Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Kanal İstanbul’a ihalesine giren yatırımcıların parası ödenmezse ne olur? Soru CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sözleriyle gündeme geldi: “Hiç kimse Kanal İstanbul olayına girmesin, ihalesine girmesin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti talan edilecek bir ülke değildir. 83 milyon kişi bir avuç haramzadeye hizmet edecek konuma getirilemez. Diyorlarsa ki biz gireceğiz. Allah'ın izniyle iktidar olduğumuzda bir sefer onlarla ilişkiyi keseceğiz, ülkesiyle de ilişkiyi keseceğiz”

Cumartesi günü Kanal İstanbul Sazlıdere Köprüsü’nün temel atma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışına “Devletlerde devamlılık esastır. Bunlar devlet terbiyesi de görmediler. Siz nasıl devlet yönetimine talipsiniz ya? Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla da alırlar” yanıtını verdi.

BAŞVURU İÇİN SÖZLEŞME ŞART

Peki daha önce Uzanlar ile ilgili şirketlerin Türkiye aleyhine açtığı ve kaybettiği davalar ile gündeme gelen, ABD ile yaşanan F-35 krizinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret ettiği Uluslararası Tahkim Heyeti’ne nasıl başvuruluyor? Önceki dava konularından da anlaşılabileceği gibi Tahkim’e, özellikle ticari ve yatırım uyuşmazlıkların çözümü için başvuruluyor. Başvurunun mümkün olabilmesi için iki tarafın tahkim sözleşmesine ihtiyaç duyuluyor. Tarafların, ticari ve yatırım anlaşmalarını yaparken olası ihtilafı göz önünde bulundurarak uyuşmazlığın mahkemede değil tahkimde çözümü için mutabakata varmaları gerekiyor. Bu sözleşme devlet arasında olabileceği gibi devlet ile şirketler ya da şirketler ile kişiler arasında da olabilir.

BAĞLAYICI VE TEMYİZE KAPALI

Peki bir ihtilafın tahkime gitmesi durumunda, tahkimin vereceği karar bağlayıcı mıdır? Sorunun yanıtı aslında yukarıdaki satırlarda gizli. Taraflar başta imzaladıkları sözleşmede zaten bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda tahkime gitmeyi de dolayısıyla tahkimin kararına uymayı da taahhüt etmiş olurlar. Ancak gerektiğinde kararın uygulanabilmesi ve tahkimin devlet mahkemeleriyle eş görülmesi için tenfiz edilir. Tenfiz, hakem kararının icra edileceği ülke mahkemelerinde gerçekleşir. Tenfiz, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki Birleşmiş Milletler (BM) New York Sözleşmesi esas alınarak ülkelerin iç hukukuna göre yürütülür. 2020 itibarıyla 164 ülke bu sözleşmeye taraf. Dolayısıyla tahkim kararları bağlayıcıdır ve gerektiğinde icraya konu olabilir. Kararlar esastan yani içeriği itibarıyla temyize kapalıdır. Ancak kararların usul yönünden iptali için tahkimin gerçekleştiği ülkede dava açılabilir. Kararın tahkim süresinin sona ermesinden sonra verilmesi, talep dışında bir konu hakkında karar verilmesi, gerekli tebligatların yapılmaması gibi usul ile ilgili durumlarda konu mahkemelerin ilgi alanına girebiliyor.

TÜRKİYE SÖZLEŞMENİN TARAFI

Türkiye, Dünya Bankası tahkim kurumu olarak tanınan ICSID’ın temelini oluşturan Washington Konvansiyonu’na 1988 yılında taraf oldu ve uygun bulma kanunu 6 Aralık 1988 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak 2 Nisan 1989’da Konvansiyon yürürlüğe girdi. Türkiye bugüne kadar 66’sı yürürlükte olmak üzere 82 devlet ile konvansiyonun uygulanabilmesi için karşılıklı rızayı da içinde barındıran yatırım anlaşmaları imzaladı.

Türkiye bugüne kadar 12 kez ICSID nezdinde dava edildi. Sonuçlanan 8 davadan 2’sinde Türkiye aleyhine karar çıktı.

PSEG Gloal Inc. Davası: PSEG Global Inc. /New Jersey [PSEG], ABD; North American Coal Corporation/ Delaware, ABD [N. American Coal] ve PSEG Global Inc. tarafından kurulan Konya Ilgın Elektrik Üretim ve Ticaret Limited Şirketi/Türkiye [Ilgın Elektrik] 2 Mayıs 2002’de Türkiye aleyhine ICSID nezdinde açtığı dava. PSEG, Hükümetin taahhütlerinden doğan meşru beklentilerin yerine getirilmediği, yaptırımların kötü niyetle uygulandığı, adaletsiz, keyfi ve haksız bir uygulamaya maruz kalındığı, T.C Anayasası'nın 48. Maddesine aykırı davranıldığı, egemenlik hakkının kötüye kullanıldığı iddialarını öne sürdü. Türkiye ise karşılık olarak, yap işlet devret (YİD) anlaşmaların yatırımcının koşullarına uyarlanmasının söz konusu olmadığını; aksine Yap-İşlet-Devret Anlaşmaları’na uymakla mükellef olan davacı yatırımcının bu yükümlülüğünü ihlal ettiğini savundu. Hazine garantisinin henüz üzerinde uzlaşılmayan bir nokta olduğunu ve davacıda meşru bir beklenti yaratmasının doğru olmadığını ve sanki uzlaşılmış bir anlaşma gibi algılanmasının hukuken korunmaması gerektiğini söyledi. Davayı kaybeden Türkiye, 9 milyon dolar tazminat ödemeye ve yargılama giderlerinin %65’ini karşılamaya mahkum edildi.

Motorola Credit Corporation Inc. Davası: ABD kökenli yatırımcı Motorola Credit Corporation Inc. ve Nokia Corporation şirketleri 28 Aralık 2004 tarihinde, ICSID’e Türkiye aleyhine tahkime gitmek için başvuruda bulundu. Dava sonucunda Türkiye, Motorola’ya 1.5 milyar $’ın üzerinde ödeme yapmayı kabul etti.

Libananco Holdings Co. Limited Davası: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2003'te Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) başvurusu üzerine, Uzan Grubu'na ait Çukurova (ÇEAŞ) ile Kepez elektrik şirketlerine el konulmasından kaynaklanan ve Güney Kıbrıslı Libananco Holdings Co. Ltd. şirketinin, ÇEAŞ ve Kepez'e ortak olduğunu ve el koyma kararıyla mağdur edildiğini iddia ederek, 2006'da Türkiye aleyhine Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi'ne (ICSID) başvurmasıyla başlayan dava Türkiye lehine sonuçlandı.

Cementownia “Nowa Huta” S.A Davası: Kepez ve ÇEAŞ hissedarı sıfatıyla mağdur olduğu iddiasıyla Türkiye’yi mahkemeye veren Polonyalı Cementownia Nowa Huta’nın 4.6 milyar dolarlık tazminat talebi reddedildi. Uzanlarla bağlantısı saptanan şirketin, Türkiye’ye bu dava için yaptığı tüm harcamaların faiziyle birlikte ödemesine de karar verildi.

Europe Cement Investment & Trade S.A Davası: Polonyalı şirketin açtığı Libananco ile Cementownia’nın devamı niteliğindeki bu dava da Türkiye lehine sonuçlandı.

Saba Fakes Davası: Ürdün asıllı Hollanda vatandaşı Saba Fakes’in Telsim’in Vodafone satışı nedeniyle zarara uğradığı iddiasıyla Türkiye aleyhine açtığı dava reddedildi.

Alaplı Elektrik B.V. Davası: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Alaplı Elektrik şirketi arasında 1998’da Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde 120 MW kurulu gücünde doğalgaz çevrim santralı kurulması ile ilgili imtiyaz sözleşmesi imzaladı. 2000 başlarında Bakanlığın sözleşmelerden ‘Hazine garantisinin’ kaldırılması ve projelerinin ‘Özel Hukuka tabii Sözleşmeye’ dönüştürülmesini istemesi üzerine, Alaplı Elektrik şirketi finans bulmasının güçleştiği ve projeyi gerçekleştiremediği, dolayısıyla 100 milyon dolar zarar ettiği iddiası ile 2002’de ICSID (Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi) nezdinde tahkim davası açtı. Bakanlık bu iddiaları red ederek, “projenin gerçekleştirilmesi için her türlü iyi niyetin ve gayretin gösterildiği, 2002 sonuna kadar santralın devreye girmesi durumunda hazine garantisinin geçerli olduğu, aksi durumunda ise TEAŞ tarafından alım garantisinin olduğu ve bunun kendilerine bildirildiği, şirketin bu teklifin kabul edildiği ve santralın 2002’den önce tamamlanıp devreye alınacağının kabul edildiği” görüşlerini savundu. Bu dava da, Türkiye lehine sonuçlandı.

Tulip Real Estate and Development Netherlands B.V. Davası: Dava, Hollanda’da kurulu Tulip Real Estate şirketinin Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Emlak Konut) ile ortaklık içinde İstanbul’da geliştirdiği bir gayrimenkul projesinin sözleşmesinin Emlak Konut tarafından işin süresinde tamamlanmadığı gerekçesi ile feshedilmesinin Türkiye’nin yükümlülüklerini ihlal ettiği iddiasına dayanıyordu ve 280 milyon euro tazminat talep ediliyordu. Yargılama sonunda hakem heyeti Hollanda şirketinin tüm taleplerini reddederek ilgili anlaşmanın Türkiye tarafından ihlalinden söz edebilmek için, dava konusu eylemin devletin egemenliğinden kaynaklanan bir davranış olarak nitelendirilebilmesi gerektiğini belirtti.