dargın olduğu için sandığa gitmeyen seçmen mutlaka olmuştur ama bu küskünlüğü, sadece 24 Haziran seçimlerine yönelik değil, adaylaşmaya yönelik olarak da düşünmeliyiz.

Şehir örneği verebilir misiniz?

Birçok yerde olmuştur, bunu şehir olarak söylemek mümkün değil. Bizden aday olmayıp da başka siyasi partilere gidip oy alanlar da zaten bellidir.

 

"DSP'NİN BİZE SEÇİM KAYBETTİRDİĞİ YERLER OLDU"

 

CHP’nin oylarını DSP adaylarının böleceği, düşüreceği kaygısı vardı. Böyle bir durum meydana geldi mi?

Bu seçim, hiçbir kişinin bir siyasi partinin üstünde olmadığını, önemli olanın siyasi partilerin kurumsal yapısı olduğunu ispatladı. Belki bazı yerlerde bize seçim kaybettirmiş olabilirler ama seçim kazanamadıkları da bir gerçek.

Peki, DSP’nin size seçim kaybettirdiği şehirler oldu mu?

Evet, oldu.

 

"KARADENİZ’DE BİR TAYYİP ERDOĞAN RÜZGÂRI,
AK PARTİ GÜCÜ VAR, İNKÂR EDEMEYİZ"

 

CHP bu seçimde Zonguldak, Giresun, Kırklareli gibi belediyeleri kaybetti. Neden kaybetti, bu illerde ne gibi hatalar yapılmış olabilir?

Aslında Giresun’da başarılı bir belediye başkanımız vardı. Yapılan anketlerde de öndeydi ama Karadeniz’de bir Tayyip Erdoğan rüzgârı, AK Parti gücü var. Bunu inkâr edemeyiz. Tayyip Erdoğan’ın Karadenizli oluşunun yarattığı bir algı var. Giresun Belediye Başkanımız Kerim Aksu, başarılı ve halkın içinden biriydi. Açıkçası o sonuç bizi çok şaşırttı. Ancak neden böyle olduğunu henüz inceleyemedik. Zonguldak’ta görüldü ki aday tercihimiz halk tarafından kabul edilmedi. Kırklareli’de de halk, aday olarak gösterdiğimiz arkadaşımıza onay vermedi.

Şişli’de Mustafa Sarıgül’ün iddialı bir aday olduğu konuşuluyordu ama sonuç itibarıyla Muammer Keskin seçimi aldı. Sarıgül’ün bu sonuçla seçimden çıkması sizi şaşırttı mı?

Hayır, yaptığımız anketlerde zaten bu sonucu görüyorduk. Çok emindik.

 

"SENET OLAYI MANSUR YAVAŞ’IN
SEÇİM RİSKİNİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRDI"

 

Ankara’da Mansur Yavaş, yaklaşık 4 puanlık bir farkla belediye başkanlığını kazandı. Ankara’da bu sonuç beklediğiniz bir durum muydu, yoksa bir risk görüyor muydunuz? Mansur Yavaş’ın böyle bir sonuçla seçimden çıkmasını neye bağlıyorsunuz?

Mansur Bey, geçen dönem vicdanlarda seçimi kazanmıştı ama resmi olarak kazanamadı. Ankara halkı da bu süreçte ona hakkını teslim etti. Kampanyasını da zaten hak teslimiyeti üzerine kurmuştu. Bir belediyede başarılı bir görev süresi geçirmiş, Ankaralıların tanıdığı bir isimdi. Ankara kendi evladını sahiplendi. Mansur Bey, gerçekten son derece kucaklayıcı bir dil kullandı. Kendisiyle ilgili birçok ithamda bulunulmasına rağmen tepkisini makul bir ifadeyle açıkladı. Hele hele son senet olayı seçim riskini tamamen ortadan kaldırdı. O olay insanlarda, “Seçime üç gün kala mı aklına geldi? Böyle bir belgeyi açıklamak siyasi ahlaksızlık” gibi bir tepkiye yol açtı.

Yani aslında senet tartışması son kulvarda Mansur Yavaş’a yaradı mı?

Kesinlikle. Mansur Bey’in belgeyle yaptığı açıklamalar ve şikâyet eden kişinin kimliği de ortaya çıkınca olay tam da yerini buldu.

 

"TÜM BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA MECLİS
TOPLANTILARINI CANLI YAYINLAMALARINI TAVSİYE EDİYORUZ"

 

Ankara ve İstanbul’da belediye meclislerinde çoğunluk AK Parti’de. Ankara’da Mansur Yavaş kazandı, ancak ilçelerin çoğunda AK Parti kazandığı için meclislerde Cumhur İttifakı’nın ağırlığı var. Bu durum, CHP’li belediye başkanlarının çalışmasının önünde bir engel teşkil eder mi, siyasal anlamda bir kriz yaratır mı?

Üç dönem belediye başkanlığı yaptım ve hiç mecliste çoğunluk olamadım. Ama siz doğru projeyi ve şeffaf yönetimi ortaya koyarsanız, halk zaten size sahip çıkıyor. Belediye meclisi de halkın menfaatine uygun olan kararı uygulamak zorunda kalıyor.  Zaten tüm belediye başkanlarımıza meclis toplantılarını canlı yayınlamalarını tavsiye ediyoruz. Uygun yerlerde yerel kanal varsa yerel kanalda, belediyenin imkânları uygunsa dev ekranlarda veya uygun salon oluşturup oradaki alanlarda... Aldıkları kararlar halk tarafından bilinsin istiyoruz. Hatta “Bu kararları daha sonra yazılı hale getirin ve her birini broşürler halinde apartmanlara dağıtın” diyoruz. Halk da mahallesi hakkında bir karar alınmış mı, daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için bir adım atılmış mı öğrensin.

Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını almadan Anıtkabir defterini Büyükşehir Belediye Başkanı olarak imzalaması eleştirilere neden oldu. Sizce siyaseten hata mıydı?

Kendisi belki içinde bulunduğu psikolojik ortamdan dolayı böyle bir şey yapmış olabilir. Belki atmasa daha iyi olurdu ama bu çok abartılacak bir olay değil. Sürekli bunu gündeme getirerek tartışmak doğru değil. Binali Yıldırım, “3 bin 500 oy farkla belediye başkanıyım” diyor ve bütün İstanbul sokaklarına “Teşekkürler” afişleri asıyor. Bu sorgulanmayacak mı?

Ama bunu eleştiren Ekrem İmamoğlu da mazbatasını almadığı halde “Teşekkürler İstanbul” afişleri astı.

Ama Yüksek Seçim Kurulu Başkanı geçici sonuçları açıkladı. Biz mesela geçici sonuçlarla birçok yapıyı başlattık. Sonuçta YSK Başkanı, “Sonuç budur” demiş. Geçmişte, mazbatayı aldıktan sonra bile itirazların, sayımların devam ettiği örnekler var.

AK Parti’li siyasiler “İstanbul gibi bir kentte aradaki fark bu kadar az olsaydı ve Binali Yıldırım kazansaydı, bu sonuçlara CHP de itiraz ederdi. İtiraz gayet hukuki, yasal bir süreç. Neden Ekrem İmamoğlu panik halinde?” diyor. Bu eleştiriye ne dersiniz?

Hiçbir paniğimiz yok, son derece sakiniz. Geçmiş tecrübeler var. Bu tecrübeler bu anlamda bazı kararlar almamıza yol açıyor. 2014 Ankara seçimi hâlâ vicdanlarda bir yerde duruyor. Bu anlamda asla ve asla hiçbir paniğimiz yok, kazanılmış hakkımızı istiyoruz. Elimizde ıslak imzalı tutanaklar var, ki aynısı onlarda da var; söylediğimiz rakamları bir süre sonra onlar da açıklıyor. Ama biz, “Hakkımızı verin, süreci devam ettirin” diyoruz. Türkiye’deki 1398 belediye içerisinde, itirazlar devam ettiği halde verilmiş mazbatalar var. Çünkü aradaki fark o seçimin kazanılmasına imkân vermiyor.

 

"BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA İLK 100 GÜNDE
NELER YAPACAKLARINI ANLATAN BELGELERİ GÖNDERDİK"

 

CHP’nin bundan sonraki yol haritası ne olacak? İlk hedefleriniz neler?

Belediyelerimizin şu anda içinde bulunduğu tabloyu ortaya koyacağız ve bütün belediyelerimizin başarılarına katkıda bulunacak tavsiyelerimiz olacak. Başarılı olmaktan başka çaremiz yok. Bu işi kendi haline bırakmamız da mümkün değil. Bütün belediye başkanlarımıza ilk 100 günde neler yapacaklarını, Sayın Genel Başkan’ın talimatlarıyla koltuğa oturdukları anda nelere dikkat etmeleri gerektiğiyle ilgili belgeleri gönderdik.

Kemal Bey nelere dikkat etmelerini salık verdi?

Bir kere şeffaf, hesap verebilen bir yönetim, liyakate dayalı bir kadrolaşma, kesinlikle ve kesinlikle vatandaşın direkt ulaşabileceği, sorunların çözümüne yönelik iletişim kanalları oluşturma ve yerel ekonomiyi güçlendirme adına bir an önce tedbirlerin alınması, belediye başkanlarının kesinlikle hemen mal varlıklarını açıklayıp şeffaf bir şekilde bunu ortaya koyması ve belediyenin mali portföyünün bir ay içerisinde net bir şekilde ortaya koyulması.

Bazı belediyeler borçlu. Merkezi yönetim AK Parti’de, CHP olarak merkezi yönetimin desteğini alamazsanız belediyelerde mali sorunları nasıl aşarsınız?

Belediye başkanlarımıza ve yönetimlerine güveniyoruz. Kaynakların nasıl olumlu kullanılacağını, doğru kararlarla belediye kaynaklarının yasal geliriyle daha iyi nasıl yönetileceğini açıklıyoruz. Bütün belediye başkanlarımız yeni bir krediyle başlayacak. Elbette ki birikmiş sorunları, yığılmış borçları bir planlamayla sürece yayarak çözecekler. Amaç kaynakları doğru yönetmektir, yoksa belediye bu anlamda kendi kaynaklarıyla fevkalade işler yürütür. Kaldı ki yurtiçi ve yurtdışı kaynaklar da var. Eğer siz uygun bir proje yaparsanız son derece ucuz fonlar bulmanız mümkün. Bakıldığında herhalde bu ülkeyi yönetenler, belediyenin yasal hakları olan o gelir kaynaklarını vermeyecek değil. Bu zaten Anayasal olarak güvence altında. Biz kendimize ve kentimize güveniyoruz. Göreceksiniz, CHP’li belediyeler çok önemli bir başarı hikâyesi ortaya koyacak. Bir bütünlük, dayanışma ve ortak akıl içerisinde yeni bir süreç başlatacağız. Bu süreçte halkımız çok mutlu olacak. Şu anda yaşadığımız süreç kaderimiz değil, daha iyisi mümkün. Bunu da ispat edeceğiz.

24 Haziran seçimlerinde o gece CHP’nin veri akışını aldığı sistem çökmüştü. O günlerde bu olay çok konuşulmuştu. Bu seçimde veri akışını ne üzerinden izlediniz? Herhangi bir teknik sorun yaşandı mı?

Geçen seçimde de aslında bu seçimden çok farklı bir şey yapmadık. Bu seçimde biraz daha dikkatli davrandık ama geçen seçimde, YSK’dan, Anadolu Ajansı’ndan, herkesten önce seçimi biz bildireceğiz gibi algılandı. Görevimiz sadece seçmenin attığı oyun güvenliğini sağlamak. Geçen seçimde de bunu sağladık. Bu konuda bir endişemiz yok ama tabii ifadelerden, kullanılan beyanatlardan bir yanlış anlaşılma oldu.

Muharrem İnce seçimden sonraki gün çıkmış, “Bize bir noktadan sonra veri gelmedi, sistemimiz çöktü” demişti.

Bu Muharrem İnce’nin iddiasıdır, çöken bir şeyimiz olmadı. Veri akışlarımız sürekli devam etti ama tabii sonuçları bazı yerlerden daha geç bazı yerlerden daha erken aldık.

 

"İYİ PARTİ İLE TABANDAKİ UYUMDA SORUN YAŞANMIŞ OLABİLİR"

 

İYİ Parti’nin bu seçimde yeterince başarı gösteremediğine dair iddialar var. Hatta parti içinde de birtakım istifalar oldu. İYİ Parti’nin seçim performansını nasıl buldunuz?

Aslında oldukça başarılı bir süreç takip ettiler ama tabii mesela Balıkesir’de ve birçok ilçede kıl payı kaçırdılar. Örgütlenme anlamında taşra teşkilatları herhalde yeterli seçim tecrübesine sahip değil. Haddimi aşmak istemem ama bu benim kişisel analizim. Tabii bugün Balıkesir’i ve Denizli’yi almış olsaydı, bunları konuşmayacaktık.

Daha tecrübeli bir siyasi parti olarak, İYİ Parti’ye ne tavsiye edersiniz?

Tabandaki uyumda sorun yaşanmış olabilir. Sonuçta bir ittifak kurmuşsunuz, o ittifakın başarısında bir eksiklik olmuş olabilir.

Millet İttifakı açısından da “Kaynaşmada CHP ile İYİ Parti sorun olmuş olabilir” diyor musunuz?

Tabii. Bu Cumhur İttifakı’nda da oldu. Sonuçlar görülüyor. Türkiye ilk defa böyle bir süreci denedi. Bizde de bu anlamda bir eksiklik olmuş olabilir.

CHP’de kurultay ve genel başkan tartışmalarının bu seçim sonucuyla noktalandığını söyleyebilir miyiz?

Şu anda gündemimizde bir kurultay yok. Kurultay bu yılın sonunda gerçekleşecek. Bundan sonra, öncelikle kazandığımız belediyelerin başarılı olması için süreci yöneteceğiz. 1989’da çok acı bir tecrübe yaşadık. Bu anlamda yerelden genele bir başarı ortaya koymamız lazım.

Muharrem İnce’nin 24 Haziran seçimlerinden sonra açıklama yapmaması seçmen nezdinde kızgınlığa neden olmuştu. Daha sonra Muharrem İnce’nin İstanbul adaylığı tartışması yaşandı. Ekrem İmamoğlu ilk aday olduğunda, “Muharrem İnce gibi Cumhurbaşkanlığına aday olmuş bir isim dururken neden hiç tanınmayan birini aday gösteriyorsunuz?” diye ciddi eleştiriler oldu. Bugün gelinen noktada, Muharrem İnce-Ekrem İmamoğlu kıyaslamalarına, “Artık geride kaldı, biz doğrusunu yaptık” diyor musunuz, yoksa Muharrem İnce de olsa bu oyu alır mıydı?

Bunu tabii ki vatandaş bilir, o konuda bir şey söyleyemem. Ama yetkili kurullarımızdan bu süreci Ekrem İmamoğlu’yla yöneteceğimiz kararı çıktı ve sonuç aldık.

Bu seçimin kaybedenleri arasında Muharrem İnce de sayılıyor. Siyasetçi Seyit Torun buna nasıl cevap verir?

Muharrem İnce, geçmişte Cumhurbaşkanı adayı olmuş bir partilimiz. Burada bir başarı veya başarısızlık söz konusu değil. Kendisi de bu seçimde belli alan çalışmalarına katıldı ama bu seçimde başarısını veya başarısızlığına ölçecek bir kriterimiz yok.