İstanbul’daki sonuca dair tartışmalar sürse de 31 Mart yerel seçimlerinin siyasi partiler açısından bilançosu netleşmeye başladı. Cumhur İttifakı’nın ortağı olarak büyükşehirlerde kayıp yaşasa da Milliyetçi Hareket Partisi bu seçimde 7’si yeni olmak üzere 9 şehirde belediye başkanlığı kazanarak seçimden en başarılı çıkan partilerden biri oldu. Üstelik bu başarı siyasi sosyoloji açısından ilginç bir tabloya işaret ediyor çünkü 7 şehrin 6’sını ittifak ortaklığı yaptığı AK Parti’den aldı. Peki, bu sonucu onlar nasıl yorumluyor? Adana, Mersin ve Kars’ta seçimi kaybetmelerinin nedeni ne? AK Parti ve MHP arasındaki oy geçişkenliği ne kadar? Hepsini ve tabii Devlet Bahçeli’nin dünkü “İstanbul’da seçim yenilenebilir” açıklamasını MHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kalaycı ile konuştuk...

 

İstanbul’daki seçim sonucu da Türkiye’nin gündeminde. YSK’ya göre kesin sonuçlar açıklanmış değil. İtirazlar neticesinde yeniden sayım işlemleri devam ediyor. MHP olarak siz İstanbul’daki bu tartışmalı duruma ne diyorsunuz?

Anayasamız ve yasalarımız çerçevesinde gerçekleştirilen bir seçim var. Ülke olarak bu anlamda oldukça tecrübeliyiz. YSK ilgili mevzuatımız çerçevesinde bir seçim takvimi açıklıyor. Sadece oylar verilip, sayılınca iş bitmiyor. Bir de İlçe Seçim Kurulu, İl Seçim Kurulu ve YSK’ya aşamalarla itiraz süreci var. Bunu herkesin saygıyla takip etmesi gerekir. Biz MHP olarak, bu süreci yakinen takip ediyoruz. Herkesin de bunu beklemesi lazım. İtiraz etmek her siyasi partiye verilmiş bir haktır. Önemli olan seçim kurullarımızın alacağı karardır. Kuru bir itirazsa zaten net cevabı verilir ama somut bulgulara, delillere dayalıysa da gereğini seçim kurullarımız yapar ve gerekli kararı alır. Geçersiz oyun sayılması ya da tümüyle yeniden sayılması gibi bugüne kadar verilmiş, İstanbul için de söz konusu olan birçok kararı var. Seçim gününe kadar bu süreci, hem sayın Binali bey hem de Ekrem bey hakikaten olgunlukla yürüttüler. Toplumun da takdirini toplayan bir çalışma yürüttüler. Keşke bu karşılıklı nezaket ve saygı itiraz sürecinde de devam ettirilseydi. Karşılıklı hatalar yapıldı. “Ben kazandım, mazbatamı verin” demek, Anıtkabir defterine titrini kullanarak imza atmak, hoş karşılanmayan ve doğru olmayan davranışlar. Herkes YSK’nın kararlarını beklemeli ve bunlara saygılı olmalıdır. Ara ara genel başkanımızın da uyarılarıyla, MHP olarak bu süreci takip ediyoruz. Bu seçimde milletimizin büyük bir başarısı var. Tüm ülkeler için hayranlık uyandıran bir katılım ve sükunet içerisinde geçirilen bir seçim söz konusu. İtirazların da yine sağlıklı bir ortam içerisinde tamamlanmasını herkesin beklemesi lazım.

 

"İSTANBUL’DA KUŞKU YARATACAK BİR DURUM VAR"

 

Şu an fark 14 bin 500 civarında. Hem CHP siyasetçileri hem de CHP’ye oy veren seçmenler “Biz kazandık. Artık kabul edilsin” diyorlar. Seçim akşamı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önemli bir sözü vardı. “1 oy fark alan bile kazanır” demişti. Bu anlamıyla, siz CHP seçmeninden gelen “Artık hakkımız verilsin” taleplerine ne diyorsunuz?

1 oy farkla da olsa neticede milli irade o şekilde tecelli etmiştir. Buna herkes saygı göstermelidir. Genel başkanımız da bunun altını çizerek konuşmasında ifade etti. Siyasetçi kimliğimi bir kenara bırakırsak, yıllarca başbakanlıkta denetim elemanlığı yapmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki bir kuşku var. YSK ilk gün 27 bin farkı açıklamıştı ama CHP’nin resmi organlarından farklı sözcülerin yaptığı açıklamalarda, 29 bin fark olduğu, bunun altına inilmeyeceği ve mazbatanın verilmesi gerektiği söylendi. Bu önce 25 sonrasında 20 binlere düştü. Kademeli olarak her gün neredeyse 1000’in üzerinde Binali Bey’in lehine gelişmeler yaşandı. Tabii ki arada artan ve eksilen oylar var ama toplamda baktığımız zaman aradaki fark hala yüksek. Sandıklardaki geçersiz oylarda neden bu kadar farklar oluştu, mutlaka değerlendirilmesi lazım.

 

MHP olarak siz İstanbul’daki sayım sonucunun kuşku uyandırdığını mı düşünüyorsunuz?

Basınımızda yer alan tablolarda, 10 binden fazla net fark Binali Bey’den yana görünüyor. Doğruysa, eğer bunu destekleyen deliller varsa ortaya çıkan sonuçlar bir kuşku uyandırır.

Organize bir durum olabilir mi size göre?

Olabilir.

Sayın Bahçeli bugün "Eğer seçim sonuçları toplum vicdanında huzur bulmayacak bir anlayış içerisinde sonuçlanmışsa, o vicdanı oluşturabilecek yeni bir seçim de düşünülebilir" dedi. MHP olarak AK Parti’nin “İstanbul’da seçim yenilensin” talebini kesin olarak destekliyor musunuz?

Genel Başkanımız toplum vicdanının huzur bulması açısından yenilenebilir diyor. Kesin olarak “Yenilensin” demiyor.

CHP’li yetkililer “Aradaki fark kapanacak gibi değil. AK Parti aradaki oy farkını sıfırlayamadığı için seçim yenilensin istiyor. Bu demokrasi ve hukuk açısından doğru değildir” diyor.

1 Nisan’dan beri tartışmalı bir ortam var.  Dediğim gibi farkın 27 binden 14 bin 500’e inmesi bir sıkıntı olduğunu ortaya koyuyor, şüphe yaratıyor. Tabii ki YSK somut delillere dayanarak kararı verecektir. Seçimin yenilenmesi seçeneği de düşünülebilir. Ya da İstanbul’un tümü yerine kuşkuya neden olan belli ilçelerde seçim yenilenebilir. Genel Başkanımız da bunu kastetti.

Sayın Bahçeli de böyle mi düşünüyor? Yani tüm İstanbul yerine bazı ilçelerde seçim yenilenebilir mi diyor?

Buna YSK’ya sunulacak delillere, bulgulara göre karar verilmeli. Kamuoyu vicdanının tatmin edilmesi açısından seçim yenilenebilir. 

 

"X+Y=Z FORMÜLÜ BAŞARILI OLDU"

 

Bu seçimde daha önce alamadığınız bazı şehirleri bu kez kazandınız. MHP açısından sonuçları nasıl karşılıyorsunuz?

Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli seçimler için bir hedef koymuş, hatta bunu formüle “X+Y=Z” şeklinde formüle etmişti. Bu formüle göre AK Parti ve MHP’nin toplam oyları Z’ye, 52 ve üzerine tekabül ediyordu. Cumhur İttifakı olarak, yüzde 51.6 oyla hedefimizi yakalayarak başarı sağladık. Ayrıca mevcut belediye sayısını koruma ve bunun üzerine çıkarma hedefimiz vardı, bunu da gerçekleştirdik. Her ne kadar bazı illeri kaybetsek de il sayımız arttı, belediye sayımız ise 60’ın üzerinde artış gösterdi. 2014 seçimlerinde 169 belediye almıştık. Şu anda 236 oldu. Aldığımız belediyelerin 1’i büyükşehir, 10’u il, 135’i ilçelerden oluşuyor. Bu anlamda bir başarı sağladık. En hassas olduğumuz konu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yerleşip kökleşmesi, herhangi bir tartışmaya maruz kalmamasıydı. Milletimiz buna destek verdi.  Öte yandan bu yerel seçimler genel seçimler havasında geçti. Milletimizden bekasına sahip çıkması konusunda destek istedik. Doğudan batıya, kuzeyden güneye 81 ilimiz, bu konuda da hassasiyetini gösterdi. Cumhur ittifakına destek olarak, milli varlığımıza ve geleceğimize sahip çıktı.

Daha önce MHP’de olmayan Amasya, Kastamonu, Erzincan, Bayburt, Karabük, Çankırı, Kütahya gibi belediyeleri kazandınız. Birçok yorumcu bu seçimin en başarılı partisinin bu anlamıyla MHP olduğunu söylüyor. Bu sizin beklediğiniz bir sonuç muydu, yoksa sürpriz mi oldu?

Sürpriz olmadı çünkü seçime iddialı bir şekilde girdik. İlave olarak kazandığımız 7 il var. Bir büyükşehir ve 3 ilimizi koruduk. Toplam sayının daha da artması söz konusu olabilirdi. Sahadaki çalışmalarımızda da bunu gördük. Biliyorsunuz ki, 30 büyükşehirde ittifak vardı. Ayrıca 17 ilde de ittifak söz konusuydu. Buna rağmen, ittifak olmayan illerde sağladığımız gerçekten büyük bir başarıdır.

 

"EKONOMİK SIKINTI NEDENİYLE
AK PARTİ’DEN GİDEN SEÇMEN MHP’YE YÖNELDİ"

 

AK Parti’ye küsen, tavır alan seçmenin MHP’ye yöneldiğine dair yorumlar yapılıyor var. Bu durumu siyaset sosyolojisi açısından nasıl yorumluyorsunuz?

Her il ile ilgili seçim sonuçlarını analiz ederek, değerlendirmelerimizi yapacağız ama ön değerlendirme yaptığımızda, sahada da karşılaştığımız tespit, insanımızın ekonomik sıkıntı içerisinde olduğu. Çiftçimiz, esnafımız, gençlerimizin işsizliği gibi konularda ekonomik göstergelere baktığımız zaman bunu net olarak görüyoruz. Bu anlamda, kazandığımız illere baktığımız zaman AK Parti’den giden seçmenin, MHP’ye yönelmiş olduğunu görebiliriz. Tabii ki yerel seçimlerin adayın çok sevilmesi yahut belediye meclis üyelerinin kimlerden oluştuğu gibi kendine has faktörleri de var. Demek ki tercih edilen adayların da toplumda bir karşılığı olmuş. Bir diğer faktör, teşkilatların ve adayların performansıdır. Görünen o ki, burada da bir başarı sağlanmış. Ancak neticede, ben “Cumhur İttifakı kazandı” diyorum. Toplam sayıya baktığımız zaman, 1.389 belediye var. Bunun 750 küsurunu AK Parti, 236’sını MHP olmak üzere, 1000’e yakınını ittifak aldı. Belediyelerin yüzde 70’inden fazlasını Cumhur İttifakı yönetecek.

Bunu özellikle vurguluyorsunuz ama diğer yandan, MHP’nin ilk kez kazandığı 7 ilin 6’sını AK Parti’den aldığını görüyoruz. İçerisinde ilginç örnekler de var. Örneğin; bu seçimde büyükşehir belediye başkanı olarak yarışan Binali Yıldırım’ın kendi memleketi olan Erzincan’da MHP ciddi bir başarı gösterdi. AK Parti yüzde 33’te kalırken MHP oyunu yüzde 18’den yüzde 42’ye çıkararak kazandı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

İki seçimi mukayese ederek baktığımız zaman, ağırlıklı olarak AK Parti’den olmakla birlikte, CHP ve diğer parti seçmenlerinden de gelen oylar var. Milliyetçi Hareket Partisi ve liderimiz Devlet Bahçeli, milletimizin kahir ekseriyetinin gönlünde yer aldı. Özellikle son süreçte izlediğimiz politikaların da mutlaka bir etkisi oldu. Böyle bir yönelmeyi normal karşılıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi inşallah önümüzdeki milletvekili, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde daha da iddialı bir hale gelecek. Doğru politikalar uyguluyoruz.

Bu durumdan AK Parti tarafı rahatsız olmuş olabilir mi? Seçime birlikte girmenize rağmen, 6 şehri AK Parti’den aldınız.

AK Parti’nin kaybettiği il sayıları ve bizde de il genel meclisi üyelikleri açısından baktığımız zaman, örneğin Erzincan’da il genel meclisi üyeliğinde AK Parti önde. Sadece merkez oyu değil, bütün köyleri ve ilçeleriyle il genel meclisi üyeliği belirleniyor. AK Parti’nin buralarda bir başarısızlığı ifade edilemez. Oy açısından baktığımız zaman, AK Parti’nin de oyunu koruduğunu söyleyebiliriz, özellikle 51 ilde yapılan il genel meclisi üyeliği seçimlerinde ağırlıklı olarak bütün illerde AK Parti önde. Daha önceki iktidarlara da bakarsak, bir Türkiye gerçeği olarak yerel seçimlerde her zaman oy kayıpları olurdu. Toplama baktığımız zaman, bu seçimde iktidarın oylarında bir düşüş söz konusu değil. sadece belediye sayısında belli nispette bir azalma var. İttifaklar nedeniyle biraz karmaşık bir seçim yaptık. Partilerin oylarını tam anlamıyla tespit etmek de zor haliyle...

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oy oranınız 11.1’di. Bu seçimde ise 7.3. Aradaki fark MHP açısından bir oy kaybına mı işaret ediyor, yoksa MHP seçmeninin oylarının bir kısmı AK Parti’ye mi kaymış?

Kesinlikle ilki değil. 30 Büyükşehir’in 3 ‘ünde aday çıkardık, 27’sinde ise çıkarmadık. Dolayısıyla bizim 7,3 görünen oyumuzun içinde, 3 vilayette AK Parti’den gelen oylar var. AK Parti’nin yüzde 44’ünün içinde de, bizim İstanbul, İzmir, Ankara başta olmak üzere, 27 Büyükşehir’deki oylarımız var. Bunu birbirinden ayırmak mümkün değil.

AK Parti’nin yüzde 44.5’i içinde MHP oylarının oranı ne kadardır? Yani MHP’den AK Parti’ye geçen oy oranı yaklaşık ne olabilir?

Onu tespit etmek gerçekten mümkün değil.

9 ay önceki seçime kıyasla 11’den 7’ye düştüğünüzü hesaba katarak, yaklaşık yüzde 4 civarı diyebiliyor musunuz?

İttifak olmayan illerden görüyoruz ki, MHP’nin oylarında artış var. Ama büyükşehirlerde ittifak nedeniyle net sonuca ulaşmak mümkün değil. MHP olarak aldığımız oyların 7.3’ünde de AK Parti var, AK Parti’nin aldığı 44.1’in içinde de MHP’nin oyu var. Malum gazetelerde bazı yazarların “MHP dördüncü parti” falan diye değerlendirmelerini görüyoruz. Bize göre böyle yorumlar çok saçma. Hedeflerimize ulaştık, stratejimize uygun gelişmeleri sağladık. Bunu net olarak söyleyebiliriz.

Adana, Mersin, Isparta ve Kars belediyeleri MHP’deydi. Ama bu seçimlerde kaybettiniz. MHP bu şehirlerde neden kaybetti?

Ön değerlendirmemize göre net bir ifadeyle söyleyebilirim ki, Adana ve Mersin’de kaybetmemizin en önemli faktörü, İYİ Parti ile HDP’nin, CHP’ye destek vermiş olmasıdır. Sonuçlara ve oy dağılımlarına baktığımızda bunu çok açık görebiliriz. İYİ Parti ile HDP bir oldu, belediyeyi bizim elimizden alıp CHP’ye teslim etti. İlk yapacağımız tespit budur. Bunun dışında, aldığımız oy sayısı itibariyle bir artış var. Adana 440 binlerden, 470 binlere çıkmış durumda. Ama karşımızdaki CHP adayında oy yığılması olduğu için kaybettik. Aday ve çalışma gibi tüm bu faktörleri daha net analizler ortaya koyacak.

 

"MHP SEÇMENİNİN YÜZDE 99’U
CUMHUR İTTİFAKI’NIN ADAYINA OY VERDİ"

 

Seçimin önemli sonuçlarından bir tanesi de Ankara’da 4 puan gibi bir farkla Mansur Yavaş’ın kazanmasıydı. Kazanmasında eski bir ülkücü olmasının payı var mıdır? MHP’li tabandan da oy almış mıdır?

Bu çok gündeme getirilen bir konu. Ülkücünün eskisi olmaz, ülkücü ülkücüdür. Bunun yeri de MHP’dir. Ben Mansur bey’in kazanabileceğini pek tahmin etmiyordum. Sahada yaptığımız tespitlere göre, sadece Ankara’da değil ittifak yaptığımız her yerde MHP seçmeninin yüzde  99’u Cumhur İttifakı’nın adayına oy verdi. Eski ülkücü diye isimlendirilenler zaten 24 Haziran seçimi öncesi bizden kopmuş kişiler.

Yavaş’a verilen oyla içinde kesinlikle MHP’nin oyu yoktur diyebilir misiniz?

Seçmen davranışlarını tam olarak analiz etmek lazım. İttifaka sadık olarak hareket ettik. Genel merkez yöneticilerimiz, milletvekillerimiz, teşkilatlarımızla birçok yerde beraber de çalıştık.  Özel olarak MHP’den şu kesim oy vermedi diyemeyiz ama genel anlamda, ekonomik sıkıntı nedeniyle tepki vermek isteyenler olmuş olabilir. Her görüşten olabileceği gibi, AK Parti’nin ve MHP’nin de kendi seçmeninden oy alamadığı olmuştur. Ama genel olarak ittifaka sadakat kesinlikle sağlandı.

Mehmet Özhaseki yanlış bir aday mıydı?

Kayseri’de uzun dönem belediye başkanlığı ve sonrasında bakanlık yaptı. Liyakatine ve tecrübesine bakıldığında, Ankara Büyükşehir Belediyesi için çok uygun bir isim. Ama tabi Ankaralılara kendini anlatabildi mi, aradaki fark neden kaynaklandı detaylı analizde çıkar. Önemli olan yerel seçimlerde adayların ilk etapta yapacağı projelerdir. Bu anlamda da epey önemli projeler açıkladı. Sorunuza tam cevap vermek gerekirse yanlış bir tercih değil ama sonuçta Mansur Bey aldı.

 

"DEVLET BEY’İN SEÇİM SİSTEMİ ÖNERİSİ BÜYÜKŞEHİR
HİZMETLERİNİN TÜM İLÇELERE EŞİT ŞEKİLDE VERİLMESİNİ AMAÇLIYOR"

 

Devlet Bey’in bu seçimden sonra ilginç bir önerisi oldu. “Büyükşehir seçimlerinde öyle bir sistem inşa edilsin ki, sadece Büyükşehir Belediye Başkanı’nı seçelim. O da üstlendiği görev ve yetkiye dayanarak, ilçe belediye başkanlarını belirlesin.” dedi. Sayın Bahçeli neden böyle bir sistem önerdi?

Seçimin ortaya koyduğu bir tablo var. İstanbul’daki 39 ilçenin 24’ünü AK Parti, 1’ini MHP olmak üzere toplamda 25’ini Cumhur İttifakı aldı. CHP ise 14 ilçeyi aldı. Mevcut mevzuatımıza göre, İlçe Meclislerinde seçilenlerden beşte bir oranında Büyükşehir Belediye Meclisine aktarılmış. Daha kesin sonuçlar açıklanmadı ama İstanbul Büyükşehir’de 170 Cumhur İttifakı’nın 130 CHP’nin belediye meclis üyesi olacak. Ankara’da fark daha da açık. 110 civarında Cumhur İttifakı’nın, 35-40 civarında CHP’nin belediye meclis üyesi var. İlçe olarak baktığımda ise, Ankara’nın 25 ilçesinin 22’sini AK Parti ve MHP, 3’ünü ise CHP almış. İstediğimiz kadar yapıcı ve pozitif olalım, bu bir tutarsızlık ve çarpıklığı ortaya koyuyor. Ankara’nın ve İstanbul’un hayrına olan işlerde mutlaka engelleyici olmayız. Önceliği ve bakışı farklı olmasına rağmen neticede aynı partileriz, aynı hedefe odaklanmışızdır ama götürmek istediğimiz yol farklıdır. 

Ama Sayın Bahçeli’nin önerisi belediye meclis üyelikleriyle ilgili değil, ilçe belediye başkanlarıyla ilgili. Bu seçimde Ankara’da Devlet Bey’in dediği sistem gelseydi, Ankara’da 22 ilçeyi normalde kazanacak olmanıza rağmen, kaybetmiş sayılacaktınız...

Genel başkanımızın ortaya koyduğu bu tablo, bir ahenk, uyum ve tutarlılığı işaret ediyor. Yıllarca Çankaya belediyesi ile büyükşehir arasında süren kavgaları herkes bilir. Büyükşehir belediyesi AK Parti’deydi, Çankaya CHP’deydi. Şimdi tablo tersine döndü. 25 ilçenin 22’si MHP ve AK Parti’de. Bu tutarsızlıktır. Genel başkanımızın ifade ettiği konu, ilçe belediyelerini seçim yapılmaksızın büyükşehir belirlesin. Büyükşehir yasası ile zaten ilçelerin yetkileri yüksek oranda büyükşehirlere geçti. İlçe belediyelerinin ise defin işleri, atık toplama ve aktarma gibi işleri yürütmek için yalnızca 5 yetkisi vardır. Büyükşehir belediyesinin zaten ilçelerde su kanalizasyonu, itfaiye ve diğer hizmet alanlarında birimleri var. Mevcut tabloyu da dikkate aldığınızda, seçimi sadeleştirmiş oluyorsunuz.

Türkiye’de seçmen bazen sandıkta kendince demokrasi adına dengeler kuruyor. Büyükşehir’de bir adaya oy verirken, ilçede başka bir adaya, belediye meclis üyeliklerinde başka bir adaya oy veriyor ki, MHP’nin de çok vurguladığı gibi, denge ve denetim olsun. “Çoğulcu bir demokrasi adına bu sistem yanlış olur” eleştirilerine ne diyorsunuz? Ayrıca bu model eyalet sisteminde var diyenler de var...

Denge ve denetim, seçmenin tercihi yine belediye meclisinde yansıyabilir. Belediye başkanlığını bana ama belediye meclis üyeliğini ağırlıklı olarak size verebilir. Önemli olan hizmetlerin o veya bu nedenle aksamaması. Büyükşehir belediye başkanı bir anlamda tüm ilçelerde oy aldığına göre, bu ilçelerle ilgili hizmetleri yürütebilmek için kendi belirlediği kişilerin görevlendirebilir. Eyalet sistemine gelince, asla öyle bir şeyin söz konusu olması mümkün değil. MHP’ye zaten böyle bir soru sormak da uygun değil. Genel başkanımızın ortaya koyduğu hizmet odaklı bir ifadedir. Büyükşehir belediye başkanlarının sağlayacağı hizmetlerin tüm ilçelere eşit bir şekilde verilmesidir.

AK Parti teklifinize sıcak baktığını açıkladı. Direkt görüşmeniz oldu mu?

Resmi anlamda doğrudan bir görüşmemiz olmadı ama Naci Bostancı Bey’in ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kısmi bir açıklaması oldu. Buna çok soğuk bakacak bir siyasi parti düşünmek istemiyorum. Neticede burada vatandaşın mağdur olmaması, hizmet yönünden vatandaşın eşit şekilde yararlanabilmesi hedefimiz.  Ahengi, uyumu, ilçeler arasındaki hizmetlerde eşitliği sağlamak ve sadeleştirme yapmak niyetindeyiz. Büyükşehir Belediye Meclis üye sayısını da belli normlarda, nüfusuna göre bir milyona kadar olanlar farklı, iki milyona kadar olanlar farklı olacak şekilde kademelendirerek daha iyi yönetilebilir ve verimli bir yapı oluşturulabilir.

 

"MHP OLARAK BELEDİYE MECLİS ÜYELİKLERİNDE DE YAPICI,
UZLAŞMACI BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDECEĞİZ"

 

Belediye Meclis üyeliklerinde Cumhur İttifakı’nın ağırlıklı olduğu yerlerde CHP’li Belediye Başkanı’nın çalışmasının önü kesilir mi? Bu anlamıyla bir kriz yaşanır mı?

Kasıtlı bir şekilde, sırf engelleme amaçlı bir şey olacağına ben ihtimal vermiyorum. Tek sıkıntı odaklanılacak konularda farklı bakış açıları olabilir. Ama hizmetin engellenmesi gibi bir şeyin faturası, engelleyen kimse onun partisine çıkarılır. MHP olarak TBMM’de yaptığımız gibi, belediye meclis üyeliklerinde de yapıcı, uzlaşmacı bir anlayışla, önemli olanın insanımıza hizmet olduğunu unutmadan hareket ederiz. Bu konuda da büyükşehir belediye başkanlarına çok görev düşüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ve Belediye Meclisi ile uyumlu çalışma ortamı sağlama, hem Büyükşehirlerde hem de ülke geneli için birlikte hareket edebilme anlayışını gösterebilmeleri gerekir.

 

"İKTİDARI, MUHALEFETİ BİR ARADA
EKONOMİDE BİR ATILIM YAPMAMIZ GEREKİYOR"

 

MHP’nin bundan sonraki gündemi, Türkiye’ye vereceği mesajlar, Meclis’e getireceği yasa tasarıları neler olacak?

Öncelikli olarak, ekonomik ve sosyal konular olacak. Vatandaşımızı bunaltan, tarım, hayat pahalılığı, esnafımızın sıkıntıları, işsizlik gibi sorunları giderici ve refah düzeyini artırıcı politikalar uygulama yönünde çalışmaları başlatacağız. Sahada da bunu vatandaşımız bize ifade ediyordu. “Türkiye’nin sıkıntılarını biliyoruz. Biz yine Cumhur İttifakı’na oyumuzu vereceğiz ama seçimden sonra şu yoksulluğumuza bir çare bulun” diyen çok insanımız vardı. Belli alanlarda yapısal sorunlarımız da var. Bu reformlara odaklanarak ilerlemeliyiz ki sayın Kılıçdaroğlu’nun açıklaması da bu konuda gerçekten müspet. İktidarı, muhalefeti ve hatta sivil toplum kuruluşlarıyla bizim ekonomide bir atılım yapmamız gerekiyor. Önümüzde de dört buçuk yıla yakın seçimsiz bir süreç var. Bu süreyi çok iyi değerlendirip, 2023 hedeflerimize Türkiye’yi ulaştırmalıyız.

Tabii bunu, beka konumuzu da asla aklımızdan çıkarmadan yapmalıyız çünkü bölgemizdeki gelişmeler, sınırlarımızda oluşturulmak istenen terör devleti yapılanması, ABD’nin o terör örgütüne TIR’larla silah vermesi, Suriye topraklarının Amerika tarafından işgal edilmesi, Sudan’da, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmeler gibi tüm dünyadaki meseleleri Türkiye’nin menfaatlerini gözeterek, olabilecek riskleri bertaraf ederek ekonomideki sorunlara odaklanmak gerekir.