HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere'de Cambridge Camii açılışında davetlilere hitap etti. Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan mesajlar şöyle:

Kökeni, vatanı, ten rengi farklı olsa da kalbi bizimle çarpan Müslüman kardeşlerime selamlarımı iletiyorum. Avrupa'nın ilk çevre dostu olan ibadethanesi olan Cambridge Camii'nin açılışında sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. Rabbime sonsuz hamdü senalar ediyorum. Sevincimize ortak olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şahsım milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Biz bugün Cambridge'de sadece bir caminin açılışını yapmıyoruz. Her taşı, her nakışı ile çatışmayı reddeden abidevi bir eseri buraya armağan ediyoruz. Türk kökenli vatandaşlarımız ve s soydaşlarımız başta olmak üzere Birleşik Krallık'taki tüm Müslümanlara hayırlı olmasını diliyorum. Geçen yıl hayata veda eden Camimizin mimarı David Marks beyefendiyi minnetle anmak istiyorum. Baraka kızımız bir taraftan amansız hastalıkla mücadele ederken diğer taraftan camimiz için bağış toplamıştı. Baraka evladımızın toplandığı bu bağışlar camimizin kadınlar mahfilinde kullanıldı. Onun hatırasını yaşatmak için buraya Bereket Odası denildi. Rabbim Baraka kardeşimizle birlikte diğer yardımseverlerin hayrını dergahı izzetinde kabul etmesini niyaz ediyorum. Cambridge Camii gerçekten güçlü dayanışma ve işbirliğinin ürünüdür. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı olmak üzere farklı kurumlarımızın çok büyük payı var. Projeye iştirak eden sayın Abdülhakim Murad ile Yusuf İslam kardeşimizi, mütevelli heyetini tebrik ediyorum. Zeynep kızımızı da ihmal edemem. Çok koştu, beni de koşturdu, sağolsun, varolsun. Üstad Hüseyin hattatımıza ve özellikle Kutlu hocamıza teşekkür etmeden geçemeyeceğiz. Hüseyin Kutlu üstadımızın tüm eserleri kendisini anmamıza vesile ediyor. Allah uzun ömürler versin, inşallah nice eserlerikte birlikte olalım. Burada ciddi manada marangozlarımızın eserlerini görüyoruz.

"CAMBRIDGE CAMİİ ÇEVRE HASSASİYETİYLE BİR İLKİ TEMSİL EDİYOR"

Burada çivi yok, sordum. Gördüğünüz gibi ahşap işler birbirine geçme şeklinde yapıldı. Tabii tarih de buna şahitlik edecek. Ağaç işçiliğinin şaheserlerinden biri olan ve bu alanda birçok ödüle layık görülen Cambridge Camii 1300 kişi kapasiteye sahip. Gerçek anlamda bir kültürel zenginliği yansıtıyor. Külliyede sergi, konferans salonu, derslikler, anne-çocuk alanı ve kafetarya gibi birçok sosyal donatı da bulunuyor. Cambridge Camii çevre hassasiyetiyle Avrupa'da bir ilki teşkil ediyor. Hava kaynaklı ısı pompaları, aydınlatma ihtiyacını azaltan çatı ışıklıkları, yeşil çatısıyla teknolojinin en son imkanları kullanılarak inşa edilen bu ibadethane aynı zamanda Avrupa'nın ilk çevre dostu camisidir. Caminin külliyesi misafirperverlik geleneğimizi bu topraklarda yaşatmaya adaydır. Caminin ön bahçesi hem cennete hem de dünya hayatının güzelliklerine atıflar yapan özgün bir anlayışla düzenlenmiştir. Çok kültürlülüğünün yanısıra tüm dünyada eğitim öğretimle anılan markalaşmış bir şehirdir Cambridge. Bu ibadethanenin yükselen İslam karşıtlığına da en güzel cevap olacağını düşünüyorum. Ayrımcılığa karşı dayanışmanın timsali olan bu cami gelecekte vahdetin, muhabbetin ve barışın merkezi olmayı sürdürecektir. Medeniyetimizin zerafetini yaşatan bu eserin Birleşik Krallık'ta yaşayan vatandaşlarımız ve müslüman kardeşlerimiz için iftihar vesilesi olacağına inanıyorum.

"İBADETHANELER BOMBALANIYORSA ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR DEMEKTİR"

NATO zirvesiyle ilgili toplantılarımızı yaptık, dün akşam bitirdik, bugün de Cambridge Camii'nin açılışı için buradayız. Anlamlı bir buluşma oldu. İnşallah bu buluşmanın gerisi de çok farklı gelecektir diye düşünüyorum. Asırlardır insanlığı birarada tutan değerlerimizin daha önce hiç olmadığı kadar tehdit altında olduğunu görüyoruz. Demokrasinin beşiği olmuş ülkelerde ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığı adeta zehirli bir sarmaşık gibi. Evler, işyerleri, ibadethaneler hemen her gün ırkçıların, faşist grupların hedefi oluyor. Sadece başörtüsü taktıkları için müslüman kadınlar sokakta, işyerlerinde tacize uğruyor. Bu eylemden sadece Müslümanlar değil Museviler, siyahlar, diğer kesimler de nasibini alıyor. Camilere ve ibadethanelere yönelik saldırılar akıl almaz boyutlara ulaştı. Yeni Zelanda'da camilere, Sri Lanka'da kiliselere Amerika'da sinagoglara saldırılar oldu. Yüzlerce masum insan hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı. Savaşta bile dokunulmayacak yerlerden bir tanesi ibadethanelerdir. Tarih boyunca ibadethanelere sığınan insanların canı, malı, namusu hep korunmuştur. Bir yerde ibadethaneler bombalanıyorsa, sivciller vahşice öldürülüyorsa insanlık için alarm zilleri çalıyor demektir. Terörün sadece ülkemizin değil tüm insanların ortak sorunu olduğunu söylüyoruz. İslam, kelime anlamı silm yani barış olan dinin terörle yanyana getirilmesinin yanlışlığına dikkat çekiyoruz. Terörle islam kelimelerini yanyana getiremezsiniz. İslamın içinden veya müslümanların arasından bir terörist çıkıyor diye İslam'ı lekeleyemezsiniz, islami terör diyemezsiniz. Şu anda Cumhurbaşkanı olduğum Türkiye DEAŞ'a karşı dünyada en büyük mücadeleyi veren ülkedir.

"İSLAM'DAN TERÖRİST ÇIKMAZ! MÜSLÜMANLARDAN TERÖRİST OLMAZ"

Ciddi manada şu anda cezaevlerimizde DEAŞ'lılar vardır. Sadece Suriye'nin El Bab'ında 3 bini aşkın DEAŞ'lıo etkisiz hale getirdik. Çünkü DEAŞ'lının İslam'la alakrası yoktur ve onlar bizden değildir. Müslüman terörist olmaz ve İslam'dan terörist çıkmaz. Birilerinin ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı İslami terör yaftasını kabul etmiyoruz. Ne terörün ne de teröristin iyisi kötüsü yanlışı içerisine giremeyiz. Teröristin hepsi kötüdür, terörizm tamamıyla kötüdür, lanetlenesi bir eylemdir. Coğrafyamızı gözyaşına aboğan teröristler DEAŞ, PKK, FETÖ'de olsa aynı zihniyetin mensuplarıdır. Adı sanı ideolojisi ne olursa olsun bunların tamamı kana susamış vamphirlerdir. İnsanlıktan çıkmış canilerdir. Londra köprüsünde sivilleri öldürenlerle, sinagoglara, kiliselere saldıranlarla ülkemizde 15 Temmuz gecesi 250 kişiyi şehit eden FETÖ'cüler arasında hiçbir fark yoktur. Aralarında çocukların, öğretmenlerin, doğmamış bebeklerimizi katleden PKK'lılara nasıl bakıyorsak DEAŞ'lılara aynı şekilde bakıyoruz. Tüm dostlarımızdan teröre karşı daha yoğun ve ilkeli mücadele bekliyoruz. Her türlü eylemi kategorik olarak reddetmek ve buna karşı çıkmak mecburiyetindeyiz. Siyasi ve dini liderlerin bilhassa da medyanın bu süreçte sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerekiyor.

"İNSANLARIN FAKİR, ZENGİN, SİYAH, BEYAZ OLMASININ ANLAMI YOK"

Batılı siyaset ve medya kuruluşlarından Müslümanları veya diğer inanç mensuplarını ötekileştirecek, dışlayacak, suçlayacak beyanlardan uzak durmasını bekliyoruz. Türkiye olarak bu inancı destekleyen Birleşik Krallık makamlarına her türlü desteği sürdüreceğiz. Her cami Allah'ın El Cami isminin yeryüzündeki ismi ve tezahürüdür. İbadet için gittiğimiz camiler bizi birleştirir. Günlük hayatın mücadeleleriyle nasırlaşan kalplerimizi yumuşatır. Bu mukaddes makamlar bize kulluğumuzu, bu dünyadaki varoluşumuzu hatırlatır. Bu kubbe altında zengin, fakir, işçi, işveren, Arap, Türk, Kürt, Afrikalı, Asyalı olmanın hiçbir önemi yoktur. Hepimiz aynı saftayız. Zengin, fakir, Arap, beyaz var mı? Burada olmadığı gibi işte meydanlarda, sokaklarda da olmamalıdır. İnsanların etnik kökenlerinin dillerinin, siyah veya beyaz oluşlarının hiçbir kıymeti yoktur bu çatı altında. Allah katında hepsi eşittir, kardeştir. Camilerimiz tüm insanların birliğinin sembolü, tüm müslümanların kardeşliğinin nişanesidir. Camiler peygamber efendimizden bu yana aynı zamanda öğrenmenin de merkezi olmuşlardır. Burada gerek cemaati gerekse onların yavrularını eğitip, yetiştireceksiniz. Yoksa 5 vakit namaz kılmak gayet kolay. Burada halkalar oluşturacaksınız, çocuklara, yavrulara gerekli ilimleri burada vereceksiniz.

"GAYRİMÜSLİM DOSTLARIMIZ BURAYA ÇEKİNMEDEN GELEBİLİRLER"

Evlerimizin neşesi, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı camilerimize daha çok getirmeliyiz. Hanım kardeşlerimizin buralardan daha fazla istifade etmelerini sağlamalıyız. Gayrimüslim dostlarımızın buralaya çekinmeden gelebilmelerini temin etmeliyiz. Burada atalarımızın her caminin taç kapısına nakşettiği şu ayeti kerimeyi hatırlatmakta fayda görüyorum. Rabbimiz 'oraya selamla ve güvenle giriniz' Çağları aşan bu çağrı sadece Müslümanlara değigl size, bize tüm insanlığadır. Burada dışlanmaya, nefrete asla yer yoktur. Cambridge'de yaşayan tüm dostlarımızın buraya huzuru kalple gelmelerini rica ediyorum. Sözlerimi Yunus Emre'nin şu dizeyle bitirmek istiyorum.

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Rabbim hepimize bu duygulara mütenasip bir hayat yaşatsın diye dua ediyorum. Birleşik Krallık makamlığına misafirperverlikten ötürü teşekkür ediyorum.